ask sorusturmasi

1.

otantiğin yeni öyküsü ;

http://otantik-kahraman.blogspot.com/2011/10/ask-sorusturmas

onun şimdi’siyim ve onun sonra’sı olarak devam edersem, gün gelecek, eski bir şimdi’de onun beni bırakacak ve beni bıraktıktan sonra pek de ‘özel’ olamadığım için eksikliğimi hiç de ağır hissetmeyerek yeni ‘bir başkası’nı bulup yoluna onunla devam edebilecek olmasının olumsallığını umursamamayı becerebileceğim belki. herkes, herkesin olabilirdi. iş, bunu kabullenmeye bakar ve değer yiter. eh, birbirimiz için yaratıldığımız falan yok demek ki.

   marcus antonius   02.10.2011 20:38
   #2441540
2.

ğer birlikteliğimiz tamamen tesadüf eseriyse, bunda cezbedici, bambaşka bağlayıcılar aramak için bir kazmaya bir de küreğe ihtiyaç var demektir. ve sonuçta talihsiz define avcıları gibi döneriz, elimiz boş. ya da tesadüf’ü mucizevi bir olgu olarak biçimlendirmeliyiz: “ah, hayat bizi nasıl da karşılaştırdı! menekşeler, lale, aşk, sen ve ben vs.” ama olmuyor, aynı ‘tesadüf’ onu, benim için ‘özel’ olması gereken onu, ben yerine, onun için özel olması gereken ben yerine, herhangi bir rıfat ile ya da seyfettin ile karşılaştırabilir ve rıfat’ı ya da seyfettin’i onun için ‘özel’ kılabilirdi. o halde bu ‘özel’ kelimesi pek spekülatif bir mevkide bulunuyor. felsefe sistemlerini oluşturmakta güçlük çeken bazı metafizikçilerin, mesela ‘saltık’ diye bir kelime savurarak, anlamlandıramadıkları pek çok şeyi, sırf dizge mantıki olarak denkleşsin diye ona oturtmaları gibi bir şey bu. ama saltık nedir deyince, saltık’ın bir açıdan her şey, tüm olumsallık olduğu, öteki açıdan ise hiçbir şey, tümden bir olumsuzlama olduğu ortaya çıkıyor ve aslında bu tam olarak tatmin edici bir ortaya çıkış olamıyor.

   marcus antonius   03.10.2011 22:00
   #2441895
 
reklamı kapat

yazdır