aylak adam

1.

yusuf atılgan'ın c. kod ismini verdiği karakterinin iç dünyasını konu alan romanı.

   plebisit   22.12.2006 15:51 ~ 08.06.2007 20:27
   #152106
2.

yky tarafından basılmış olan miskinleştirici kitap.

   20yirmikaraktergerek   14.02.2007 16:09
   #217511
3.

mufassal kıssa başlarsın garip efsane söylersin.
böyle başladı kitap.
bakalım neler olacak.

   diplomali_balikci   05.03.2007 20:58
   #249934
4.

*
"...sonra o rum kızını öptüm. harbiye'ye yakın caddenin ortası tenhaydı. iki kişiydiler; kolkola gülüşerek geliyorlardı. yanımdan geçerlerken benden yana olanı tuttum, öptüm. yüzü soğuktu. bağrıştılar. öteki,
- terbiyesiz, pis sarhoş, dedi.
kafamı hınçla geriye attım gülerken. gittiler. ne yamansınız dökme kalıplarınızla; bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz. oysa ben sarhoş falan değildim. bir bardak şarap içmiştim yemekte. hem onu öpmemiştim ki soluğumda şarap kokusu duysun. bir sigara yaktım, yürüdüm.
hol sıcaktı. paltomu çıkarırken kaç kere beni yeniden sokağa uğratan o bildik düşünce geldi kafama takıldı. öptüğüm kız bir şey dememişti. yoksa o muydu. niye gitmedim ardından? ötekini kovup konuşmak için ona döndüğüm zaman, "sus, biliyorum," diyecekti. bir haftadır bana akşam yemeklerini aynı lokantada yedirten düşünceydi bu. o geceki kadında oraya uymayan bir şeyler vardı. yemek yiyenlerin, eşyanın ötesindeydi. kalktığı zaman garson pilavımı getiriyordu. kalkmamıştım; başka gece kalkacaktım. kadın gidince bir yarı-bilginin üzüntüsü geldi bana: başka gece yoktu. gelmiyordu. bu gece de gelmedi. belki garsonun yüzünü benden bir hafta önce görmüştü.
sedire oturup radyoyu açtım. piyano dinlemek istiyordum ama yoktu. sanki bütün dünya konuşuyor, dans ediyor, operaya gidiyordu.
şu kutunun içinde bana piyano çalacak birini bulamıyordum. yalnızdım. kapadım kalktım. duvarda "ikindi kahvaltısı" asılıydı: yapma ışıkta bozluğu daha bir boz, kahredici. masanın üstünde sigara küllüğü vardı. biçimsiz. kim koymuş onu kitapların önüne? kaptığım gibi pencereden sokağa fırlattım. kapalıymış, cam kırıldı. karşı apartmanın yüzünde bir perde kalktı; bir kadın kımıldamadan sokağa baktı. yoksa o mu? perde indi. yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?..."

sf. 10/ 11

   plebisit   08.06.2007 20:14
   #456997
5.

kendine neden 'aylak' dendiğini anlamayan, kendi kendi içinde huzuru yakalamış -kendince-, topluma uyum sağlamak için çaba göstermeyen, kendi ibresinin yönelttiği 'doğrulara' koşan canlı modeli...

   kiverg   08.06.2007 20:19 ~ 09.06.2007 13:57
   #457002
6.

zor bir yola fikirleri uğruna baş koymuş adam modeli.

   hadigari   08.06.2007 20:21
   #457006
7.

<bkz: ajdar>

   seytanin avukati   08.06.2007 20:24
   #457010
8.

her şeye "karşı" duran, "karşı" çıkan, "karşı" olan bir adam... aylak adam... bir adı bile yok. "c." diyor yusuf atılgan kısaca.
zor bir karatkter, zor bir yaşam, yalın bir roman...

*

   spatzle   17.08.2007 00:50 ~ 00:51
   #615643
9.

bir süper kahraman adı.*

   vito andolini   17.08.2007 00:53
   #615652
10.

