heinrich boll vakfi

1.

alman yeşiller partisi’ne bağlı heinrich böll vakfı, bnd’nin espiyonaj (casusluk) faaliyetleri kapsamında en çok kullandığı vakıf olarak dikkat çekmektedir. türkiye’de son yıllarda gerçekleştirilen rejim karşıtı pek çok etkinliğin ardında böll vakfı yer almaktadır. ülkemizde en aşırı sağdan en aşırı soluna, ikinci cumhuriyetçilerden etnik bölücülere uzanan çizgide, ortak paydası türkiye cumhuriyeti düşmanlığı olan tüm birey ve örgütleri bir araya getirme, ortak platformlar oluşturma çabası içinde görünen vakıf, türk istihbarat kuruluşları nezdinde dikkat çekmemek için de, özellikle espiyonaj faaliyetleri dışında tutulan normal bir türk vatandaşını temsilci olarak göstermektedir.­20

1988’de berlin’de kurulan heinrich böll vakfı’nın, tıpkı diğer vakıflar gibi, alman iç politikasına karışması yasaktır. hükûmetin öngördüğü sınırlar içinde, misyonunun gereğini yerine getirmede ise, tıpkı diğer vakıflar gibi, oldukça özgürdür. vakfın almanya faaliyetleri, iki bölümden oluşmaktadır: gerçek almanlara yönelik faaliyetler; “yabancılar”a yönelik faaliyetler. birinci bölüme yönelik faaliyetler, apolitik çevre projelerinden ibarettir. ikinci bölümdeki faaliyetlerin ağırlık noktasını ise türkler oluşturmaktadı­r. böll vakfı, bu kapsamda, türkiye karşıtı tüm etnik, ideolojik ve dinsel yapılanmaların (pkk, ermeniler, süryaniler, pontusçular, keldaniler, yezidiler, milli görüşçüler, kaplancılar, fethullahçılar, süleymancılar, nizam-ı alemciler, dhkp-c ve tikkocular vd.) yanı sıra, federal anayasa’yı koruma teşkilâtı, içişleri ve dışişleri bakanlığı, protestan ve katolik kilise akademileriyle yine bunlara bağlı haber ajansları ve diğer medya kuruluşları ile koordineli organik ilişki içindedir. vakfın almanya faaliyetlerinin finansmanı, içişleri bakanlığı’nın “global fonları” ve değişik bakanlıkların proje güdümlü kaynaklarından karşılanmaktadı­r ki, 1999 yılı için -sadece almanya içi faaliyetlere- devletten alınan yardım tutarı 67 milyon marktır. böll vakfı’nın asıl faaliyet alanı, almanya için stratejik öneme sahip olan, başta türkiye olmak üzere, “arka bahçe” ülkeleridir. yurtdışı faaliyetlerinin tamamı, federal dışişleri bakanlığı ve federal istihbarat servisi’nin (bnd) “örtülü fonları”ndan karşılanmaktadı­r.

