dinlerarasi diyalog

1.

dinler arası diyalog farklı dine mensup önde gelen din adamlarının birbirleriyle ilişki icinde olmaları,çatışma yerine birlikte çalışma ve uzlaşma yolları aramalarıdır
böyle bir diyalog kapsamında islam dinini temsil edecek kişilerin islam kurallarını harfiyen yaşamaları,bu dinin güzellikleriyle kalplerini,akıllarını bütün duygu ve latifelerini kemala erdirmeleri muhtaçların karşısına böylece cıkmakla onlara yaşayışıyla fiilen ders vermeleri gerekmektedir.
kuran-ı kerim bu husus hakkında şu gibi ayetler ihtiva etmekte;
bakara suresi 101. ayet
onlara allah tarafından yanlarındaki kitabı doğrulayıcı bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki gerçeği bilmiyorlarmış gibi allah'ın kitabını arkalarına attılar.

bakara suresi
213. ayet
insanlar tek bir ümmet idi. ayrılmaları üzerine allah, nimetinin müjdecileri ve azabın habercileri olarak peygamberleri gönderdi ve onlarla birlikte insanlar arasındaki anlaşmazlıklarda hakem olması için hak ile kitap indirdi. bunda da yalnızca kendilerine kitap verilenler, kendilerine bunca apaçık ayetler geldikten sonra tutup aralarındaki ihtiras yüzünden anlaşmazlığa düştüler. bunun üzerine allah kendi izniyle inananları anlaşmazlığa düştükleri hakka doğrudan ulaştırdı. allah dilediğini doğru yola çıkarır.

ali imran suresi
19. ayet
doğrusu allah katında din, islam'dır. o kitap verilenlerin ayrılığa düşmesi ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastandır. her kim de allah'ın ayetlerini inkar ederse, şüphe yok ki allah, hesabı çabuk görendir.

ali imran suresi
20. ayet
buna karşı seninle tartışmaya kalkışanlara de ki: "ben yüzümü islam ile tertemiz allah'a tuttum, bana uyanlar da." o kitap verilenlerle verilmeyen ümmilere de ki: "siz islam'ı kabul ettiniz mi?" eğer kavgayı kesip islam'a girerlerse doğru yolu tutmuşlardır. yüz çevirirlerse, sana düşen ancak tebliğdir; allah o kulları görüyordur.

ali imran suresi
64. ayet
de ki: "ey kendilerine kitap verilenler, gelin aramızda ortak bir kelimede birleşelim, allah'tan başkasına tapmayalım, o'na hiçbir ortak koşmayalım ve allah'tan başka kimimiz kimimizi rab edinmesin!" eğer bundan yüz çevirirlerse: "bizim gerçekten müslüman olduğumuza şahit olun!" deyin.

ali imran suresi
65. ayet
ey kendilerine kitap verilenler, niçin ibrahim hakkında tartışıyorsunuz? oysa tevrat ve incil ancak ondan sonra indirildi. bunu da mı kavraya mıyorsunuz?

ali imran suresi
69. ayet
kitap verilenlerden bir topluluk, sizleri şaşırtmayı arzu etti. oysa kendilerini şaşırıyorlar da farkına varamıyorlar.

ali imran suresi
70. ayet
ey kendilerine kitap verilenler, neden göz göre göre allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

ali imran suresi
71. ayet
ey kendilerine kitap verilenler, neden hakkı batıla buluyorsunuz da gerçeği bile bile gizliyorsunuz?

ali imran suresi
72. ayet
kitap verilenlerden bir kısmı da şöyle dedi: "varın o inananlara indirilene güpe gündüz inanın, sonunda da dönüp inkar edin, belki onlar da dönerler.

ali imran suresi
75. ayet
kitap verilenlerden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. yine onlardan öylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikçe onu sana vermez. çünkü onlar: "bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda bir yol yok" derler ve allah'a karşı bile bile yalan söylerler.

ali imran suresi
98. ayet
de ki: "ey kitap verilenler, niçin allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? allah yaptıklarınızı görüp duruyor."

ali imran suresi
99. ayet
de ki: "ey kitap verilenler, niçin inananları allah'ın doğru yolundan engelliyorsunuz? görüp durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."

ali imran suresi
100. ayet
ey iman edenler, eğer o kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız, sizi inandıktan sonra döndürür kafir ederler.

