herinsankadarsakarvedengesizce

1.

karardıkça daha mı sevilir sanki hava, daha mı mutlu eder bakanı,
daha mı çekilir olur birden, sanki daha mı vahalaşır sema? süzüledurdukça plasik bir poşet parçası yere, sanki daha mı kavuşma isteği duyar insan? poşet parçası yerine değil de yaprak tanesi yerine niye koyamaz kendisini? bulutu sevmeksizin poşet parçasıyla bir bütünlük kurabilir mi sebepsiz? yüksekten korkmadan buluta mı sevdalanır, bi parça olup fütürsuzca oradan oraya dolaşamadığına mı?
baktığında göremediklerine mi üzülür, gördüğü halde, gözünü yumumuk görmezden geldiklerine mi? bulutun getirdiği yağmuru mu tercih eder, poşet parçasını savuran rüzgarı mı? tercih etmeden yaşarsa, tercih etmedikleri hep peşinde mi olur, yoksa tercih ettikleri de onu bırakıp yapayanlız mı kalır?
karardıkça niye sever insan havayı? gözünü kapayıp kendi karanlığını oluşturabiliyorken zaten, hava kararınca herkesle şartların eşit olduğunu hissetme garipliğinde niye bulur kendini? niye poşetlerle, parçacıklarla, rüzgarla, bulutla, havayla onunla bununla ilgili yazmak yerine, gidip daha mantıklı işlerle uğraşmaz insan? niye soru sormaktan farklı bir zevk alır?
cevapların önemsizliğini fark edip cevapsızlıkla yaşamaya niye mecbur eder kendini?
niye saçmalar? niye saçmaladığı yüzüne vurulsa da susmaz. niye devam eder? niye devamsızlık sorunu olmadan devam eder? niye , niye diyenlerden hiç hoşlanmaz ama kendisi niye demekten, sorgulamaktan hiç vazgeçmez?
niye sini öğrenmeden niyetini bilmediği kişilere güvenir mi insan? niye sini belirtmeden kendisine güvenen insanları anlamazsa bozulur mu karşıdaki insan?
insan hava kararınca sebepsiz mutlu olduğunu sanırsa , sebepsiz mutlu olmadığını anlayıp karamsarlık yerine karanlıkla dost olmayı başarabilmesi olasıdır.

   herinsankadarsakarvedengesiz   25.05.2012 13:10
   #2519333
2.

cam kenarında otururken hareket halindeki bir araçta vuku bulursa bir şeyler, o şeyler çok detaydır ve detayları herkes sevmez. çok basit oysa ki gözünü bir noktada sabitleyip onu takip etmek.
basit ve süreğen, ama kesinlikle sürekliliği sağlayan aynı nokta değil, başka bir nokta, başka bir doğa parçası, başka bir şey işte. gözler hıza dayanamayıp sabitlediği her bir noktadan vazgeçer. başka birini seçer, o da kaybolur, başka birini, o da.. şerit şerit akarken sabitlediklerin, sabit olmaktan çıkar gördüklerin. eğer o hızda ve o süreğende devam eden bir yapı olsaydı gözler ile beyin arasındaki; muhtemelen ya göz kendini kaybederdi, ya beyin nerede olduğunu. birden bire küçülüp, şerite dahil olmak isteğiyle yanıp tutuşurdu. dahil olunca ne yapacağını bilmeyip pişman olmak da , hissiz bir şekilde her şeyden bihaber kalıp hissiz kalmak da mümkün.
sarı, beyaz ve gri rengin harmonisindeki noktalar. takip edebildiğim yere kadar var olan noktalar. sonrasında başka bir gözde takip edilmeyi bekleyen noktalar: bir bütünün parçası olduğunuz kanaatine ne zaman varacaksınız? ne zaman varacağız? bir anlık ışık ve hız oyunuyla daha ne kadar olayıp, bahsiniz üzerine konuşturacaksınız?
hızın geldiğine mi yoksa sizin gittiğinize mi inanacağız? bir anlık notlara " anca " demek isterken , buna izin verecek misin " günce " ler hep popüler olmuşken. popülerite üzerine anca varsak, ya da bırakın o kalsın. anca kalır.

   herinsankadarsakarvedengesiz   26.05.2012 19:29
   #2519584
3.

