altay oktem

1.

bazı kişiler tarafından sevilmez ama bu adamı sevdiyseniz eğer hayatınızın önemli bir yerine koyarsınız... bu kitaptan kimse sağ çıkamayacak ve tanrı acıkınca mutlaka okunması gerekli kitaplarıdır...
<bkz: penguen>
* http://www.altayoktem.com

"hiç kimseyi özleyecek kadar çok sevmiyorum kendimi"

   mr writer   09.09.2006 01:08 ~ 01:09
   #35088
2.

hobi olarak yaptığı yazarlıkta bu kadar iyiyse,asıl mesleği olan doktorlukta kimbilir ne kadar iyidir dedirten adam.

   zekeriya beyaz   11.03.2007 14:25
   #258724
3.

cemal süreya'nın, "sizin hiç babanız öldü mü?" şiirini farklı bir bakış açısıyla yeniden yazmış şairdir.

sizin hiç babanız öldü mü?
benimkiler hiç ölmedi, üzgünüm
gittikçe çoğaldılar, birken beş oldular
beşken sekiz, onlardan ummazdım bunu
siz hiç hamama gittiniz mi?
ben bir kez gitmiştim kadınlar hamamına
ennem tutup elimden sürüklemişti
yaşım sekiz, korkum sekizden de fazlaydı
o yüzden o yaşı yaşamadım sayılır
o yüzden hiç babam yoktur desem inanın
kadınlar çok çıplaktı, bakamıyordum
pörsümüştü memeleri, karınları çatlaktı
sizin hiç babanız öldü mü?
benimkiler hiç ölmedi, üzgünüm.

   birbenmiyimperisan   01.06.2007 17:38 ~ 17:41
   #440847
4.

alpay erdem tarafından nihat özdemir'e benzetilen yazar.

   waboose   01.06.2007 17:46
   #440873
5.

kendisi son derece etobur bi kişiliktir.

   saigon   18.07.2007 11:26
   #552183
6.

her hafta penguen dergisinde yazan, kalemi güzel olan yazar.

   pandikatak   18.07.2007 13:07
   #552422
7.

kendisine, şiirlerine, yazılarına ve forumlarına,
http://www.altayoktem.net adresinden ulaşılabiliyor.

   seemsiyah   30.11.2007 02:12
   #747223
8.

sunnetciymis.

yani doktormus da sunnet yapiyormus.

hatta dava acilmis kendisine, bir cocugun cinsel hayatini sonlandiracak derecede damarlarini yaktigi icin lazerle.

gazetelerin yalancisiyim.

   witchorexia nervosa   22.12.2007 00:27
   #781788
9.

karakalem isimli bir dergi çıkartmaktadır kendisi artık. ayrıca facebook isimli icat üzerinden sohbet de edebilirsiniz kendisiyle.

   hicbirine isinamadim ne yazsam   26.12.2007 00:34
   #786891
10.

boğaziçi üniversitesi yanındaki boğaziçi poliklinikte doktorluk yapmaktadır. kendisi dahiliyeci olarak orda bulunmaktadır bu yüzden nerdeyse günün tüm saati ordadır, istediğiniz zaman görebilirsiniz.

   shakabiyana   26.12.2007 00:53
   #786916
11.

fanzin tuccari,
sair! doktor!.. gecen bir haber cikmisti hakkinda, gerisini getiremediler...hatali sunnet ten dolayi tazminat davasi acilmis, bin telesi maddi 150.000 telesi manevi olmak uzere..ne oldu kim bilir..

rögar kapagina dusup olen kucuk kiz icin penguendeki kosesinde ''küçük yaşta ölen kızlar okşanmamış memelerini de beraberinde götürür" cumlesini barindiran bir siir koymustu.

*

   nihao   19.05.2009 13:01
   #1391309
12.

yasakmeyve ve karakalem yazarı.

hatta 2. sayıları da çıkmış.

