black swan

1.

thom york'un ilk solo albümü the eraserin 4. şarkısıdır..ve işte sözleri..,

what will grow crooked, you can't make straight
ıt's the price that you gotta pay
do yourself a favour and pack your bags
buy a ticket and get on the train
buy a ticket and get on the train

cause this is fucked up, fucked up
cause this is fucked up, fucked up

people get crushed like biscuit crumbs
and laid down in the bitumen
you have tried your best to please everyone
but it just isn't happening
no, it just isn't happening

and that is fucked up, fucked up
and this is fucked up, fucked up
this your blind spot, blind spot
ıt should be obvious, but it's not

but it isn't, but it isn't

you cannot kickstart a dead horse
you just crush yourself and walk away
ı don't care what the future holds
cause ı'm right here and ı'm today
with your fingers you can touch me

ı am your black swan, black swan
(but ı made it to the top, made it to the top)
this is fucked up, fucked up
(ı'm a baby in the dust, a baby in the dust)

be your black swan, black swan
(ı made it to the top, but ı made it to the top)
and for spare parts, we're broken up
(ı'm a baby in the dust, ı'm a baby in the dust)

you are fucked up, fucked up
this is fucked up, fucked up

be your black swan, black swan
and for spare parts, we're broken up

<bkz: lafmacun şarkı sözü servisi>
* black swans *

   mr writer   11.11.2006 21:24
   #106145
2.

flashforward 1. sezon 4. bölümün adı.

   pul koleksiyoncusu   11.11.2009 20:50
   #1730758
3.

darren aronofsky'nin son filmi.
başrollerde kimler kimler var: natalie portman, vincent cassel, winona ryder, mila kunis, sebastian stan.

ayrıca sinemasal değerinin yanında natalie portman'ın lezbiyen ilişkisi sebebiyle de magazinel değeri var.

fragman: http://hdfragman.com/...man/black-swan-fragman/

   mortanga   23.08.2010 01:59
   #2129574
4.

vizyona ne ara girdi veya girecek bilmiyorum ama şu anda çeşitli internet sitelerinde yayınlanan film. torrente felan da düşmüş. izlesem mi, beklesem mi kararsız kaldım.

edit: türkiye'de vizyona 25 şubat 2011'de gireceği yazıyor sinema sitelerinde.

   kirmizi baslikli kurt   22.12.2010 15:18 ~ 15:20
   #2260329
5.

natalie portman'dan başkası oynasa, ııh, olmayacak film.

hem white, hem black swan için kendisine 'biçilmiş kaftan' demek bile hakaret.

- örtmenim, kıskanıyoruz!

film; ku-sur-suz. kadın desen öyle. piç diycem; iltifattır, anası alınmasın, vincent cassel desen öyle...

hoh.


görmüş olabileceğiniz en iyi masturbasyon sahnesine de sahiptir ayrıca. ben iddia ediyorum!! utanmadan ediyorum!!


-vakit kaybetmeden izleyiniz, izletiniz. artık bençün başucu filmi kendisi.

   cenin   22.12.2010 23:53 ~ 23:56
   #2260618
6.

natalie portmanın aramızdan ayrılışına vesile olmuş film.koreograf sevgilisi benjamin millepied ile nişanlanan yıldız 2011 baharı için de bir çocuk bekliyor.

millepied ve portman, son günlerin en çok konuşulan filmlerinden biri olan ve portman'a birçok 'en iyi oyuncu' ödülü adaylığı getiren 'black swan'ın 2009 yılındaki çekimlerinde tanıştı.

32 yaşındaki millepied, filmde portman'ın danslarının koreografisini hazırlıyordu.

   the rumble fish   02.01.2011 21:32
   #2268414
7.

ne yalan söyleyeyim öyle bi anlatıldı ki, inanılmaz ötesi filan bi film imajı oluşturmuştu zihnimde.

filmin ilk karelerinden beri binlerce senaryo üretmiş olmakla birlikte, sonunda en sıradan olanı ile karşılaşmış olmak da şaşırtmadı doğrusu.

natalie portmanın hanım kızımızın başarısı bu saydıklarımın dışında elbet.
zaten bi sene kadar çalışmış, aferin!
üstüne, mila kunis ve inanılmaz seksiliği eklenince çok hoş sahneler çıkmış.
ve fekat, tüm bunları, sansasyonel sevişme sahnelerinden de ayırıyorum tekrardan belirteyim.

vincent cassel favorim adam zaten.
yerinde başka biri olsa bu kadar güsel olmazdı bu film.
çakal, yakışır, aferin!

neticede, izlenebilitesi oldukça var olan film.
akıcı, sıkıntılı, cekci.

   perilousness   03.01.2011 19:03
   #2269065
8.

aronofsky döktürmüş. hem de ne döktürmüş.* bak demedi deme, izlemezsen üzülürsün.

