babalar ve ogullar

1.

<bkz: babamlar ve oğlumgiller>

   adebayor   12.04.2007 22:57
   #320223
2.

permatik 30 yaşında.

   pinki   12.04.2007 23:08
   #320248
3.

babam ve oğlum filmine de konu olmuş, hem babalar hem oğullar için uzun uzun düşündüren, iç burkan, yürek yakan durum. <bkz: babam ve oğlum>

   redmancubus   13.04.2007 09:37
   #320701
4.

ilişkiler çok anlamlandırılamasa da, bünyesinde apayrı bağ barındıran bir öznel durum.

   bilinmez   13.04.2007 09:47
   #320719
5.

30.01.2008 tarihli evrensel gazetesi'nde yayımlanan bir köşe yazısı.

zaman zaman aklıma takılır, şu aile büyüklerinin, yani annelerin / babaların aile küçüklerini, yani kızlarını / oğullarını ne denli eğittikleri ve etkiledikleri… “kuzguna yavrusu anka görünür,” derler ya, işte o yüzden ben pek fazla derinlere inmek istemiyorum. ama gördüğüm, öğrendiğim, duyduğum olayların sonucunda, özellikle günümüzde, yani şöyle-böyle 50 yıldır (eskisi beni ırgalamıyor, eski, eskidir, defterini dürmüştür) aile büyüklerinin, aile küçüklerinin, eğitimi bir kenar koyuyorum, etkilemediklerini gördüm. birkaç ufak ayrıntı dışında, genellikle durum böyleydi…
türkiye ve bulgaristan’da ufak çapta bir araştırma yapmıştım. hatta bunun sonuçlarını bir kitapçıkta toplayacaktım. ama provokasyona neden olur, diye caydım. bu konuyu zaman zaman yazılarımda dile getirdim. örneğin bulgaristan’da çarlık dönemi’nin ünlü faşistlerinin oğulları, bulgaristan halk cumhuriyeti’nin kurulmasında adları geçen partizanlar olmuşlardı… ülkemizde de böyle olmuştu. ünlü sağcıların çocukları “solcu” olarak sivrilmişlerdi… ya solcuların çocukları?!.. onlar “faşist” ya da “sağcı” olmamışlar, buna karşılık “spor ve müzik meraklısı” olmuşlardı. yani faşistlerin ya da sağcıların çocukları komünist ya da solcu oluyorlar, bunların çocukları da müziğe, spora yöneliyorlardı…
dünya çapında büyük holdinglerde de böyleydi durum, şeriatçıların en güçlülerinde de… işte dünyanın en büyük silah üreticilerinden birinin oğlunun “barış hareketi”nin öncülerinden biri olması gibi. ya da çok büyük bir ülkenin en zengin madencisinin oğlunun tüm mirası reddederek, “sıfır kuruş”la halkın yanına dönmesi…
ya şeriatçılar?!.. dünyanın 3 büyük şeriatçı liderinden birinin oğulları batı ülkelerinde şeriatla kafa buluyorlar…
ben gençlere hak veriyorum, çünkü bir zamanlar ben de gençtim ve o gençler de bir gün benim yaşıma gelecekler ve onlar da gençlere hak verecekler. vermek zorundalar da…
neden böyle oluyor? niçin bu etkileşim sorunu çıkıyor ortaya? belki de evin içinde hiç hissetmediğimiz bir takım dolaylı / dolaysız, gizli / açık baskılardan oluşuyor, bilemiyorum. ama şuna inanıyorum, yaşlılar kabul etmese de, gençler her zaman haklıdır, çünkü yaşlıların yaptıklarını görüyorlar, biliyorlar…
tabii her zaman böyle olmuyor. arada kuralları bozmayan ayrıntılar da çıkıyor…