ali imran suresi
110. ayet
siz insanlar için çıkarılmış ümmetlerin en hayırlısı olmak üzere yaratıldınız. iyiliğin yapılmasını emreder, kötülüğün yapılmasını yasaklarsınız ve allah'a inanır iman getirirsiniz. kitap verilenler de inansalardı, haklarında hayırlı olurdu. içlerinde inananlar varsa da pek çoğu dinden çıkmış fasıklardır.

ali imran suresi
113. ayet
hepsi bir değildir. kitap verilenler içinde gece vakitlerinde allah'ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan doğru bir topluluk vardır.

ali imran suresi
186. ayet
çaresiz, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve kesinlikle gerek sizden önce kitap verilenlerden ve gerekse allah'a ortak koşanlardan bir çok incitici sözler işiteceksiniz. eğer sabreder ve allah'tan korkarsanız işte bu, azmedilmesi gereken şerefli işlerdendir.

ali imran suresi
187. ayet
vaktiyle allah, kitap verilen okur yazarlardan: "andolsun ki, onu insanlara anlatacaksınız ve gizlemeyeceksiniz." diye söz almıştı. derken onlar, onu arkalarına atıp az bir para karşılığında sattılar. ne kötü bir alışverişti bu!

ali imran suresi
199. ayet
kitap verilenlerden de allah'a, size ve kendilerine indirilene, allah'a boyun eğerek inananlar ve allah'ın ayetlerini birkaç paraya satmayanlar vardır. işte onların, rablerinin katında mükafatları vardır. şüphe yok ki, allah hesabını çabuk yapar.

nisa suresi
47. ayet
ey kendilerine kitap verilenler, gelin o beraberinizdekini doğrulamak üzere indirdiğimiz bu kitaba, biz bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmeden veya onları cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi, lanetlemeden önce iman edin! yoksa allah'ın emri daima yerine gelmiştir.

nisa suresi
131. ayet
allah'ındır göklerde ve yerde ne varsa. andolsun ki, sizden önce kitap verilenlere de, size de: "allah'tan korkun!" diye tavsiye etmiştik. bununla birlikte inkar ederseniz biliniz ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi allah'ındır. allah her şeyden müstağni ve övülmeye layıktır.

nisa suresi
159. ayet
andolsun, kendilerine kitap verilenlerden ölümünden önce ona iman etmeyecek hiç bir kimse yoktur. kıyamet gününde de aleyhlerine şahit olacaktır.

nisa suresi
171. ayet
ey kitap verilenler, dininizde aşırılığa gitmeyin ve allah hakkında yalnızca gerçeği söyleyin! meryem oğlu mesih isa, yalnızca allah'ın peygamberi, meryem'in ulaştırdığı kelime'si ve ondan bir ruhtur; başka birşey değil. gelin allah'a ve o'nun peygamberlerine iman getirin ve "üçtür" demeyin. bundan vazgeçin; hakkınızda hayırlı olur! allah, ancak bir tek ilah'tır, haşa o'nun bir oğlu olması asla düşünülemez. göklerde ve yerde ne varsa hepsi o'nundur. vekil olarak da allah yeter.

maide suresi
5. ayet
bugün temiz nimetler size helal edildi. kendilerine kitap verilenlerin yemekleri size, sizin yemekleriniz de onlara helaldır. hür mü'min kadınlarla, sizden önce kendilerine kitap verilenlerin hür kadınları, namusunuzu muhafaza etmek, zina etmemek, gizli dost tutmamak, kendilerine mehirlerini verip nikahlamak şartıyla size helaldır. her kim şeriatın hükümlerini tanımazsa, bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve o ahirette zarara uğrayacaklardandır.

maide suresi
15. ayet
ey kitap verilenler, şimdi size, kitabınızın gizlemekte olduğunuz birçok yerlerini sizlere açıklayan birçoğunu da geçiveren peygamberimiz geldi. işte size allah'tan bir nur, bir parlak kitap geldi.

maide suresi
19. ayet
ey kitap verilenler, bakınız size, peygamberlerin gelişinin kesintiye uğradığı bir zamanda: "bize ne müjdeyle sevindirecek bir müjdeci ne de ihtar ile gocunduracak bir uyarıcı gelmedi!" demeyesiniz diye, tatlı ve acı gerçekleri açıklayan elçimiz geldi! işte size hem müjdeci hem de uyarıcı bir peygamber geldi! allah, her şeye gücü yetendir.