sonsuzluk üzerine bir şeyler yazıyordu çocuk. neyin ne olduğunu kavrama idrakında bile değilken tam olarak..
kendince sınırlar belirlemişti çocuk.doğumunu başlangıç sınırı olarak görmüştü. sonuç sınırının ölümüyle olabileceğini düşünüyordu ama emin de değildi. ölünce çizdiği bu sınırın doğru ve geçerli olduğunu test edebileceği konusunda şüpheleri vardı. ya gerçekten tasavvur ettiği sınırlar doğruysalar? ya aslında bilinmezlik içinde bilmeye odaklanıp buna ulaştıysa? bunu nasıl anlayacaktı? nasıl bildirilecekti ona , tasarının gerçek olduğu, ya da bir sanrı olduğu? ya tüm bildiğini sandığı şey sadece öznel kabullenilirse? ya kendi kendine inanmışsa sadece? ya sonsuzluğu tanımladığını sanıp, büsbütün bir hayal içinde yaşıyorsa?çocuk sonsuzluk diyordu, sonra sınır diyordu.
sonsuza sınırlarla gidemezsin diyordu büyük, sonsuzu sınırlarla kesmek, ona bir çizgi koymak, onu başlatmak ve bitirmek mümkün değildir. sonsuzluğun içindeyken sonsuzluğu anlamaya çalışman beyhude diyordu. "sen sonsuzdasın, ya da sonsuzdan geldin, ya da sonsuza gideceksin.. tüm bunlarım bir farkı yoktur ki. sen sonsuzluk diye bir kelimenin varlığına inanıyor musun onu söyle bana? kelimelerin gücüne inanıyorsan, seni haksız çıkarmayacaklarına inancın kuvvetliyse, onu kaybetmek istemeyip bırakmazsan gerisini boşver.
tüm inancınla sonsuzluk evet , geldiğim, olduğum ya da olacağım diyebiliyor musun? sınır çizmek yerine, içinde kaybolduğun ve sadece ufuktaki yere kadar çizdiğin bir sınırı sonsuzluk diye addetmek hiç adil olur mu?"
büyük, bir çukur açtı yerde, boyu kadar.
küçük, bir çukur açtı yerde, boyu kadar.
ikisi de kendi çukurlarına girdiler.saydam zeminde, saydam çukurlarının içinde. kendilerinden başka kimse , saydam zeminde, saydam çukurda olduklarını bilmedi. birbirlerinin bile bir çukurda olduğunu bilmediler. farklı yerlerde, farklı zamanlarda, farklı konularla ilgili, farklı insanların içinde olduğu çukurlar.. aynı olan ise içinde oldukları çukurlar.

   herinsankadarsakarvedengesiz   27.05.2012 19:14
   #2519810
4.

vazgeçmek kolay aslında. umarsız olmak. aldırmamak.
ama umur seviyeni ve aldırmayışını bi başkasına anlatmak oldukça güç. bi başkası için ise yanlış anlamlara götüren bi meçhul.
vazgeçilmek kolay aslında, umursanmamak. aldırılmayan biri olmak.
ama umur seviyesini ve aldırmayışı anlamak oldukça güç. kendin için ise yanlış anlamlara götüren bi meçhul.
gözünü kapatmak ise zor değil. her şeye ve herkese kapatmak.
sonra açıp açmayacağını bilmeyerek bir kez daha kapatmak. sonra hissizlik.
nefret daha asil bi duygu olabilir belki hissizliği tadmışken. hissizlik daha kolay gelebilir belki nefret bile kalmamışken.

   herinsankadarsakarvedengesiz   29.05.2012 19:24
   #2520403
5.

