15 haziran 2008 genelkurmay basin aciklamasi

1.

esasında 14 haziran'ın son saatlerinde yayınlanmış ama ajanslara 15 haziran'ın ilk saatlerinde düşmüş açıklama.
taraf gazetesinin osman paksüt-ilker başbuğ görüşmesiyle ilgili yayını ve bununla ilgili dönen senaryolara cevap vermek amacıyla yayınlanmış.

metin şöyle:
geçmişte olduğu gibi, bir süredir bazı basın ve yayın organlarında ve kaynakları meçhul internet sitelerinde, türk silahlı kuvvetlerine ve onun ömürlerini vatana ve millete adamış komutanlarına karşı maksatlı ve seviyesiz bir karalama kampanyasının başlatıldığı derin bir üzüntü ile izlenmektedir.

bu kampanya kapsamında, komutanların medeni dostluk ilişkileri çerçevesindeki görüşmeleri, kamuoyuna gizli ve amaçlı buluşmalar gibi sunulmaktadır. açıklanması suç teşkil eden kişisel sağlık bilgileri, yasal olmayan yollarla elde edilerek gazete manşetlerine taşınmaktadır. hiç bir izan ve insaf ölçüsüne sığmayacak kadar bayağı ve saldırgan olan bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

ayrıca, bu maksatlı haberlerle bağlantılı yorumlarda, olağan bir görüşme; "asla suça bulaşmaması gerektiği halde suça bulaşmış iki kurumun iki önemli mensubu gizlice (!) buluşuyorlar" şeklinde verilmekte ve "haber kaynaklarımız genelkurmay'ın içinden" denilerek etik olmayan yollara başvurulmaktadır.

şüphesiz, bu tür yaklaşımlara karşılık yasal yollara başvurulacaktır. bu kişiler ve kurumlar; işlerine geldiğinde yargıyı öven, işlerine geldiğinde yargıya saldıran kişi ve kurumlar olup, türk silahlı kuvvetlerine ve onun mensuplarına yaptıkları saldırıların hesabını yine yargı önünde vereceklerdir. türk silahlı kuvvetleri, bu tür saldırılara karşı mücadele azmini yasalardan ve yüce türk milletinin sağduyu ve güveninden almaktadır.

türk ulusuna saygı ile duyurulur.

________________________
şimdi açıklamaya eğilelim biraz;

"komutanların medeni dostluk ilişkileri çerçevesindeki görüşmeleri, kamuoyuna gizli ve amaçlı buluşmalar gibi sunulmaktadır."

bu "medeni dostluk" kelimesinin de üzerinde durmak lazım aslında ama asıl mevzu burda şu "gizli"lik meselesi. madem gizli değildi de neden osman paksüt haber ilk yapıldığında görüşmeyi reddetip güneş artık balçıkla sıvanamayacak konuma geldiğinde "evet, görüştük, ne var bunda?" demek zorunda kaldı? madem gizli değildi de siz neden gizleme ihtiyacı hissettiniz?

"yasal olmayan yollarla elde edilerek gazete manşetlerine taşınmaktadır."
madem yasalara, hakka hukuka bu kadar saygılısınız; darbe günlükleri ayan beyan ortaya çıktığında içinizdeki bu gladio kırıntılarını, darbe sevdalılarını neden yargı önüne çıkarma cesaretini göstermediniz? madem hukuka bu kadar saygılıydınız; şemdinli iddianamesi ilk hazırlandığında yaşarım paşam nasıl "bu bir hukuk cinayetidir" deme cüreti gösterebildi? daha soruşturma sonuçlanmadan iddianameyi hazırlayan savcının ayağı nasıl bir anda kaydırıldı? bu memleketin bazı savcıları, yargıçları ne derse "herkes hukuka saygı göstersin" diyerek anında arka çıkıyorsunuz da; başkaları sizi kovuşturduğunda neden bunun adı hukuk cinayeti oluyor?

