ahmed amis efendi

1.

fâtih sultan mehmed han türbedârlarından ve şa'bâniyye tarîkatının son devir şeyhlerinden. ismi, ahmed amiş olup, türbedâr veya türbedar ahmed efendi isimleriyle de tanınır. 1807 (h.1222) de tuna vilâyetine bağlı tırnova'da doğdu. 1920 (h.1338) de istanbul'da vefât etti. kabri fâtih câmii yanındaki kabristandadır.

   ramiz   12.08.2007 12:49
   #604991
2.

doğum yeri olan tırnova'da ilk tahsîlini gören ahmed amiş efendi medrese tahsîlini de orada tamamladı. on dört yaşında tasavvufa alâka duydu. bir şeyhe bağlanmak arzusuyla sâdık efendi adlı bir zâta başvurdu. sâdık efendi onun bu konudaki yüksek arzusunu anlamasına rağmen, tasavvuf yoluna girme zamânının gelmediğini belirtti. bu hususta; "yavrum! sen şimdi git. sonra seni soyu temiz birisi gelip bulacak ve irşad (rehberlik) edecektir." dedi. bu söz üzerine ilim öğrenmeye devâm eden ahmed amiş efendi yirmi yaşına geldiği zaman şa'bâniyye yolunun ibrâhimiyye veya kuşadaviyye kolunun kurucusu kuşadalı ibrâhim efendinin tırnova'ya nâib olarak gönderdiği ömer halvetî'ye intisâb edip, talebe oldu. senelerce ömer halvetî'nin ilim meclislerinde ve sohbetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. 1846 senesinde irşâda yâni insanlara islâmiyetin emir ve yasaklarını anlatıp, talebe yetiştirmeye mezun oldu. 1853 osmanlı-rus yâni kırım harbine tabur imâmı olarak katıldı ve harpte üstün hizmetler gördü.

   ramiz   09.09.2009 14:34
   #1591204
3.

harpten sonra memleketine döndü. bir ara gördüğü bir rüyâ üzerine hocası ömer halvetî'nin izniyle istanbul'a geldi. kuşadalı ibrâhim efendinin vefâtından sonra onun yerine geçen istanbul-fâtih zeyrek civârındaki çinili hamamın sâhibi muhammed tevfik bosnevî efendi ile görüşüp sohbetinde bulundu. sonra tekrar tırnova'ya dönerek bir hamam kirâladı ve muhammed tevfik bosnevî gibi o da hamam işletmeye başladı. bu sırada ayrıca sıbyan mektebi hocalığı da yapan ahmed amiş efendi, muhammed tevfik bosnevî'nin 1866 senesinde vefâtı üzerine tekrar istanbul'a geldi. muhammed tevfik bosnevî'nin önde gelen müridlerinden üsküdarlı hoca ali efendi, rıfat efendi, üsküdar'da nalçacı dergâhı şeyhi mustafa enver bey, kaşkar hükümeti temsilcisi yâkub han ve fâtih türbedârıniğdeli bekîr efendi ile sohbetlerde bulundu. bir müddet sonra tırnova'ya döndü, talebe yetiştirmek ve insanlara vâz ü nasihat etmekle meşgûl oldu. üsküp'te seyyid muhammed nûr-ül-arabî ile görüştü. muhammed nûr-ül-arabî'den icâzet aldı. 1877 senesinde tuna vilâyetinin osmanlılar elinden çıkması üzerine tekrar istanbul'a geldi. niğdeli bekir efendiden fâtih türbedarlığını devraldı ve "fâtih türbedârı" ünvanıyla anıldı. gümüşhâneli ahmed ziyâeddîn efendiden nakşibendiyye yolundan icâzetli olan ahmed amiş efendi tasavvufta mücâhede yolunu değil de sohbet ve telkin yolunu tercih etti. kendisine tâbi olanlardan islâmiyetin emirlerine uyup yasaklarından kaçındıktan sonra sadece sohbet ve muhabbet yolunu seçmelerini istedi. çile ve riyâzet yolunu tercih etmedi.

ahmed amiş efendi bu hususda diyor ki:

"mücâhedâtın, tasavvufî perhizlerin bir kısmını kuşadalı kaldırmıştı. geri kalanını da ben kaldırdım."

   ramiz   09.12.2009 10:05
   #1782992
4.

kendine tâbi olanlara sık sık şu tavsiyelerde bulunur; "istiğfar edin, salevât okuyun, kur'ân-ı kerîm okuyun, her şeyi kur'ân'da bulursunuz." derdi. bu sözleri doğrultusundaki yaşayışı sebebiyle, mensûb olduğu tarîkatın pîri kuşadalı ibrâhim efendi gibi tekkeye ve merâsime îtibâr etmemiştir. kırk seneyi aşan irşâd faâliyeti sırasında tâliplere halvetî ve seyrek olarak da nakşibendî icâzetnâmesi vermiştir.

   ramiz   24.01.2010 12:30
   #1882326
5.

rızk ile ilgili olarak soru soran birine de; "en âlâ rızık mânevî rızıktır. dünyâda eşini bulamaz, işini bilemezsen rahat edemezsin." demişti.

   eussstas   07.02.2010 05:56
   #1920652
 
reklamı kapat

yazdır