hava sıcak gibi. güneş tepeden indikçe daha sıcak gibi. nefesin daraldıkça daha da sıcak gibi. ama hava soğuk gibi. akşama doğru yol aldıkça zaman daha soğuk gibi. yüzüne çarptıkça esen daha da soğuk gibi.
hazana doymuş sanki zaman. zaman asmış koymuş kendi kendini duvara. kendine gel dedikçe sanki daha bi hızla ilerliyor yelkovan. yok mu giderken dönüp soran?
güzeli buyur etmişler ehlen u sehlen, çirkine rest çekmişler zaman bile kendine yüzünü göstermezken.
kapı arkası süsü gibi, pencere önü çiçeği gibi yüz çevirip terk etmişler.
kapı arasından giren ışık huzmeleri, pencereden içeri çarpan ışık huzmeleri, tavanda beliren ışık huzmeleri.. ışık huzmelerini bile hazmetmiş zaman. bi bıraksan da zaman, hepsi birden var olsa. bi bıraksan da zaman, ışıkla aramızda olmasan. bi bıraksan da zaman, sana rağmen doğru olsak, sana rağmen mahvolmasak, sana rağmen daha vurulmasak, daha bulunmasak, daha kaybolup daha unuttuğumuz kadar unutulsak.
sonra yönetebilsek seni. ışık la bir olup hakkından gelebilsek. ışığın gücüyle, enerjisiyle alt edebilsek seni. süzmeden inceden inceye, büzüversek kestirmeyle. saati duvardan atsak, duvarı ışıktan soyutlasak, ışığı kendimizden ayırıp, zamanı kendimizde unutsak.

   herinsankadarsakarvedengesiz   01.06.2012 13:57
   #2521078
6.

boktan lafı çok güzel geliyor bazen insana. güzellik devreye girdi ya hemen." hıı ondan güzel mi olurmuş" aslında değil mi. hı hı. tabi. evet "çok boktan" deyip geçiyorsun ve o zaman o durumu tam olarak ondan daha kısa ve net ifade edecek bir tabir olmuyor. bana göre güzellik o işte. neyse. eskiden yoktu böyle. sonradan, insanlardan duydukça mı oluyor artık, yoksa duymana gerek kalmadan mı bilemiyorum. sisteme karşı olmaktan mı, otoriter tutumlarla baş edememekten mi, yoksa eşitlik ve adalet lafı altında bunlardan zerre eser taşımamaktan mı onu da bilmiyorum. birinden rastgele bi laf duymaktan mı ileri geliyor, yoksa alıngan huyuna suçu atmaktan mı? havalarla ters orantılı bir ruh haline sahip olmaktan mı, güneşi görmekten bahsedenlere inat fazla aydınlığın insanı boğduğuna kanaat getirmekten mi? ne zaman oldu bu ? tek bir görüşün varlığını kabul etmenin saçmalığında ısrar mı etsen? saçmalığın saçma olmasındaki varlığı ile, saçma olmayışı arasındaki farkı bulabilen birinin yanında onu dinlemek ile mi? kafan karıştıkça yok saymak ile mi içinden dedin? zaman zaman dilin de dile gelip bunu kendince mi ifade etti? her ne sebeple olduysa güzel oldu işte. kimse anlamıyor neyden bahsettiğini ve sen bunu kimse anlamadan rahatça söylüyorsun. bundan daha özgür ve daha örtük bir şey var mı? söyle. bitsin. söylemeden gitmesin. söyledikçe daha bitsin. gitsin. bitegitsin.

   herinsankadarsakarvedengesiz   09.06.2012 18:25
   #2522998
7.

durdursalar dünyayı..
durdursalar da nasıl bi gücü çoğulsama derdine düşmüş kişinin ifadesiyse artık. sanki durdurulma tek başına apaçık bir zorluk ve bunu yapan özne çoğul olunca daha kolay yapılacak bir fiil doğacak ortaya.
yine de topluluğa odaklanıp o yapmış gibi gösterelim biz. ben değil biz olsun. o değil onlar olsun. siz olun işte. öznesi belli olmayan bir durdurma eylemi gerçekleşse dünyaya karşı. tam olarak demek istediğim buydu.
durdurulan dünyaya dair hareketsizken, durmuşkan, dönmezken, asılı kalmışken belki daha tahammülkar ve daha boşvermemiş düşünülebilir. daha bilinçli daha korkulu, ki korku mantıklı düşünme sınırına yakındır çoğu zaman. azı zaman duygusala gider ama genelleme yapıyoruz şurda.
korkuyorsan mantıklısındır kendince. korkulardan emin olmak deyi boşuna demiyor ademoğlu. korkunca daha sığınmıyor musun? daha güvenmek istemiyor musun? daha af dilemiyor musun? yoksa şimdi mi deyip, içinden bir yakarış geçmiyor mu, bildiğin dualar geçmiyor mu? hiç olmadı, eh buraya kadarmış demiyor musun? e gerçekliğin kavrandığı o son nokta mantık sınırları içerisinde işte. sınır dışında delilik tüm tüm her şeyde olduğu gibi. o yüzden mümkünse sınır içinde kalmakta fayda var.
sınırı nerden bileceğimiz ise gündemdeki soru maddelerinden. her yönetim kurulu toplantısında ele alınan ilk konu başlığı. her üye bir şey deyip, başkanın bambaşka diyebileceği konu. o yüzden mi sınır dedin mi, dur. çünkü o sınır senin sanmadığın, başkasının sandığı sınır olabilir. başkasının sanmadığı sınır da senin sırrın olabilir..
neyse dünya durdurulsa diyoduk. özne belirsiz. edilgen yapı. geçişsiz durum..

