1.
sepertopu diye cikmis, 1861'de kanada'da dogan sepettopu oyununun mucidi dr. james naismith'in 14 gunde turettigi basketbol sporunun ilk resmi maci, massachusetts eyaletinin springfield sehrindeki ymca (young men christian association) spor salonunda hazir bulunan 18 dev adamin kollari sivamasiyla oynanmis.
anlamayanadam 04.04.2006 03:17
#1954
3.
hayatımın 14 yılını lise,klüp,üniversite takımı şeklinde dolduran faaliyet.
giray 21.10.2006 20:40
#84780
4.
kanca atışı ve lamba gibi terimleri kullandığımız turuncu yuvarlak top ve yaklaşık bi buçuk metre yukarıya asılmış bir sepetle oynanan oyundur .
vendetta 21.10.2006 20:42 ~ 03.04.2008 20:43
#84784
5.
futbol adlı spordan bin kat daha yorucu ve bin kat daha zekaya gereksinim isteyen spor.
darksun 21.10.2006 20:43
#84785
6.
kanadalı james naismith tarafından 1891 yılında icad edilen spor.
google 27.10.2006 17:44
#91113
7.
futbol oynayanların beğenmediği fakat futboldan daha eğlenceli,yorucu ve zekaya gereksinim duyulan spor dalı
bucali 11.01.2007 11:11
#176898
8.
bu sporu profesyonel olarak oynayanların cogunun eğitim seviyesi yüksektir. ayrıca futbolculara bakılırsa basketçiler afedersiniz ama aldıkları egitimle siker atarlar hepsini ...**
zibidigibi 30.01.2007 01:09
#198130
9.
memet okur sayesinde dahada sevdiğimiz spor.
jeremies 20.02.2007 09:14
#227140
10.
çoğuna göre kızların ve beyazların beceremediği spor dalı..
en fazla 20 kraker 21.02.2007 16:35
#229386
11.
türkiyede' ki algılanış biçimi bir spor olmanın çok ötesinde kültürlü olmanın tenis ve binicilikten sonra gelen biçimi olmasına karşın günümüzde hiphop kültürün etkisi ile dejenere olmaktan kurtulamamış zenci hegamonyasının atletik becerisi ile seyir zevki yüksek aynı zamanda futbolun iki taş ile heryerde oynanma becerisinden farklı olarak okul bahçeleri ve parkların ve kapalı salonların getirdiği okullu bilincini hala üzerinde bulunduran spor dalı...
saholin 19.07.2007 20:25
#556117
12.
türkiye'de ve avrupa'da futboldan sonra en fazla merak uyandıran spor dalı. 10 yıldan fazlamı verdim ama pek te bi işe yaramadı. şimdi anlıyorum ki daha yolun başındayım.
dapda 06.12.2007 13:32 ~ 21:06
#758061
13.
basketbol (ingilizce: basketball - sepet topu), beşer kişilik takımlar halinde elle oynanan ve topu, yüksekliği 3,05 m olan pota adı verilen çemberden geçirerek kazanmaya çalışılan takım oyunudur. tüm dünyada popüler olan bir spor türüdür. ilk olarak 1891 yılında james naismith tarafından oynatılmıştır.
basketbol, abd'nin massachusetts eyaletinde, springfield genç erkekler hıristiyan birliği (ymca) eğitim okulu'nda beden eğitimi öğretmeni olan james naismith tarafından 1891'de yaratılmıştır. atlet ve beyzbolculara kış antremanı yaptırmak amacıyla geliştirilen bu oyunda amaç, tahtadan yapılmış sepetlere topun sokulmasıydı. ilk oynayış şeklinde, 7 kişilik iki takım arasında 20'şer dakikalık üç devre üzerinden oynanmıştır. oyunun asıl hedefini sepetler oluşturduğundan, dr. naismitih tarafından bu oyuna "sepet topu" anlamına gelen basketbol adı verilmiştir.
basketbol, bulunmasından kısa bir süre sonra ymca'yı aşarak bütün okullara, üniversitelere ve hatta semtlerde bulunan cimnastik salonlarına kadar yayılmıştır. gençlerde* bu spora karşı uyanan istek ve heyecanda kulüpleri basketbol şubeleri açıp takımlar kurmaya zorlamış ve böylece basketbol, amerika'nın en popüler ulusal oyunu haline gelmiştir.