önceleri tek bi dergiyken artık karakalem yasakmeyvenin bonusu olarak satılıyor olduğundan ararken gazete bayilere yasakmeyve demek gerekiyormuş.

   dory   21.11.2009 12:44
   #1749061
13.

altay öktem (1964)



1964 yılında istanbul'da doğdu. bir askeri okul (kuleli) ve bir tıp fakültesi (trakya üniversitesi) bitirdi. kendini şiire vererek; kimsenin elinden tutmadan zirveye doğru düşmenin yolunu yöntemini buldu. eski bir çocuk, sukuşu, beni yanlış öptüler aslında, çamur şiir ve herşey: oda kırbaç ayna adlı şiir kitaplarının ardından fanzinler, fotokopi afişler ve demoları incelediği şeytan aletleri adlı kitabı yazdı. bütün kerimlerin hayatını filler çapraz gider adıyla romanlaştırdı. şubat 2002'de kargart'da açtığı fanzin sergisinin ardından genel kültürden kenar kültüre: 101 fanzin adlı seçkiyi, şehrin kötü çocukları adlı fanzin şiir antolojisini, hayat bazen çentiklidir adlı kitabında topladığı denemeleri ve aslında saçları siyahtı adlı öykü kitabını ithaki yayınları'ndan çıkardı. bu kitaplarının ardından sokaklar tekin değil adlı şiir kitabı ve tanrı acıkınca adlı romanı yayımlandı. 2004 yılında, içimde bir boşluk var adlı deneme kitabını sel yayınları’ndan çıkardıktan sonra, 2005’te yasakmeyve’den parça tesirli adlı şiir kitabını yayınladı. son romanı bu kitaptan kimse sağ çıkamayacak ise everest yayınları tarafından basıldı. halen düzenli olarak yasakmeyve, hayvan ve penguen dergilerinde yazıyor.

   ziman   19.12.2009 18:50
   #1803782
14.

geri çekiliyoruz



askerleri topla manuel, geri çekiliyoruz

bir baharda bu kadar zafer yeter

aldığımız topraklara kim yerleşecek şimdi

kim ekecek kim biçecek askerleri topla manuel

fazladan kaç bayrak daha dikeceğiz kim bilir

ölüleri gömmek için kaç mezar daha

kaç gök gürültüsü, kaç fırtına, kaç yağmur yağacak

topraklarımıza. geri çekiliyoruz manuel askerleri topla

sırtımızı dönelim belki bir vuran çıkar hayrına

hep yenerek geçmiyor zaman, bak aynı mevsimdeyiz

ne ileri gidiyoruz ne geri kalıyoruz bu pörsümüş hayatta

biten bir savaş başlayan bir savaş biten…

geri çekiliyoruz manuel hayattan ve aşktan

zamandan manuel, zamandar

askerleri topla



(dize, 54)

   ziman   19.12.2009 18:52
   #1803785
15.

açık kalp ameliyatı

hepimize yeter bu aşk aralık tut kalbini
üşürsen temmuz tut, kar tanesinin
yumuşacık süzülüşü gibidir sevişmek bu kalabalıkta
her aşk biraz yaklaşmaktır kansız bir cinayete
her aşk taslaktır, tasadır belki de
yalnızca 5'i olan bir saate bakıp bakıp
ağlamamaktır, tutmaktır kendini boşalırken bile
kaybolan ya da ne bileyim güpegündüz çalınan
kum saatidir, çingene sesidir, hepsidir.

neşter girdi mi kalp guguklu saatin
ötmesini öğretir zamana; hasrettir zaman
kırılan aynaya. hepimize yeter bu aşk
neşter yetmez ama; tahta bir kazık, kızgın yağ
bir poşet tiner, yeni çekilmiş
ayak tırnağını yalamaktır
kapana uzatmaktır dilini
işlenmemiş suçları itiraf etmektir aşk

herkes birbirine fazla narkoz versin lütfen
rica ederim zorluk çıkarmayın baltaya
korkuluklara saygılı olun mesela, tırmanmayın
direklere neye yarar bu; neye yarar ısıtmak
dün ölen bir kadavrayı mor bir aşk uğruna

açık bırakıp bu kalbi ameliyat masasında
resim yapmalı, deli gibi resim yapmalı
kayıp bir turuncu kokusu var havada

   ziman   19.12.2009 18:52
   #1803786
16.

yalnızlık cinayettir

kendime kuytu bir ölüm arıyorum yalnızca kendime
düşlerime sokak kedilerinin gözleri giriyor, korkuyorum
boynunu kendi bileğine dolayıp asılan bir adam
kanını sulandırılmamış alkole banan
sokak satıcıları epey bilir bunu yalnızlık cinayettir

yalnızlık cinayettir bütün notalarda, bütün dillerde
bütün hecelerde, "a" sesinde, re minörde, mors alfabesinde
yalnızlık cinayettir kendi tükürüğüyle
ıslanan bedenlerde eski bir kokudur, yalnızca budur