önce filmin konusunu biraz anlatalım, sonra spoiler yaparız. buraları oku, zararı yok yani.

film kuğu balesinde, hem iyi kuğuyu, hem kötü kuğuyu aynı anda canlandıran bir balerinin, karakterleri içselleştirmesini ve neticesinde yaşadığı karakter çatışmasını anlatıyor. şimdi buraya kadar okudun ya, devamını izlemeden okuma bence.

sene 2008 olsa gerek, şimdi adını anımsayamadığım için kendimden utandığım bir abimiz vardı, hollywood'da, en kral oyunculardan. oynadığı kötü adam rolününden sıyrılamamış ve sonunda o karaktere sıkışıp kalması ölümüne sebep olmuştu. * onun hikayesi geçti gözümün önünden. bir nebze ona ithafen yapılmış gibi hissettim.

edit: heath ledger imiş ismini hatırlayamadığım abimiz. alon so good'a teşekkürler.

aronofsyk'ye * gelirsek, ya tamam abi, iyisin hoşsun, 10 numara adamsın, güzel filmlerin üstadısın ama bokunu çıkarma be abi. bize de bir şeyler bırak yani. şimdi ben yarın öbür gün yönetmen ayaklarına yatacam belki, sonra senin bi filmini daha izlicem, dünyam başıma yıkılacak. yapma böyle şeyler abi. gözünü seveyim. tamam sen çek yine filmlerini ama bu kadar da içten anlatma bir kadının hikayesini, böylesine de benimseme yani. hadi benimsedin, seyirciye benimsetme. olmuyor ama, bozuşuruz bak sonra. küserim bu saatten sonra, daha da başka filmini izlemem. hadi gene büyüklük sende kalsın, ben izliyecem filmlerini. ama işin taktiğini anlat biraz. nasıl yapıyorsun bu olayı. anladık biraz hareketli kamera falan. iyi güzel. ama nasıl o ruhu anlatırsın ki? nasıl bir kişilik çatışmasını böylesine gerçekçi anlatırsın? tamam oyuncun da güzel, ama sen o oyuncuyu o hale nasıl getirdin be abi? bize de öğret azıcık ucundan? olmaz mı?
*

   kirmizi baslikli kurt   05.01.2011 04:30 ~ 09.01.2011 05:29
   #2270374
9.

kötü bir film. abartılmasına anlam veremiyorum gerçekten. perfect blue'nun kötü bir taklidi gibi geldi bana -tam uyuşmasalar da. iki hafta ya da fazla bir zaman oluyor izleyeli, ancak hala nefret ediyorum bu filmden.

tahmin edilebilir senaryosuyla gerçekten kötü bir film.
(bence)

   seth bullock   06.01.2011 19:47
   #2271902
10.

film tek kelimeyle etkileyiciydi.bittiği anda insanı oturduğu yede bırakan,dehşete düşüren türden. filmin iyi mi kötü mü olduğunu anlayamadım bile sadece çok etkilendim.oyuncuların hepsi çok iyi oynamışlar,aşırı hırsları olan bir insan için uygun değildir film fikrimce,insanın aynaya bakması sonunu görmesi hiç hoş olmuyor.bu bakımdan da tıpkı requiem for dream'e benzemiş.uyuşturucunun berbat yanı daha iyi hiçbir başka filmde anlatılamadıysa, aşırı hırsın bi insana yaptıkları da bundan başka bir filmde daha iyi anlatılmamıştır bugüne kadar.

   arjuna   07.01.2011 23:51
   #2272954
11.

overrated kelimesi üzerine çiklet gibi yapışsın ve çıkmasın, zira bu kadan kampanyası yapılıp da bu kadan boş olan film az görürsünüz. entel değilim, dantelim. anten de olabilirim.

   cemkirik limon dilimi   12.01.2011 23:56
   #2276622
12.

çemkirik'in üzerine çemkirmek haddim değil ama iki satır da ben karalamazsam çatlarım.

şindi..

senaryo?

-nun amına koyim.

yönetmen?

