ensaio sobre a cegueira

1.

-acemi bir edebiyat münafığının kitap notları-

bakabiliyorsan, gör
görebiliyorsan ,gözle
nasihatler kitabı
( kitabın epigrafı)

büyük bir iştiha ile başlanmış ancak 74 cü sayfaya kadar dayanılabilen roman.

buraya kadar olay kısaca şöyle: adamın biri kırmızı ışıkta aracı beklerken kör olur. bu körlük biraz farklı. yazar bunu “ışığın sönmesi” gibi değil “ışığın yanması” gibi diye anlatmış. çünkü kişi sütten bir ırmak içinde yüzüyor gibi oluyormuş. normal körler sanırım kopkoyu bir karanlık içine gömülüler.ilginç bir şey daha hastalık bulaşıcı: kör olan adamımızı eve götürmeye yardım edip sonra arabasını çalan hırsız, karısı, göz doktoru vb herkese bulaşıyor. bu hastalarla ilişki içinde olup da hasta olmayan tek kişi doktorun karısı. hükümet bu olaydan haberdar ediliyor. bakanlık “beyaz felaket” diye tavsif ettiği bu durumu hastaları bir deliler hastanesine “tıkarak” karantina altına alıyor. daha sonra başka hastalar da sırayla geliyorlar. hastaların tıkıldıkları bu yerden ayrılmamalarını salık veriliyor. ayrılmak isteyen bir kişi –hırsız olan - onları denetleyen bir asker tarafından yapılan salvo halinde ateşin dağıttığı bir yüzle ve kafatasıyla yere seriliyor.

herhalde bundan sonra da bir yere kapatılmış bir grup körün yaşam mücadelesi anlatılıyor. bundan ne hikayeler çıkar, ne hikayeler.

buraya kadar şu iki nokta merak unsuru: doktorun karısının hastalıktan beri olması ve hastalığın ne olabileceği –aslı ne.ki yazar da bunu metafizik bir soru olarak vasıflandırıyor.

kitabın arkasındaki tanıtım yazsından öğreniyorum ki bu romanda yazar körlüğü metafor olarak kullanarak “liberal demokrasinin insanları sürüklediği sağlıksız ortamı” yaratmış.

çeviri okumamdan mıdır ya da orijinali de mi böyle hiçbir fikrim yok ama roman pek öyle sözcük oyunu, güzel benzetmeler, çeşitli edebiyat sanatları kullanılarak yazılmamış.yazar hikayeye ve dayandığı temel metafora ağırlık vermiş sanırım. aslında bu yanıyla kafka yı çağrıştırmadı değil.

yazar kitabıyla ilgili kendisine yöneltilen bir soruya şöyle cevap veriyor
“ne düşündüğümü merak ediyorsanız, bu kitapla anlatmak istediğim hepimizin körleşmeye başladığı değildi. bence körleşmiyoruz. hepimiz körüz. körüz ama bakıyoruz. bakabilen ama görmeyen kör insanlar.”


kitaptan güzel bir tamlamayla ve benzetmeyle bitireyim:

“onu göz kamaştıran ve baş döndüren bir çarmıha gerilmiş gibi bitkin ve mutlu kılacak bir orgazmın art arda gelen patlamaları”

“soyulmuş muz gibi çırılçıplak”

   kilgore trout   21.04.2007 04:40
   #338515
2.

körlüğün salgın bir hastalık olarak ele alındığı, ütopik bir jose saramago kitabı. ilginç bir kıyamet senaryosu. ama akıcı bulmadım romanı.

nobel ödüllü bir roman.

   pedesa   26.12.2008 22:03 ~ 09.01.2009 22:38
   #1136792
3.

jose saramago'nun üslubunu konuşturduğu bir şaheser. körlük bir salgın olarak herkese yayılır. yalnız bu bildiğimiz körlükten farklı olarak karanlık bir körlük değil de, beyaz bir körlüktür. bütün insanlığın içinde tek kör olmayan insan ise göz doktorunun karısıdır. insanlık kör olma gibi bir cezaya çarptırılmışken, doktorun karısı hepsinden daha kötü bir cezaya, herkes körken bütün gerçekleri görme cezasına çarptırılmıştır.


kitabın asıl değindiği noktaysa, gözlerimizin görmesine rağmen hepimizin aslında gerçekten kör olduğudur, gören körler.

   milikanin parlayan yildizlari   17.09.2012 22:45
   #2555328
 
reklamı kapat

yazdır