cenaze

1.

cenaze; sarılıp sarmalanıp tabuta konulmus ölü anlamına gelir.

   montrichead   12.09.2006 19:08
   #40730
2.

dandanadan grubuna ait hoş bir şarkı.

   sapphicious   04.04.2007 18:37
   #305063
3.

kıçına pamuk tıkanmış meftanın allanıp pullanmış hali.

   hzalkol   04.04.2007 18:38
   #305068
4.

vefat eden kimse tanınmadan gidilen cenazelerde daha ziyade destek olmak için gittiğiniz insanlar ve çevredeki gözü yaşlı insanlar sizi üzer. bir arkadaşınızı o bitkin halde görmek sizi üzdüğü gibi ne söyleyeceğinizi ne yapacağınızı da bilmez hale getirir. yapılması, edilmesi gerekenlerle ilgili temkinli olmak ve ne yapacağını bilmeyecek kadar tecrübesiz olmak, “cenazeler olmasın da biz tecrübesiz kalalım” dedirtir.

hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun sonunda el açılan allah tır. ölen kişiyi cennetine alması için dualar edilir. farklılıklar gösterse de herkesin ortak temennisini pekiştirme kelimesi amindir. kimisinde mevlit olur, kimisinde dergaha gidilir; kimisinde yemek dağıtılır, kimisinde helva kavrulur. düğünde neyse cenazede de odur örf ve adetlerin farklılıklarının yansıtılması.

   mad of god   15.07.2007 12:21
   #544580
5.

sen bana birini android albumunden muhte$em dandadadan eseri..

"bugun senin cenazen
kalkti benim icimden"

grubun sahne performansi bu $arkida doruga cikiyor.

   henry flower   14.01.2008 16:46
   #817168
6.

bedenen, ruhen yoran durumun sebebi. üzücüdür, kırar kalbi, acıtır, hiçbir şekilde hormon salgılanmaz mutlu olabilmek için. saçlar beyazlar hafiften cenazenin temasında kim varsa ona oranla çoktur bu beyazlık, üzlünmeyeni de vardır, ağlamaktan öldüreni de.

...

bitmez bu cümleler ki...

   anathema   10.02.2008 22:45 ~ 22:45
   #861593
7.

"bugun senin cenazen
kalkti benim icimden
aklimdan gecti butun
yasayanlar ve olenler

o kocaman boslukta
uyur gibi koynunda
anlatirken ruyalar
seni bana sonu sana"

   cisfircasi   09.05.2008 13:35
   #916432
8.

aaaarrghh şarkı sözü:

ay görününce ağaçların üzerinde
hatırladım gecenin kulağıma fısıldadığını
ölümün sesiyle sonsuz yalnızlığını
geçmişe veda ederken...

rüzgarın uğultusu eşlik etti
yaşlı ağaçların umursamayan sessizliğine
toprak çağırıyordu beni
kendi cenazem için mezar kazarken...

yağmur bulutları örttü siyah gökyüzünü
kurumuş ağaçların arasından
soğuk damlalar düştü kazdığım çukura
kendi cenazemde tabutumu sürüklerken...

rüzgarlar esip dondurdu solan doğayı
ebedi uykuma yattığım o sonbahar günü
dökülen sararmış yaprakları gördüm
kendi cenaze çiçeklerimi koklarken...

ölüm aldı güneşin sıcaklığını
mezarımda buzlu rüzgarlar esmeye başladı
geceyle çöktü soğuk bir hüzün
kendi cenazemde yas tutarken...

ölü bedenler canlanıp ağladılar sanki
soğuk bedenimi toprağa gömerken...

ay batınca ağaçların üzerinden
donmuş yıldızların saklandığı gökyüzünü
hala seyreden gözlerimi gördüm
kendi cenazemde unutulmuşken...

   peynir gemisi   13.05.2008 16:35
   #919756
9.

dr senai demirci'nin bu konuyla ilgili davetiyesi :