-in amına koyim.

oyunculuk diyosan, düşün şimdi birader , koskoca natalie portman, bak bi' daha diyorum, natalie portman nah benim kadar ekranda kendini tatmin ediyor, ve ben, -sapına kadar erkek güruhundan olduğumu bilhassa belirtmek isterim- patlamış mısıra niye bu kadar az tuz koydu diye kankamla kavga ediyorum.

yani düşün ki, koskoca natalie portman, bir hülya avşar performansı bile ortaya koyamıyor. (bu hususta, la philosophie dans le boudoir'daki kendini balık ve ahtapot ilen datmin eden ablanın hakkını yemekten de ayrıca imtina ederim. o dehşetti bak, askldşas)

e infamous lezbiyen sevişme sahnesini de çıkarınca geriye ne kalıyo? yönetmenin içsel çatışmaları ekrana superkulade yansıtması, yok seyirciyi koltuktan alıp mutfak masasına götürmesi filan..

ulan hadi sophie'den bir monica çıkmasını izlemediniz, gözünüz belle de jour'u da mı görmedi?

tüh sizin kalıbınıza derim, başka da bişey demem ben o vakit..

   king of the tawn   13.01.2011 00:20
   #2276637
13.

bin tane psikolojik gerilim izledim belle de jour'u da izledim, la pianiste'yi de. don't look back'i izlemedim ancak zottirikten bir film olduğunu duydum, bu filmle kıyaslamak bile saçmalık. arkadaşım bu filmden anladığınız nedir? kız hırs yapıp deliriyor, işte hep gördüğümüz şeyler, çok çalışıyor falan beyzanın kadınları gibi bir şey bunu mu anladınız? o yüzden mi overrated? o zaman godfather ne? bir mafya var ailesi var falan nedir yani, öyle aile, normal şeyler bunlar. böyle mi yorumluyoruz filmleri? bir de filmi beğenmeyince "ben entel değilim beğenmedim allah allahhh tripleri nedir yahu?" beğenirsin beğenmezsin, entellikle ne alakası var, sanki beğenenler enteliz o halde beğenmeliyiz diye beğeniyorlar.

neyse geçeyim bunları. efendim 2009 yılı filmlerinden hiçbirini sevmemiştim, avatardan umudum vardı ama o da foslayınca harcanıp gitti gül gibi sene, tam 2010dan da umudumu kesmiştim ki black swan yetişti imdadıma. natalie portmanın ne kadar ders aldığını bilmiyorum, dansı çok başarılıydı, siyah kuğu olduğu sahneler şahaneydi; ancak natalie portmanla ilgili esasına beni şaşırtan şey beyaz kuğu olduğu sahnelerdi, asıl oyunculuğu da oydu zaten. beyaz kuğu natalie portman'ın şimdiye kadar hiç oynamadığı bir karakter. o ağlak suratlı, çekingen kız asla natalie değildi, ama siyah kuğu olduğunda tanıdım natalie'yi. sonunda hedefine ulaşmak için cinayet işlemeyi bile normal görmesi hatta cinayet işlemediğinde ağlaması da çok ilginçti. aslında nina çok tanıdık bir karakterdi. birlikte izlediğin arkadaşlarımın tamamı gerçekte birer nina tanıyorlardı. hanım hanımcık görünmeye çalışan, içe dönük, ama hedeflerine ulaşabilmek için kadınlığını (farkettirmeden de olsa) kulanmaktan çekinmeyen bir kadın. işi almak için ne gerekiyorsa öyle davranan kadın, çalışmaksa çalışmak, cinayetse cinayet, kadınlıksa kadınlık.

lily karakteri de çok gerçekçiydi. rahat, nina'e göre daha popüler yetenekli ama tembel. nina lily'nin kendisini kıskanmasını istedi, ama nina hep onu kıskandı. sonuçta başrolü nina kapmıştı ama lily sadece yapması gerekeni yaptı. çalıştı, eğlendi, ninayı alkışladı, hatta yardım etmeye çalıştı. ama nina'nın sorunlu psikolojisinde nasıl bir yerde olduğunun pek de farkında olamadı. (lezbiyen fantazileri farkettiği an dışında)

thomas inanılmazdı, aslında vincent cassel inanılmazdı desem daha doğru bir ifade olacak sanırım. bu filme kadar vincent cassel'e bayıdığım için zevksiz damgası yediğim arkadaşlarımın arasında aklandım bu film sayesinde. vincent'ten izlemeye alışık olduğumuz bir roldü aslında. zeki, serseri, çekici, ilginç bir karakterdi thomas. vincent için zor bir karakter değildi evet ama thomas olmak için de ondan daha uygun biri bulunamazdı. yalnız şunu söylemeliyim ki nina'nın thomas'ı ısırdığı sahnede nina'ya çok kötü şeyler söyledi bizim bayan arkadaşlar. zaten filmde de vincent nina'ya frijit diyerek bizim demek istedillerimizi dile getirdi. vinsent için burada sayfalarca yazı yazardım ama ne desek az, kalsın burada.

ninanın annesi, inanılmaz biçimde la pianiste filmindeki anneye benziyordu, hatta neredeyse birebir aynıydı. biraz kassam carrie deki anneye bile benzetebilirim aslında. kızına gereksizce aşırı düşkün bir anne, ama bir yandan da kızı gibi çok hırslı, zamanında kendi yapamadıklarını yapabilen kızına da içten içe öfkeli.