maide suresi
57. ayet
ey iman edenler, ne sizden önce kitap verilenlerden dininizi eğlenceye alıp oyuncak yerine koyanları ne de kafirleri dost tutmayın! allah'tan korkun, eğer inananlar iseniz.

maide suresi
59. ayet
de ki: "ey kitap verilenler, siz yalnızca allah'a inanmamızdan; bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan, bir de çoğunuz doğru yoldan çıkmış olduğunuzdan dolayı bizden hoşlanmıyorsunuz."

maide suresi
65. ayet
eğer kitap verilenler iman edip allah'tan korksalardı, şüphesiz onların kötülüklerini örter ve onları nimeti bol cennetlere koyardık.

maide suresi
68. ayet
de ki: "ey kitap verilenler, siz tevrat'ı, incil'i ve rabbinizden size indirileni uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." andolsun ki, rabbinden sana indirilen -bu kur'an-, onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. o halde kafirlere acıyacağın tutmasın!

maide suresi
77. ayet
de ki: "ey kitap verilenler, dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve bundan önce şaşmış, birçoklarını da şaşırtmış ve yolun doğrusundan sapmış bir kavmin keyifleri ardından gitmeyin!"

tevbe suresi
29. ayet
kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde allah'a ve ahiret gününe inanmayan, allah'ın ve peygamberinin haram ettiğini haram tanımayan ve hak dinini din edinmeyenlere küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın!

hadid suresi
29. ayet
çünkü kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, allah'ın lütfundan birşey (i elde etmey) e güç yetiremezler ve gerçekten lütuf allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. allah çok büyük lütuf sahibidir.

hasr suresi
2. ayet
o'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından çıkaran. siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, onlar da kalelerinin kendilerini allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine korku düşürdü. öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. ey görecek gözleri olanlar, düşünün de ibret alın!

müddessir suresi
31. ayet
biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık, sayılarını da sadece inkarcılar için bir fitne vesilesi kıldık ki, kitap verilenler kesin inanç edinsin, inananların imanını arttırsın, kitap verilenlerle, müminler şüphelenmesin, kalplerinde hastalık bulunanlarla kafirler: "allah bununla mesela ne demek istiyor?" desin, işte böyle allah, dilediğini şaşırtır, dilediğine de yola getirir. rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak düşünmek için insanlara bir öğüttür.

beyyine suresi
6. ayet
gerek kitap verilenlerden, gerekse müşriklerden küfredenler, muhakkak cehennem ateşindedirler, orada ebedi kalacaklardır. onlardır bütün insanların en şerlileri!

şura suresi
14. ayet
onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. eğer belli bir süreye kadar rabbinden bir (erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.

şura suresi
15. ayet
işte onun için sen (tevhide) dâvet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. onların heveslerine uyma ve de ki: ben allah'ın indirdiği kitab'a inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbinizdir. bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. aramızda tartışılabilecek bir konu yoktur. allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de o'nadır.

   muselem   15.02.2007 22:29 ~ 22:36
   #219722
2.

papanın dediğine göre "insanları incile ve kiliseye yakınlaştırmak" amaçlı şeydir.vatikana bağlı italyada üniversitede görevli bir piskoposun* dediğine göre müslümanlarla yapılması imkansız şeydir.ama yahudilerle bu yapılabilirmiş çünkü müşterek değerleri varmış.

   swarem   15.02.2007 22:31 ~ 22:38
   #219726
3.

- selamun aleykum peder.
* tanrının rahmeti üzerine olsun çocuğum..
- kim? sensin ulan çocuk. seni bi sikerim boyun kadar çocuğun olur ite bak.
* o my god! *

   seinfeld   15.02.2007 23:07
   #219779
4.

fethullah gülen varsa kesinlikle olamayacak şeydir.
ayrıca dinler arası diyalog gereksizdir, birbirinden bu kadar farklı değerlerin diyalog kurmasını beklemek de ilginçtir..
bu bir misyonerlik oyunudur..

   nuni   16.02.2007 20:10
   #220899
5.

islam dusmanliginin post modern halidir. bu hareketin amaci ya islamiyete zarar vermek ya da tamamen ortadan kaldirmaktir. 2. tercih ettikleridir, olmadi birincisine calismaktadirlar.
<bkz: fethullah gulen>
<bkz: fethullah sulugoz>
<bkz: fethullah gulen cemaati>

   fevrihareketler   30.03.2007 20:11
   #293825
6.