"biliyorum, hiç beklemiyordun bu daveti. birden geliverdi değil mi? ansızın vurdu şakağına; saçaktan düşen buzdan kılıçlar gibi. şaşırdın. huzurunun göbeğine irice bir taş savruldu; halka halka titremede gönlünün düştüğü göl şimdi. neşesi kaçtı vaktin; sevinçlerini pervane ettiğin mumlar titredi, bitti. akrep ve yelkovanın ayakları dolandı; beklediğin “az sonra”lar havada asılı kaldı. hüznün ölü kelebekleri kıpırdadı, sızılandı. aşinâlığın tadı bozuldu; acının ketum, kekre sütunları devrildi göğsüne. başını yasladığın uzun saatler, uzanıp uyuduğun bitmez günler vaadlerini yerine getiremeyeceklerini söylediler; yüzleri yerde, mahçup. oyala(n)dığın ağaç gölgeleri çekildi üzerinden. avunduğun/avuttuğun haz perdeleri parelendi. gözlerini ıslatamadan giden yağmurlar elindeki şemsiyeyi uçurdu. konforunu bozmamak için parmak uçlarına basa basa odana giren, kalbini kanatmadan usulca gidiveren uzak acılar yakana dolandı şimdi. “daha dün konuşmuştuk ama…” diyorsun. “ama nasıl olur!”lar çekip çekiştiriyor iki yakanı. “hiç beklenmedik bir ölüm!” “vakitsiz” “erken!” “sürpriz!”

işine ara vereceksin bugün… kocaman bir pürüz olup çıkıverdim karşına. hızını kestim hayatının. üzerine saldım kaygılarını. köşe bucak kaçtığın korkulara sobelettim seni. ölümle arana koyduğun duvarı yıktım. “ölüm bize de yaklaşırmış/yakışırmış” dedin. “ölmesi kanıksanmış, ölünesi bir yaştayız artık.” “rahmetli…” sıfatını ismimin üzerine yumuşak bir şal gibi atıvereceksin.

iki yakasında da eksiğim istanbul’un. vapurların hiçbiri beklemiyor beni iskelede. ben öldüm diye şeritleri eksilmedi otoyolların.

hayret! ben öldüm bu defa… şimdiye kadar hep başkalarıydı ölen. gitsen de bir gitmesen de bir, bir cenaze olacak cami avlularından birinde…

seni bilmem ama ben bu cenazeye mutlaka gitmeliyim. ayıp olur, çok ayıp… davetlilerin yüzüne bakamam sonra. dediği gibi şairin, bir musallâlık saltanatım bu benim. başroldeyim.

toprağa konulacak adam rolü benim. ardından ağlanılacak adamı ben oynayacağım. hiç itirazsız karanlığa uzanmak bana düştü bu defa. üzerine toprak atılan adamı… unutulmuşluklar altında yüzü erimeye bırakılan adamı… hüzünlerin münasebetsiz müsebbibi olacak adamı… ayakkabısı kendisini beklerken bağları çözülecek adamı…. elbiseleri evden çıkarılacak adamı… ben oynayacağım.

yatağı soğuk kalacak adamı… akşam eve dönmeyecek adamı… kapıyı çalması beklenmeyecek adamı… sofrada yeri olmayacak adamı… adı telefon rehberinden silinecek adamı… şehrin dudaklarından yarım ağız çıkmış bir hece gibi önemsizleşecek adamı…. ben oynayacağım. sevinçlerin ortasına en fazla bir hıçkırık gibi sokulsa bile hatıraların eşiğinden yüz geri edilecek adamı… resmine bakıp bakıp da ağlanacak (yoksa ağlanılmayacak mı?) adamı… “adı neydi… hani..!” diye yokluğu kanıksanacak adamı… soluk bir resimde mahzun bir tebessümün ardında aşklarını saklayan, susturan adamı… ben oynuyorum bugün… sahnedeyim.

beklerim."

   shebelebettin   11.11.2008 23:44
   #1083250
10.

sevimsiz bir sey. hayatimda ilk defa bugün gittim birinin cenazesine. taziyeye, mevlütlere gitmisligim vardi da; daha birinin gömülüsüne tanik olusum söz konusu degildi. yakin akrabalarimin ölümlerinde cenazede bulunamamam bir tesadüftü sadece. ilk deneyimimi yüzünü hic görmedigim bir insanin cenazesine giderek yasayacagimi söyleseler, sanirim pek inanmazdim. hasili öyle oldu...benim icin kiymetli birinin babasi vefat etmisti, ona gittim...

hristiyanligin katolik mezhebine dahil bu amcamizi kilisenin arkasindaki mezarliga yerlestirirken cenazelerin tüm dünya üzerinde sevimsiz seyler olduguna karar verdim. cogunluk, bir cok cenazeyi yasamis olmanin da tecrübesiyle son vazifelerini yerine getirerek bir avuc topragi atiyorlardi tabutun üstüne. takip dahi edemedigim bir dua okundu seslice mezarin basinda. onun öncesinde kilisenin icinde ölen adam ile ilgili anekdotlara, sarkilara yer verilmisti. ilgincti. farkliydi; ama sevimsizliginin önüne gecemiyordu.