beth karakteri ise sanki all about eve filminden esinlenilmiş gibiydi. hatta beth derken bette davis'in beth'ini hatırlatmak istemiş olabilir yönetmen ya da ben salladım an itibariye bilemiyorum. all about eve filminin sonundaki margoyu alın, işte o beth. nina eve'e benziyor muydu bilinmez, biz o sahneleri izleyemedik neticede.

black swan darren aronofsky'nin çok tipik bir filmi esasında. önceki filmlerini sevmişseniz hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz olduğunu sanmıyorum. requiem for a dream'ın tersine harcanan değil geçekleştirilen bir hayal var ortada. filmin başında gördüğü rüyayı gerçekleştiren bir genç kızı izliyoruz fimde, ancak anlıyoruz ki hayaller gerçekleşse bile mutlu son olamayabiliyor. black swan bu yıl oscarı almasını umud ettiğim film, natalie portman bana göre zaten ödül cebinde gidecek oscara ama en iyi film ödülü de şu filme giderse benim için şahane bir ödül töreni olacak.

   seyym   30.01.2011 00:16
   #2291032
14.

natalie portman'ın oyunculuğunu hayranlıkla izlediğim, duvarı tırmalayan tırnak misali çok rahatsız edici ve cesur sahneleri olan beklentilerimin çok üstünde olan 2010 yapımı film.

   ozun ozu   30.01.2011 18:18
   #2291404
15.

film hakkında yapılan yorumları dinlediğim/okuduğum zaman ve özellikle ingiltere kraliyet baş balerini*'nin yaptığı yorumları dinledikten sonra, ciddi merak uyandırmıştı bu film. bir balerin olarak natalie portman'ı yerden yere vurmuştu, amma ve lakin, bale ile olan bağlantısı yıllar önce kesilmiş bir oyuncunun sergilediği performansı ayakta alkışlamamak mümkün değil bana göre.*

black swan, oyuncularının sergilediği performans açısından gerçekten güzel bir film olsa da, anlatılmak istenen çok da fazla verilememiş gibi bir hisse kapıldım seyrederken. pekçok sahne çok hızlı atlandı gibi geldi...

yalnız bir tavsiye; algısı düşük, film/dizi seyrederken sürekli çevresindeki insanlara sorular soran bünyelerden iseniz izlemeyin. size göre hem kendi zamanınızı ziyan etmiş olursunuz, hem de sizinle beraber film izleme talihsizliğine düşen kişinin zamanını...

   truly madly deeply   07.02.2011 10:59
   #2296828
16.

aklıma 'twilight' serisini getiren giri.yanlış hatırlamıyorsam orda swan soyismi vardı, dedim bu da kesin vampirdir

   lodoslain   10.02.2011 23:25
   #2299241
17.

----- spoiler -----
en eğlenceli filmde dahi sıkılacak bi an bulabilen bendeniz bu filmde bulamadım.
he ne öyle gerim gerim gerildim,ne dumurlardan dumurlara sürüklendim ne tüylerim diken diken oldu.
olmadı bunlar malesef.
ancak son derece akıcı bir film.
natalienin oyunculuğu güzel fekat son performanstaki siyah kuğu sahnesi dışında öyle aman aman bişey göremedim ben.hatta azıcık çekinerek söylemeliyim ki ; onu da makyajın güzelliğine verdim.
psikolojik gerilim işte.
ortada sorular var fakat sonunda flashbacklerle cevaplanabilen türden değil.
ama güzel,kötü diyemem. *
----- spoiler -----

   laa boheme   28.02.2011 20:34
   #2311130
18.

istanbul'da çekilir ancak. gitmeyi düşündüğüm film, çok methini duydum. üstelik oscar adayıymış.

   safinaz   28.02.2011 20:46
   #2311136
19.

bir klişeyi -hem de çok sık kullanılan bir klişeyi- bu kadar iyi anlatabilen yönetmenin filmi.
<bkz: darren aronofsky>

   foxy lady   01.03.2011 15:10 ~ 15:10
   #2311447
20.

----- spoiler -----
filmi izlerken o anne beni bile boğdu arkadaş. o kilitsiz kapılar, o mahremiyetsizlik.

kadın olmak da zor zanaat. hele bizim ülkemizde diye de baktım olaya. bu durum filmi feminen kılmış.

film sürükleyici, sıkıcı değil ancak boğuculuk var. kasvet var. baş etkeni de mutsuzluğunu, depresifliğini, pişmanlığını kızını kısıtlayarak unutmaya çalışan bir anne. anne olunca anlarım ama dimi?*

mila kunis in de hastası olduk ailecek.
----- spoiler -----

   mad of god   01.03.2011 17:50
   #2311515

123  

 

sayfa

 / 3 

reklamı kapat

görseller

yazdır