gozyasi sisesi

1.

ars longa'nin guzel parcasi..
goz ya$i $i$esi ise ba$ka.. o, mezarlara yerle$tirilen kucuk bir $i$ecik.. icinde gercekten goz ya$i var. matemi anlamli kilmak icin.

   henry flower   12.12.2007 11:04 ~ 11:05
   #766296
2.

öylesine bir şey sayıldı bir zamanlar tarafımdan.

varlığından habersiz iken böyle bir nesnenin, dünyanın en akıllı adamıymışım gibi geldi işte evet. kimsenin aklına gelmemişti.
bir şeyin hayalini yaratan ilk kişi olduğumu düşündüm. götümle gök arasındaki mesafede ise bir değişme olmadı.
olmadı. -olduysa gece annem babam ölsün mü?ölsün-
o zaman ne diyeydi sırıtmalarım, hem de en gerçeğinden, hem de sırıtırken gözlerim dolacak cinsten. ya insan olmamın getirdiği * bencillik, ya da sadece sevdiğim birinin mutlu olmasına, şaşırmasına, belki ’’ne güzel düşünmüş’’ diye düşünmesine sebebiyet verebilecek bir fikre sahip olmam.
o kadar ihtiyacım var ki en çok seven sevgili olduğumu kanıtlamama, o kadar ihtiyacım var ki birini mutlu edebilmeye...
aslında her şey hazır olmadan söylenmez ’’sana şunu alacağım, hediye edeceğim’’ vs. diye. hatta hiç söylenmez, ayıp.
pek de sikimde olmuyor ayıp olması falan can atıyorum mutluluğa şahit olabilmek için.
-bir anlığına tanrıcılık oynamak istiyorum lan işte, ıssız bir adaya düşmüyorum da tanrı oluyorum ne var?-
sonra,
sonrası iyilik güzellik,
’’ben sana gözyaşı şişesi yapacağım sen de deniz topu alacaksın ama bana şişirip vereceksin’’ diyorum o susuyor, ben korkuyorum, küfrediyorum kendime; ’’yetmezdi ki zaten, yetmezdi ki, yeterince iyi değildi ki’’...
umursamıyor gibi yapmaya çalışıyorum hemen; ’’ehehe istemezsen yapmam yahu hem damacanada biriktirmem korkma’’ gibi salakça, içinde bulunduğum durumu yerin merkezine daha da yaklaştırmaktan öteye gidemeyecek cümleler kuruyorum.
’’yok’’ diyor.
o üç harf için neler verebileceğimi bilmediğini düşünüyorum o an. o kıçı kırık kelime yetiyor onu görmeme. başka şeyler de söylüyor sonra, olumlu sayılacak şeyler, önemi yok zaten. üç harf yetti benim diyeceklerini adım gibi bilmeme.
abuk subuk şişeler çarpıyor sonra gözüme, hiç birini de yakıştıramıyorum ona. ve gidip içine yağ, sirke falan konan, gözyaşı biriktirmek için devasa sayılabilecek şişeyi alıyorum. hiç bir duygusal sebeple temellendiremeyeceğim bu salak davranışımı. salaklıktan, sade, düz salaklıktan.
sonra bir gün alakasız bir amca görüyorum sokakta, benimle, bizimle, sokakla alakasız. küçük bir masa kadar bir tezgah açmış, pul satıyor, eski para satıyor, eski oyuncaklar...
eski parfüm şişesi satıyor yahu! hem de avuç içi kadar,
hem de...
hem de öyle işte...
göz yaşı şişem geliyor hemen aklıma, alayım diyorum, çok güzeller ama karar da veremiyorum. alıyorum işte param yettiği kadar.
eve gelip eski şişeye bakıyor salaklığıma gülüyor ’’ağzıma sıçayım ben benim, bunu bin yılda dolduramam’’ diyorum. ’’sana aldım’’ diyorum anneme, o bile beğenip sirke bile koymuyor içine, duruyor öyle kimsenin umrunda olmayacak bir yerde, annemin bir gün ’’yeter bu kalabalıklar’’ diye çöpe atacağı kadar önemsiz, niteliksiz...
küçük şişeye gelince, bir damla bile göz yaşı yok içinde.
halbuki doldursaydım o sirke şişesini 12 kez doldurmuştum kesin. 12 olmasa da 7 var. ama ablak bir insanın, üzülmek için bahane arayacak kadar boş, amcık bir hayata sahip birinin, dikkat çekmek için göt yırtan birinin, sevip sevmediği konusunda yıllarca kesin karara varılamayan birinin vücut sıvısı artık anlamı. gözyaşı falan değil yani.
o sirke şişesi var ya hah onun gibi işte. gözden ırak, gönülden ırak, niteliksiz...
’’kimse beni anlamıyor’’dan öte benim davam.
mutlu olduğunu görebilmek için sevdiği insanın, göz yaşı biriktircem diye sirke şişesi alabilecek kadar salaklaşan bir adamın, onun için sirke şişesi olması var ya...
birinin nefesine sahip olabilmek için deniz topu diye götünü yırtıp, ne birine, ne deniz topuna, ne bu isteğin sebebin merak edildiğini gösterecek bir soruya sahip olamamak var ya...
aradan bir yıl hatta bir de artık yıl geçmesine rağmen, hala malum şarkılardan biri denk gelince, kafayı eğmek, uyuyor numarası yapmak, burun çekmek varya...
öylesine bir şey olmadığını, böylesine bir şekilde anlamak var ya...
-bok bu işte. sen sıçtığına bok mu diyorsun?-


yeni şişeler alayım dedim o amcadan, çok güzel de arabalar vardı.
hem bu sefer bütün parayı da vermeyecektim şişeye...
o amca bile yok olmuş iyi mi...

sonra,
sonrası iyilik güzellik...

   cocobatanesi   06.05.2008 20:48 ~ 20:55
   #914349
3.

-bak şu gözyaşı şişesini görüyormusun?
+tamam tamam. bana girsin.
-yok lan! harbi ilginç birşeye benziyor onu diyecektim.

   darkleon   06.05.2008 21:07
   #914359
4.

<bkz: şişeye boşalmak>

   ecetemelkuran   06.05.2008 21:21
   #914366
5.

*

gel buradan bak kendine
anlardın anında derdim ne kendimle,
nasıl geldi bu hale.
bir bilsen, fark etsen farkında olduğumu
belki de yeterdi gözyaşını silmeme.

al kalbim sende kalsın,
sen yoktun sen varsın,
bir parçan hep burada,
hayalimde salınsın.

bu rüyaysa nedir gerçek
ve sen yoksan nasıl geçecek.
aldırma gelmezse
gelmesin hiç gelecek.

farz et ki bahçende, hamağında, sessizce
uyurken yazdım ben bunları gizlice.
tertip yok, hile yok,
mutlu olmama yeter
eksilirse bir damla gözyaşı şişende.

al kalbim sende kalsın,
sen yoktun sen varsın,
bir parçan hep burada,
hayalimde salınsın.

bu rüyaysa nedir gerçek
ve sen yoksan nasıl geçecek.
aldırma gelmezse
gelmesin hiç gelecek.

ve gelmedi hiç gelecek.

   stresella   05.07.2011 10:03 ~ 10:04
   #2393496
 
reklamı kapat

yazdır