   herinsankadarsakarvedengesiz   23.06.2012 16:17
   #2526650
8.

<bkz: tamam>

   danyall   23.06.2012 16:20
   #2526652
9.

çok kaybolmaz bazıları. hani her panik anında kaybolduğunu sanan evham hanım ve beyleri gibi hissetmez kendini. zaten korku ve kaybolmak biri birinin habercisi. ya da çığırtganı. ya da ayrılmazı..her neyse. korkunca kaybolduğunu sananlar ve kaybolduğunda korkanlar diye ayırmaya gelmiyor bunları. çok kaybolmaz bazıları demiştik. demek ki çok da korkmuyolarmış. een başta böyle oluyor..
anaokuluna bile gitmiyormuş daha çocuk. 4 yaşlarında filan o zaman. arkadaşı ve aileler ile birlikte parkta. sarılı kahveli simli gibi kumlar. hani şu deniz kenarındaki bildiğimiz ince sahil kumlarından. park zemini bunlardan. demir zincirli salıncaklar da var sanırım yakınlarında.
sonra bi anda tüm park susuyor sanki, arkadaşının sesi duyuluyor: "korkuyorum"
niye? ne oldu? ne bitti derken arada bir göz ucuyla kontrol ettiği ailelerin olduğu yerin boş olduğunu görüyor çocuk. belli ki yerlerini değiştirmiişler. sağ sol etrafa hızlıca bakıldıktan sonra arkadaşına dönüp söylediği şey: "korkma" oluyor. kendisi de korkmuş belli ki. korkup da belli edememiş yanında zaten ağlamaklı biri varken. sarılı simli kumlar var. kimi yerleri kazılıp oynandığından ıslak gibi. o kumları hatırlıyor çocuk ve yakınlarındaki bodur bir ağacı. yapraklarını dökmemiş ve hala yeşil. sonra arkadaşının kolunu tuttuğunu hatırlıyor. korkmasın diye. arayıp bulurlar diye..yürürken etrafa hızlıca göz atmalar devam ediyor. hala kumlarda yürüyorlar..filan. daha sonrası mutlu son zaten.
korkuyu kaybolmaktan dolayı yaşar bazıları. bazıları çok kaybolmaz bile. kaybolduğunda bile korkmayanlar ise cesaret misalinde yürüyerek çözüm arayışındayken een başta. sonraları hiç yoktan kaybolduğu hissine kapılır. hem de parkta değilken. hem de yanında arkadaşı bile yokken. ona "kaybolmadın" diyen biri yokken yanında. durduk yere. bilir ki kaybolduysa korkuyordur. belki da korktuğundan kaybolmuştur. ama "korkma, kaybolmadın" yok. bir tanesi bile yok.
sanki sarılı simli kumlu parkta kalmış. kazıldığı için ıslaklaşmış kumun içine koyulmuş o sözler. üstünü de kapatmışlar. gidip ordan çıkartılmayı bekliyorlar. kaybolmuş sözler. kaybolmuş insanlar. gittikçe daha korkaklaşan insanlar. hep o sarılı simli kumlu parktan arta kalmışlar. hiç gitmedikleri ya da gidip de bilmedikleri yerdeki o parkla canlanıp sonra yine kaybolmuşlar.

   herinsankadarsakarvedengesiz   10.07.2012 13:35
   #2533082
10.

