aksemseddin

1.

dinin güneşi. türk din bilgini ve hekim. (şam 1389göynük 1459). fatih'in hocasıdır. istanbul'un fethinde bulundu. ünlü sahabi
komutan ebâ eyyub elensari'nin mezarını bulduğu söylenir.

   enigmatic   27.09.2006 14:03
   #56599
2.

hakkında yazılanlar

fethin görünmez mimarı akşemseddin hazretleri

akşemseddin; hazret-i ebûbekir’in evladından, şihâbüddin sühreverdi’nin torunudur. babası şeyh hamza (kurtboğan adıyla meşhurdur) âlim biridir ve oğlunu mükemmel yetiştirir. mübarek, dudak uçuklatacak kadar zekidir. hızlı ilerler ve genç yaşta müderris olur. osmancık medreselerinde talebe okutur. evet yörede hatırı sayılır bir âlimdir, ancak işin hâkikatına varmak ister. bunun tek yolu vardır “ledün ilminde mütehassıs bir velinin” huzurunda diz çökmek.

arar, sorar, istihareye yatar. zihninde iki isim berraklaşır. bunlardan bir tanesi hâlep’te ki zeynüddin hafi hazretleridir. diğeri ankara’daki hacı bayram-ı veli. akşemseddin yakından başlar. önce ankara’ya gider. ancak hacı bayram hazretlerini kapı kapı teberrû toplarken görür ve yıkılır. nedenini, niçinini sormaz bile, oracıktan döner, yürür hâlep’e. ancak yolda gördüğü rüyalarda, nasibinin hacı bayram elinden olduğu işaret edilir. hatta zincirlerle çekilir ki, uyandığında izi vardır boynunda. şaşkınlık ve pişmanlık içinde ankara’ya döner. yüce veliyi orak tırpan çalışırken bulur. mübârek garibin birine yardım eder ki kan ter içindedir. akşemseddin bin pişmandır, boyun büker... ve kavuşur affa.

hacı bayram hazretleri bu mütevazı talebesini çok sever, o'na hususi bir ihtimam gösterir. akşemseddin ayrıca iyi bir hekimdir de. pastör’den asırlar evvel hastalığa sebep olan mikropları ve karantinanın mantığını anlatır. hatta o yıllarda “seretan” adıyla bilinen kanseri teşhis eder.

istanbul’un kuşatıldığı günlerde fatih anadolu’daki âlimleri ordugâha davet eder. hepsi mükemmel insanlardır, ancak akşemseddin’le aralarında anlatılmaz bir muhabbet başlar. nedendir bilinmez bu akça pakça veliyi görünce içi rahatlar. tabiri caizse kanı kaynar.

istanbul gibi bir şehri almak kolay değildir. dev surlar, haçlı yardımları, derin hendekler, aşılmaz zincirler, rum ateşi denen bela ve güçlü düşman. bunlar bilinen şeylerdir ve fatih herbirine tedbir düşünür.

yemeği içmeyi unutur
ancak, bazı komutanlar (ki bir çoğu baba emanetidir) zafere inanmazlar. açıktan açığa “bu devletin askerine, akçesine yazık değil mi canım?” derler, “maceranın sırası mı şimdi?”

genç sultanı bizansla boğuşmak değil, yanındakilerle uğraşmak yorar. yemeyi içmeyi unutur, uykuyu dağıtır. kendini fena yıpratır. geceler boyu ağlar ki yastığı hiç kurumaz. muhasara başlayalı 50 gün geçer, lâkin gözle görülür bir ilerleme yoktur . rumlar yıkılan surları anında yapar, o acaib ateşleri ile zemini değil, suyu bile yakarlar. fidan gibi yiğitler ardarda düşerler toprağa. sultan mehmed kalabalıklar içinde yalnızdır. hatta zaman zaman kuşatmayı kaldırmayı düşünür.

