icinizdeki okuze oha deyin

1.

"kişisel gelişim kitaplarının zararlarına karşı yazılmış yararlı bir kitap" demiş bülent akyürek. ismi sebebiyle ilgimi çok fazla çekse de, hakkında bir iki şey okuduğumda saçmalık olduğunu düşündüm. okumadan konuşuyorum.



""kişisel gelişim kitapları tersinden bir kuran gibi!
kuran’ı tersten okuyan her insan bu kitaplardan yazabilir! şeytan, kişisel gelişimi kullanarak damarlarımıza sızıyor. bu kitaplar “şeytanın ilmihal kitapları” olmaya başladı.

çok satan, çok okunan ve tartışılan “yılgın türkler’in antimodernist yazarı bülent akyürek’ten bir kavga kitabı daha! akyürek, bu kitabında kişisel gelişim kitaplarının şeytana, kapitalizme hizmet ettiğini ve kişisel gelişim kitaplarının bir nevi satanist, kapitalist kuşatması olduğu-nu ayet ayet kuran-ı kerim ile karşılaştırarak ispatlıyor. ayrıca yazarın bu eseri, neo-tasavvuf olma özelliğiyle de bir ilk...

insanın nefsini kışkırtan kişisel gelişim, hepimizi bir tüketim nesnesi haline getiriyor. dinimizde “kazanmak” ya da kaybetmek” değil “sevap” veya “günah” vardır! öyleyse başarıya endeksli bu kitaplar niçin çok satıyor anlamış değilim, din elden gitti mi yoksa?""

alıntıdır.

   taktiksatirik   01.12.2008 19:17
   #1100107
2.

ayıp oluyo ama!

<bkz: nick üzerinde çevrilen geyikler>

sanırsam güzel bir kitap, okumak gerek. isim konusu biraz sinir bozucu. ne o öyle? öküze oha demeler falan?

   oha   01.12.2008 19:20
   #1100110
3.

<bkz: annenizin sesini kısın>

   kaamos   01.12.2008 19:21
   #1100112
4.

hayatimda okudugum en sacma en nefret edilesi kitapti. hayatimda saygimdan dolayi hic kitap yirtmamistim ama bunu yirtip cope attim hatta icimden klozete bile atmak geldi ama tikanir falan bu sefer ona yazik olur dedim. adam hem dindar ayagina yatiyor hemde " gobek rahat yasamin cok yemenin gunahkarligin bir gostergesidir o yuzden yemek yerken agzinizda b.k cigniyormus varsayin ve az yiyin" diyor. zaten o satirdan sonra salterlerim atti ve yirttim. pisman degilim getirin yine yirtiyim.

   ceren   24.02.2009 22:45 ~ 22:45
   #1212756
5.

"kaderine meydan okuyan; kararlı, gururlu, kaybetmeyi sevmeyen, düşük karakterli insana modern insan deniyor."

kaybetmeye tepkisiz bir toplum "düşünen dünyalı" olabilir mi? aranızda kaybetmeyi seven var mı? peki ya kararsız ve gurursuz? karaktersiz ama zengin, daha da zengin olma yolları arayan bu yüzden gururunu kaybetmiş ama kararlı insan modeli: modern insan. sonra devam ediyor...

algıları dış dünyaya açık insanlar olarak "içimizdeki kendimizden" kopup, "dışımızdaki başkaları"nın beğendiğine göre hareket etmeye başladık.

buradan müslüman kimdir? sorusunun cevabını arıyoruz: şeffaf, olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan insan. yerini, yurdunu, haddini bilen, gözeten ve gözetilen, dünyevi şehvet ve arzulardan uzak, temiz, nereden geldiğini, nereye düştüğünü, nereye teslim olacağını iyi bilen, hayat standartlarını da bu ölçülerde ayarlayan, kararında yaşayan, dengeli insan. peki kişisel gelişim kitapları, yukarıda alıntıladığım cümlenin tamamında ne demek ister?

"deneyenler bir kez kaybedebilir ama denemeyenler ebediyen kaybeder" diye kişisel gelişim ayetleri üreterek küçük insanları sebepsiz yarışlara sokuyorlar.

bülent akyürek devam ediyor: "ikinci sınıf ama helalinden bir hayatı kimse yaşamak istemiyor"

az önce de vurguladığım "haddini bilen insan" değil, haddinden fazlasını isteyen insan modeli hırsla, korkuyu yenerek, kadere karşı mücadele ederek eğitiliyor. nerede? kişisel gelişim kitaplarında.

