ex drummer

1.

<bkz: arıza film>

eski davulcu.
27. uluslararası istanbul film festivali kapsamında gösterilen koen martier filmi.

bayaa da ödüllüymüş;
2007 raindance (londra) en iyi ilk film
2007 fantasy film festival izleyici ödülü
2007 varşova jüri özel ödülü

2007 belçika yapımı;
dries vanhegen, sam louwyck, norman baert gibi oyuncular önemli rollerde boy gösteriyor.

konusu: marjinal hayatlara ilgi duyan bir "yazar" (şarkı sözü yazarı ve eski bir davulcu), 3 "engelli" rock müzisyeninin davulculuk teklifini kabul eder.
müzisyenlerin engelli olması konusu ise iyice ucubik.
solistimiz kadınlara karşı şiddet uygulamayı seven, ortam müsaitse öldüren ve kanlarından zevk alan bir psikopat. ilginç dizaynlı! dairesinde tek başına tepetaklak yaşıyor.

gitaristimiz sağır. daha doğrusu ağır işitiyor. kendi beyanından bu engele "annesini başka bir adamla seks yaparken gördüğü an" sahip olduğunu öğreniyoruz. çöplük misali bir evde 3 yaşındaki çocuğu ve -sanırım- karısıyla yaşıyor.

eşcinsel gitaristin ise aynı zamanda kolunda problem var. yatalak babası, kel ve şişman annesiyle resmen kokuşmuş ve hastalıklı bir aile hayatı paylaşmakta.

yazar dries (görece grubun diğer üyelerine göre daha sakin bir hayat yaşamaktadır) bu gruba dahil olduktan bir müddet sonra grup üyelerinin hayatlarını etkilemeye ve bir tanrı gibi gidişata müdahale etmeye başlar.
ve
olaylar gelişir*.

mide düşmanı derecesinde sert sahnelere sahip, cinselliği bolca kullanan ve oldukça sert bir film (bu uyarıydı).

rock müziğin bol miktarda yer aldığı fakat kesinlikle müzikal veya müzikli film sınıfına dahil edilemeyen bir anlatıma sahip.
müzikler kesinlikle çok iyi.

ps: festivalin ilk 3 günü gösterimdeydi, bundan sonra izlemek isteyenler ya dvd'sini beklemek, ya da internetten indirmek zorunda.

o değil de kaç filmde vajinanın içinde sohbet eden iki adam görebilirsiniz ki?

   ironick   08.04.2008 15:22 ~ 15:49
   #889076
2.

içerdiği şiddet ve pornografik sahnelerini; iyi bir konu ve biraz felsefi yaklaşımlarla tek etkileyici taraf olmaktan çıkarıp, birer ayrıntı olarak tutabilmiş belçika yapımı bağımsız film. boşluktaki hayatlar ve yeni tecrübeler için bu hayatları kullanan bir yazar. oldukça rahatsız edici bir film. müzik, acımak ve ahlak eksikliğine farklı bir bakış.

   pedesa   26.03.2009 20:30
   #1276070
3.

tek kelimeyle mükemmel bir film. arıza. uçuk.
soundtrack'i de bir o kadar mükemmel olan filmlerden.

   melian   04.04.2009 13:04
   #1296363
4.

harika bir filmdir, bana göre. sinema salonunda seyri daha bi ayrı tat vermektedir çünkü o yoğun sesler, insanı acı bir şekilde delirtiyor ve bu da kafayı hafiften çizmenize sebep oluyor.

festival'de bu arıza-muhteşem filmi izlerkene, ilk yarım saatinde salonun yarısından fazlası salonu terk etmiştir.

50 santimlik penis'in bir erkeğin kıçına girmesi sahnesinden pek bi etkilenmiş olsalar gerek.

ayrıca, devo'nun mongoloid parçasının çok güzel bir cover'ı da vardır filmde.

   saigon   17.09.2009 12:39
   #1611997
5.

daha önce üzerine düşünmediğimiz bir soruya direkt ve kendimizden emin cevaplar veriyor olmamız, sorunun cevabını bildiğimiz anlamına gelmiyor... anlamak için ön-düşünme kaçınılmaz. bunu en çok sorudan sonra düşünüyor olmamız, öğretilenle hissediyor olmaktan öte değil...

