bedri rahmi eyuboglu

1.

çok yönlü sanatı ve sanatında çok büyük iz bırakan kadınlarıyla bir modern sanat ekolü. heykeltraş, şair, ressam, yazar..

atölyesinin girişinde asılı olan yemin şu şekildedir:

bugüne kadar resim sanatı alanında
yapılagelmiş olanları inceleyeceğime
kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler
arasında beni en çok saranlarını ayırarak
onlara kendi aramalarımı, denemelerimi
katacağıma
alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop
klişeleşmiş çiğnene çiğnene tadı tuzu
kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma
elimden çıkan her çizgiye
her lekeye
her renge
her beneğe
kendi aklımı
kendi tecrübemi
kendi tasamı
kendi ömrümü, yüreğimi basacağıma
aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak
gözüm, kulağım, burnum,
elim, belim, dilim, derim üstüne
yemin ederim

yemini bozduğum gün
burdan giderim.

   ilelebetmuhalefet   16.06.2007 05:18
   #471300
2.

avrupa'da eğitim görmüş ve sanatı batının ustalarından öğrenmişse de, uygulamayı yerli motifler üzerinde gerçekleştirmiş olan toprağına aşık bir ressamdır. resimlerinde sıkça geleneksel süsleme ve el sanatları motiflerine rastlanır.

   ilelebetmuhalefet   04.09.2007 05:00
   #651656
3.

kendisi ressam eren eyüboğlu'nun da eşidir.
<bkz: eren eyüboğlu>

   allegory   15.09.2007 01:07
   #670989
4.

trabzonludur

   eshita   15.09.2007 01:51
   #671122
5.

bedri rahmi eyüboğlu; ressam ve şairdir. güzel sanatlar akademisi'nde asistanlık yaptığı günlerde, mari gerekmezyan ile tanışır. bu tanışma uzun bir zaman sürecek acılı bir aşkın başlangıcı olur.

"nar tanem, nur tanem, bir tanem
ağaç isem dalımsın salkım saçak
petek isem balımsın ağulum
günahımsın, vebalimsin."

aşkları öyle doludizgin gitmeye devam eder ki, mari şairin bir büstünü yapar; bedri rahmi de resim ve şiirleriyle karşılık verir o'na. hiçbir şeyi umursamadan, hiç kimseye kulak asmadan sanatla bütünleşerek yaşarlar tüm duygularını. ötesini berisini düşünmeden, duygularının en sıcak haliyle; ellerinde oluştururlar aşklarının meyvelerini.

"dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
yoluna bir can koyduğum
gökte ararken yerde bulduğum
karadutum, çatal karam, çingenem"

hastalanır mari. hem de tedavisi güç, umutsuz bir hastalanıştır bu. yokluk günleri, her şey imkansız, elde yok avuçta yok. tablolarını satmaya başlar bedri rahmi ilaç parası için. delice bir aşkla sevdiği kadını, biraz daha yaşatabilmek için var gücüyle mücadele eder ama başaramaz. mari ölür. onulmaz acılar içinde kalan şair yıkılmıştır.

daha nem olacaktın bir tanem
gülen ayvam, ağlayan narımsın
kadınım, kısrağım, karımsın.

birgün, bir toplantıda bu şiiri okur bedri rahmi. yanında karısı da vardır. gözyaşlarına engel okumaz. ağlayarak bitirir okumasını. herkes anlar neden ağladığını, karısı da. içinde küllenmeyen aşkının sessiz çığlıkları içinde, dolu dizgin duygular yaşar. üç yıl önce başka bir kadına yazdığı şiiri, karısının yanında dile getirir. bunun üzerine, şöyle der yazdığı mektupta karısı:

"bir gece, şiir okumuştun, hani! hatırladın mı? gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. sesin, nasıl titremişti. hey! bütün bunları hatırlıyor musun? sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışım gibi olmuştum. o gece... senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım. bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, güç vermesi için dua etmiştim. ruhunun çektiği acıları allah dindirsin. allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın."

yıllar yılı saplanan bıçak, bütün yürekleri dağlamış. nasıl yangınlar içinde yaşadıklarını, küllerinden anlıyoruz. kimseye sitem etmiyoruz. teşekkürler hayata kattığınız renkler için...

   no man no cry   14.01.2008 16:00
   #817109
6.

sabahattin eyüboğlu'nun kardeşidir.

   geek   14.01.2008 16:02 ~ 16:03
   #817112
7.

yetiştirdiği öğrencilerle hocaların hocası lakabını almış ve cumhuriyet dönemi türk resim sanatına damgasını vurmuştur. resimlerinde anadolu motifleri ağırlıktadır çorum han kahvesi adlı resimleri büyük beğeni toplamaktadır ayrıca mozaik eserleride mevcuttur.

   eser   29.03.2008 23:02
   #882210
8.

