devletcilik

1.

mustafa kemal atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur. <bkz: atatürk ilkeleri>

   sherry   10.11.2006 10:14
   #104317
2.

devletçilik çoğu kez yanlış anlaşılmış bir ilkedir.ilk akla gelen devletin sevilip kollanması değil, özel sektörün belli bir ekonomik güce gelinceye kadar, ekonomik faaliyetlerin devlet tarafından yapılmasını kapsamaktadır.

   medcezir   10.11.2006 10:58
   #104343
3.

bana hep çocukların oyunlarını hatırlatır.

+ayşecan yeter artık, bıktım senle evcilik oynamaktan!
-o zaman devletçilik oynayalım?
+tamam ben varım.nası oynucaz?
-ben devlet ana olucam, sen devlet baba olucaksın.
+lan bunu da mı evciliğe çevirdin, .mna koyim senin emi ayşecan!

   asdfasdfasdfasdfasdf   17.05.2007 22:10
   #402730
4.

ahlaklı olmaktır. o kadar ahlaklı olmaktır ki osmanlı devletinin dış borçları kabul edilmiş, vatan haini kimi padişahların duyun u umumiyesi (#323082) kaldırılmış ancak tüm bunlar devletin bile parasız kalmasına neden olmuştur.
özellikle 1930'a kadar olan devir kriz yönetimi konusunda ekonomi derslerine örnek olarak girebilecek niteliktedir.
osmanlı imparatorluğunun ekonomisi-maliyesi lozan'a kadar tüm olarak duyun u umumiye adı verilen yabancı devlet temsilcilerinden oluşan heyete bırakılmıştır. ki bu utanç tablosu heyet osmanlı'nın tüm maliyesini kontrolünde tutmakta, kime ne kadar ödenek ayrılacağını ve hatta saray harcamalarının miktarını bile tespit etmektedir. ticaret osmanlı imparatorluğu geleneğinde ayıp kabul edildiğinden ermeni ve yahudilerin elindedir, halkın beşinci sınıf tarım ve hayvancılıktan başka getiri kaynağı yoktur, sömürülmeye alışılmış imparatorlukta sanayi adına birkaç çırçır fabrikası dışında birşey bulunmamaktadır, bankaların tamamı yabancıların elindedir tek bir türk bankası yoktur. ermeni ve yahudi zenginler kurtuluş savaşı sonrası mübadele neticesinde yurt dışına çıkmışlardır, yabancılara tanınmış ekonomik ayrıcalıklar yani diğer adıyla kapitilasyonlar devleti bezdirmiştir. halk fakirdir. ihtisaslaşma yoktur...
devlet demir yolu yaptırmak istemiş ama yapabilecek türk yoktur. sanayileşmeye çalışacaktır ama kuracak adam yoktur...
haliyle tek bir yol vardır. o da devletçilik ilkesidir.
ancak atatürk devletçiliği komünizmden farklı olarak özel sektörün önünü kesmez. aksine temel mantığı özel sektörün yapamadığı hizmet ve sanayileşmeyi devletin yapmasıdır. özel sektörün önü açıktır. isteyen-parası olan ticarete-sanayiye girişim yapabilmektedir.

bütün bunların yanında şu anki özelleştirmeler de atatürk devletçiliğine göre yanlıştır. çünkü atatürk devletçiliği özel sektörü araba-yahudiye kaptırmayı da uygun bulmaz. bu konuda milliyetçilik arar. nitekim osmanlı devletinin yıkılışını sağlayan ana unsurlardan biri de sermayenin yabancıların elinde dönüyor olması ve bu sebeple düşman devletlerin osmanlı ekonomisini kukla edebilmesidir. bu özelliği nedeniyle özelleştirme adı altında ülkenin dev kuruluşlarını üç kuruşa yabancılara peşkeş çekenlere kapak olması gereken bir ilkedir.