böll vakfı, türkiye’de uzmanlaştığı başlıca üç konuda faaliyet göstermektedir: birincisi, “insan hakları” konusu ki, en yoğun işbirliği yaptıkları türk sivil toplum kuruluşları arasında istanbul barosu, insan hakları derneği, helsinki yurttaşlar derneği, komkar, düşünce suçuna karşı girişim, alternatif toplum merkezi, mazlum-der, türkiye insan hakları vakfı vd. bulunmaktadır. bu kuruluşlarla müşterek panel, sempozyum, atölye çalışmaları ve benzeri etkinliklerde, yücel sayman, hüsnü öndül, hasip kaplan, murat bozlak, şanar yurtapan gibi isimlerin yanı sıra, claudia roth, angelika graf, jonathan sugden gibi türkiye karşıtı olarak tanınan avrupalı parlamenterlere, gazetecilere vd. rastlamak genellikle olanaklıdır. bu etkinliklerin birinde, davetlilere dağıtılan “kendi devletini ihbar anketi”, içeriği itibariyle suç boyutu taşımasına rağmen, sıradan bir belgeymişçesine kamuoyunda tartışılmamış; cumhuriyet savcıları da işlem yapmamıştır.21 benzeri bir ihbar hattı da mazlum-der tarafından yaşama geçirilmiştir.­22 vakıf, ayrıca kadın hakları ile ilgili etkinliklere de ilgi göstermektedir. vakıf broşürlerinde türkiye, mali, sudan ve mısır’ın yanında ‘kadın haklarının ezildiği ülkeler’ listesinde yer almaktadır. ayrıca, vakfın istanbul’da “pazartesi” adlı feminist ve ordu düşmanı bir periyodiği finanse ettiği kaydedilmektedir. kaldı ki, yeşiller partisi’nin yayın organı olan “taz”ın “perşembe” adlı ekinin içeriği de, aşağı yukarı aynıdır.23 vakıf, ab ve kopenhag kriterleri çerçevesinde türkiye’deki insan hakları-azınlık hakları konusunu sık sık gündeme getirmektedir.­24 son olarak, istanbul barosu insan hakları merkezi azınlık hakları çalışma grubu’nun heinrich böll vakfı işbirliğiyle 8-9 haziran 2001’de istanbul’da gerçekleştirdiğ­i etkinliklerden biri olan “ulusal, ulusalüstü ve uluslararası hukukta azınlık hakları (birleşmiş milletler, avrupa birliği, avrupa konseyi, lozan antlaşması)” konulu sempozyum, gerek zamanlama, gerek katılımcılar ve gerekse tebliğ konuları itibariyle oldukça dikkat çekmektedir.25 bir uzmanın bu sempozyumla ilgili son derece önemli değerlendirmeleri şöyledir:

“sempozyumun yabancı konuşmacıları, ülkelerinin azınlık konseptlerini savunan kişilerden oluşuyor. örneğin, pakistan asıllı ingiliz javaid rehman, leeds üniversitesi’nde öğretim görevlisi olup, çalışma alanı, pakistan’daki ‘etnik ve dini azınlıklar’dır. steven wheatley, ulus-devletleri etno-kültürel kimliklerle parçalama projesinin anglosakson mimarlarından biri olarak tanınıyor. nicole guismazenes’in ilgilendiği alan, ‘yabancılar ve ilticacılar’. diran bakar, türkiye’deki ermeni vakıflarının avukatı.

türkiye gibi ulus anlayışı dil temeline dayanan bir ülkede, almanya öncülüğünde bir ‘azınlık hakları’ sempozyumu yapılabilmesi, aymazlığın ve aptallığın zirvesi olsa gerek. zira, ‘etnik ulus’ düşüncesine hitler dönemindeki kadar bağlı ‘çağdaş’ federal almanya’nın tanıdığı ‘ulusal azınlıklar’ın toplam nüfusu toplam 100 bin kişi!.. bu rakamın % 60’ı, yani 60 bini schleswig eyaletinde oturan danimarka kökenliler. almanya danimarka kökenli yurttaşlarına ‘azınlık statüsü’nü mütekabiliyet esasına göre ve daha da önemlisi, galip güçlerin baskısıyla verdi. geriye kalan 40 bin kişilik ‘sorb azınlığı’ ise, istisnasız tamamı kendisini alman olarak gören insanlardan oluşuyor. bir başka deyişle almanya –sırf dış dünyaya azınlık hakları dayatabilmek amacıyla- ‘sorb’ları göstermelik azınlık olarak pazarlıyor. almanya ‘kopenhag kriterleri’ni eksiksiz uyguladığı için, ‘sorblar’, kendi dillerinde eğitim hakkına sahipler. ne var ki, 40 bin kişilik ‘sorb azınlığı’ içinde ‘sorbça’ bilenlerin sayısı iki bin; ilkokullarda ‘sorb dili dersi’ alan öğrencilerinki ise, sadece iki yüz civarında. almanya bu harikulâde ‘azınlık’ sistemini türkiye’ye önerirken, ‘biz nasıl sorblara, danimarkalılara azınlık statüsü verdiysek, siz de aynı hakları kürtlere ve diğer azınlıklara vermelisiniz’ diyor. not: museviler, çingeneler, polonya asıllılar almanya’da azınlık kabul edilmiyor. almanya’da üç milyona yakın türk toplumunu azınlık olarak kabul etmediği gibi, böyle bir azınlığın doğmaması için, alman islâmı projesi uyguluyor”. 26