<bkz: hic oy vermeyen yazar> *

   chip   17.08.2007 01:10
   #615714
11.

hala need for speed2 oynayan andavaldir. bilmez undergraund un ne oldugunu, biraksan test drive 2 ye talim eder sabaha kadar, bilgisayarci iyi dedi diye aldigi 512 g-force ekran karti taktirdigi bilgisayariyla.

kaldirimdan yurumez bi de, yolun ortasindan ortasindan gider arabanin teki kicina kadar yaklasip korna calana kadar.

en buyuk hayali kpss yi kazanip devlete dayamaktir sirtini. yaziklar olsun.

   dolmus soforu   17.08.2007 01:18
   #615738
12.

"sevgi dedikleri bu iç karışıklığı, bu özlem mi yoksa? haydi uzat ellerini, somurttuğum zamanlar yaptığın gibi, yanaklarımı tutup ger de güleyim."

   spatzle   03.09.2007 00:39
   #649547
13.

ilgi bekler, kahveye gitmeyen kankiyi hemen siler kılıbık diye, bayramda kandilde kafiyeli hazır mesaj lardan atar herkse, sen cvp vermeyince içerler ,peşine düşer, telefonu açmayınca kalkar evine gelir, görüşmek istememen bir bahane değildir yani, taaa iikokul arkadaşını bulur bu google yardımı ile.

   kardio   03.09.2007 00:47
   #649564
14.

çoğu karakterin temelini oluşturmuş, etkilemiş, ya da en basitinden adından söz ettirmiş çok basit bir kavramdan tamamen sıyrılarak yaratılmış bir kahramanın -c.'nin- dört mevsimini anlatan yusuf atılgan romanı.
gariptir ki, c.'nin öyküsünde problem yaşamadığı, karakterini yaratmada etkisiz kalan tek konu maddiyattır ve bu konudaki rahatlığından bile öyküde bahsedilmez. tüm maddi ihtiyaçların hiçbir mesai harcanmadan karşılanabildiği durumlarda insanı en rahatsız eden şey, tüm bu lükse sahip olmayan diğerlerinin ritüelleri ve tekdüzelikleridir. c.'nin tüm aykırılığının yanında, dünyanın en klasik arayışı içinde olması da saçmadır bence..

   piroman   13.09.2008 01:10 ~ 01:11
   #1028760
15.

atılgan'ın değişik tarzına hasta olunacak yapıtı.

c.'nin dilenciyle konuşmasından çıkarılacak çok şey var (anlatıyım mı, anlatmayayım mı bilemedim) çok etkileyici.

c.istanbul'da gezerken siz de onunla geziyorsunuz. tramvaya biniyor, kahvede oturan insanları onunla birlikte inceliyorsunuz. c.'nin düşündükleri garip gelmiyor ancak hiç normal de değil, sokak isimlerinin nereden geldiğini araştırmayı kendine iş bellemiş bir adam bu. ne bekliyordunuz? aylak işte, babadan paralı...zaten kendine "zenginim" değil, "paralıyım" diyor. incelenecek, üzerinde çok düşünülecek bir karakter.

filmi de var bu muhteşem eserin, ömer kavur 1987'de yapmış. iyi yapmış. zamanında çok tepki toplamış. değmiş.

   cenin   13.09.2008 01:50 ~ 20.01.2010 19:21
   #1028785
16.

