eser karakas

1.

liberal yazar/öğretim görevlisi. şuradan yazılarına erişmek mümkün:
http://www.gazetem.net/eserkarakas.asp

   exnihilo   31.01.2008 22:37
   #844328
2.

tsk baştan aşağıya yenilenmeli

ordumuzun acilen ve baştan aşağıya şeffaflaşmaya ve yeniden yapılanmaya ihtiyacı var.

bu ihtiyaç demokrasi için gerekli, hukuk devleti için gerekli ama emin olunuz herşeyden önce militer anlamda etkinlik için gerekli.

siyasete, türkiye'yi duvar atlatmaya, kamp değiştirmeye bu kadar odaklanmış komutanların, subayların yönettiği bir ordunun militer etkinliğinden bahsetmek gerçekten zorlaşabilir.

oysa türkiye'nin 21. yüzyılın küresel siyasal ve güvenlik belirsizlik ortamında asli işine odaklanmış, siyasete değil ama siyasi otoritenin mutlak emrinde militer etkinliğini nasıl maksimize edebileceğine odaklanmış bir tsk'ya çok ihtiyacı var.

21. yüzyıl askeri darbelerin, vesayet rejimlerinin değil ama bir kamu hizmeti olarak değişen bir küresel güvenlik konseptinin öne çıkacağı yüzyıl olacak; umarım bu basit gerçek bir gün tsk komutanlarının da temel gündem maddesi olur.

çok da gerilere, 1960 darbesine, 12 mart muhtırasına, hatta 12 eylül rejimine bile gitmeye gerek yok; 28 şubat süreci ve sonrasında, 2002 seçimlerini izleyen dönemde tsk komutanlarının içine girdiği ilişkileri hatırlamakta büyük fayda var.

cuma günü genelkurmay iletişim daire başkanı tuğgeneral metin gürak haftalık basını bilgilendirme toplantısında 'masuniyet karinesi', 'adil yargınma hakkı' gibi çok kutsal hukuki kavramlara gönderme yaparak ergenekon kelimesini kullanmadan bu süreci eleştirdi ve temel hukuki hakların çiğnendiğini ifade etti.

ergenekon adı verilen soruşturma sürecinde temel hukuki ilkelerin çiğnenip çiğnenmediğini bilemiyorum, umarım herşey usulüne uygun yapılmaktadır ve yapılır.

ancak, anlamakta çok zorlandığım mesele genelkurmay basın sözcüsünün böyle açıklamayı neden yaptığıdır; amaç bu süreçte gözaltına alınan ya da tutuklanan muvazzaf ya da emekli subayları korumak ise yargı sürecinde bu tür bir müdahale kabul edilebilir bir şey zaten değildir.

tsk yargı sürecine yönelik yorumlar yapmak yerine kanımca çok radikal bir özeleştiri yapmak zorundadır ve çok da uzun olmayan bir vadede bu noktaya gelinecektir, gelinen bu nokta da türkiye'nin güvenliği için çok yararlı olacaktır.

28 şubat döneminde o çok çirkin andıçları hazırlayan paşalara tsk kurumsal olarak ne gibi bir yaptırım uygulamıştır?

bu paşalar emeklilik dönemlerinde hala tsk hizmetlerinden mesela ordu evlerinden yararlanabiliyorlar mıdır?

2003-2004 döneminde sarıkız, ayışığı, eldiven gibi darbe projelerini yapan paşalara yine tsk kurumsal olarak ne yapmıştır?

bugün artık özden örnek'in günlüklerinin sahte olduğuna inanan pek kimsenin de kalmadığı biliniyor; öyleyse tsk'nın en tepesinde yaşanan bu hukuksal, siyasal, askeri skandal karşısında kurum ne gibi bir müeyyide uygulamıştır?

27 nisan muhtırası saçmalığı için kurumsal hangi disiplin mekanizması devreye sokulmuştur?

bu muhtırada belirli bir yurtaşlık anlayışını benimsemeyen türkiye cumhuriyeti yurttaşları için 'düşman' ifadesi kullanılarak hem büyük bir hukuk skandalı yaratılmış, hem de yine büyük bir hukuk cehaleti sergilenmiş idi ama o cümleyi oraya koyan hakkında ne gibi işlem gerçekleşti, bir bilgimiz yok.

geçen hafta ortalıkta tanınmamak için sakal uzatan, ülkeye gizli giriş yapan, bağlı olduğu genelkurmay başkanı'nı dinleten bir emekli general dolaşıyor idi.

yine aynı hafta toprak altında, parklarda, apartman kapılarında ordunun depolarında olması gereken patlayıcılar, silahlar ele geçirildi.

tsk'nın bir kurum olarak bu ortamda ergenekon soruşturmasında olan ya da olmayan usul hatalarını eleştirmekten başka işinin olup olmadığını okurların izanına bırakmak gerekebilir.

tsk yurttaşların vergileriyle faaliyet gösteren bir kamu hizmet birimidir ve bu kamu kurumlarında yaşanan hukuk dışı olayların kurum içinde çözüleceği diye bir ilke, çift başlı yargı hukuk devletlerinde olamaz.

tsk hemen askeri liselerde, harp okullarında, harp akademilerinde müstakbel subay öğrencilerine ve subaylara aşılaya geldiği ideolojiyi değiştirmek, askerliğin özünün siyaset üzerinde vesayet kurmak değil, militer etkinlik olduğunu anlamak ve anlatmak zorundadır.
http://www.zaman.com.tr/...tan-asagiya-yenilenmeli

   cablama   19.01.2009 12:45
   #1165522
3.

açık toplumcudur, ben o kadar söyleyeyim..

