house of the rising sun

1.

the animals'ın dillere dolanmış, defalarca coverlanmış efsane parçası. sözleri de müthiştir.

there is a house in new orleans
they call the rising sun
and it's been the ruin of many a poor boy
and god i know i'm one

my mother was a tailor
she sewed my new bluejeans
my father was a gamblin' man
down in new orleans

now the only thing a gambler needs
is a suitcase and trunk
and the only time he's satisfied
is when he's on a drunk


oh mother tell your children
not to do what , have done
spend your lives in sin and misery
in the house of the rising sun

well, i got one foot on the platform
the other foot on the train
i'm goin' back to new orleans
to wear that ball and chain

well, there is a house in new orleans
they call the rising sun
and it's been the ruin of many a poor boy
and god i know i'm one

   painseeker   01.01.2007 20:37
   #164903
2.

lost birinci sezon 6. bölümünün adıdır.

   pul koleksiyoncusu   24.08.2007 00:30
   #629770
3.

muse yorumu bir harika olan efsane şarkı.

   shineasagi   01.12.2007 19:36
   #750357
4.

lost dizisi 1. sezonunun 6. bölümüdür. 27 ekim 2004'te yayınlanan bölümün yazarı javier grillo-marxuach, yönetmeni michael zinberg'dir. sun-hwa kwon merkezli bir bölümdür.

-----agir halde spoiler icerir-----

bir geriye dönüş sahnesinde sun'ı bir partide görüyoruz. garson olan jin, sun'a kendisiyle özel olarak buluşması için bir not veriyor. sun, jin ile beraber kaçıp amerika'ya gitmek istiyor fakat jin onurlu bir şekilde sun'ın babasına görüştüklerini söylemeleri konusunda ısrar ediyor.

jack, kate, charlie ve locke mağaraları keşfetmeye giderler. bu sırada sun, jin'in hiç bir görünen sebep yokken michael'a baltayla saldırdığını görerek şok olur. sawyer ve sayid, jin'i yakalayıp enkaza kelepçelemeyi başarırlar. michael bu saldırının sebebinin ırkçılık olduğunu iddia eder. mağaralara giden ekip orada iki insan cesedi bulurlar, locke onlara "adem ile havva" adını takar. kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur. üzerlerinde içinde biri beyaz biri siyah iki taş olan bir kese bulur.

geriye dönüş sahnesinde, jin sun'ın babasıyla konuşmasından dönmüştür. babası, durumu jin'in kendisi için çalışması şartıyla kabul etmiştir. evlendiklerinden sonra jin bir gece eve elleri kanlı olarak döner. jin'in bu konuda konuşmak istememesine çok sinirlenen sun, ona bir tokat atar. jin, sun'a sadece babası ne isterse onu yaptığını söyler.

sahilde jin sun'a babasının saatinin michael'da olduğunu, o yüzden ona saldırdığını söyler. locke ve charlie mağarada çalışırlarken locke charlie'yi driveshaft'tan tanıdığını söyler. charlie, sonunda birisinin müzik geçmişini hatırlamış olmasından mutluluk duyar.

jack ve kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler. kazazedeler aralarında tartışmaya başlarlar, bazıları kurtarma ekiplerinin onları görebilmesi için sahilde kalmaları gerektiğini söylerken bazıları da daha iyi bir sığınak ve taze su bulunan mağaralara taşınmak gerektiğini söyler. grup sonuçta iki ayrı kampa ayrılır.

daha sonraki geriye dönüş sahnesinde, sun gizlice kaçma planları yapmaktadır, bu sayede jin'den ve babasından kurtularak özgür olabilecektir. adada, sun michael'ı tek başına bularak yanına gider ve ona gayet akıcı ve düzgün bir ingilizce ile "seninle konuşmam lazım" der. michael, sun'ın ingilizce konuştuğuna çok şaşırır, çünkü sun o zamana kadar hiç ingilizce konuşmamış ve bildiğini belli etmemiştir. sun ona kocası jin'in ingilizce konuştuğunu bilmediğini söyler. ona jin'in kendisine saldırma sebebinin babasının saati olduğunu söyler. michael saati enkazın içinde bulduğunu, bir önemi olduğunu bilmediğini söyler.

mağaralarda, locke charlie'ye uyuşturucu bağımlısı olduğunu bildiğini ve eğer uyuşturucuyu bırakırsa adanın ona kaybettiği ve çok özlediği gitarını geri vereceğini söyler. charlie uyuşturucuyu verir, locke da ona gitarının yerini gösterir, bunun üzerine charlie çok mutlu olur. sahilde kate, jack'le mağaralara gelmeyi reddeder. michael, tehditkar bir şekilde elinde baltayla jin'in yanına gelir ve kelepçelerini kırar. fakat kelepçe jin'in bileğinde kalmıştır. michael jin'e saati verir, ona kendisinden ve oğlu walt'tan uzak durmasını söyler.

geriye dönüş sahnesinde havaalanında sun'ın jin'i terketmek üzere olduğu görülür. fakat jin'in yaptığı sevgi dolu hareketi görünce kararından vazgeçer ve jin'le birlikte uçağa biner.

o gece mağaralarda, jack sahildekilerden bir kısmıyla birlikte dönerken charlie gitarını çalmaktadır.

*

   my dying wish   12.12.2007 21:00 ~ 15.12.2007 13:11
   #767127
5.

müziğinin jimi hendrix versiyonu dinleyenlere, akıllarda bunun bir müzikten çok bir canlı varlık olduğunu düşündürten parça.

   hippimsi   01.04.2008 18:18
   #884281
6.

söz konusu ev bir genelevdir aynı zamanda.

   laetus   01.04.2008 18:39
   #884301
7.

my name is earl' ün 2. sezon final bölümünde de duyulmuş the animals şarkısıdır.

   beslenir ki bu   23.04.2008 15:31
   #901629
8.

hakikatten de ölümsüz bir şarkıdır.

ayrıca bu şarkıyı rolling stones'dan dinlemek, dünyada yaşanabilecek en harikulade müzikal deneyimlerden biridir.

   melkor   29.03.2009 17:30
   #1282620
9.

bana bir amerikan filmi yasatmis sarkidir. bu film kazakistan'da bir rock barda yasandi:
sahnedeki grup sarkisini bitirip mola verdi. o sirada amerikali bi amca sahnedeki gitari eline aldi, steve ray vaughan'dan biseyler calmaya basladi. grup elemenalarindan basci ve davulcu da ona eslik etmeye calisiyordu ki amerikali amca feci bi ukalalikla "olmuyor yapamiyonuz olm" isaretleri yapmaya basladi. en sonunda da "yok lan sizle olmayacak bu is" deyip gitti oturdu. bunu gurur meselesi yapan grubun gitarcisi kiz arkadasinin yanindan kalkip aldi gitarini eline ve bu sarkiyi calip solemeye basladi. ama aglar gibi soyledi, guzel de soledi. bitirince kiz arkadasinin yanina gitti ve opusmeye basladilar. amerikali'ya fuck ya man tarzi baktilar sonra hepbirden. amerikali da filmlerdeki en basta populer olan sonra itin gotune giren adamlar gibi gitti. kameralara baktim, nerede? yok. iki bira daha caktim sonra kendime geldim.

   54el   07.01.2010 10:41
   #1839208
10.

random çalışların en sık denk geleni. dinleme isteğim şarkıyı çağırıyor adeta, sanki, gibi.

<bkz: la casa del sol naciente>

   haijin   28.07.2010 14:39
   #2115687
 
reklamı kapat

yazdır