aylak olsam. ayrıntılara takılarak, insanlara hayat hikayesi uydurarak yaşasam. seni arasam tramvaydaki insanların arasında, yolda yürüyen insanların arasında. mavi yağmurluklu, mavi gözlü kız olsan sen, bulsam seni. otobüse binecekken yakalasam, kaçırmasam c. gibi. birlikte karşı dursak her şeye, herkese karşı. birlikte aylak olsak. birlikte sinemaya gitsek. birlikte tatile gitsek. birlikte tatlıcıda otursak, suratsız garsondan biz limonata istemeden getireceği günü birlikte beklesek. bir sabah çengelköy'de kahvaltı etsek boğaz'a karşı. zeytin çekirdeğini kemirirken gözlerinin içine baksam, sen bana çay doldururken aynı evde yaşadığımızı, kendi evimizde kahvaltı ettiğimizi hayal etsem. (dünyanın tüm sorumluluklarından, kalıplarından sıyrılmış bir halde aylak aylak, aynı evde...) sonra üsküdar'a gitsek, kayalıklarda birbirimize sarılarak otursak. aldırmasak etrafımızdan geçenlere, ters ters bize bakanlara. konuşma ihtiyacı duymasak, "şimdi konuşmuyorum diye ya sıkılırsa," kaygısı olmasa ikimizin de içinde. sadece birbirimizin varlığıyla duyduğumuz huzurla yetinsek. birden konuşmaya başlasan, bana fuzûli'den bahsetsen, nedim'den bahsetsen. kitaplardan konuşsak sıkılmadan, usanmadan. sonra sinemadan. ben sana tarkovsky'den bahsetsem, chaplin'i anlatsam, sıkılmadan dinlesen. "amaaaaan bırak bu entel muhabbetlerini," cümlesini kurmayan ilk ve tek insan olsan hayatımdaki... binsek bir tekneye, kız kulesi'ne geçsek. hep o hayallerindeki kulenin dibinde oturup ortak aşkımızı, istanbul'umuzu izlesek hayran hayran. sonra beyoğlu'na geçip defalarca turlasak istiklal'i boydan boya. tüm mağazaların vitrinleri önünde dursak, tüm kitapçılara girip çıkmasak saatlerce. ben kitapçıdaki tüm kitapların arkalarına tek tek bakarken bana "yeter artık sıkıldım," cümlesini kurmayan ilk ve tek insan olsan hayatımdaki... sıkılmasan beni sevmekten, sıkılmasam seni sevmekten. hep hayatımda olsan. birlikte geçirdiğimiz böyle güzel bir günün sonunda bir anda yok olup sadece bir hayalden ibaret olduğunu hatırlatmasan bana. artık göstersen kendini. "ben gerçeğim, işte karşındayım, ütopya değilim, gerçeğim," desen. kanlı canlı dursan karşımda. o gözlerinin, o samimi bakan güzel gözlerinin gerçek olduğuna inansam artık. o sevginin gerçek olduğuna inansam. "sen benim her şeyimsin" laflarına gülüp geçmesem, doğruluğuna inanabilsem artık... "seni seviyorum"lara inanabilsem artık...

   pussy wagon   25.11.2008 18:58
   #1095136
17.

"sustu. konuşmak lüzumsuzdu. bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. biliyordu anlamazlardı."

   manicdepressive   31.03.2009 00:25
   #1287084
18.

<bkz: aylak madam>

   maximumdrink   31.03.2009 00:26
   #1287085
19.

yusuf atılgan'nın 59'da yayınlanmış romanının kahramanı c'dir. eserde c'nin sanata, kadına bakışı tasvir edilmiştir. c hiç çalışmayan mesleğin nedir sorusuna ben aylakım cevabını veren ama hiçbir zaman da parasız kalmayan bir adamdır.
roman kahramanının iç sesi yer yer kağıtta vücut bulsada hiçbir oğuz atay kahramanıyla kıyaslanamaz derecede bayaca tutunandır.
oğuz atay ve yusuf atılgan kıyasına girme nedenim boş inanç değil, atay'ın atılgan'a olan sempatisidir. belki aralarında usta çırak ilişkisi olmamıştır ama boynuz kulağı geçmiştir demekten de kendimi geri alamıyorum. velhasıl kelam turgut özben, hikmet benol sayın c'nin feriştahını döver.

hamiş: yazar c'nin bir yılını mevsimlere ayırarak yazar yani dört mevsim olduğuna göre kitap dört bölümdür demek istiyorum.

   ayahumdaya   08.05.2009 21:46
   #1368159
20.

güzel kitap lakin, bir bulantı, veya bir murphy olacak kadar derin değil. anayurt oteli bundan beş gömlek üstündü.

   blockperception   23.07.2009 06:31
   #1502605

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır