birakin da guleyim lan

1.

bir cafe de gerçekleşen eş dost buluşmasında en baştan beri “gelirim” diyip gelmeyenlerin arkasından muhabbetler dönmekteydi gelirim deyip gelmeyen kişi geldiğinde ise hemen hakkındaki muhabbet bitiriliriyor eski defterler hafifçe açılıyordu. mustafa da en son gelmeyen kişiydi hakkında atılıp tutuluyor, sırf yarım saat geç kaldı diye bütün hayatının, yaptığı en ufak keleğin bile hesabı soruluyor, lisede volkmenin pili bitmesin diye kaseti kalemle başa sardığı için cimrilikle suçlanıyor kendini ambarda yahudi yakalamış nazi psikolojisine sokan arkadaşları tarafından tüm kötü yönleri hatırlatılıyordu, “mustafanın köpek dişlerinden birisi çürüktü değil mi lan” dedi arkadaşlarından birisi, bir diğeri ekledi “evet olm zaten adam olsa köpek dişi olmazdı” ve gülüştüler, ortamda bir de diş hekimi arkadaşı vardı mustafa’nın o da bu sığ eleştirel muhabbetlere karşı kayıtsız kalamıyor her insanda köpek dişi bulunduğunu, bunun anatomik bir yapıtaşı olduğunu haykırmak istese de mustafa’nın toplantıya geç kalarak bütün bu anormal eleştrileri hak ettiğini düşünüyor ve ağzından onun lehinde bir kelam çıkmaması için dijital fotoğraf makinesindeki fotoğraflara dalmış görünüyordu, biryandan da kulağı muhabbetteydi fakat çaktırmamak için arada bir şaşırma efekti, fotoğraftaki küçük objeleri seçmeye çalışma mimikleri ve küçük gülücükler savurarak ne şam’ın şekerinden emiyor ne de arabın suyundan içiyordu, masadaki, sayıları toplamda yedi-sekiz kişiyi bulan (prostatında sorun olan üzeyir sürekli tuvalete gittiğinden var mı yok mu belirsizdi (o yaşta)) liseden mezun olduktan sonra çok farklı alanlara savrulmuş ve zaten konuşacak başka ortak bir konuları da olmayan eski arkadaş grubu, facebook’un bir halta yaramayan bir oluşum olduğunu kanıtlayacak ilk kişiler olduklarının farkına hiçbir zaman varamayacaktı. (nasıl olduysa türkiye ‘ye yüz sene sonra gelmesine rağmen facebook ‘da okul arkadaşlarını bulup onlarla buluşan ilk kişiler olmayı başarmışlardı) herkes buluşmanın başı olmasına rağmen çok sıkılıyordu. bu grubun içinde bulunan iki adet kız ise erkek olanların mustafayı daha da abanarak eleştirmesine bir yerde araç oluyorlardı çünkü mustafa ortamda bulunmuyor da olsa sonuçta erkekti ve fırsat olduğunda illa ki yerin dibine sokulmalıydı, bu kızların ikisi de lisedeyken okulun en yakışıklısı anketinde birinci çıkan tolgayı görmek amacıyla buluşmaya katılmıştı fakat tolga o sıralarda reinada köpük banyosu yapıyordu, bir haftalık teri vücudunda barındırıyordu, üşeniyordu banyo yapmaya yakışıklı fakat ayı gibi kirliydi, bu banyo ona çok iyi gelecekti zaten bu da olmasa yıkanacağı yoktu, tolganın randevuya geleceğini ise kızların niyetini önceden fark eden lisedeyken çakal karlos lakaplı murtaza söylemişti(oldukça kültürlü bir sınıf olduğunu da buradan anlıyoruz çakal karlosu bile biliyorlar), ama kızlar onun lakabını hatırlamıyor olacaktı ki ona inanmışlardı, zaten inanmasalar ne yapacaklardı ki başka bir ortamda yakışıklı bir erkekle iki satır sohbet etme şansları buradakinden daha fazla değildi, üstelik tolgayı önceden tanıyorlardı ama tolga’nın gelme ihtimalinin, onlara doğru gelen yeşil önlüklü elindeki adisyon koçanına bir nevi biyoloğun mikroskobu, mühendisin te cetveli hatta ve hattatelevizyon tamircisinin ekrana görüntü gelip gelmediğini kontrol ettiği aynası gözüyle bakan garsonun ıron man de oynayan adam(kimdi lan o junyorlu munyorlu bişeydi) çıkma ihtimalinden bile oldukça düşük olduğunu görmezden geliyorlardı, zaman akarken erkekler, istikrarlı bir şekilde aslında hepsinden karizmatik olan mustafa’yı hınçla kötülemeye devam ediyordu ama bir yandan da bir gözleri geliş yönündeydi mustafayı kolluyorlardı ki kazara çıkıp gelmesin, zira gelir de bir şey duyarsa bermuda şortu ve kırksekiz numara ayaklarıyla hepsinin o ana kadar topladığı primi ellerine vurup alır garantiden anapara garantili fona yatırırdı, aslında dışarıdan bakılınca zoraki gülümsemeler saçan, hepsinde çirkin kızların araya alındığı fotoğraflara tahammül edemeyen fakat mecburen mutlu görünmeye çalışan, prostatı yüzünden amortisörlü gibi sürekli yaylanan çeşit çeşit insanın bulunduğu bu masa oldukça mutlu izlenimi yaratıyordu, derken mustafa ufukta göründü, o gelince herkes tanımamazlıktan gelme mimiğiyle bir girizgah yaptı fakat çakal karlos kısmen daha zeki olduğundan hemen tanıdı ve “vaay kırrdişimm” diye yapabileceği en banal şakayı yaparak burhan altıntop taklidiyle boynuna sarıldı mustafa’nın, kızlarsa o sırada kırksekiz numara ayaklardan gözlerini alamıyordu, mustafa her espriye gülmeyen gittiği ortama göre seçmeli olarak küpe takan çapı yetmiş santim gelen baldırlarını sergileyebileceği bermudasını üzerinden hiç eksik etmeyen bir gençti, gelir gelmez çekingen de olmadığını göstermek için “kız ne ayaklarıma bakıyosunuz dost başa düşman ayağa bakarmış” dedi ve kızlar bu zeka fakiri espriye güldü çünkü mustafanın karizması overdoz yapmıştı nihayetinde tonla kötülemeye, hayvansal yakıştırmalara rağmen yarım saat geç gelen mustafa o andan itibaren toplantının kara deliği gibi herşeyi kendine çekiyordu, artık çakalın bile yapabileceği bir şey yoktu zira çirkin kızlar mustafadan beklenmeyen bu rüzgara kapıldılar ve hemen gelmişini geçmişini sorgulamaya başladılar, saçından sakalından bahsettiler biri “yakışmış” dedi ötekisi hemen bir “ayyynı lisedeki mustafa hiç değişmememiiiiş” patlatıverdi, sonra diğeri az önce koçanlı garson için kurduğu hayalden ilham alarak “biraz junyor a mı benziyor, ne junyordu o ona benziyor sanki” dedi. mustafa ise dişlerini göstermeden hafifçe gülümsüyor o gelince mecburen vizedir finaldir not hesabı yapmaya başlayan çakal karlos’un da aralarına katıldığı diğer ezik erkek arkadaşlarına uyuz oluyordu, dişçi ise fotoğraflarda üçüncü turu atıyordu, derken prostatlı üzeyir kasıklarını avuçlayarak bir nara patlatıverdi, “eeeaaaçılıııııııınnn” mustafa hepsinden tiksinmişti içinden “bırakın da biraz güleyim eğleneyim hayatımı yaşayayım lan” deyip facebook a lanet etti, dişçinin kartını aldı dilim limonlu sodasını içip gitti.

tanım-birisi tarafından gülmesi engellenen kişinin sitem cümlesi.

   tarlabasi   28.06.2008 00:16 ~ 00:26
   #959303
 
reklamı kapat

yazdır