basketbolun avrupa'daki ilk denemesi, 1893 yılında paris'in trevise sokağındaki eski bir jimnastik salonunda yapılmıştır. daha sonraları, özellikle birinci dünya savaşı sırasında, basketbolun avrupa'da yayılmasında amerikalı askerlerin büyük etkisi olmuştur. hızla gelişme gösteren basketbol böylece avrupa'da en gözde sporlar arasında yerini almıştır. amerika, 1897 yılında erkeklerde, ardından 1900 yılında bayanlar arasında ilk milli basketbol şampiyonlarını düzenleyerek, bu sporu ülke çapında popüler hale getirmiştir. amerikalılar milli spor olarak benimsedikleri basketbolu, 1904 st. louis olimpiyat oyunları'nda kulüp takımları arasında maçlar düzenleyerek, olimpiyat oyunları'na katılan tüm ülkelere tanıtmışlardır. 1905 yılında dünyanın en büyük spor salonlarından new york madison square garden, kapılarını basketbola açmıştır.
uzakdoğu'da da 1913 yılından itibaren karşılaşmalar yapılmaya başlanmıştır. böylece bu oyun birkaç yıl içinde kanada, fransa, ingiltere, avustralya, çin ve hindistan başta olmak üzere, tüm dünya ülkelerine hızla yayılmış, özellikle büyük kentlerdeki geniş spor alanlarında yapılan üniversiteler arası karşılaşmalar, basketbolun seyirlik spor olarak yayılmasında önemli katkılar sağlamıştır. uluslararası amatör basketbol federasyonu (fıba), uluslararası karşılaşmaları yönetmek amacıyla, 20 haziran 1932'de isviçre'nin cenevre şehrinde isviçre, yunanistan, italya, portekiz, arjantin, romanya ve çekoslovakya basketbol federasyonları'nın işbirliği ile oluşturulmuştur. fıba her dört yılda bir, olimpiyat oyunları'nın düzenlendiği şehirde toplanarak, basketbolu daha çekici hale getirmek için gerekli kural değişikliklerini yapmaktadır.
<gbkzavrupa basketbol şampiyonası> 1935 yılında başlamış olup, 2 yılda bir düzenlenmektedir. amatör bir spor dalı olarak basketbol, ilk kez 1936'da berlin'de düzenlenen olimpiyat oyunları'na dahil edilmiştir. 1951 yılında başlayan erkekler dünya şampiyonası'nı 1953'te bayanlar dünya şampiyonası izlemiş, olimpiyat oyunları'na basketbol dalında bayanlar ilk kez 1976'da katılmışlardır. avrupa ligi ise 1995-96 sezonunda başlamıştır.
basketbol çoğunlukla kapalı salonda oynanır. dikdörtgen biçimindeki basketbol alanının tabanı sert tahtadan yapılır. alanın boyutları değişiklik göstermekle birlikte, ideal boyutlar 28 m x 15 m'dir. oyun alanı bir orta çizgiyle ikiye ayrılır. bu çizginin tam ortasında, orta yuvarlak denen bir daire çizilidir. basketbol alanının karşılıklı olarak kısa kenar çizgilerinde birer pota bulunur. pota, kenar çizgisinden 1,2 m içeridedir ve 1,8 m x 1,2 m boyutlarındadır ve çoğunlukla cam beyazı plastik kullanılır panyalarda. pota üzerinde, yerden 3,05 metre yükseklikte bir sepet bulunur. sepet, 45 cm çapında demir bir çember ile buna asılı, alt kısmı açık, beyaz bir fileden oluşur. basketbol elle oynanır ve atılan top yukarıdan çembere girip fileden geçerek aşağıya düşünce sayı olur. basketbol topunun çevresi yaklaşık 75-78 cm, ağırlığı 600-650 gramdır.