"bu hayatın bize güzel şeyler sunmasını isterken, arkamıza dönüp, "bize tüm nimetlerini esirgemeyen allah için neler yaptık" diye düşünmüyoruz bile.

kişisel gelişim kitapları, insanlara ilk aşama olarak dünyayı; yani doğal olarak parayı, evi, arabayı, makamı, kadını ve erkeği, gücü ve kariyeri sevdirip ardından da bunlara ulaşabilmenin binlerce sapık yolunu öğretiyor" diyor bülent akyürek.

siyasi partilerimiz, edebiyatımız, dinimiz, sinemamız, spor karşılaşmamız ucuz duygusallıklara kurban olup gitti. işte edebi namusumuzu burada kaybediyoruz. gözyaşları ya da isyan içinde yazdığımız kitaplar, allah'a yazılmış şikayet dilekçelerine dönüşüyor.

bunları "best seller" olmak adına kitap yazan biri değil, binden fazla kişisel gelişim kitabı okumuş, onların ne anlatmak istediğini bilen bülent akyürek söylüyor.

buraya kadar herşey güzel. katılmadığımız birkaç küçük detay olsa da, yukarıda alıntıladığım çoğu tespiti bir okuyucu olarak destekliyorum. yalnız bülent akyürek, kişisel gelişim kitaplarında anlatılanlardan daha çok, ucunun nereye dokunduğuyla ilgilenmiş. o halde bizim de bu kişisel gerileme kitabını aynı ölçüde ele almamız gerekiyor. şu ana kadar okuduklarım, kişisel gelişim kitaplarının şeytani bir senaryoyla insanları başkalaştırmanın yollarını ararken, insanı dinden, benliğinden, inancından uzaklaştıran, insanı insan olmaktan çıkaran, başkalaştıran, hırs ve kazanma azmiyle birer katile dönüştüren kitaplar olarak aklımızda yerini alıyor. peki bu işin sonu nereye gidiyor devam edelim ve görelim:

"istemek, eksiklik duygusundan kaynaklanır. insan bir şeyi hakettiğine inanmadan isteyemez. modern insanın mutsuzluğu buradan gelir. modern insan, her şeyi hakettiğini ama tanrının ona karşı haksızlık ettiğini düşünür..."

peki gerçekten kişisel gelişim kitapları bunu mu diyor? haketmediğin mutluluğa, haketmediğin arabaya, kadına, erkeğe, paraya, makama kavuş, elde et, kopar, senin olsun! gerçekten haketmediği halde tüm bunları bir insan elde edebilir mi? etmiş midir? hayatın ırzına geçmek, dolandırıcılık yapmak, hak gaspetmek bir başarı mıdır? kişisel gelişim kitapları insanları bu noktaya mı sürüklüyor? peki ya tevekkül etmek? başarmak ve kazanmak, rahat bir hayat yaşamak için sürekli çalışan, bu çabasının kendisini sonuca götürmesini bekleyen, tevekkül eden, allah'ın rızasına sunan ve sonuca boyun eğen, durumdan şikayet etmeyen insanların yaptığı gibi bir model yaratılmaya çalışılıyor olamaz mı? kişisel gelişim kitapları insanlara mutlu olduğu ve sürekli yükselebildiği, düşünen insanın içindeki ışığı tümüyle aktarabildiği sürece başarıya ulaşacağını anlatmıyor mu? biz yanlış gelişim kitapları mı okuduk?

yazar bülent akyürek devam ediyor yalnız bu kez işin seyri biraz değişiyor:
"saçlarımız ağardıktan sonra bile, ergenlik alışkanlığı olan aşk metinlerini sürdürürken komik olduğumuz aklımıza gelmiyor. içinde fikir olmayan milyonlarca paragraftan şehvetimiz, isteklerimiz fışkırıyor."

burada hiç lafı dolandırmadan diyor ki, sizler nereden geldiğinizi ve nereye döneceğinizi unuttunuz. saçlarınız ağardı, ölüm yaklaştı, hesap günü geldi çattı ama hala dünyada bırakacağınız aşklarınızla meşgul oluyorsunuz. bu komedinin içinde boğuldunuz, çıkamadınız. içinde, ahirette asla kullanamayacağınız, yani bu yüzden işe yaramaz milyonlarca paragraftan şehvetiniz, istekleriniz fışkırıyor. kendinizi dünya işlerine o kadar kaptırdınız ki, hesap günü için hazırlığınız olmadığından, dünyada kazandığınız başarılar ve servet, ahirette size kol gibi* girecek. kendinize gelin!

amaç kişisel gelişim kitaplarına karşı kişisel gerileme kitabı yazmaktan öte, insanları uyandırmaya çalışmak. fakat uyandırma şekli tekrar yön değiştiriyor:

