entelektuel nefret

1.

entelektuel fanatizm'in öncüsü. bilgiyi tekelleştirmeden öte, beni anlamıyorsunuz'dan öte bu nefretin kaynağı bizzat toplumun zayıf bireyleridir. keyfi çıkarımlar yaparsak, entelektüel çevresine uyumsuz kişidir. bu uyumsuzluk asosyallik bağlamında değil; zayıf insanların sosyal yaşantılarına katlanamamak bağlamında değerlendirilmeli. nereye varmaya niyetliyiz? pratikle ilgilenen entelektüellerin başarızlıklarını, toplumun algı seviyesine indirgemelerine varacağız. elbet bu da yanlış sayılabilir fakat, teoride çok başarılı olan aydın kesimin, pratikte yaşadığı başarısızlıklar bir nefret doğurur mu? örneklersek, babayı teorisyen olarak, 2 yaşındaki çocuğu da teoriyi uygulamakla yükümlü kişi olarak düşlersek; 2 yaşında olduğundan teoriyi büyük ihtimalle anlamayacak ve babayı sinirlendirecektir. yalan değil.

bana gelen olaylarda, (bana arada olaylar geliyor) entelektüel insanların yaşadıkları bunalımın sis perdesini araladığımızda, bu insanların kel kafalarına rağmen, yarattıkları "ben biliyorum aga" imajına rağmen; çevrelerindeki nacizane insanlara söz geçiremedikleri görülmüş. hatta, eylemden yoksun kalmış teorilerine olan inançları o kadar ilerlemiş ki, eylemi gözardı ederek; eylemsizliği kabullenerek, toplumdaki nacizane insanların algı kapasitelerine küfreder olmuşlar. [bir entelin güncesi]

mesela ne zaman immanuel kant'ı bana anlatmaya çalışan sevgili dostlarıma, soren kierkegaard gibi "peki ama bu bilgiler gündelik hayatta ne işe yarayacak" diye çıkışsam, beni basit, embesil, dandik bir insan ele almalarının yanında; bana karşı içsel bir nefret de besliyorlar. bu nefretin kaynağı, ben de yaşıyorum, onlar da yaşıyor, ben kant'tan bihaber olmama rağmen, zengin, yakışıklı, güzel bir eşi olan nacizane bir insanken; onlar da kel, paralı, entelektüel bir süs eşyasına benzeyen eşleriyle benim varlığımı yadsıyarak beni içselleştiriyorlar. yanisi, ben onların objet petit a'sıyım. isteyip de ulaşamadıkları, bir türlü elde edemedikleri fakat bu uğurda saç döktürleri şeyin, vücud bulmuş haliyim. e burdan yola çıkarsak; benim varlığıma olan düşmanlıkları "benim basit bir insan" olmamdan mı kaynaklanıyor yoksa, benim huzurlu bir insan olmamdan mı kaynaklanıyor? cevap, onlar beni kıskanıyor ve huzursuz etmek istiyorlar.

oysa bu nefreti hakettiğimi söyleyemem. vallahi, abi kendi halinde iyi bir insanım ben. bana aşkın metafiziği'ni, zaman ve varlık üzerine düşüncelerimi sorsanız, zayıf kalırım, fakat ben yine de mutluyum. cahilliğimle mutluyum. e canım bu nefret halen neden sürüyor? bir de entelektüel olacaksın.

sonuçta, ben seni varlığımla dövüyorum. çünkü ben yaşıyorum. kork benden.

   kaamos   13.02.2009 22:05
   #1196315
2.

entelektüel yakıştırmalardan en ünlüsü "cahillik mutluluktur". bu nefretin, kılıfına uydurulmuş şeklidir. birey olarak kendi cahilliğinizi kabullenmeniz ışığında, ısrarla yine bu ifadeyle karşılaşırsanız:

1- sokrat'ın cevabını kendinizce yorumlayın. "sen çok biliyorsun da ne oluyor?". sokrat da, bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmiyorum diyerek ilk entelektüel birikime darbe vuranlardan biridir. [tabii şu anda çarpıtma yaptım, cahil insan çarpıtmalıdır]

2- entelektüel birikimin eylemsiz kaldığını, entelektüelin en nihayetinde bu eylemi gerçekleştirmek için insanlara ihtiyaç duyacağını, saf teorilerle bu işin yürümeyeceğini anlatın. kendi değerinizin farkına vararak entel nefretini engelleyin. kısaca, şu anda sen bana muhtaçsın diyerek gerici bir cevapla entelimizi kışkırtın ki bu tartışmalardan zevk alasınız. yoksa "ühühühü cahilim yaaa" diye kalırsınız.

3- meta aleminde daldığınız zevk-ü sefayı onlara bir videoya çekip izlettirin. 360 derece kamerayı döndürme sahneleri de olsun, tekniğinizi konuşturun.

4-tanrı'ya inandığınızı söyleyerek, idealar alemine ilişkin tüm bilgileri, materyalist birikimi, psikanalizi reddedin. edermiş gibi görünün. korkmayın, cehalitiniz erdeminiz olmalı.

5- entelektüel nefret sizi bulmadan, siz onları bulun. ateşe ateş. tüm entellerden nefret etme lüksünü yaşayın. [sakın adamları kurşuna dizmeye kalkmayın, babil kütüphanelerini yağmalayan moğollar kadar sevilmezsiniz.]

6- manifestomuzun geri kalanına düşünce alemimizi oluşturan insanlarla devam ediyoruz:
annem.
ömer seyfettin.
yılmaz erdoğan.
mevlüt kaplan.
yaşar nuri öztürk.
zico.
yeşil başlı gövel ördek.

7- ironi en büyük muhalefet ve geri püskürtme aracıdır. entelleri entellerin silahları ile vurmayı öğrenin. bunu yapmazsanız, onların nefreti üzerinize olur ve kendinizi önemsiz, kurbağadan farksız hissedersiniz, bu arada kimse sizi öpmez.

   kaamos   13.02.2009 22:42
   #1196381
3.

<bkz: kendi kendine bilinen duyguların sözlükte hayat bulması>

   wrangler   13.02.2009 23:04
   #1196426
 
reklamı kapat

yazdır