basketbol müsabakaları iki hakem tarafından yönetilir. misafir takım sahayı seçme hakkına sahiptir. her devreden sonra saha değişimi yapılır. oyun, orta saha çizgisinde her takımdan birer oyuncu arasında yapılan hava atışı ile başlar. hava atışına çıkan oyuncular, topu tek elleri ile takım arkadaşlarına kazandırma hedefini taşır. oyun, 10'ar dakikalık dört periyottan oluşur.(bu süre nba'de 12 dakika olarak belirlenmiştir.) beraberlik durumunda uzatma periyodu oynanır. her takım ilk üç periyotta ve uzatma periyodunda 2'şer dakikalık bir, dördüncü periyotta iki mola hakkına sahiptir. ikinci ile üçüncü periyot arasında 15 dakikalık devre arası verilir. hücum eden takım, kendi sahasını 8 saniye içinde terk etmek, 24 saniye içinde de hücumunu tamamlamak zorundadır, aksi halde top kullanma hakkı rakip takıma geçer. oyuncu topla birlikte, top sürme (dribbling), pas atma (passing), şut atma (shooting) aktivitelerini yapma şansına sahiptir. bir oyuncu top sürerken, topu eline alarak durdurursa, tekrar top sürme şansına sahip değildir; topu istediği yöne ve kişiye pas ya da şut atmak zorundadır.
her takım 5 kişiden oluşur ve takımların sınırsız oyuncu değişikliği hakkı vardır. eğer faul hakkını doldurmamışsa, her çıkan oyuncu tekrar oyuna dahil olabilir. bir takımdaki beş oyuncudan genellikle biri post(orta), ikisi guard(point guard,shooting guard) ikisi de forvet(içeriye yardım eden power forvet ve small forvet) oyuncusudur. ayrıca bu 5'linin değişik varyasyonları da görülebilir (1guard,2forvet,2uzun; 2guard,1forvet,2uzun). oyunu bir baş hakem ve yardımcı hakem olarak iki hakem yönetir. her oyuncu beş faulle oyun dışında kalır, tekrar o maç için oyuna dahil olamaz. her oyuncunun bireysel olarak yaptığı faul sayısının toplamı, takım faullerini de belirler. toplamda dört takım faulüne ulaşan takımın daha sonra yaptığı her faul, karşı takıma serbest atış kullanma hakkı kazandırır. hakem tarafından durdurulmadıkça, top potadan veya çemberden dönerse oyun devam eder. ayrıca, oyuncu sahayı belirleyen çizgilerin dışına temas etmedikçe, top oyun çizgilerinin dışına değmeden havadan saha çizgisinin dışına çıksa dahi, oyuncu topu içeri çevirebilirse de oyun devam eder. her sayı atışından sonra veya hakemin düdüğü çalmasının ardından, oyun ve oyun zamanı durur. sayı yiyen takımın pota gerisindeki çizgi arkasından topu oyuna sokması ile hem zaman hem de oyun tekrar başlar. oyun içindeki diğer durumlara göre, hakemin gösterdiği yerlerden, top oyuna sokulur. üç sayı çizgisi içinden yapılan her başarılı atış iki sayı, üç sayı çizgisi gerisinden yapılan her başarılı atış üç sayı olarak değerlendirilir. faullerden veya kural ihlallerinden dolayı kazanılan başarılı serbest atışlar bir sayı olarak değerlendirilir. oyuncular iki durumda cezalandırılır: 1- bireysel kural ihlalleri, 2- faul yapılan durumlar. kural ihlali veya hatası (hatalı yürüme, topun çizgi dışına çıkması, hücum oyuncusunun üç saniyeden fazla post içinde durması v.b) top kullanma hakkını karşı takıma verir. yapılan bireysel fauller (itme, çekme, vurma, tutma v.b) ise oyuncunun faul cezası almasını sağladığı gibi faulün yapıldığı yer göz önünde bulundurularak, rakip topu yandan oyuna sokar, ya da serbest atış yapma hakkı kazanır. serbest atış hakkı adedi, faulun yapıldığı zaman, yer ve çeşidine göre değişir. şut atışı sırasında faul yapılmış ve atış sayı olmamışsa, atışı yapan takıma iki serbest atış hakkı verilir. eğer atış sayı olmuşsa, bir serbest atış hakkı verilir. bir takım, bir devredeki "takım faul" sınırını geçmiş ve atış sahası dışında faul yapmışsa, o zaman bire-bir denen serbest atış hakkını kullanır. bu atışta kural, ilk atış sayı olursa, ikinci atış yapma hakkı kazanmaktır. bire-bir'de ilk atışı kaçıran ikinci atışı yapamaz, top potadan oyun alanına dönerse, oyun devam eder. teknik faullerde (oyunu geciktirme, sportmenlik dışı davranışlar, hakeme itiraz, izinsiz oyuna girme v.b) iki serbest atış hakkı verilir.