1911'de trabzon görele'de doğdu. 21 eylül 1975 pazar günü istanbul’da yaşamını yitirdi. türkiye'nin en usta ressamlarından. trabzon lisesi’ni bitirdi. lise yıllarında öğretmeni zeki kocamemi'nin ilgisiyle resme yöneldi. istanbul güzel sanatlar akademisi resim bölümü’ne girdi. nazmi ziya güran ve ibrahim çallı'dan ders aldı. 1931’de diplomasını almadan okulu bırakıp fransa’ya gitti. djon ve lyon'da özel atölyelerde çalıştı. ardından paris'e geçti. 1933’te ingiltere’ye gitti, aynı yıl yurda döndü. 1934'te yaptığı 30 resimle yurtiçi ve dışında sergilere katıldı. 1936’da güzel sanatlar akademisi’nden diplomasını birincilikle aldı. aynı yıl akademinin resim bölümünde leopold levy'nin asistanı oldu. ses dergisi'nde sanat ve estetik konusunda düzenli yazılar yazdı. şiire lise yıllarında başladı. ilk şiirleri 1932'den sonra varlık, yeditepe, ses, insan gibi dergilerde yayınlandı. ilk şiir kitabı "yaradana mektuplar" 1941'de basıldı. şiirlerinde de resimlerinde olduğu gibi halk edebiyatının zengin motiflerinden esinlendi, yararlandı. yalın bir dille, içten lirik şiirler yazdı.

www.edebiyatogretmeni.net

   sadecebendedimderdimi   12.06.2008 19:58
   #944813
9.

"en azından üç dil bileceksin, en azından üç dilde ana avrat dümdüz gideceksin" demiştir demesine de kendisi, yurdum insanı artık umudu kestiğinden midir bilinmez;

"çünkü sen ne tarih ne coğrafya
ne şu ne busun
oğlum memiş
sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun"
kısmını ekseriyetle es geçmiştir.



en azından üç dil bileceksin
en azından üç dilde
ana avrat dümdüz gideceksin
en azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
en azından üç dil
birisi ana dilin
elin ayağın kadar senin
ana sütü gibi tatlı
ana sütü gibi bedava
nenniler küfürler masallar da caba,
ötekiler yedi kat yabancı
her kelime aslan ağzında
her kelimeyi bir dişinle tırnağınla
kök sökercesine söküp çıkartacaksın
her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
her kelimede bir kat daha artacaksın
en azından üç dil bileceksin
en azından üç dilde
canımın içi demesini
canım ağzıma geldi demesini
kırmızı gülün alı var demesini
nerden ince ise ordan kopsun demesini
atın ölümü arpadan olsun demesini
keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
insanın insanı sömürmesi
rezilliğin dik alası demesini
ne demesini be
gümbür gümbür gümbürdemesini bileceksin
en azından üç dil bileceksin
en azından üç dilde ana avrat dümdüz gideceksin
en azından üç dil
çünkü sen ne tarih ne coğrafya
ne şu ne busun
oğlum memiş
sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun

   classico   19.05.2009 04:30
   #1391017
10.

şu karşıdaki delikli kutuya ev derler...
insan oğulları burada yer, burada içer
ve daha tuhaf tuhaf işler görürler.
bunların çoğu ayıp şeylerdir, söylenmez.
evlerimizin üstü kapalıdır
ve bütün şairler gökyüzüne pencereden bakarlar...
halbuki kuş yuvalarının üstü açıktır
ve kuşlar şiir yazmazlar.

   perilousness   12.04.2010 19:15 ~ 17.05.2011 20:25
   #2018544
11.

seni düşünürken
bir çakıl taşı ısınır içimde
bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
bir gelincik açılır ansızın
bir gelincik sinsi sinsi kanar

seni düşünürken
bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
deliler gibi dönmeğe başlar
döndükçe yumak yumak çözülür
çözüldükçe ufalır küçülür
çekirdeği henüz süt bağlamış
masmavi bir erik kesilir ağzımda
dokundukça yanar dudaklarım

seni düşünürken
bir çakıl taşı ısınır içimde.

çakıl

   perilousness   15.05.2011 20:12
   #2355277
12.

yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden
rabbim ne güzel çıldırır.
yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak;
sevincinden titreyerek.
yılda bir kere kendini verir toprak
yılda bir kere yarılır bahçeler hazdan
rabbim ne güzel yarılır.
biz de bir kere sevinebilseydik.
çiçek açmış ağaçlar gibi çıldırasıya.
kimbilir belki bir gün sulh olunca
biz de deliler gibi seviniriz,
ağaçları ve baharı taklit ederiz
renkli bez parçalarıyla donatırız şehri
renkli ampuller asarız pencerelerden
kimbilir belki bir gün sulh olunca
biz de çatır çatır çatlarız binbir yerimizden
ağaçlar gibi.

   perilousness   17.05.2011 20:25
   #2356399
13.

şairim,
zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
ayak sesinden tanırım
ne zaman bir köy türküsü duysam
şairliğimden utanırım.


şairim
şiirin gerçeğini köy türkülerinde bulmuşum
türkülerle yunmuş,yıkanmış dilim
onlarla ağlamış onlarla gülmüşüm..

   perilousness   23.06.2011 21:30 ~ 21:30
   #2383895
14.

deniz dediğin bir tarladır
uçsuz bucaksız bir tarla
göbeği insanlarla kesilmiş
çilesi insanlarla

deniz dediğin bir tarladır
sözü pek, eli ağır
dost gibi güldürür insanı
dost gibi ağlatır.

deniz dediğin bir tarladır
anadır, babadır, kardeştir
insan eline hasret
insan eli değer değmez ürperir

   bulmaca katili   23.06.2011 21:32
   #2383899
15.

<bkz: sitem>

   zelisa   23.06.2011 22:34
   #2384010
16.

daha çok yiyecek içecek maddeleri kullanır şiirlerinde.

   beyaz dirilis   23.06.2011 22:35
   #2384012
17.

<bkz: adnan menderese yalvaran yazar ve sairler>

   yeniden   03.01.2013 04:32
   #2580058
 
reklamı kapat

yazdır