butun iyi kadinlarin kapilmis olmasi

1.

her iyinin icinde bir kötü her kötünün icinde bir iyi vardir diyerekten teselli vermeye calistigim düsünce.
<bkz: ying yang>

   fanta   07.09.2008 22:11 ~ 22:11
   #1024817
2.

<bkz: o guzel insanlar o guzel atlara binip gittiler>

   henry flower   07.09.2008 22:13
   #1024819
3.

<bkz: o güzel kadınlar o güzel mini cooper'lara binip gittiler>

   kaamos   07.09.2008 22:14
   #1024821
4.

<bkz: sikma canini oksa patlicani>

   fanta   07.09.2008 22:15
   #1024822
5.

<bkz: iyi kadın adamı vezir, kötü kadın ise adamı rezil eder.>

   1ronin   07.09.2008 22:16
   #1024824
6.

<bkz: iyi kizlar cennete kötü kizlar her yere citir kizlar nereye nereye de giderler>

   fanta   07.09.2008 22:19
   #1024829
7.

<bkz: en iyi yardımcı kadın oyuncu altın küre ödülü>

   1ronin   07.09.2008 22:20
   #1024832
8.

<bkz: iyi kadınlar bakire iken kötü idiler>

   1 a   07.09.2008 22:40
   #1024849
9.

<bkz: hazreti muhabbet in karsı konulmaz cazibesi>

   hazreti muhabbet   08.09.2008 14:50
   #1025188
10.

<bkz: tüh>

   cemkirik limon dilimi   08.09.2008 14:52
   #1025191
11.

bana aforizmalarla gelme juliet, başak burcu kadınının mantıklı seçimlerini bana açıklama artık, bana ideal erkeğin galaksi rehberini okuduğunu söyleme, masalsı aşkların kadınlar tarafından bok edildiğini söyleyeme yine. senin ağzını kırayım juliet.

çarlık rusyasında prusya sevdalısı kadınları bana anlatma, tolstoy romanlarındaki geniş tavanlı evlerin çardağında kocasına "siz" diye hitabet eden kadınların güzel olduğunu söyleme bana, duygusallaşırım. blog bile tutarım. başım ağrır, annem kola içmez, bir şey olur, sen hiç endişenlenme.

juliet, erich fromm okuduğumda umutlanmıştım, schopenhauer'de umudum tavana çıkmıştı, o kierkegaard olmasaydı her şey iyi gidecekti. nietzsche'ye hiç bulaşmayalım, juliet seni incitir. golf sahasına delikler açan abazanları annene şikayet etme. juliet erotik şiir çok gelişti, rengahenk yasaklandığı günden beri sen bir erkeğin kaleminden şehvet hikayeleri okumadın.

bana dert oluyor, bütün iyiler tamlamasını bozanlar, bölünmez bütünlüğü bozanlar. bana terazi kadını erkeksiliğinde açıklamalar yapma, skeyim, mantıklı açıklamaları yakıştıramıyorum artık. senin o güzel parmakların 3310'dan 1243783838 mesajı nasıl çekti juliet? hem de bu adam benim yarım kadar güzel konuşmadı sana. sen juliet "k.i.b s.ç.s"a nasıl sevindin, nasıl yahu? ağlamak istemiyorum juliet, sonra adımı duygusal herife çıkarırsın tek gecelik ilişkilerimden büyük yaralar alırım. yapma juliet yapma.

lan senin...

sandalyeden düştüm juliet, kalça kemiğim sızladı durdu, akşama kadar götümün üstüne oturamadım. sen o kafede o adamla nasıl 1383838494 saat oturdun? üstelik hiçbir şey içmedin juliet. kahveyi çok severdin. sana ne yaptılar? hiç konuşmadınız, göğüslerini elledi o adam, dudaklarınızda mıknatıs mı vardı? nasıl lan? nasıl helaya koşan sevgilinin ardından kıskıs güldün sen? ayıp oluyor ama.

juliet, annem seni bana tanıştırmadı, senin annen de beni tanımak istemedi. o adam sana şiirler yazmamış olmalı, bukowski değil, değil mi sevgilin? skeyim. küfür ettiğimden şeyapma şimdi, ağzım bozuk değil, renk ahenk olsun diye. saçlarını avuçlarında toplayan o adama, bırak canım acıyor diye bağırışın kulaklarımda. juliet senin arkandan o adam orospudiyebağırdı. adamı kötülemek için söylemiyorum, yakıştıramıyorum. hani lan insanlar birbirini yakından tanımalıydı? sevgi o zaman güzeldi? al sana juliet, al sana. msn penceresinden kafamı uzattım bak, bana da "ay canımsss ya" diyecek misin? bunu yapacak mısın sahiden? kadın taklidi mi yapacaksın? allah belanı versin juliet.

araştırdım juliet, peşinden gittim, bütün iyi kadınların geçmişindeki o sünepe erkekleri vallahi gördüm. ha şeyapma şimdi sen çok mu şeysin diye. juliet, ben seni yakıştıramıyorum kendime. aynı fotografta sen güzel, ben çirkin çıksam maynard gibi parabola söylerim. tom waits'in balgamı olurum.

juliet artık saçlarını boyama. ayağına giydiğin çizme aşmasın boyunu. des cartes'in descartes olduğu günden sonra sen de juliletmego oldun. kelime oyunları yaptık sana arkadaşlarla. nasıl lan dedik. inanamadık artık aşk değil huzur istiyorum dediğine. inanamadık juliet, toparla bizi.

ha, şimdi ariadne değilsin sen, o zaman boşverelim. ben de mevlana değilim, ilahi aşk diye ofdedirtmiyorum, mevlana'nın sevgilisi ilahi değil, bunu da bir araştır, o zaman selçuk üniversite'sinden yakapaça kovulan bir adam seveceksin juliet.

boyan akmış kız, topla kendini. dağılmışsın. inanamayız juliet ağladığına. sen o adamla mutlusun yoksa o adam dışında hepimizi bir hareketinle elde edersin. juliet, sana zaaflarımız var. zaafkarız biz.

ama o adam da ne bulduğunu söylediğin gün, mantıktan bahsetmeyeceğim. söz seni dinleyeceğim. belki de dinlemem.

allah benim belamı versin juliet, o adam benim.

   kaamos   05.03.2009 11:53 ~ 21.06.2009 15:29
   #1230604
12.

komşunun tavuğu komşuya kaz,
komşunun karşısı komşuya kız görünürmüş
şeklinde atalarımızın özetlediği sözdür.

   mezarkazici   05.03.2009 12:05
   #1230616
13.

jeliet cevap hakkının doğduğunu söyledi. bu kez konuşsun istedim. ağzıma ağzıma vurması lazım gelir diye düşündüm. "ama"ları es geçerek, "çünkü"lerle bağlanan dilinin kundalinisinin omuriliğimden yükseldiğini, gözlerimin gümüşi ışıklar saçarak parıldadığını gördüm. bu roman'ınım giriş bölümüydü.

juliet'in empirik deneyimlerini, pozitivist tutumla değerlendirip, bolca turnosolla kontrol ettikten sonra bana aktaracağını umuyordum. seçimlerindeki mantık skalasını merak etmek hakkımdı, ve ben juliet'in efsanevi bir açıklama yapmasına çok açtım.

juliet, juliet olalı bu kadar anlamlı susmamıştı. "ne duymak istiyorsun?" dedi. "karatahtada tırnakla çıkarılan..." diyecektim, "içim bir hoş oldu, limon gibi" dedi. oysa tam da güzel bir betimlemenin eşiğindeydim, hemingway gibi cümleleri kısa tutmak niyetinde değildim, yine dinlemedi. yine ilgimi dağıttı, yine ilgisizliğini... juliet, juliet olalı bu kadar ilgisiz olmamıştı.

yahu, insan cevap verir, bak çok basit. neden lan? juliet elini göğsünde birleştirdi, tam da rahibe gibi didaktik bir konuşmanın eşiğindeydi, gömleğinin yakası düzeltti, gözlerini üzerimde gezdiriyordu, burda şiddetli bir öpüşme beklemek okuyucunun hayal dünyasına katkıda bulunan hollywood'un piçliğidir, ben burda fransız sinemasının seksi şehvetinden yoksun bırakan "olağan"lığından bahsediyorum. juliet, deneyimlediği o şeyi, sebebi, objeye olan bağlılığını açıklayan efsanevi bağlantıyı anlatacaktı.

şöyle buyurdu:
öncelikle hemingway erkek bir yazardır, erkeğin cümleleri karı gibi uzun olmaz. içinde dolaylama taşımaz, "neden lan?" sorusu da erkekçe bir sorudur, bu sebepten seni kutluyorum, tam bir erkek gibi cevabını istedin. fakat ben kadınım, o halde istediğim kadar detayla seni boğabilirim ama senin "neden"ine cevap veremem. vermek istemediğimden değil, veremediğimden. vermek fiilinden yola çıkarak, senin aklından geçen kötü çağrışımları önemseyecek değilim, fakat aksanlı türkçenin çekiciliğine kapıldığımı da bilmeni isterim. aksanlı konuşan her erkeği... pardon, bir an türkiye'de yaşadığımızı unuttum.

ikinci paragrafa geçtim gördüğün gibi, hala ortada dişe dokunur bir cevap yok. çünkü neden? neden? juliet yücedir, ulaşılmazdır, juliet'in her hareketi bilgecedir, öyle değil mi? juliet'in seçimleri mükemmeldir, juliet genetik birikimlerini hayatında ustaca kullanır, değil mi? hayır lan, hayır. yanılıyorsun. juliet de senin gibi "neden lan?" diye sormuyor mu sanıyorsun? ama ben juliet olduğum için, sormadığımı, sadece akıllıca kararlar verdiğimi düşüneceksin. allah senin de belanı versin.

ben de dedim ki:
olm o zaman o kadar gizemli takılmanın ne anlamı var? sen farklılıklar içinde bir fark, aynılıklar içinde "aynı"lığı doğuran yüce varlık değilsen, juliet değilsen, juliet olamamışsan... ne bok yiyeyim ben.

şöyle buyurdu:
seninle sevişmeyeceğim.

   kaamos   08.03.2009 23:13
   #1239384
 
reklamı kapat

yazdır