cocukluk arkadasi

1.

daha sikimin ne işe yaradigini bilmezken, benimle herseyini paylasan, sonra cocukluk bitince arkadasligin da bittigi, uzun yıllar sonra esek kadar olup da karsilasildiginda once bi utanc sonra cok buyuk bi sevgi hissedilen ilk ve vazgecilmez arkadastir.yıllar sonra ta$ gibi olsa bile yan gozle bakılmayan, baktırılmayan arkadastir ayni zamanda...

   esekherif   18.12.2007 20:52
   #777254
2.

büyüdüğünde ne kadar hayvan, ne kadar ibne ve şerefsiz olursa olsun reddedemeyeceğiniz, ayrılamayacağınız veya unutamayacağınız dost.
(bende üç tane, ordan biliyorum.)

<bkz: üç beyaz>

   rikimaru   18.12.2007 21:02 ~ 21:02
   #777285
3.

bazılarınin simaları bile hatırlanmaz.

daha okula bile gitmiyordum... (etrafı bir sis bulutu sardı, gözler kısıldı ve fonda pala remzi çalmaya başladı)

çocukluğu 90'lı yılların başlarında geçen her çocuk gibi benim de sokakta oynama kültürüm çok şükür vardı. sabahtan akşamlara kadar toz toprak içinde kalana kadar oynardık kapımızın önünde.

ara sıra çok gürültü çıkarınca hacı amca evinin balkonundan kafamıza patates, soğan gibi şeyler fırlatırdı... ama bizim mahalle de maşallah karınca yuvası gibiydi onlarca kız erkek sokakta coşar da coşardı...

işte bu curcunaya ben daha yeni yeni giriyordum yaşım itibari ile. yaş 5.

o zaman mahalledeki tek ve hayatımdaki ilk arkadaşım ''erkek'' idi. adı ne? şimdi ne yapıyor? hiçbir fikrim yok.

tek bildiğim mahalledeki asma yapraklarını tükürüklerimizle yıkar yerdik. dağcılık oynar çamurlara bata çıka akşamı ederdik.

tabii o yıllarda çocuklar öğle yemeklerini sokakta yerdi.

benim menüm; ekmek arası domates ve peynir onun menüsü ise; ekmek arası salatalık ve peynirdi.

acıkınca annelerimize seslenir sepetle menümüzü saldırır ve bir köşede yerdik. ne konuşurduk ne paylaşırdık hiç hatırlamıyorum bile.

akşam olunca çok özel ve sadece ikimizin bildiği bir işimiz olurdu...

şimdi biz tüm gün sokakta oynadık ve toz toprak ve hatta çamur olduk ya... anneden fazla azar işitmemiz için ellerimizi yıkamamız lazım... ne yapardık...

bizim mahallede giriş katta oturan bir abla vardı... ben akşam olunca kadının kapısını çalar ve 2 bardak su isterdim. birinci bardağı lıkır lıkır içer ama 2. bardağı yutmaz ağzımda tutardım. sokağa çıkar ve o adını bile hatırlamadığım arkadaşımla bir köşede ağzımdan fışkırttığım suyla ellerimizi yıkardık.

sonra onlar taşındı gitti. çok sordum ne oldu onlara diye ama cevap bulamadım.

aradan 16 sene geçmiş ve ben o insanı hala unutamadım. acaba nasıl görünüyor? adı ne? 16 senede başından neler geçti?... ama en büyük sorum; acaba o da beni hatırlıyor mu?

   cincibir goz   10.04.2009 00:37 ~ 00:41
   #1306921
4.

çocukluğunuzun büyük bölümünü kaplayan, beraber oynadığınız, güldüğünüz, büyüdüğünüz arkadaşlık konusunda ilk göz ağrınız, her gün birbirinizi görmeden yapamadığınız, evinin kapısını tırmaladığınız, sizin için önemini kimsenin anlamıycağı can.

şimdilerde bir istasyon altında, kuçağında çocuğu mendil satıyor, en son orta okul halinden pek değişmemiş, daha zayıf sanki biraz daha esmer. eski arkadaşlarını görünce gözlerini yere deviriyor yüzünüze bakamıyor. ama gözleri kederli, yüzünüze bakamıycak kadar utanıyor, arkadaşını görünce hemen susuyor. sen ise yanında iyi giyimiyle, hafif çıkmış göbeğinizle geçiyorsunuz önününden. şaşırmış halde.

konuşmak aklınızdan geçiyor ama gözlerini yere devirdiği için cesaret edemiyorsunuz, konuşmamanın belki daha az canını acıtacağını düşünüyorsunuz. oysa bir zamanlar aynı marka çikolatayı, sakızı almıştınız. aileden gizli gizli para biriktirip paten almış, düşe kalka sürmeyi öğrenmiştiniz. düştüğünüzde yanınızdaydı, ilk sigarayı içişinizde, ağladığınızda. şimdi seçimlerinden dolayı, gözleri yerde yukarı bakamıyor, belli ki dilenmekten utanıyor. bir de tanıdıklarını görünce yerin dibine geçmek istiyor anlıyorsunuz. sizse kendi seçimlerinizden dolayı elinizdeki iyi bir telefonla, bilmem kaç paralık kıyafetinizle ondan daha utanarak önünden geçiyorsunuz. hayatın nasıl yollarınız ayırdığını, nasıl hale getirdiğini görerek.

canımın içi dediğim bir arkadaşım vardı, şimdi istasyon altında elinde çocuğu, önünde mendili...

   endlessness   23.09.2009 12:10
   #1624137
5.

facebook ile birlikte saklandığı yerden çıkmış olan eski arkadaş..
facebook ya da başka bir yerde, görüldüğü zaman kişiyle aynı heyecanı yaşamadığı görülen arkadaş..

okuldayken verilen ünite dergisinden, okul kapanınca yaptığınız uçakları umursamayan arkadaş..
ya da incir ağaçlarındaki yapış yapış sohbeti..
maç yaparken aynı takımda olmak için verilen çabayı hatırlayıp duygulanmayan arkadaş..
kendi yazamadığı için, size yazdırdığı sevgili mektuplarını...
annelerden gizli denize kaçmaları...
"ne güzel günlerdi dimi oğlum" deyince kuru, sade, sıradan bir "evet" ile geçiştiren arkadaş..

onunla geçirilen zamanları hatırladığımda her daim gülümseten arkadaş..
arkadaşım..

   ayazizm   23.09.2009 12:21
   #1624152
 
reklamı kapat

yazdır