basketbol karşılaşmalarını, iki ya da üç orta hakem, bir sayı hakemi, bir 24 saniye hakemi ve bir de saat hakemi yönetir. bazen sayı hakemine bir yardımcı eşlik eder.
basketbol karşılaşması, genellikle 10’ar dakikadan oluşan 4 periyottan ve 2 devreden oluşur. iki devre arasında 15 dakika ara verilir. beraberlik durumunda beşer dakikalık uzatma devreleri oynanır.
topun kurallara uygun olarak oyuna girmesiyle ve bir oyuncunun topa değmesiyle karşılaşma saati işlemeye başlar. herhangi bir nedenle oyun durduğunda, saat de durur. hakemin kolunu yumrukla yukarı kaldırması faulü işaret eder. açık elin ortasına dikilen işaret parmağı ise mola istendiğini gösterir. mola, bir takımın koçunun istediği kısa aradır. koç takımının oyuncularına taktik vermek için mola alır. takımlar bir maç sırasında toplam altı mola (1.devre 2. üç mola ve 3.devre 4. üç mola)alabilir. maç uzaması durumunda, her uzatma devresinde takımlara birer mola hakkı daha verilir. 4 saniye arasında topu elinde tutamaz. çünkü 3 saniyeyi geçerse maç baştan oynanır hangi takımın elindeyse o takım sayı kaybeder. nba'de ise periyotlar 12'şer dakikadan oluşur.
kaynak: <bkz: wikipedia>.
**
bi kucuk su 07.02.2008 18:53 ~ 19:04
#855931
14.
istatistiklere göre önümüzdeki 2o yıl içinde hayran kitlesi futbolu solluyacağı söyleniyor(inşallah)
gamyoncu 02.06.2008 20:32
#935670
15.
akşam saatlerinde, sahilde, kafa bir grupla son derece fazla haz verip, acayip zevke getiren spor dalı. orgazm olmak gibi bir tanım oldu ama değil, bir kademe altı.
angelus xakah 22.06.2008 20:54
#953516
16.
her vatandaşın bilmesi gereken bir spordur. çöp kovalarını tutturacak kadar basket bilgisi herkese lazımdır.
melkor 02.07.2009 13:17
#1472086
17.
izlemesi futbola göre daha heycanlı olan spordur. tabi zevkler renkler tartışılmaz. ama daha bi heyecanlı daha bi aksiyonlu oluyor bu maçlar hele de nba olunca. adamlar 20 saniyede skoru altüst edebiliyor yeniliyorken yenebiliyorlar. ama futbol da öyle mi çok nadir bişeyler değişebiliyor. herkes çok yavaş saha uzun çok.
o yuzdendir ki futbolun skoru basketin izlemesi güzel arkadaş.
oryantalistoryantal 30.07.2009 15:37
#1514453
18.
izlemesinden daha da öte, becerebilene oynaması da bir başka oyun.
amatör olarak futbol oynuyorsanız halı sahaya gidersiniz, 1 saat içinde ciğerlerinizden değil kıçınızdan solumaya başlarsınız. ama basketbol oynarsanız tek potada o kadar da fazla yorulmadan rahatça sporunuzu icra edebilirsiniz. futbola göre marjinal faydası daha çoktur.
bir de bu işi sevmek var tabi. orasını anlatmaya gerek yok, zaten kelimeler yetmez.
afgan 30.07.2009 15:48
#1514496
19.
izlemesi futboldan daha zevksiz olan oyun..
zevksizliği her an sayı yapılıyor olması..
futbol öyle değil ama.. gol atılacak olmanın heyecanı, onu beklemek çok çok farklı..
basketbolun en zevki yani son saniye basketidir..
milli takımın maçlarının bile son periyodunun son dakikalarını izlerim..
zevkler ve renkler olayı var ona hiç değinmiyorum..
nihayetinde bir futbolsever olarak basketbol izlemekten hoşlanmıyorum..
izleyenlere saygımız sonsuz..
ayazizm 17.09.2009 17:23
#1612714
20.
3e3 maçlarda en işe yarar defans taktiği pasların arasında beklemektir çünkü tek potada oynanır ve böyle yaparsanız oyuncuyu teke tek zorlarsınız dolayısıyla karşı takım sizden daha çok yorulur ve zor pozisyon bulur .
iced 03.10.2009 10:54
#1641224