hilmi yavuz

1.

''hüzün ki en çok yakışandır bize..."
boğaziçi üniversitesi'nde felsefe hocalığı yapmış, üniversite diploması bile olmayan zat.
oryantalizm, orhan pamuk ve enis batur eleştirileriyle de bilinir...
çevresinde kendisine tapan insancıklar vardır sürekli.hatta bu durum abartılıp şehirlere yayılmış,bu kişiler de yenilerini halkaya ekleyerek bir mürit oluşturma yolunda ilerlemektedir...
belediye şairi...
iyi şiirleri de vardır gerçi; tabii bı de can bahadır yüce gibi bi isme yol açmıştır ayrı...
"bakmak, uzaklara dokunmaktı..."

   duy_u   28.09.2006 01:38 ~ 01:40
   #57921
2.

hükümranlığı şehir be şehir , gün be gün artan , bir çok şey hakkında şiirleri olan {ayna şiirleri, çöl şiirleri, akşam şiirleri...şeklinde uzayıp giden} geçenlerde 70 yaşına girmiş olmakla birlikte bunun adına şenlikler(!) verilmiştir yandaşları eşliğinde.

   demir   28.09.2006 01:50
   #57950
3.

mutsuzlukla beslendiğini düşündüğüm şair, edebiyatçı. hala hakettiğini düşündüğü yere gelemediği için etrafa öfkeyle bakar gözleri.. yine de netice de yazmak mesleğidir, sırf bunun için bile takdir edilesi kişidir.

   egeria   26.12.2006 01:25
   #156667
4.

poetikasının ilk ilkesini, şairin entelektüel tarihiyle ters düşmemesi olarak açıklar.hem modern hem geleneksel şiiri bir arada vermeye çalışır. bunun için ayrı bir çabası olduğunu ifade eder. kendine göre bir soy kütüğü yapmıştır ve kendini bu kütükteki şairlerin devamı olarak görür.

<bkz: ahmet haşim>
<bkz: yahya kemal beyatlı>
<bkz: asaf halet çelebi>
<bkz: behçet necatigil>

genç şairleri de bu kriterine göre değerlendirir.bu soy kütüğünün devamı olabilecek nitelikte olup olmadıklarına bakar.buna binaen can bahadır yüce,ercan yılmaz vs gibi isimlerden umutlu olduğunu söyler.şiirdeki anlamın ilk okunuşta kendini ele vermemesi gerektiğini savunur.bu noktada şiirin düz yazıdan farklı olduğunu ifade eder. akşam vaktini ve yaz mevsimini şiirlerinde sıklıkla kullanır. bunun sebebi yazları kendini daha sağlıklı hissetmesi ve akşam vaktini şaire yakıştırmasıdır.bir şiiri vardır ki üç şeyi yok sayıp varlıklarını kanıtlamıştır.

<bkz: yok hükmündedir>

   muglak   17.03.2007 20:11 ~ 20:22
   #270708
5.

underground edebiyata ve temsilcilerine olan baki$ acisi ile kendisi icin ece ayhan tarafindan uygun bulunmu$ "belediye $airi" yaki$tirmasinin ne kadar dogru oldugunu gozlerimin onune sermi$tir.

[kucuk iskender der ki;
"ben futbolculara $iirler yaziyorum. bir gun fatih terim icin bir $iir yazilacaksa, bunu da sag tandansli biri yazar: mesela hilmi yavuz".]

iskender pala ile sundugu programda bile egosantrizminden oturu kendini ön plana cikarma uğra$i ile yanip tutu$tugunu gorebiliyorsunuz onun.

[varlik'in eski sayilarına bakın, kendisini poetik gurme sanan biriyle kar$ılacaksiniz ve siz de sevmeyeceksiniz.]

ya$asin edebiyat'a $iir gonderen gonca ozmen'e "siz sadece imge zırvaliyorsunuz" demesi ile bir kez daha olmu$tur.

[yine olur, gelir boyleleri; hilmi değil sanki zombi.]

insanlari cinsel ve dinsel kimliklerine göre değerlendirmesi ile gozumde magmaya du$mu$ homofobik andon..

[e$cinsellere ve transvestilere kar$i olan nefretini, ortamlarda sonsuz bir gurur ile afi$e etmesi ile bazı fraksiyonlarin ram'i oldugunu yine belli etti.]

kaan ince icin "herkes olur!" diyen dunyanin en yuzeysel adami.

[bu realist yöriüngede giderse abd'ye bo$bakan bile olabilir, hatta $irinler'i bile gorebilir.]

suzidilara'da kendisi icin "no thing" diye bir $iir vardır: kucuk iskender tarafından yazilmi$ ve siyah beyaz denizatlari'na da dahil edilmi$tir.

ha$iye olarak;
"ruh sagligim bozuk oldugundan h.yavuz'a adanmi$tir" demi$tir esas $air.

ey the marmara'ya be$ cayina giden egitimli lumpen;

sevilmiyorsun. bil istedim.

   henry flower   09.01.2008 02:49 ~ 02:57
   #809260
6.

bu arada hilmi yavuz köşesinde sıra dışı rektör ile ilgili bir bilgi kaleme aldı: işte o yazı:

burada bir ayraç açmam gerekiyor: boğaziçi üniversitesi’nde 1981’den başlayarak 491 phil. (felsefe) kodlu ’ıntroduction to the turco-ıslamic thought’ dersleri verdim ve bu dersler küçük inkıtalar dışında, 2006 yılına kadar devam etti.