bu şartlar altında devletçilik ilkesini götünden anlayıp ahlaksızlık olarak tanımlamak, onu bu şekilde lanse etmek ancak at gözlüğü takabilmekle mümkündür. yada boşverin at gözlüğünü çıkarmayın, hocalarınızın şeyhlerinizin size ezberlettiklerini tekrar edin siz. o konuda inanılmaz başarılısınız.

ahlaksızlık nedir biliyor musunuz?
ahlaksızlık bu ülkede kaldırılan kapitilasyonları geri getirmeye çalışmaktır.
ileri derecede demokratik, liberal akepe hükümetinin tanımak istediği ahlaksızlık örneği kapitilasyonlar için <bkz: ekobank>. devletin vergiden muaf tuttuğu, denetleyemediği, polisin yada jandarmanın giremediği, çalışanlarının emekli olduğu hallerde bile yasal takip uygulayamadığı, arşivleri hiçbir kurumca denetlenemeyen bu türk-iran-pakistan ortaklığı bankanın başkanının da bddk tarafından bankacılık yapma lisansının iptal edilmiş olması ilginçtir. haa kimdir bu kişi? murat ulus. yani devlet bakanı ali babacan'ın eski danışmanı.
satın birşey kalmasın vatanda .mına koyayım demek isterdim ama küfürlü entry yazmak istemediğimden demiyor sadece ima ediyorum.
ahlaksızlıkmış!
peh!

yıllar sonraki edit: tanım olarak devletçiliği ahlaksızlıkla denk tutan eleman entrysini silmiş. kendisine güle güle mi desek?

   yanessar   17.05.2007 22:58 ~ 23.05.2010 11:25
   #402856
5.

üretim araçlarının devlete ait olması ya da devlet kontrolünde olması. özelleşmeyle tam ters bir durum.

   tiki avcisi   17.05.2007 23:00
   #402860
6.

başa gelen iktidar partilerinin bazı sanayi kuruluşlarını zarar ediyormuşcasına medyaya yansıtıp bazı kimselere peşkeş çekmesiyle yolundan sapılan ilkedir.bu ülke öyle özelleşmeler görmüştürki satılan yerler aylık kazancıyla kendi kendisini satın almıştır.eğer bir ahlaksızlık aranıyorsa ben ahlaksızlığın burda olduğunu düşünüyorum.

   xlytique   17.05.2007 23:20
   #402902
7.

prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır.(1930)

kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)

kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz, bununla beraber, hiç bir piyasa da başıboş değildir.(1937)

<bkz: atatürk>

   trident   28.05.2007 11:12
   #428258
8.

devletin ilk oluşumunda izlenmesi mecbur olan politikadır, ekonomi rayına oturtulunca gereksizligini ispat eder zaten. modern dunyada acık bir sekilde bireyleri aşagılamak, horgormektir.

   coco_flower   05.06.2007 17:50
   #449978
9.

devletçilik, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesini öngören ilkedir.

mustafa kemal atatürk’ün "ulusal ekonomiyi, sağlam temeller üzerine oturtma amacına yönelik olarak ve iktisaden zayıf bir ulus, fakirlik ve sefaletten kurtulamaz. toplumsal ve siyasi felaketten yakasını kurtaramaz." felsefesine dayalı olarak atatürk ilkeleri arasında yerini almış olan ilkedir.

atatürk bu ilkenin amacını "bizim güttüğümüz "devletçilik" bireysel çalışma ve etkinliği esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde ulusu refaha, ülkeyi bayındırlığa eriştirmek için, ulusun genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanlarda, devleti fiilen ilgilendirmektir." diyerek açıklamaktadır.