"güvenilir olmak ile güvenilir görünmek aynı şey değildir!" diyor bülent akyürek. güvenilir izlenimi bırakmanın yollarını da kişisel gelişim kitapları şöyle açıklıyormuş: "yeterlilik, rahatlık, sosyallik, sempatiklik..."

sonra bu geniş anlatımın özetinden bir özet daha çıkarıyor ve diyor ki;
"sempatiklik allah vergisi bir nurdur, çalışmakla kazanılmaz. sosyallik müslümana yakışmaz. zaten insanın aşırı sosyali ya pezevenk olur ya da hayat kadını..."

yani sosyal olmak orospuluktur diyor, pezevenkliktir, kendini pazarlamaktır. asosyal olun, asosyal olanları da dışlamayın, ininize kapanın, sizi hayvandan ayıran özelliğin farkına varın ama çaktırmayın.

şunu kabul edelim ki, hiçbir kişisel gelişim kitabı, güvenilir olmak yerine güvenilir görünün demiyor. tüm bunların dışında sosyallik, güvenilirliğin dışa vurumu değil, insanın kendine olan güveninin dışa vurumudur. güven duymak, korkulardan arınıp cesareti kuşanmakla olur. korku ve cesaretsizliğe kapılmış bir insanın kendine güven duyduğunu iddia etmek büyük yanlıştır.

ayrıca islam da bunu destekler. aşırı mutluluk, aşırı acı, aşırı güven, aşırı hırs, aşırı öfke zararlıdır. daha önce de söylediğim gibi, haddini bilen insan modeli bu tanımın içindedir. sosyallik müslümana yakışmaz şeklinde kurulan bir cümle insanı "kitabın amacıyla ilgili" kuşkuya düşürmekte geç kalmıyor.

"dünya mümine zindandır"ı destur edinip, kendi odasını "ölmeden önce ölebilmek" için kullanan güzel çocuklara "asosyal" damgasını vurup, kafası kırık psikologlara götürüp kafasını şişiriyorlar. diyor devamında.

ve burada kitap, kendisini kişisel gerileme amacına teslim ediyor. bahsettiği "asosyal" damgası, yazarda sosyallere saldırma hakkı tanımış olacak ki, sosyal insanların müslüman olmayacağı iddiasını bir anda ortaya atıveriyor.

kitabın daha tartışılacak bir tarafı kalmadı. kişisel gelişim kitaplarını eleştirirken tıpkı onların misyonerliğini yüzümüze çarpacak kadar açıksözlü olan bülent akyürek'in aynı çizgiyi kendi inceleme kitabında da yakalamamış olmasını dilerdim. çünkü objektif yaklaşım, bağcıyı döverken üzümlerini de yemek değildir. madem dövüyorsun bari üzümlerine dokunma!

selamlar.
kaan özer

   kaanozer   26.09.2009 22:35 ~ 22:39
   #1630944
6.

kişisel gelişim kitaplarının zararları hakkında yararlı bir kitap.. diye kendini tanıtan kitap. pembiş öküzlü tasarımı da çok gülüncüme gidiyor. ilk basım siyahtı sanırım..

http://www.turkkitap.de/...s/icinizdeki_okuze_.jpg

   balikistifi   06.12.2009 17:45
   #1778146
7.

``laftan anlamıyor ki pezevenk`` diye cevaplanan emir cümlesi.

   hadigari   06.12.2009 17:46
   #1778150
8.

ilk entryi okumadan konuşuyorum.

benim başlığım daha insancıl.

<bkz: insan vasfını yitirmiş öküz>

   slaw   23.02.2010 01:14 ~ 01:14
   #1955192
9.

kitabı okumamış ve de yazarını tanımayan biri olarak soruyorum: o nasıl kitap ismi lan?
evet benim içimde bir öküz de olabilir ayı da ama müsade et de ona ne zaman çüş ne zaman oha ne zaman deh diyeceğime kendim karar vereyim. iki satır yazı yazanın götü kalkıyo anasını satim.kişisel gelişimmiş peeeh!

   sleepy   23.02.2010 03:08
   #1955308
10.

içimdeki öküz sürdü göynümün tarlalarını.

   dodostyle   28.03.2010 14:58
   #1998692
11.

bülent akyüreğin güzel bir kitabı.kitapta kişisel gelişim kitaplarının kapitalizme satanizme vb. hizmet ettiği anlatılıyor.

<bkz: içinizdeki apaçiye reis deyin>

   artistimbrand   26.02.2011 15:29
   #2309664
 
reklamı kapat

yazdır