güzel sonuçlar doğurması gerekmesine rağmen, tartışmadan başka birşey yaratmayan ironiler bütünü.

   kenna   30.03.2007 20:19
   #293846
7.

dinlerarasi diyalog muslumanlari hristiyanlastirma faaliyetidir. yani misyoner faaliyettir.

zaman gazetesi yazarlarindan ahmet sahin bir makalesinde (ayni zamanda makalenin basligi idi) " ehl-i kitapla amentude ittifakimiz var demisti. yani diyor ki; hristiyan ve yahudilerle amentude ittifakimiz var. yaniiiiiii amentude emredilen herseye onlar da inaniyor demektir bu.

simdi amentuyu bir analiz edelim ve ittifakimiz var mi bakalim. en basit, en anlasilir sekilde yapacagiz bunu.

1) allah-u tealaya iman: imanın birinci şartı, allah'a imandır. amentü'deki, (billahi) ifadesi, allahü teâlânın varlığına, birliğine inanmayı, iman etmeyi bildirmektedir.
her şeyi yaratan allahü teâlâdır. yerde ve göklerde bulunan bütün varlıkları, maddeleri, cisimleri, özellikleri, olayları, kuvvetleri, kanunları, bağlantıları yaratan, yalnız odur. ondan başka yaratıcı yoktur.
yani tevhid inancidir. allah-u teala vardir ve birdir. seriki, ortagi yoktur. esi, benzeri yoktur. dogmamis, dogurmamistir.
hristiyanlarda tevhid inanci yoktur. baba tanri (hasa), ogul tanri, kutsal ruh. ısa aleyhisselam'a (hasa) allah'in ogludur diyorlar. ve ilahlik isnat ediyorlar hasa.
yahudilerde de tevhid inanci yoktur.

2) meleklere iman: imanın ikinci şartı, meleklere imandır. amentü'deki, (ve melaiketihi) ifadesi, allahü teâlânın meleklerine inanmayı, iman etmeyi bildirmektedir.
melekler, hayat sahibi, diri, nurani yaratıklar olup, akıl sahibidirler. allahü teâlânın sevgili ve kıymetli kullarıdır, ortakları ve kızları değildir. allahü teâlânın emirlerine itaat ederler, isyan etmezler. günah işlemezler. erkek ve dişi değildir. evlenmezler, doğurmazlar, çoğalmazlar, çocukları olmaz, yiyip içmezler. allahü teâlâ, bunlardan bazılarını peygamber olarak seçmiştir. diğer meleklere vahiy [haber] götürmek görevi ile şereflendirmiştir. peygamberlerin kitaplarını ve sayfalarını getiren de bunlardır. mesela enam suresini cebrail aleyhisselam ile birlikte 70 bin melek getirmiştir. bunlar hata etmez, unutmaz. hile yapmaz, aldatmazlar. bunların allahü teâlâdan getirdikleri hep doğrudur, şüpheli, ihtimalli değildir. kendilerine verilen emirleri yapmaktan başka işleri yoktur.
en basitinden hristiyanlar meleklerin disi olduklarini (hasa) soyluyorlar. yani bu sarti da yerine getirmiyorlar.

kitaplara iman: imanın üçüncü şartı, kitaplara imandır. amentü'deki, (ve kütübihi) ifadesi, allahü teâlânın kitaplarına inanmayı, iman etmeyi bildirmektedir.
hrisiyanlar ve yahudiler kuran-i kerim'e inanmiyorlar.

peygamberlere iman: imanın dördüncü şartı, peygamberlere imandır. amentüdeki "ve rüsülihi" kelimesi, "allahü teâlânın peygamberlerine iman etmeyi bildirmektedir.

peygamberlerin ilki âdem aleyhisselam ve sonuncusu, bizim peygamberimiz muhammed mustafa sallallahü aleyhi ve sellemdir. bu ikisinin arasında, çok peygamber gelmiş ve geçmiştir. sayıları belli değildir. yüzyirmidört binden çok oldukları meşhurdur.

peygamberlere iman etmek, aralarında hiçbir fark görmeyerek, hepsinin allahü teâlâ tarafından seçilmiş sadık, doğru sözlü olduklarına inanmak demektir. onlardan birine inanmayan kimse, hiçbirine inanmamış olur.
yahudiler isa aleyhisselam'a ve muhammed aleyhisselam'a, hristiyanlar ise muhammed aleyhisselam'a inanmiyorlar. inansa idiler davetine icabet edip onun getirdigi dine iman ederlerdi.