ayrıca, vakfın işbirliği içinde olduğu diğer dış kuruluşlar arasında, uluslararası af örgütü’nün (amnesty ınternational) istanbul ofisi ve özellikle de almanya şubesi 27, istanbul orient enstitüsü, konrad adenauer vakfı ve diğerleri (kurdish human right projects, ernk, ınternational comittee of the red cross, ınternational centre for human rights and democratic development) başı çekmektedir.

vakfın ikinci faaliyet konusu, “çevre sorunları” üzerinedir. vakfın bu konudaki hedefi, türkiye’de sanayileşmenin, madenciliğin ve enerji kapsamında hidroelektrik santrallerin karşısında, bilimsel ve akılcı bir çevrecilik yerine; salt tepkisel ve duygusal boyutlarda bir çevrecilik hareketine dinamizm kazandırmak ve oluşturulan bu dinamik güçleri, almanya’nın çıkarları lehinde, türkiye’ye karşı koz kullanmak olarak özetlenebilir. bu bağlamda, istanbul çevre konseyi, doğu akdeniz çevrecileri, batı akdeniz çevre platformu, karadeniz çevre platformu, karadeniz ulusal sivil toplum kuruluşları forumu ile yakın ilişkiler kurulmuştur ve amaca uygun etkinlikler düzenlenmektedir. böll vakfı, almanya’nın ekonomik çıkarları doğrultusunda çifte standart esasına göre faaliyet gösteren sözde çevreci fıan örgütü ile de paslaşmaktadır 28.

vakfın üçüncü uzmanlık konusu ise, türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarını, süratle küreselleşmeci ngo çizgisine çekmektir. örneğin, 15-16 aralık 2000’de, istanbul teknik üniversitesi maçka sosyal tesislerinde gerçekleştirilen “türkiye-ab bütünleşmesinde stk’ların rolü” konulu 8. stk sempozyumu’nun ilk çağrısında konumuzla ilgili şu bilgiler verilmektedir: “sekretaryası tarih vakfı tarafından yürütülen bu sempozyumda da, daha önceki yedi sempozyumda uygulanan çalışma yöntemi izlenecek ve ilk gün uzman sunumları, yabancı ülkelerden tecrübe aktarımları ile genel tartışmalar yer alacaktır. ikinci gün ise önceden belirlenmiş konularda atölye çalışmaları gerçekleştirilecektir­. sempozyumun zorunlu giderleri heinrich böll vakfı’nın desteği ve katılımıyla karşılanmaktadı­r, bu kuruluşa teşekkürlerimizi sunuyoruz”.29 söz konusu sempozyumun düzenleme kurulu’nda, böll vakfı’nın yanı sıra, arı hareketi, beyaz nokta vakfı, atlanta ana merkezi uzay ve teknoloji derneği, çaresiz hareketi, doğa ile barış derneği, doğal hayatı koruma derneği, helsinki yurttaşlar derneği, istanbul avrupa gençlik forumu derneği, tesev, tarih vakfı, türkiye çocuklara yeniden özgürlük vakfı, türkiye insan hakları vakfı, yeşil adımlar çevre ve eğitim derneği, 21. yüzyıl eğitim ve kültür vakfı, yöret vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının yer aldığı anlaşılmaktadır. keza, yine aynı adreste 2-3 haziran 2001’de toplanan “sivil toplum kuruluşlarında örgütiçi demokrasi ve gönüllülük” konulu 9. stk sempozyumu’nun düzenleme kurulu’nda ise önceki katılımcılara ilâveten marmara vakfı da yer almaktadır.30

böll vakfı, özetle ifade etmek gerekirse, almanya’nın emperyalist politikalarından habersiz türk ngo’larını, “sivil itaatsizlik” bağlamında merkezi otoriteye karşı dinamik bir güç olarak örgütlemeye çalışmaktadır.”

   prefactus   24.12.2007 16:48
   #784782
 
reklamı kapat

yazdır