"haber kaynaklarımız genelkurmay'ın içinden" denilerek etik olmayan yollara başvurulmaktadır."
çünkü içinizden birinin çıkıp "kral çıplak" demesinden ölesiye korkuyorsunuz değil mi? yüksek askeri şuralarınızda ipe sapa gelmez bahanelerle ordu dışına ittiğiniz adamların dışında içinizde hala vicdan sahibi birilerinin, demokrasiye inanan birilerinin kalmasından ölesiye korkuyorsunuz.
hiç korkmayın paşam, içiniz müsterih olsun. yine bir anket düzenlenir ve siz hala en güvenilir kurum olma özelliğinizi korursunuz merak buyurmayın.çünkü bu halkın yakalandığı stockholm sendromunun tedavisi henüz bulunmuş değil.

   exnihilo   15.06.2008 15:22 ~ 15:23
   #947079
2.

mevzu bahis gazete taraftır.

   economus   15.06.2008 15:24
   #947081
3.

daha önceki bildirilerdeki kamuoyuna saygı ile duyrulur yerine bu bildiride türk ulusuna saygı ile bitirilmiş bildiridir. hocu hayırdır?

   eser   15.06.2008 15:49
   #947094
4.

o haberi yapanları yakalayıp asmayan askeriye sana sözlüğün bu miniminnacık köşesinden selam ederim.

   22 nci yuzyil   15.06.2008 15:53
   #947095
5.

ahmet altan tarafından cevap görmüş bildiridir.

dün, doğan grubunun dört gazetesiyle genelkurmay başkanlığı’nın açıklamasını görünce “ne oluyor” dedim.
önce genelkurmay’dan başlayalım.
genelkurmay’ın açıklamasında benim yazımdan alıntı yapıldığına göre mesele biraz kişiselleşiyor.
en baştan şunu söyleyeyim ki üsluplarından hiç hoşlanmadım.
bunu her kim yazdıysa ya da yazdırdıysa üslubuna biraz dikkat etmeli, babaannemin deyimiyle, “ben sizin ağzınızın kaşığı değilim”, öyle aklınıza geleni yazamazsınız.
kullandıkları kelimelere bakın, “maksatlı, seviyesiz, bayağı, saldırgan.”
bence daha saygılı bir üslup seçmeye özen gösterin.
saygı görmek için saygı göstermek gerektiğini de hatırınızdan çıkarmayın.
şimdi gelelim açıklamanın özüne.
açıklamadaki şikâyetlerinde haklı oldukları iki nokta var.
bir generalin sağlık durumuyla, bir başka generalin yaptığı bir gezideki fotoğraflarının yayınlanmasını eleştiriyorlar.
bizim gazetecilik anlayışımıza göre bu tür haberler ayıptır.
bizim gazetemize bu konularda haber girmez.
girmedi de.
generallerden hiçbirinin özel hayatıyla, ailesiyle, sağlığıyla, seyahatiyle, kısacası kişisel dünyasıyla ilgili haber yapmayız biz.
çünkü bunlar bizi ilgilendirmez.
elimize gelen dosyaların hiçbirini basmadık, basmayız.
ama bir kuvvet komutanı, anayasa mahkemesi’nin üyelerinden biriyle gizlice buluşursa, bunu haber yaparız çünkü bu bütün ülkeyi ilgilendirir.
“suça bulaşmış iki kurum” dememden alınmışlar.
muhtıra vermek suçtur... anayasa mahkemesi’nin anayasayı çiğnemesi de suçtur.
suçlu duruma düşmek istemiyorsanız hukukun çizgileri dışına çıkmayın, yasaları çiğnemeyin.
genelkurmay, “yargı önünde hesap vereceğimi” söylüyor.
ben bu ülkede otuz yıldır yazı yazıyorum, o sanık sandalyesine çok oturdum.
sorun, yazarlar sık sık sanık sandalyesine otururken, suç işleyen generallerden hiçbirinin o sandalyeye oturmaması.
aramızda böyle bir eşitlik oluştuğunda türkiye de düze çıkacaktır, emin olun.
ama en iyisi, hiçbirimizin o sandalyeye oturmadığı, herkesin hukuka saygılı olduğu bir ülke kurabilmektir.
bizim amacımız da zaten budur.
bunun için hukuka uymayan eylemleri eleştiriyoruz.
şimdi gelelim doğan grubunun “dört” atlısına.
bugün radikal gazetesinin manşetini gören okurlarıyla yazarlarının çoğunun utandığını düşünüyorum doğrusu.
çünkü utanç verici bir manşetti.
radikal’e göre, bir kuvvet komutanıyla bir yüksek yargıcın, ülkenin içinde bulunduğu bu şartlarda “gizli” bir buluşma yapmasını haberleştirmek “acemi bir psikolojik savaşmış”, öyle diyorlar.
böyle bir buluşma olmasına değil, bu buluşmanın ortaya çıkarılmasına itiraz ediyorlar.
ve, bunlar da gazeteci.
vatan gazetesi de radikal’e katılıyor manşetinden.
milliyet’le hürriyet ise, bu “gizli buluşmanın” nedenlerini ve içeriğini hiç merak etmeden, bu haberin yayınlanmasının “paksüt’ün izlendiğinin kanıtı” olduğunu söylüyorlar.
dördünün de pek sevimli olmayan bir telaşı var.
belli ki, gerçek gazetelerin “yeni bir 28 şubat’ın oluşmasını” engellemek istemesinden rahatsızlar.
halkın iradesini ve sivil siyaseti devre dışı bırakacak her aranışa destek oluyorlar.
ordunun muhtırası, anayasa mahkemesi’nin anayasayı çiğnemesi onları hiç huzursuz etmiyor ama “gizli” buluşmalar ortaya çıkınca, bu gerçeği gözlerden saklayabilmek için kendilerini parçalıyorlar.
aynı grubun dört gazetesi birden bize ateş ediyor.
bu gazetelerin hepsinin de aynı insana ait olması herhalde tuhaf bir “tesadüf”.
paksüt’ü savunabilmek için sayfalarını ayırmışlar ama fazla telaşlı olduklarından hürriyet’in ankara temsilcisi enis berberoğlu’nun yazısını okumayı unutmuşlar.
berberoğlu, “buluşma” haberinin onlara da geldiğini, paksüt’e bunu iki kere sorduklarında ve paksüt’ün her iki seferde de bunu inkâr edip, yalan söylediğini yazıyor.
anayasa mahkemesi’nin yargıcı, gerçeği ancak bizim gazete bunun haberini yaptıktan sonra kabul etti.
zaten bu gazetelerin yöneticilerini, okuyucularını ve orada çalışan dürüst insanları da üzecek bir çarpılmayla “meselenin üstünü kapatmak” için hareketlendiren de, bizim gazetenin onların sakladıklarını ortaya çıkarması.
yalanı bitirmesi.
bu gazetelerin yöneticileri, bizim gerçekleri yazmamamızı engelleyebilmek için bizimle bir çatışmaya girmek istiyorlar sanırım.
denesinler bence.
dürüstlüğün öfkesiyle, “bükülmüşlüğün” kurnazlığı çarpıştığında kimin kazanacağını görelim.
bakalım kim acı çekecek, kim rezil olacak.
bu ülkede, bazen muhtırayla, bazen yasaları çiğneyen hukukla, bazen ergenekon çetesiyle demokrasi dışı bir darbe gerçekleştirilmeye çalışılıyor.
eski deyimle söylersek, saflar da ayrışıyor.
bizim yerimiz belli.
onların yeri de artık iyice açığa çıktı.
hadi bakalım darbenin “iyi çocukları” gösterin gücünüzü.
bir gücünüz varsa tabii...