bir süre önce bir paket geldi bana. içinden şefik asan’ın “barış kültürü” adlı kitabıyla, ömer asan’ın “niko’nun kemençesi” başlıklı öykü kitabı çıktı. kitaplara bakmadan, hemen telefon ettim, teşekkür etmek üzere, ömer asan’a. “şefik asan ağabeyin mi?” diye sordum. babası olduğunu, barış derneği davasını falan söyledi. birden kaynar sular döküldü başımın üzerine. ama sonra kendimi rahatlattım: “ben türkiye cumhuriyeti yurttaşıyım. dünya şampiyonuyum, hani ‘17 günde unuttukları’, için…” unutmam belki de olağandı, çünkü yıllar geçmişti aradan. bunları kendimi aklamam için söylüyorum. önce kitaba göz atsaydım, bu yanlışa düşmezdim…
“barış kültürü” (heyamola yayınları, istanbul, 2007) satırları altını çize çize okuduğum bir kitap oldu. savaşların kökeni, dünya paylaşım savaşları, savaş kültürü, insan şiddet genleri mi taşıyor?, dünya barış mücadeleleri, soğuk savaş yılları, detant (yumuşama) dönemi ve sonrası, atatürk dönemi ve sonrası, türkiye barış derneği…
bu bölümü okurken o günlere döndüm. imza koyduğum için, selimiye kışlasında bir deniz üsteğmeni benim de ifademi almıştı. parklardaki “çimlere basmayınız” tabelasından yola çıkarak savunmamı yaptım. ama garibim üsteğmenin kafası karıştı, iki satırla benim “masum” olduğumu yazdı. benim 3 masa ötemde ibrahim tatlıses de vardı, ifade veren. o ve savcısı da benim söylediklerimi dinliyorlardı… neyse benim savcı, beni kurtardı. çünkü “çimlere basmayınız” konusunu “barış”a nasıl bağlayacağımı ben de bilmiyordum…
şefik asan’ın kitabındaki bölümler sürüyor: abd’nin saldırganlık sicili, abd karşıtı gelişmeler, bağlantısızlar hareketi, dünya sosyal forumu ve barış, yeni dönemin yeni koşulları, dünya kadın hareketi ve barış, sivil itaatsizlik ve barış, barış için entelektüellerin sorumluluğu, büyük barış kültürü projesi, kimler barış istemiyor?, barış kışkırtıcılığına çağrı… bence okunması gerekli bir kitap, hele böylesi “barış istekleri günleri”nde…
baba şefik asan’ın kitabının yanında bir öykü kitabı: ömer asan’ın “niko’nun kemençesi” (heyamola yayınları, istanbul, 2005) başlıklı…
13 öykü var kitapta. kitaba adını veren, “niko’nun kemençesi” adlı ilk öyküsünü birkaç kez okudum ömer asan’ın. bence belgesel bir öyküydü. kişiler, çevre ve zaman…
diğer öykülerinde de var bu. yer yer öykü olarak görmedim, bir yaşantıyı duyumsadım.
bir “tenzile” ya da “trapezunta” da ilk öyküden farklı değil, hem yaşamak, hem anlatım açısından.
iki kitap, biri babadan, şefik asan’dan, “barış kültürü”, diğeri oğuldan, ömer asan’dan “niko’nun kemençesi”… zevkle okudum ikisini de… ama utancım silinmedi.

<bkz: bülent habora>

   ender gelisen udinese ataklari   30.01.2008 19:46 ~ 19:47
   #842422
6.

<bkz: ottsy i deti>

   pedesa   27.04.2009 18:35
   #1344975
7.

ergenliği geçip varlık sebebini merak edenler için tehlikeli kitaptır çünkü avuçları içine alıverir insanı. içerik olarak aşırı felsefi görünmesede, gizliden tokatlar ve "bak aslında bu böyle ama sen şimdi şartlanmış ve biçimlenmiş halinle bunu görsende kabul etmeyeceksin fakat yarın öbürgün anlamsızlığa ve hiçliğe yaklaştığını kendinden göreceksin" deyip bırakır.

tabii ki en acaip notu ;

   yenitara   23.05.2012 10:20 ~ 10:21
   #2518848
8.

<bkz: oğullar ve rencide ruhlar>

   semahat   23.05.2012 11:59
   #2518858
9.

-kadınların arasında serbest düşünenler, özgürlük isteyenler, sadece çirkin olanlardır.

   sere viii   21.09.2012 11:14
   #2556300
 
reklamı kapat

yazdır