kendi kendine saatlerce konuşur muymuş insan? çocukluktaki delilik belirtisine rağmen. hala geçerli midir acaba o önerme? hem vygotsky nin içsel konuşmasından bu. bu kadar deli fazla gelip askıdaki dünyayı düşürebilirlerdi o zaman.
içinden sorular sorup sonra yine içinden cevaplar verir miymiş insan? hem de karşında biri varmış gibi. hem de onun yerine düşünerek. paranoya belirtisi gibi belki. ama paranoyaklar dünyayı düşüremediğine göre o da değil. piaget nin empatisi bu da. o kadar kötü bir şey olmasa gerek. her ne kadar bu karşında konuşturduğun kişinin hoşuna gitmese de. öyle işte.
kendi kendine yaptığı tartışma en hırslı tartışması mı olurmuş insanın? hem de keşkelerle hatalarla cebelleşip pişmanlıklarını hatırlayıp kendi kendini yemesine rağmen.. tüm kendini arayanlar ve kaybolanlar hala dünyayı düşüremediğine göre öyle de değil. maslow un bilgi ve anlama sı bu da. fazlası değil.
belki de çok fazlası. hepsinin en fazlası.taşması. dökülmesi.yıkılması..
kaybı işte. kaybı.

   herinsankadarsakarvedengesiz   11.07.2012 19:53
   #2533435
11.

ne kadar yazılacak şey var aslında, hepsi yazılırsa bitecek korkusu olmasa,
yükseklik kadar gerçek olanından.

   herinsankadarsakarvedengesiz   23.07.2012 01:58
   #2536481
12.

hiç yuva içinde yuva mı olurmuş denmez. yuvayı da dişi kuş değil -yuva yapar- yapar. burdan dişi kuşlara sesleniyorum, alınmaca gücenmece yok.. olayım sizinle değil. tamam siz o çalı çırpıları zar zor, seçerek ederek tarıyorsunuz güvenilir, sessiz ve fazla kimsenin fark etmeyeceği bir yer buluyorsunuz. sonra o çalı çırpıları o emin yere götürürken güzergahta dokuma bile yapıyorsunuz. dedim ya olayım sizinle ilgili değil. yuvayı siz yapıyorsunuz belki ama sonuçta siz de bir -yuva yapıcı- oluyorsunuz. yani her -yuva yapar- gibi. hem siz yuvanızın içine yuva mı yaptınız hiç? hem de koltuk minderleri, kırlentler, pike gibi materyallerle. evet onlar sadece işlev görsün diye yuva yapmada kullanılan materyaller oluyor bi süre. sonra diğer işlevleri görmek için standart kalıplarına geri dönüyorlar. bence onlar da monotonluktan sıkılıp o yuva haline katkı sağladıkları için daha mesutlar. bence öyle olmalılar. sonuçta yuva yapıyorsun, basit bi şey mi? hem çatısı ile kapısı en kritik noktalar. aslında temeli düzgün atmak lazım. eğer başarılı bi giriş yaptıysanız 2. katına bile çıkabiliyorsunuz -yuva- da. gerçi 2. katı sadece göstermelik. kullanmaya kalkınca yıkılıyor hemen. o yüzden göstermeliklerden uzak durup işe yarayacak tek katlı mütevazi bir -yuva- yapmak. kapı mühim. ne hemen yıkılacak kadar basit, ne sıkı sıkı kapatılacak kadar sağlam olmamalı. kapı aralık kalsın, ne olur ne olmaz. hem içerinin aydınlanması gerek. çatısız bir -yuva- mı? kapısı aralık bir -yuva- mı diye sorsak 2. yi tercih edenlerin daha çok olmasını ümit ederim, değilse bu -yuva yapma- işini şu dakika sonlandıralım. bir -yuva yapar- olarak yuva yaparsanız eğer; ne kadar emek vererek yaparsanız yapın, fazla uğraşmadan küçük bi hamle ile yıkılacağını, hatta bunu kendinizin bile yapabileceğini bilirsiniz. kaç yaşında olursanız olun. böyledir bu. -yuva yapar- lar -yuva- larını yıkabileceklerinin farkındadır. bazen zevkle bazen mecburen yıkılır o -yuva- . zira -yuva- nızın değerini bilmemiş başkaları her zaman vardır. yuva içinde yuva yapalım dedik. -yuva yapar- olduk. -yuva- ları bazen bilerek, bazen mecburen yıkar olduk. sonra tüm minderler, kırlentler, pike vb. leri eski yerlerine geri döndü. biliyorum onlar da pek hoşnut değil bu geri dönüşten.

   herinsankadarsakarvedengesiz   15.06.2013 19:23
   #2599639
 
reklamı kapat

yazdır