   eser   15.06.2008 17:03
   #947153
6.

medeni dostluk ne olaki diye sorular oluşmasına neden olmuştur.biz dostuz canım oturur kkk komutanlığında karı- kızdan, arabalardan falan konuşuruz 1 saat 15 dakika.

ulan dostunla geyik çevrimenin yeri kkk komutanlığımıdır bu nasıl ciddiyet.adamı sivil plakalı zırhlı mercedesle aldıracan gizlice getirecen, kameraları kapattırıp katı boşaltıracan sonra da ne olacak bu fenerin halini konucan" ne iş be.

not: bu entry konuşulanların açıklamada olduğu gibi dostane bir sohbet içeriğinde olduğu varsayılarak yazılmıştır.anlayacağınız yedik kabul ediyoruz.

<bkz: dostunu da al git>

   irticaci   15.06.2008 17:57
   #947201
7.

türkiye'yi yaşanan onca skandala rağmen ileri, çağdaş, gelişmiş ülke sananlara tesir etmeyecektir her zamanki gibi. askerimiz, canımız, mehmetçik sosuyla yedirilir. sen eşek olursan semer vuran çok olur. nasıl olsa en güvenilir kurum. her türlü kirden münezzeh, mercek altına alınması teklif dahi edilemeyen yüce bir makam askeriye. hepsinin başında nurdan bir hale var.

   meczup   15.06.2008 19:22
   #947274
 
reklamı kapat

yazdır