akşemseddin hazretleri onun zihninden geçenleri okur. “sakın ha!” der, “asla vazgeçme!” zira o, müjdeyi hızır aleyhisselam’dan alır. zaferden zerre kadar şüphesi yoktur. şehir düşünce, fatih derin bir nefes alır, büyük güç ve itibar kazanır. genç sultanın şimdi tek arzusu vardır. mihmandârı resulullah hâlid bin zeyd’in kutlu kabrini bulmak.

akşemseddin hazretleri kuşatmanın sürdüğü sıralarda türbenin bulunduğu noktaya bir nur indiğini görür. fatih’i o mahalle götürür. kısa bir murakabenin ardından iki çınar dalını toprağa diker ve kendinden emin bir ifadeyle. “büyük sahabe bunların arasında yatıyor!” der. ancak etraftan “ne malum?” diyenler olur. hatta birileri padişaha akıl öğretirler. “bu dalları başka bir yere diktir bakalım” derler, “ihtiyar molla farkedebilecek mi?” fatih denileni yapar, hatta ilk işaret edilen yer kaybolmasın diye mührünü gömdürür. ama akşemseddin dallara bakmaz bile, ertesi gün milimi milimine ilk gösterdiği noktaya yönelir. hatta bir ara durur “sultanımızın mührü” der, “ne arıyor orada?”

büyük veli bakar, bu mevzu çok tartışılacak, şüpheye mahal bırakmaz. “kazın!” buyururlar. toprağın bir kulaç altından yeşil somaki bir taş çıkar. üstünde kûfi harflerle “hâzâ kabri halid bin zeyd” yazılıdır. kalabalık bir hoş olur. derhal türbe ve mescid hazırlıklarına girişirler.

kaçış
günler geçer, fatih, akşemseddin hazretleri’ne sıkça gelip gitmeye başlar. öyle ki devlet işleri oyuncak gelir gözüne. sarayı, otağı bırakıp döşeği tekkeye sermeye niyetlenir. nitekim bir gün “n’olur” der, “beni de dervişleriniz arasına alın”.

akşemseddin, hani fatih’e baba muamelesi yapan o gül yüzlü muallim birden ciddileşir, celalli bir edayla “hayır!” der, “osmanoğullarının dervişe değil, sultana ihtiyacı var!”
ama sultan mehmed’i iyi tanır. yine gelecek, hem bu kez ısrar edecektir. buna fırsat vermez. pılısını pırtısını toplamadan uzaklaşır istanbul’dan. o yıllarda kuş uçmaz, kervan geçmez bir kuytu olan taraklı’ya çekilir, sonra göynük civarlarına yerleşir, kendi halinde talebe yetiştirir. ama duaları fatih’le birliktedir.

göçemedin gitti yani...
akşemseddin hazretleri birgün oğlunu (4 yaşındaki hamdi çelebi) dizine oturtur. minik yavru bülbül gibi kur’an okur. mübârek bir ara hanımına döner. “biliyor musun?” der, “aslında dünyanın mihneti, zahmeti çekilmez ama şuncağızın yetim kalmasına dayanamam. yoksa çoktaaan göçerdim!” hanımı omuz silker. “amaaan efendi” der, “sen de göçemedin gitti yani.” mübarek “iyi öyleyse!” deyip kalkar. göynüklülerle helalleşir ve mescide çekilir. talebelerine “okuyun” buyururlar. bir ara gözleri kapanır, yüzü aydınlanır. kolları yana düşer ve berrak bir tebessüm oturur dudaklarına. müridleri eve koşarlar “başınız sağolsun.” derler, “efendi göçtü!”

   ghostrider   14.02.2007 18:15
   #217712
3.

fatih sultan mehmed in hocası, mezarı bolu göynüktedir.

   nuni   08.03.2007 19:56
   #254733
4.