ahiret gününe iman:imanın beşinci şartı, ahiret gününe imandır. amentüâdeki "vel yevmil ahiri...vel-ba'sü badelmevti hakkun" ifadesi, ahirete, öldükten sonra dirilmeye iman etmeyi bildirmektedir.

bu zamanın başlangıcı, insanın öldüğü gündür. kıyametin sonuna kadardır. son gün denilmesi, arkasından gece gelmediği veya dünyadan sonra geldiği içindir. hadis-i şerifte bildirilen bu gün, bildiğimiz gece gündüz demek değildir. bir vakit, bir zaman demektir. kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi. fakat, peygamber efendimiz birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi:

kadere iman: imanın altıncı şartı, kadere, hayır ve şerrin allahü teâlâdan olduğuna imandır. amentüdeki, (ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ) ifadesi, kaderin, hayır ve şerlerin hepsinin allahü teâlâdan olduğuna iman etmeyi bildirmektedir.

insanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zarar, kazanç ve ziyanların hepsi, allahü teâlânın takdir etmesi iledir. kader, lügatte, bir çokluğu ölçmek, hüküm ve emir demektir. çokluk ve büyüklük manasına da gelir. allahü teâlânın, bir şeyin varlığını ezelde dilemesine kader denilmiştir. kaderin, yani varlığı dilenilen şeyin var olmasına kaza denir. kaza ve kader kelimeleri, birbirinin yerine de kullanılır. buna göre kaza demek, ezelden ebede kadar yaratılacak şeyleri, allahü teâlânın ezelde dilemesidir. bütün bu eşyanın, kazaya uygun olarak, daha az ve daha çok olmayarak yaratılmasına kader denir. allahü teâlâ, olacak her şeyi ezelde, sonsuz öncelerde, biliyordu. işte bu bilgisine kaza ve kader denir.
insan bunlari bilip nasil hristiyanlarla ve yahudilerle amentude ittifakimiz var der. amentuye (yani imanin sartlarina) tam olarak ve emredildigi sekilde inanan insana musluman denir.

kaynak: www.dinimizislam.com

   fevrihareketler   04.04.2007 01:21 ~ 12:45
   #304000
8.

efendim, müslümanların kitabı kuran-ı kerim'de: "inneddine indellahil islam.-allah katındaki din islam'dır-." buyurulmaktadır. bu kitap yaradıcının gonderdiği son kitaptır ve o'nun biz kullarına sunduğu rehberdir. hal böyleyken, 'dinler' demek abesle iştigal değilmidir. biz müslümanların inancının gereği tek din olduğunu, onunda islam olduğunu idrak etmektir. dolayısıyla diğer dinlerin geçerliğini yitirdiği ve allah'ın bizim için islam'ı seçtiği açıktır.dinler arası dialog diye birşey de söz konusu olamaz. ancak bizim dinimizin gereği davet etmektir, doğruyu anlatmak ve doğruya yönlendirmektir. neticeyi allah belirlediğine göre bize düşen bukadardır, hidayeti-doğru yol- allah verir. yine dinimizin gereği, üzerimize düşeni yaptıktan sonra, netice ne olursa olsun saygı duymaktır.

<bkz: kuran-ı kerim>

   edeb yahuu   04.04.2007 02:29
   #304034
9.

oyun. islamı yok etmek için, bu topraklardan silmek için uydurulmuş siyonizm ve vatikan kökenli aşağılık oyun. daha acısı bu oyunda kullanılan kuklalar, yerli malı kukla.üzülüyoruz.

   maxlinder   27.04.2007 20:57
   #355621
10.

fethullah gülenin başını çektiği türkiyeyi hristiyanlaştırma projesi.
burada amacının hristiyanlığı yaymak olduğunu buyrun, papaya gönderdiği mektubu okuyarak siz de görün:
http://arsiv.zaman.com.tr/1998/02/10/index.html
tıkladıktan sonra soldaki "güncel" butonuna, sonra da sayfa başındaki "tüm haberler" butonuna basarak aşağıya doğru inin.
dikkat edin, mektupta bir yerde bile hz. muhammed (sav) den bahsetmemektedir.

