babamin aldigi saat de bu kadar olurdu zaten

1.

(bu bir hikaye başlığıdır. "babanın aldığı saatin de bu kadar oluyor olması zaten" gibi bir düzeltme yapılmazsa sevinirim moderasyondaki abiler.)


günlerden pazardı. balkonda oturmuş 32 ekran televizyonumu izliyordum. sonra kapı vuruldu, babamdı. babamın kapıya vuruşunu nerde olsam tanırım. darbuka çalıyormuşçasına estetik vururdu kapıya.

içeri girdi, balkonda bir yere oturdu. çantasından şeffaf poşette bir şey çıkarıp bana uzattı. "al bakayım" dedi. ne olduğunu anlayamadığım bu şeyi aldım. açtım poşeti, içinde bir saat vardı. hediye olduğunu anlayıp teşekkür ettim babama. yanağına bir öpücükle de karşılığını verdim hediyenin.

ilk intibamızda saatin yoldan geçerken alınmış 5-10 liralık bir saat olduğunu düşündüm. öyle görünüyordu çünkü.

o saatin alındığı günün gecesinde saatte çok garip bir şey farkettim. gecenin 3'üydü ve o zifiri karanlıkta bile saate bakınca akrep ve yelkovanın yeri farkedilebiliyordu. yorganın altına girdim, zifiri karanlık bir ortam oluşturup tekrar baktım saate. hala akrep ve yelkovan ışık saçarmışçasına belliydi. saat 3:15'ti.

ertesi gün arkadaşımla buluşacaktım. buluşma yerine gittiğimde arkadaşım "nerede kaldın yahu?" dedi. saate baktım, 15 dakika erken gelmiştim buluşma yerine. sonradan farkettim ki saat 45 dakika geriydi.

"babamın aldığı saat de bu kadar olurdu zaten!" dedim. saati kurmaya başladım. ama o da ne? garip bir ses. bir müzik mi? kulağımı iyice saate dayadım. yelkovanın saniyelik hareketiyle uyumlu, 60 bpm'lik bir müzik çalıyordu saatte. hiç duymadığım kadar enfes bir müzik.

sonra bunları nedense sözlüğe yazmak istedim. şu an saat elimde ve babam bunu bana hediye ettiği için çok mutluyum.

aa, bir saniye burada bir tuş daha var. kırmızı ve üzerinde ünlem işareti var. bakalım basınca ne ol...

<bkz: moleküler transportasyon>

   krater   22.08.2009 13:33 ~ 13:33
   #1552822
 
reklamı kapat

yazdır