ölümlü canlilar oldugumuz müddetle sürekli karsilacasak oldugumu bilmenin canimi sıktıgı bir sey bu cenaze iste. ben bunu anladim.

   cemkirik limon dilimi   10.12.2008 01:17 ~ 01:18
   #1110841
11.

cenazenden bahsetmezsen sevinirim
daha kahvaltı etmedim midem kaldırmaz...
bıçak altına yatasım yok bu akşam
sana ciğerlerimi yollamıştım
iade etmişsin
kırıldım...
rakı şişesine kilit vuruyorum sen gelene kadar
mezede ayarlarım
elimden gelir biraz bilirsin...
hadi git bugün en güzel günün senin
tüm sevdiklerin kabristanda
kabristanlar ki en gerçek demokrasi rejiminin uygulandığı yerlerdir..
git sarıl vedalaş tebaayla..
sonra gel ama sofra kurdum
daha rakı içeceğiz....

*

   nenedir   20.03.2009 02:08
   #1262830
12.

hasan esen ve rebap varsa neden ölünmesin?

http://fizy.com/s/1aj5oc

hı?

"ah ömrüm bitti de,
sevdiğime doymadım"

yeraltından notlar: ezan gibi. sela'm olsun!

   greengrass   04.02.2010 20:35 ~ 20:38
   #1915891
13.

öğretmen arkadaşımı, nöbet arkadaşımı, okulumuzun kimya öğretmenini bugün tabutta okula getirdikleri hali.

http://www.istikbalgazetesi.com/?sec=1&newscatid=7&newsid=53

   likya   16.02.2010 21:06 ~ 21:10
   #1942638
14.

dokuz düğünün bir araya getiremediği küsleri bir araya getirip el ele tutuşturabilen.

sessiz.

herkes bir şey düşünür gibi ama ııh, yok. hiçbir şey geçmiyor kafadan. halı deseni çıkaran oluyor farkında olmadan, bardakları sayan da ama kayda değer bir şey düşünen yok. çoğu da "gelmiyor" diyor "aklıma onunla ilgili kötü bi anı, herhangi kötü bir şey... garip olan, iyisi de gelmiyor."


allah gidenin ardından, sabrını öyle mi veriyor?


anlıyorsun ki, uğurlanan düşmanın olsa, ölüm, hıncını da soğutuyor. unutturuyor.

ölümün soğuğu yok bunda.
bir veda havası daha çok. buruk... samimi.
cenaze evindeki insanlar yüzyıllardır sırtınızı dayamak istedikleriniz sanki. taziyelerde de anılması gerekeni anmak da o yüzden; dostlar sağ olsun.

uğurlanan yakınsa, yüzüne el değdiyse ve kabul edilemeyecek kadar soğuksa; ölüm gerçekliğiyle başka bir insan olabilme ihtimali de doğuyor. o arada, neler fark ettiriyor insana, ne kadar çok şey! başka hiçbir şey o kadarını, o kadar kısa sürede yapamaz, emin olunmalı.

hiç kullanılmayan bir veda sözcüğü geliyor dile, sanki ben bakabilirdim sana diğer koşulda ama şimdi; kendine iyi bak.

nasıl olacaksa?..
oluyordur belki.

beyinde sürekli yankılanan da kuşkusuz şu;

ölüm var.
var yani.


insan gibi yaşamak, dostlarla sağ olmak, insan gibi ölmek... lazımı bu. layığıyla uğurlanmak gerisi de...

   cenin   15.04.2010 13:51
   #2023305
15.

bünyeye koyan durum, çaresizliğin son hali. gözyaşları ve duaların karışımı. son yolculuğun töreni. kara toprak resitali.

   portishead   18.11.2012 15:32
   #2570371
 
reklamı kapat

yazdır