bir deterjan kac ise yarayabilir

1.

m. serdar kuzuloğlu'nun 28/05/2007'de radikal.com.tr adresinde yayınlanan yazısıdır.

aynen kopya pasta

cep telefonlarının bir sürü şeyi yapmaya çalıştığı için suçlayanları anlıyorum. hem fiyatları şişiyor hem de bir işi doğru düzgün yapabilmek yerine bir sürü şeyi yarım yamalak yapıyorlar. ama bulaşık makinesi ya da diş macununun bile beş etkili, yedisi bir arada hizmet verdiği bir dönemde teknolojik aygıtları dışarıda bırakmak için bu çaba neden? bir süpermarkette ekonomik boy etiketiyle 20 kiloluk bir deterjan gördüm. 20 kilo! bir dönem sıvı deterjanları konsantre olarak satmaya başlamışlardı. evde suyla karıştırıp kullanıyordunuz. daha ucuza geliyordu ama herhalde onun da psikolojik yansımaları tutmadı. 5 kilo yerine 20 kilo almak daha ekonomikse sene başında 500 kilo alsak çok daha ucuza gelmez mi oysa? nasıl olsa ondan çok daha fazlasını kullanıyoruz.
diş macunumuz bile artık neredeyse bademcik iltihaplarıyla uğraşacak.
tıraş bıçaklarımız 5 bıçağa doğru ilerliyor, epilasyon cihazları buz, krem
gibi hinlikler peşinde. buzdolaplarımız bakteri öldürüyor, çamaşır makinelerimiz sanki bizim algılamamız çok zormuş gibi içindeki çamaşırı tespit edip uygun programı seçiyor. kefir gibi bin yıllık içeceği bile muzlu, çilekli hale getirdik.
benim cep telefonumda üstündeki flaşını s.o.s. sinyaliyle yakıp söndüren
bir özellik var. hayatınızda kaç kere ihtiyaç duydunuz bilemiyorum ama benim etrafımda o kodları bilen bile yok. muhtemelen dağın başında görse ufo gördüm diye kendi cep telefonuyla kaydedip kanallara satmaya çalışır. bari şimdi öğrenin: üç kısa, üç uzun ve üç kısa sinyal ya da ışık görürseniz bir problem var demektir; bir şeyler yapın, el atın...
bütün bunlar neden yapılıyor diye kurcalayınca üç sonuç ortaya çıkıyor. öncelikle dev firmaların bol sıfırlı maaş alan araştırma geliştirme departmanları var ve bu insanların varlık nedeni yeni bir şeyler bulabilmek. yoksa muzun içine çocuk felci aşısını eklemek yerine çok daha başka şeyler konuşabilirdik. ikinci olarak bu birinci sebep yüzünden gelişen teknoloji sayesinde birçok şeyi bir arada yapmayı sağlayan altyapılar ucuzladı. bugün tek işi konuşmak ve kısa mesaj yollamak olan cep telefonların maliyeti 26 ytl'ye düştü. aynı şekilde çin'de mp3 çalan,
jpg fotoğraf gösteren ve video oynatan bir cihazın entegre devresini ekranıyla birlikte birkaç dolara toptan alabiliyorsunuz.
bu çılgınlığın üçüncü ve en önemli etkeniyse biziz. doyumsuz 21. yüzyıl kuşağı olarak hep daha fazlasını, daha hızlısını, daha yeteneklisini ve (gariptir) daha ucuzunu istiyoruz. sadece müzik dinleyebileceğimiz bir cihaz yerine video da gösterebilen bir benzerini tercih ediyoruz. ama sonra fark ediyoruz ki o küçücük ve kalitesiz ekranda hiçbir şey izlenmiyor. boşverip sadece müzik dinlemeye devam ediyoruz. hd (yüksek tanımlı) televizyon yayınımız yokken telaşla hd uyumlu televizyonlara para saçtık. şimdi fiyatları yarıya indi ama hâlâ hd yayın başlamış değil. varsın olsun; başlarsa biz hazırız.
3g iletişim altyapısı yok ama 8 milyona yakın 3g cihazı satıldı. ihalesi bile 7 eylül'de yapılacak olsa da müşterisi cepte...
biz frekans ihalesi; hatta kanunu bile olmadan özel televizyon ve radyolara sahip olmuş; bununla da yetinmeyip dev bir sektör yaratmış bir memleketken bunları kafaya fazla takmamalıyız belki de. ama türkiye'de 3,6 milyon adsl abonesi, yaklaşık 16 milyon internet kullanıcısı varken, msn üye sayısı daha da fazla bir rakama denk gelirken hâlâ birçok web tabanlı hizmetten mahrum olmamızı anlayamıyorum.
teknoloji belki ilk defa atıl kapasite yaratmanın eşiğinde. eminim ki 10 yıl sonra bu yazıya bir şekilde ulaşanlar acı acı gülümseyecektir ama benim oturduğum koltuktan bugünün fotoğrafını çekince ortaya bu çıkıyor. oyun konsollarımızın 1 saniyede yapabildiği hesap sayısı 200 milyara ulaştı. sony birçok oyunda atıl kalan bu kapasiteyi fold@home adını verdiği bir yazılımla paylaşmayı akıl etti. oyun oynamadığınız zaman yeni playstation3 cihazınız internetten uluslararası bilimsel projelere bağlanarak gücünü onlara kullandırıyor. böylece üniversiteler
çok daha düşük bütçe ve sistemle çok daha büyük araştırmalar yapabiliyor.
peki sadece evinizde kapalı olduğunuzu sandığınız televizyon, fırın gibi cihazlarınızın ne kadar elektriği havaya savurduğunu biliyor musunuz? şöyle bir bilgiyi paylaşayım: bir mikrodalga fırının sene boyu üstündeki (genellikle ayarlanmadığı için 12:00'ı gösteren) saatinin harcadığı elektrik kendi işini yapmak için harcadığından çok daha fazla. sırf fişini çekmek yerine bekleme modunda (stand by) kapattığımız cihazlar için havaya uçurduğumuz enerjinin bedeli yıllık 10 milyar dolar.
beşi bir arada bulaşık deterjanımız bize hiç bunlardan bahsetmiyor ne hikmetse!

   vito andolini   01.06.2007 18:39
   #441040
2.

<bkz: omoseksuel>

   seinfeld   01.06.2007 18:48
   #441069
 
reklamı kapat

yazdır