sorudan sonra verdiğimiz cevabı kendimizde ve başkalarında bulamadığımzda, kızgınlıkla ve hınçla bir delinin gömleğini çıkarabiliriz. dikkat etmeli!
başka yaşamları dürtükleme hakkını gördüğümüz kendimiz, dürtüklenmiş yaşamlarda cesetler oluşturduktan sonra, bildiğimiz ve güvende olduğumuz yaşamımıza döndüğümüzde iç kırılmalar yaşayabiliyor muyuz bilmiyorum. ama kendini dünyanın efendisi sananlar sadece politikacılar değil, bazen bilgiçlik taslayan bir yazar, bir müzisyen de yaşam iğdişlemek için muhteşem bir araç haline dönüşebiliyor bunu biliyorum. ve yalnızca bu duygu ile orgazm olmak fizyolojik orgazmın ötesine geçebiliyor.
bilgiç tavrın, yatağa yansıması belki de.
sertleşen yerler, gövdenin organları değil, ego üstelik...

bazı yaşamlara dokunmamak lazım diyorsunuz bu filmi izlediğinizde.
"bazı hastalıklar, kendilerini taşıyan gövdeler üzerinde hastalık etkisi yaratmıyor ki, bunlar bizim naif gövdemizin hastalık algısı."

işte görece yaşam algısı.
mutluluk bizde şekillenen bir duyumsama. biz ise, herkesi sadece ve yalnız bizim gibi mutlu olacak, olabilecek, olmalı zannediyoruz.
hepimiz bir sağıltma peşindeyiz. kimi sağıltıyoruz, toplumsal sağıltım dediğimizi anlayabildik mi?

"sizin gibi adamlar ürememeli" diyor yazar, filmin bir yerinde.
bizim gibi adamlardan, sizin gibi adamları ayırma ruh hali bu.
bize benzeyeni çoğaltma dürtüsü belki de. hayvani bir üreme iç güdüsü değil mi bu da? hayvani içgüdülerine mahkum yaşadığını düşündüklerimizden bizi ayıran pek bi'şey yok o halde.
hepimiz bize benzeyenleri çoğalma derdindeyiz, diğerleri ürememeli. niceliksel artış, niteliksel artış korkuları yaratıyor belki de.

kendi komplekslerimizle algıladığımız dünyayı, yüksek bir pencereden seyrediyoruz çoğumuz. diğerleri, hep aşağılanmak için var. ve biz dünyayı kedi cümlelerimiz kadar sanmaya devam ediyoruz, kendi cümlelerimizi dayattıklarımızın ellerinden aldıklarımızı seyrederken yaşadığımız huzur, bir kez daha katmerlenmesini sağlıyor efendiliğimizin.

bazı yaşamlara dokunmamak lazım.

   ebemgari   12.10.2009 00:19 ~ 00:20
   #1662299
6.

bende nasıl bir etki bıraktığına karar veremediğim film. aslında filmin geneli itibariyle sıkıldığımı söyleyebilirim. rahatsız ediciliği garip bir şekilde hoşuma da gitmişti ama. bir yerde bayaa bir gülmüştüm, izleyenler neresi olduğunu anlamıştır muhtemelen. ama sanırım açıp da 2. kere izlemem ben bu filmi. yoksa hayatıma sebep olur*.

   klopya   16.12.2009 03:08
   #1796240
7.

kurgu hocasının bize sınıf içerisinde (!) izlettiği film. * giriş bölümü geri senaryo tarzındadır ve jeep'in arkasına director of photography yazmak her sivri zekanın harcı değildir. izlenilesi bir filmdir. düşmüşlüğün, pisliğin, yoğun fiziksel şiddetin film içindeki hakimiyeti bir süre sonra kaybolur. her ölenin kendi hakkındaki yorumları da ayrı bir dünyadır zaten. yönetmen; eğer bir toplum masumiyetini kaybetmişse, herkes bundan sorumludur diyor. herman brusselmans’ın kitabından uyarlanmıştır. her bünyenin kaldıramayacağı, sert ve sivri dilli bir film.
<bkz: belçika’nın trainspotting’i>

   makyajsiz palyaco   16.12.2009 03:16
   #1796248
8.

<bkz: mide bulandırıcı filmler>
<bkz: pornografi>
<bkz: filmin başından kalkamamak>

   kirmizi baslikli kurt   25.12.2009 04:52
   #1815294
 
reklamı kapat

görseller

yazdır