`bir keresinde fizik bölümü öğrencilerinden birinin benim dersimi almak üzere danışmanından izin istediğinde, danışmanının öğrenciyi ’islamı öğrenmek ne işine yarayacak? böyle ipe sapa gelmez hurafelerle niçin vakit kaybediyorsun! üstelik, dersi veren kişi de zaman gazetesinde yazıyor!’ diye terslediğini öğrenmiştim.

bu danışman hocanın adını vermenin şimdi tam sırasıdır: ulusalcı ve laikçi kesimin boğaziçi üniversitesi rektör adayı, prof. dr. kadri ozcaldiran! boğaziçi rektörlük seçiminde birinci sırada! vefa’nın tabiriyle, anlı şanlı boğaziçi’ne mübarek olsun!` demi$.

vefa'da kim lan.
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1037

   zyucel   07.08.2008 03:00 ~ 03:09
   #995834
7.

ben hep yollar düşledim
derin yollarda yürürken
yollar gül sesleridir
beni yazın ta içine çağıran
gitsem mi yoksa daha erken mi
akşamın kovanında anılar oğul verirken


senin gittiğin yollar
bana dolanan yollardır
soluduğum bir büyük
!ormandır acılarım
geçmişten ve gürgen ve derin bulur
sözleri olarak
yazlar kalbime girerken..

ah bellek acı bellek!
hem arısın sen hem kimbilir hangi gülden
kalma diken
ve ne büyük bir büyüsün yaz!
gurbetler senin ülken,yalnızlar senin ülken..
ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken…
dizelerinin sahibi şair...

   yildizemek   29.07.2009 14:39
   #1512672
8.

herşeyi bilen adam. tam bir sahte aydın avcısı. bir o bir meyhane arkadaşı oruç aruoba ve etrafına topladığı çömez grubunun haricinde hakiki aydın tanımaz. hiçbir yamuk gözünden kaçmaz ve elbette ki irfan külyutmaz. şaka bir yana, kültür hayatımıza hiç kuşkusuz katkıları olduğu ölçüde, kişiliğindeki bir ayar bozukluğundan kaynaklanan amiyane uslubu nedeniyle zararları da olmuş çok amaçlı bir zat. bir insan hem batı felsefesi, hem edebiyat, hem de kelam fıkıh gibi mevzularda bu denli iddialı olur da hayatını fikir üretmekten çok onla bunla gereksiz yere uğraşmakla geçirirse sonuç nasıl olurun deneysel bir örneği. sonucu hemen arzedeyim, pek iyi olmuyor.

   darktomas   03.08.2009 12:56
   #1522070
9.

1936 yılında istanbul'da doğdu. kabataş erkek lisisi'ni bitirdi (1954). hukuk fakültesi'ni yarıda bırakarak gazeteciliği seçti. 1964'te, ingiltereye gitti ve abc'nin türkçe yayınlar bölümü'nde görev aldı. aynı zamanda londra üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümünü bitirdi. 1969'dan itibaren cumhuriyet, milliyet gibi çeşitli gazetelerde yazdı. bu yazılarında "ali hikmet" imzasının kullandı. mimar sinan üniversitesi'nde mantık, boğaziçi üniversitesi'nde felsefe dersleri okuttu.

şiire ikinci yeni anlayışıyla başladı. şiirlerini kabataş lisesi öğrencisiyken, 1952'de öğretmeni behçet necatigil'in yönetiminde çıkan "dönüm" dergisinde yayımlandı. "doğu şiirleri" adalı kitabında ilk olarak tarih ile şiir arasında bağlantı kurdu. iğretileme düzlemindeki örneklerini tarihi metinlerden aldı.

"benzetme" ve "eğretileme"nin düzyazıyı şiire dönüştürmede belirleyici olduğunu düşünür. şiirin gerçekliği yeniden kurması gerektiiğini düşünür.

şiir kitapları:

bakış kuşu (1969)
bedreddin üzerine şiirler (1975)
doğu şiirleir (1977)
yaz şiirleri (1981)
gizemli şiirler (1984)
zaman şiirleri (1987)
hüzün ki en en çok yakışandır bize (1989)
ayna şiirleri (1992)

deneme-inceleme kitapları:

felsefe ve ulusal kültür (1975)
roman kavramı ve türk romanı (1977)
kültür üzerine (1987)
yazın üzerine (1987)
felsefe üzerine 1987)

   edmundtalbot   16.12.2009 22:31 ~ 22:37
   #1797549
 
reklamı kapat

yazdır