   sipa   19.01.2009 13:38
   #1165572
4.

dürüst bir insan olduğu isminden belli.

   eser   19.01.2009 13:40
   #1165575
5.

idrardan karakter tahlili yaptık tam demokrat çıktı.

   slaw   19.01.2009 13:59
   #1165589
6.

http://www.odatv.com/...i_kandiriyor-17359.html

   maximumdrink   25.08.2009 18:02
   #1559115
7.

kimler çağdaş kimler değil

rahmetli profesör idris küçükömer 1969 senesinde ünlü kitabı “düzenin yabancılaşması”nı yayınladığı zaman şabloncu zihinler büyük şoka uğramışlardı.

ittihat terakki, chp geleneğine sağ, hürriyet ve itilaf, demokrat parti geleneğine ise sol diyen küçükömer şabloncu zihinleri çok rahatsız etmiş idi. en çok da 12 eylül’ün orgenerallerini rahatsız etmiş olacak ki, ilk işlerinden biri küçükömer’i çok sevdiği üniversitesinden atmak oldu.

bu şabloncu zihinler (!) küçükömer’den hala çok rahatsız olurlar.

küçükömer’in geleneksel sağ ve sol hareketler için başlattığı ezber bozucu tartışma kanımca bugün de benzer bir çerçevede çağdaşlık üzerinden yürüyor.

türkiye’de bir kesim çağdaşlık gibi kavramların tekelini ellerinde tuttuğunu zannediyor, bu çağdaşlık kavramı için bir çerçeve çiziyor, bu çerçeve dışında kalan herkes için de çağdışılık suçlamasını (!) getirebiliyor.

bu konuyu bir kısa köşe yazısında biraz açmaya gayret edelim.

mesela yargı, özellikle yüksek yargı ülkemizde son senelerde sözde bir çağdaşlığın bayraktarlığını yapıyor.

yüksek yargının çağdaşlık kriteri adli yıl başlangıç törenlerinde buram buram anti demokrasi kokan nutuklardan değil ab standartlarında karar üretmekten geçer.

oysa, nutuk düzeyinde çağdaşlık mangalında kül bırakmayanların kararlarının azımsanmayacak bir bölümü aihm tarafından avrupa insan hakları sözleşmesi’ne aykırı bulunmakta yani yüksek yargımızın kararları çağdaşlık sınavında çakmaktadır.

bir “sözde çağdaş” yüksek yargı düşünün ki, çağdaşlık adına 367 kararını üretiyor, 27 nisan muhtırası karşısında ağzını açmıyor, gayrimüslim vatandaşlarımıza yabancı diyor, oran ve kaboğlu (azınlık hakları raporu) kararında tuhaf, hukuk dışı ifadeler kullanıyor,” her şehit için beş kürt politikacı öldürün” diyen bolu express gazetesini görmüyor ama türkiye aihm’de en çok mahkum olan ülke oluyor.

sevsinler bu çağdaşları ve çağdaşlık anlayışlarını. gelelim basına ve üniversiteye.

günümüzde çağdaşlık yaşam tarzından değil hukuk devletine bağlılıktan geçer.

yaşam tarzının çağdaşlık ya da hukukla yegane ilişkisi başkasına baskı yapmamaktır, o kadar.

bir basın düşünün ki, 2002’den beri sözde çağdaşlık nutkunu türban üzerinden götürmektedir. türban takmamayı yegane sözde çağdaşlık kriteri olarak gören basınımızın sözde amiral gemileri seçim sonuçlarına yani demokrasiye saygı göstermemişler, “göbeğini kaşıyan adam” teranesiyle gerçek çağdaşlığa yani demokrasiye ne kadar yabancı olduklarını göstermişlerdir.

aynı sözde amiral gemileri 27 nisan muhtırasında zil takıp oynayarak hukuk devleti kavramında da ne kadar zavallı olduklarını, çağdaşlığın (hukuk devleti) ne kadar uzağına düştüklerini kanıtlamışlardır.

ve daha da beteri büyük oranda bu saygısızlığı hatta anayasal suçu işleyen köşe yazarlarını “ifade özgürlüğü” kisvesi altında korumak istemişlerdir; üstelik demokrasi ve hukuk devleti karşıtı söylemlerin bırakın çağdaşlığı legalite içinde bile yerinin olamayacağını anlamamazlıktan gelerek.

üniversiteler hem çağdaşlık nutku atmış hem de hangi meçhul mahfilden geldiği belirsiz demokrasi ve hukuk devleti karşıtı kağıt parçalarını senato kararlarına dönüştürerek üniversite kavramı üzerine senelerce silinemeyecek kara lekeler atmışlardır.

sözde çağdaş muhalefet partileri demokrasinin kabesi tbmm’yi boykot etmişler ve utanmadan, sıkılmadan halkın karşısına çıkıp oy istemişlerdir, istemektedirler ve isteyeceklerdir de; ve işin en gırgır yani bu boykotu bile sözde çağdaş türkiye adına yapabilmişlerdir.

başkasının yaşam tarzına müdahale etmediği ölçüde her yaşam tarzı saygın ve hukukun koruması altındadır; saygın, hukuksal ve çağdaş olamayacak olan demokrasi ve hukuk devletine karşıtlıktır.

en büyük gericilik, çağdışılık vatandaşına yabancı demektir, 27 nisan muhtırasını savunmaktır, avrupa hukukuyla karşı karşıya gelmektir.

http://www.samanyoluhaber.com/y_330210_eser-karakas-kimler-c

   cablama   23.11.2009 11:22
   #1752405
 
reklamı kapat

yazdır