cannae savasi

1.

cannae savaşı, kartaca ile roma arasında yapılan ıı. pön savaşları’nın en önemli üç çatışmasından biridir. savaş, mö 2 ağustos 216 tarihinde, güney doğu italya’nın cannae kasabası yakınlarında gerçekleşmiştir. savaş sonunda konsül lucius aemilius paullus ve gaius terentius varro komutasındaki güçlü roma ordusu, hannibal komutasındaki kartaca ordusu tarafından imha edilmiş ve başta capua olmak üzere birkaç şehir devletinin roma ile bağları kopmuştur.

daha önceki trebia ve trasimene yenilgilerinin acısını çıkartmak isteyen roma, kartaca ordusunun güney italya yönündeki ilerleyişini cannae’de karşılamak amacıyla harekete geçmiştir. roma ve müttefiklerinin oluşturduğu yaklaşık 87 bin kişilik bir ordu, sağ kanadını adriyatik denizine dökülen ofanto ırmağına dayayarak düzen almıştır. roma ordusu, süvari birliklerini kanatlara alarak ağır piyadelerini merkeze yığacak biçimde yerleşmiştir.

roma ordusunun bu pozisyonu, hannibal’in kanatlardan kuşatma taktiğini uygulaması için büyük bir fırsat yaratmıştır. hannibal, en zayıf piyade birliklerini merkeze, süvarisini ise kanatlara yerleştirmiştir. roma ordusunun merkezden saldırısında bu merkez kuvvetler kısa sürede çökmüş, roma ordusu hızla merkezde oluşan boşluğa yığılmıştır.

trebbia ve trasimene yenilgilerinin ardından roma senatosu fabius maksimus’u, italya topraklarındaki kartaca askerî varlığını sona erdirmek üzere diktatör olarak atamıştı. fabius maksimus, roma ordusunda yeni düzenlemelere geçtiği gibi, roma’nın hannibal karşısındaki konseptini de (askeri literatürde konsept, bir karar merciinin, mücadelenin sürdürülüş biçimine ilişkin tüm düşünce ve tasarılarını kapsayan bir kavramdır) tümden değiştirmiştir.

fabius maksimus’un uyguladığı strateji, bugün fabian strateji olarak bilinen ve tarihte pek çok olayda izlenen ya da izlenmeye çalışılan bir stratejidir. bu strateji, kabaca yıpratma savaşı ya da oyalama savaşı olarak da bilinir. fabius maksimus, sürekli olarak bir meydan savaşından kaçınmış, çeşitli vur-kaç taktikleriyle, erzak tedariki için hareket halindeki ikmal birliklerine, yayılmış kuvvetlerine saldırarak hannibal’i yıpratmaya çalışmıştır. hannibal ordusundaki süvari birliklerini etkisiz hale getirebilmek için dağlık bölgelerde harekâtı tercih etmiş, hannibal kuvvetlerine sürekli saldırılar düzenlemiştir. ne var ki yıpratma savaşı, uzun sürede sonuç alınabilecek bir stratejidir ve bu yüzden de iki yanı keskin bir kılıçtır. fabius maksimus’un bu tutumu, roma’da kısa bir süre sonra sorgulanmaya, eleştirilmeye başlanmıştır. roma senatosu ve halkı, onun izlediği bu stratejinin, italya kent ve köylerinin hannibal tarafından yağmalanmasını önleyemediğinden yakınmaya başlamışlardır. daha da kötüsü, roma askerî gücünün hannibal ordusunu italya topraklarında yenilgiye uğratamamasının, roma’nın müttefiklerinin güvenini sarsacağını ve desteklerini çekerek hannibal tarafına geçecekleri endişesinin yaygınlaşmasıydı.

sonuç olarak roma senatosu fabius maksimus’un görev süresi dolunca, onu yeniden göreve getirmedi. i.ö. 216 yılında caius terentius varro ve lucius aemilius paullus konsül seçildiler.

i.ö. 216 yılının baharında, hannibal inisiyatifi tümüyle ele geçirmişti ve cannae dolaylarında çok miktarda erzağa el koymuştu. hannibal’in bu manevrası roma senatosunda genel bir hezeyana yol açmıştır. kriz katlanılmazlığı, sadece kartaca ordusunun roma topraklarından bir bölümü istila etmesi değil, aynı zamanda bu bölgenin sağladığı çok önemli kaynakların da roma elinden çıkmasından kaynaklanmaktadır. roma, bu duruma seyirci kalamazdı. roma ordusunun cannae’ye ilerleyerek kartaca ordusuyla çatışmasına karar verilmiştir.

roma siyasi geleneklerine göre, savaş sırasında her iki konsül de ordunun kendi sorumlulukları altındaki bölümlerine komuta edeceklerdir ama, savaşa kadar tüm orduya dönüşümlü olarak birinin komuta etmesi gerekmektedir.

cannae yönündeki yürüyüş sırasında, bir kartaca birliği roma ordusuna saldırısını, varro’nun başarılı bir şekilde geri püskürtmesi roma ordusunda belirgin bir güven duygusu oluşturmuştur.

varro’ya göre daha soğukkanlı ve ihtiyatlı bir komutan olan paullus, varro’nun tersine kartaca ordusuyla, roma ordusunun sayı üstünlüğüne karşın açık arazide çatışmanın tehlikeli olacağına inanmaktadır. paullus’un bu düşüncesi, kartaca ordusunun süvari unsurları yönünden sayı ve hareketlilik yönünden avantajlarına dayanmaktadır.

bu düşüncesine karşın son başarının roma üzerindeki etkisi yüzünden paullus kaçınık bir tutuma girememiş, nehir kıyısında orduya kamp kurdurmuştur.

roma ordusunun komutasına ertesi gün varro’nun geçeceğini haber alan hannibal, rakibinin kişilik yapısını bilmektedir. onun bu atılganlığından yararlanmak için süvari birliklerinden bir müfrezeyi nehirle roma ordusu kampı arasına baskınlar düzenlemekle görevlendirir. ertesi gün komutayı alan varro, kampın su gereksiniminin tehdit altında olmasını kabullenemeyecek ve orduyu hannibal üzerine harekete kaldıracaktır.

   ghostrider   25.03.2007 23:23
   #284893
 
reklamı kapat

yazdır