ıslak paspas kokusudur, gece morudur
bileği tahriş olmuş bir kadının dinmeyen korkusudur
ansızın yakalanmasıdır bir kuşun kapana
trenin gecikmesidir istasyona yalnızlık cinayettir

sevişirken kramp girmesidir, ölürken birdenbire
sıçramaktır başka bir zamana, kadeh tutarken
elinin titremesidir, sesinin duyulmasıdır susarken
karnına saplanan bıçağı sevmektir yalnızlık cinayettir

cinnettir

kendime kuytu bir ölüm arıyorum çok iyi biliyorsun bunu
düşlerime kalabalık bir cadde giriyor. korkuyorum
saçlarını sırtından sallandıran kadınlar kadar
uzayıp gitmesi kadar bir aşkın telaşla
yanlışlıkla, su katılmamış bir sevişmenin ardından
ters yakılması kadar sigaranın, benim kadar
yani ellerim kadar, bedenim kadar, düşüncelerim
sırlarım, kaçışlarım kadar saçmadır yalnızlık cinayettir

cennettir

kendime kuytu bir ölüm arıyorum çok görüyorsun bunu
bütün delillerimi yaktım, beni ötelere götürecek
yollardan zaten uzaktım
her kadına yeni, bir zevk, her kadına
yeni kurulmuş tuzaktım bütün delillerimi yaktım
sonrası yok. sonrası çok gizli bir fotoğrafın arabı
yüzümüz siyah ve anlamsız, dışımız beyaz ve derin
sanki bir diktatör anıtı, kan akıtan bir nehir
işlenmemiş suçlarımız sanki yalnızlık cinayettir

cennettir
cinnettir
cinayettir.

zaman doldu
artık gidiyorum arkama bile bakmadan
arkaya bakmak çok eski huyudur
bazı çirkin adamların
zaman doldu
artık gizlemiyorum kendimi çok kadınla seviştim çoğu buluttu
basbayağı buluttu bildiğimiz buluttu dağılıp gidiyordu ben ço-
ğalttıkça
bir akşam usulca girdim kanıma
kendim karar verdim hep kendim karar verdim
yanlış da olsa sevdim pişman değilim, neden olayım?
bir akşam; üç gün üç gece poker oynamıştım
ne güzel. üç gün üç gece yeterince
içmiştik demek ki onar şişe, belki on beş
yirmi belki de.
abdullah, ah dostum, sevdiğim, çalı yüzlüm abdullah
kaç kurşun sıktı üstüme
yeterince içmiştik. vuramadı
vurdu, ben anlamadım belki de
belki de yavaş yavaş devam ediyorum ölmeye.

   ziman   19.12.2009 18:53
   #1803787
17.

katil bulunana dek her ceset masumdur
solmuş bir çiçek kadar erdemlisin sevişirken
kırılgan ve biraz hafif
bir tüy süzülüyor gözlerinin önünden
zirveye düşer gibi ölüyorsun aniden
aniden paslı bir maymuncukla açılıyor
yüz yıllık kapın
tastamam uyuyor deliğe ayna
çünkü yüzün yansıyor ıskalanmış aşklara

katili bulunana dek her ceset masumdur
herkes geç kaldığı kadar aittir hayata

kolay ölümler yavaşlatır zamanı
ağır ağır soyunursun, göğüslerin uzaklardan bir anı
kanamalı bir ilkbahar sabahı, çarpık
bir hüzünle istasyona yanaşan
buharlı bir kara tren bacaklarının arası

nemli, hep buharlı, isli ve suskun
kanattığı yerden başlar onarılmaya
buruşturup atar geçtiği rayları

katili bulunana dek her ceset masumdur
morardıkça güzelleşir, koktukça çürütür aşkı

kara bir tren kadar seviyorum,
buruşmuş raylar kadar
boğazını parçalayan itinalı bıçağı

(varlık, nisan 2001)

   ziman   19.12.2009 18:54
   #1803792
 
reklamı kapat

yazdır