ilkenin doğuşu:

atatürk, devletçilik ilkesini, halkçılık ilkesi ile bağlantılı olarak değerlendirmektedir. yoksul, yüzyıllardır ihmal edilmiş olan halkın kalkınması ve çağdaş yaşam düzeyine ulaşması için 1923 - 1930 yılları arasında, kalkınma için gerekli yatırımları yapması özel girişimcilerden beklendi. ama bu işlevi yerine getirmeye özel kişilerin yeterli parası, yeterli deneyimleri ve yeterli teknolojik birikimi olmaması yanında dünyayı sarsan 1929 ekonomik bunalımı, liberal ekonomi politikalarının tam bir başarısızlığını vurguluyordu. ülkeyi kalkındırmak, halkı çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için "devletçilik" ilkesini benimsedi. böylece hem üretim arttırılacak, sanayi gerçekleştirilecek, hem de hakça bir paylaşım yapılacak ve ekonomik gücü kullanan bir sınıfın halkı ezmesine olanak verilmemiş olacaktı.

tek partinin programında 1935 yılında yapılan düzeltmelerden sonra, devletçilik ilkesi şöyle tanımlanmıştır: "özel çalışma ve faaliyeti esas tutmakla beraber mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleketi gelişmişliğe eriştirmek için, milletin genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde, özellikle iktisadi alanda devleti fiilen ilgilendirmek önemli esaslarımızdandır. iktisat işlerinde devletin ilgisi fiilen yapıcılık olduğu kadar, özel girişimcileri teşvik ve yapılanları düzenleme ve denetlemektir."

devletçilik politikasının olumlu yanları:

türkiye başlangıç aşamasında devletçiliğin iki büyük yararını gördü: bir yanda, özellikle altyapı ve sanayi yatırımları sayesinde oldukça hızlı bir büyüme gerçekleştirirken; diğer tarafta, sanayileşmenin devlet eliyle oluşumu sayesinde, türk işçisi, batı’daki örnekleri gibi insancıl olmayan koşullar içinde birkaç kuşağın feda edildiğini görmedi. 1929-1939 yılları arasında dünya sanayi üretimi %19 artarken, türkiye’de sanayi üretim artışı %96’yı buldu. sovyetler birliği ve japonya dışında hiçbir ülke, bu alanda türkiye’den daha hızlı bir büyüme sağlayamadı. giderek oluşmaya ve büyümeye başlayan sanayi işçisi sınıfı nasıl hiçbir mücadele vermeden seçme ve seçilme haklarını elde ettiyse; yüne kan dökülmesine, kuşaklar boyu süren büyük acılar çekilmesine gerek kalmadan insancıl çalışma koşullarına kavuştu. sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme gibi hakların verilmesi için de işçi sınıfının rejimi zorlaması beklenmemiştir. demokrasinin beşiği sayılan ülkelerde ise işçiler seçme hakkını elde etmek için uzun ve kanlı savaşımlar vermişlerdir.

devletçilik ve sosyalizm farkı:

türkiye’nin tatbik ettiği devletçilik sistemi 19. yüzyıldan beri sosyalizm teorisyenlerinin ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değil, türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, türkiye’ye özgü bir sistemdir.

devletçilik; kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak; fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeyin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. türkiye cumhuriyeti devleti, türk vatanında asırlardan beri kişisel ve özel teşebbüslerle yapılamamış olan şeyleri bir an önce yapmak istedi; ve kısa bir zamanda yapmayı başardı.

kemalist devletçilik anlayışının, bütün üretim araçlarını devletin elinde toplamayı öngören marksizm ile farkı hızlı bir ekonomik büyümeyi sağlamak için devletin lokomotif görevini üstlenmesi anlamına gelmektedir. ekonomiye yön vererek, kıt kaynakların akılcı kullanımını planlamak, özel girişimcilerin ilgilenmediği, başarılı olamadığı ya da kamu yararı görülen alanlarda yatırım ve işletmecilik yapmaktır.

   neldock   26.06.2007 15:47 ~ 29.04.2008 15:55
   #502482
10.

altı temel ilkemizden biri.

   sozdemir   03.04.2009 15:05
   #1294687
11.

<bkz: korporatizm>

   nicholai alexandrovic hel   03.04.2009 15:08
   #1294695
12.

son zamanlardaki özelleştirmeler ile yıkılan ataturk ilkesidir.

   miskimit   14.05.2009 00:03
   #1380556
 
reklamı kapat

yazdır