eyüp sultan olarak bilinen ebu eyyub el-ensari lakaplı halid bin zeyd'in istanbulun kuşatması sırasında gömüldüğü yeri bulduğu kuvvetle rivayet olunmuştur ki o eyüp sultan, hz. muhammed'i medinedeki evinde misafir etmiştir.sonrasında istanbul kuşatmasına sahabelerle katılan eyüp sultan şehid olmuş ve istanbula en çok yaklaşılan yere defnedilmiştir.bizans kralı mezarı yıktırmak istemiş ve fakat başaramamıştır.bunun üzerine kudsiyet atfedilen mezar istanbullular tarafından korunmuştur.fakat haçlı seferleri sırasında latin istilasında mezar kaybolmuştur.istanbul'un fethi sırasında manevi olarak büyük desteği olan akşemseddin fetih sonrasında gördüğü rüya üzerine mezarı bulmuştur...
bunun yanında tıp alanında çalışmalar yapan akşemseddin yazdığı eserlerde hastalıkların çok ufak canlılar yoluyla ortaya çıktığını belirterek mikropların varlığını belirtmiştir.

   ramiz   08.03.2007 20:09 ~ 02.02.2008 13:28
   #254746
5.

çorumludur kendisi.*

   dejo   13.05.2007 00:15
   #391300
6.

bir rivayete gore;
29 mayis 1453 istanbul un fethi nden sonra sehre fatih le birlikte at ustunde girdiginde sehir halkindan bir kiz elindeki cicekleri (fatih kucuk gosterdiginden) goturup aksemseddin e verir, buna karsilik aksemseddin cicekleri padisahi gostererek ona vermesini soyler..
kiz bu sefer fatih e gelir fakat fatih de aksemseddini tekrar gostererekten "bu zaferin mimari onlardir, cicekleri ona ver" tarzinda bir cumle kurar.

atac: akşemsettin, (1389/1390 - 1460) asıl adı ile şeyh mehmet şemsettin bin hamza, 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir. 1389 yılında şam’da doğmuştur. haci bayram veli’nin müridi ve fatih sultan mehmet’in hocalarındandır. *

   nothingisreal   13.05.2007 00:20 ~ 30.05.2007 21:36
   #391313
7.

her işe besmele ile başla!
temiz ol daima iyiliği adet edin!

dünyanın mutluluğuna mağrur olma!

kimseye kızma eziyet ve cefa etme!

ömrün uzun olsun istersen, kimsenin nimetine haset etme!

kimseyi kötüleyip, atıp tutma!

senden üstün kimsenin önünden yürüme!

dişin ile tırnağını kesme!

çok uyumak kazancın azalmasına sebep olur!

akıllı isen yalnız yolculuğa çıkma!

seher vakti kur'an-ı kerim oku!

daima allah-ü teâlâ'yı zikret!

kendini başkalarına methetme!

namahreme bakma, harama bakmak gaflet verir.

kimsenin kalbini kırıp, viran eyleme!

edepli, mütevazi ve cömert ol!

yanlız bir evde yatmaktan sakın!

velî, insanlardan gelen sıkıntılara tahammül edip katlanan kimsedir. o, toprak gibidir.

toprağa her türlü kötü şey atılır.

fakat topraktan hep güzel şeyler biter.

   prefactus   09.12.2007 19:42
   #763127
8.

osmanlı sultânı ikinci murâd han, hacı bayram-ı velî'yi son derece severdi. fırsat buldukça, sık sık ziyâretine giderdi. bir defâsında, dört yaşındaki oğlu şehzâde mehmed ile berâber hacı bayram'a gelip, elini öptüler. sultan murâd han, sohbet sırasında hacı bayram'a;

"efendim, istanbul'u alıp, kâfir diyârını islâm'ın nûru ile nûrlandırarak, çan çınlamaları yerine ezân seslerinin yükselmesini arzu ederim. bu hususta duâlarınızı beklerim." dedi. hâcı bayram-ı velî;

"allahü teâlâ, ömrünüzü ve devletinizi ziyâde etsin. yalnız, istanbul'un alındığını sen ve ben göremeyiz." dedi, sonra da, şehzâde mehmed ile akşemseddîn'i göstererek;

"ama şu çocukla bizim köse görürler." buyurdu.


*

   eussstas   13.02.2010 19:40
   #1935847
9.

ankara'da, dikmen ilker 1. cadde'de adını taşıyan bir okul vardır.

   giallorosso   02.07.2011 23:33
   #2391663
 
reklamı kapat

yazdır