...bizans hayali: "bir yıl önce kararlaştırılan ve adım adım hayata geçirilen bu plana göre ; 1)ortodoks dinine mensup sırp milletinin devleti olan sırbistan kurulacak. 2)hristiyan halkların tarihlerinin, törenlerinin tanınmaları için yoğun faaliyetler yapılacak. 3)son olarak güçlü bir ortodoks-hristiyan ittifakı ile başkentin istanbul olacağı... büyük bizans imparatorluğu kurulacak.

zaman gazetesi bunları 11 ekim 1991 tarihli baskısında dile getiriyordu.ancak ne olduysa ne dolaplar döndüyse zaman ve türevleri 180 derece dönerek, papanın uşağı haline gelmişlerdir.

"f. gülen hocaefendi,islam ve hristiyan dünyasını temsilen "dinlerarası diyalog" çerçevesinde papa 2. jean paul ile yarım saat görüştü. bartholomoes: "bol ürün bekliyoruz".
bunu da zaman gazetesi 10 şubat 1998 tarihli baskısında yazmıştı.

insanlar nasıl inanabiliyorlar bunlara aklım almıyor. bu bizim dinimizi tehdit ettiği kadar, milli bütünlüğümüzü de tehdit etmektedir.

   nuni   28.04.2007 17:47 ~ 17:49
   #357354
11.

recep tayyip erdoğan'ın söyleyip gerçekleştiremeyeceği dialog.

   sepher hazohar   04.07.2007 00:15
   #518503
12.

net, bariz, açık olarak türk halkını hristiyanlaştırmak için uydurulan safsatadır.

   cembacemba   04.07.2007 00:28
   #518527
13.

arkasına aldığı müslüman kesime şöyle bir bakıldığında hıristiyana benzer bişey göremeyeceğimiz olgudur, burdan anlaşılması gereken diyaloğun tek taraflı olduğudur. amaç gayrimüslimleri hak din islam la tanıştırmaktır yoksa islamiyet nasıl yayılacaktır, hz. muhammed (s.a.v) insanlarla diyalog(tebliğ) kurup onları hak dine davet etmemişmiydi...

   dejo   27.11.2007 18:11
   #743578
14.

“ey iman edenler! yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin.zira onlar birbirinin dostudurlar.içinizden onları dost tutanlar,onlardandır.şüphesiz allah,zalimler topluluğuna yol göstermez.” (maide suresi 51.ayet)

ey iman edenler !..............benim de düşmanım,sizinde düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin.oysa onlar,size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir” (mümtehine s. 60.ayet)


“dinlerine uymadıkça yahudiler de hristiyanlar da asla senden razı olmayacakardır.” (bakara s. 120.ayet)

   elpis   27.11.2007 18:29
   #743595
15.

tebliğin günümüzce uygulama alanının genişletilmesi, tabi bunu yapılmasına karşı tarafın izin vermesi için onlara da aynı hakkı tanımak gerekir di biryerde, herkes istediği görüşü, dini başkasına savunabilir veya kabul ettirmeye çalışabilir bunda bir sakınca görmenin gereği yoktur.

   dejo   30.11.2007 14:13
   #747802
16.

bin yıllardır birbirleri ile savaşmış birbirlerinin kuyularını kazmış insanoğlunun asla başaramayacagı umut edilen diyalogdur.

   son yahudi   09.12.2007 19:39
   #763119
17.

+hapşuu!
+allah'ım uzun ömürler versin.
-hallelujah, sen de gör.

-----

-hapşuu!
+tanrı seni korusun.
-elhamdülillah, sen de gör.

   life is a lemon   09.12.2007 19:42
   #763129
18.

+ papaz zivilivaldın mı?
- hee?
+ zıııtt since 1453 ahahaa.
- ...
+ peki virilaldo?
- her zaman papaz pilav yemez.
+ sözler bile arak. kodumun gavuru.

   raki bardaginda cay   18.12.2007 00:26
   #775980
19.

çocuk rüyasıdır.reform gelir insanın aklına.hem dinler arası nasıl bir diyalog olabilirki?seni kendi ırkından düşük gören insanlarla nasıl diyalog olabilir?bütün ahlak kuralları farklı olan 3 din nasıl birleşebilir?bunun için kuralları inançları değiştirmek lazımm..ama sorarsan öyle bi amaçları yoktur.

   patlamis kisir   20.04.2008 18:11
   #898451
20.

özellikle tek tanrılı dinler arasında olması gayet doğal hadisedir.inanılan aynıdır.zira sirf bu diyalog eksikliği yüzünden yaşanmaktadır sıkıntıların hazımsızlığın saygısızlığın bütünü.

   hakkat   20.04.2008 18:14
   #898455

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır