caiz

1.

1 . din, yasa, töre vb. bakımdan işlenmesinde, yapılmasında sakınca olmayan, yapılıp işlenmesine izin verilen.
2 . uygun, yerinde sayılan, yakışık alan.

   le petit prince   07.10.2006 10:24
   #72527
2.

gül çüçek

zamanında bir kız sevmiştim. hala seviyorum da. adı gülçiçek.
çok güzel biriydi.
dinine düşkündü, bütün derdi, imanını kurtarmaktı.
karşı apatmanda oturuyordu ve balkonları, bizim camın en köşesinden biraz da olsa görünüyordu.
her akşam, gölge gelince balkonda kitap okurdu saatlerce.
bazen ku'an-i kerim okuduğuna da şahittim.
değişiyordu elindeki kitaplar. islam ahlakı, kıyamet ve ahiret, hak sözün vesikaları, mektubat...
sesi de çok güzeldi.
kimselerin olmadığını sandığı bir zamanda hafif sesini yükselterek okurdu.
ben de bir köşeye gizlenerek zevkle dinlerdim.

çok'u ve güzel'i sadece gülçiçek için yan yana kullanabilirdim.

bir gün, cesaretimi toplayıp karşısına çıktım herkes gibi.
malum, gençler gözlerine kestirdiklerine öyle yaparlar ya!
işte ben de öyle yaptım.
bakkaldan eve dönüyordu. elinde poşetler...
centilmenlik yapıp alayım dedim, yardımcı olayım istedim, izin vermedi.

"sizinle konuşmak istiyorum" dedim.
"!!!"

"sadece bir kaç dakika, biraz, lütfen..."

başı öne eğikti. yüzüme bakmıyordu bile.
gözlerinin gözlerime dokunduğunu hiç görmedim.
hiç hissemedim nasıl bir titreme hali olduğunu.

"ne maksatla?" dedi.

"size aşığım" dedim, çıkıverdi ağzımdan birden.
belki biraz daha ağırdan almalıydım.
"hoşlandım" desem belki de olacaktı bu iş.
"aşığım" deyince korktu tabii. belki de ben öyle anladım.

"sizinle konuşmam caiz değil" dedi. "lütfen, çekilin önümden..."

"caiz mi? o da ne demek?"
"?"
bir laf etmeden çekti gitti...yine uzaklardan seyretmeye tahammül edecektim.

hiç gevşemeden, kıkırdamadan sıvışıp gitti.
belki bir daha ne sesini duyacak, ne kendini de göremeyecektim.

çok özleyeceketim...

bir şey demeden, diyemeden gölge gibi çekip gitti.

ne de güzeldi gidişi...

acaba ne kastetmişti? "caiz" ne demek?
"başörtülü bir kıza tutulduysan, ilmihalini bilmeli, kur'an'ı kerimi hatim etmelisin oğlum!" dedim kendi kendime.
dünyalarımız ayrı. farklı bir dilden konuşuyoruz...

ertesi gün, sokaktan taşınacağını öğrendim.
ailesiyle birlikte yalova'ya yerleşiyorlarmış. emekli olmuş babası.
daha sakin bir şehirde, daha sakin bir hayat düşlüyormuş. üzüntüden öldüm sandım.
"yoksa benim yüzümden miydi?" düşünmeden edemiyordum.
bıçağı alıp tenime değdirince hala nefes aldığımı anlamam, uzun sürmedi.
annem görünce intihar ediyorum sanıp ağladı ama ben ona sarılıp teselliye başladım hemen.
yanlış anlaşılmaya mahal yok.

mahalleden de gitti.

göremeyeceğim bir daha onu...

gitti.

onunla evlenemeyeceğim...

gitti.

ya unutursam?

merakım içimi deşti. internetin başına geçtim ve "caiz" ne demek onu araştırdım.

"caiz, genel olarak ruhsat verilmiştir, günah değildir manasındadır.
fakat, caiz denilen şeyi yapmamak daha iyidir."

bizim onunla konuşmamız günah mı yani?

günler geçti, araştırmalarım sonunda kalbimi allah sevgisi kapladı.
bir deryanın ortasına düştüm ve kendimi oradan kurtarmak istemedim.

"kalpler allah' ı (celle celalühü) anmakla mutmain olur // ra`d sûresi 28. "

sureler ezberledim.

abdest almayı öğrendim.

namaz kıldım.

yorulana kadar ilmihal ve kur'an-i kerim okudum.

içim ferahladı, gözüm, gönlüm açıldı, gülümsedim.

sadaka dağıttım.

her şey çok hızlı ilerliyordu.
anladım ki, ahireti kaybetmek ve kazanmakla karşı karşıyayım.
allah'ın yolunda bekleme yoktu...
tesadüf bu ya aylar sonra, bir camiden çıkarken, gülçiçek'e rastladım.

ayaklarım titredi, dondum kaldım.

yalnız; "allah" diyebildim...

içimden onlarca kez "allah" dedim...
kaç saniyede bir allah denilebiliyordu?
ona bakmamalıydım. göz zinası, haramdı.

ayaklarımla hükmedemiyordum. neden sonra aklımı başıma toplayıp evimin yolunu tuttum...

akşam annem yanıma geldi ve beni görücü usulü bir kızla tanıştırmak istediğini söyledi.
onunla evlenirsem, çok iyi bir yuvam olurmuş.

ahlaklı, güzel ve şefkatli bir eş...

gülçiçek'i unutmanın sağlıklı bir yolu evlenmekti belki de.
tereddüt etmeden; "tamam" dedim, "olsun, kabul..."

ilk görüşmek için heyacanla odadan içeri girdim.
mavi bir elbise içinde, başörtülü bir kız arkası dönük duruyordu.

ne yapacağımı şaşırmıştım öce selam vermek istedim, "caiz" olmayacağı aklıma geldi "merhaba..." dedim.

arkası dönük kız; "merhaba" dedi ve yüzünü bana çevirdi...

"artık caiz" dedi.*

ragıp karadayı

   fevrihareketler   06.01.2012 09:20
   #2468669
 
reklamı kapat

yazdır