iki kilic kurami

1.

darallardan daral beğen teorisi.ortaçağ hıristiyan teolojisinde iktidar iki kılıçla sembolize edilirse, biri din adamına biri kral'a (dük falan da olur.) aittir bu teoricaza göre.
edit: aramaya inanmadım.

   francisco de vitoria   17.04.2008 16:50
   #895448
2.

bu konuya uzun bir süre devam etme niyetindeyim. zira mühim bir konudur. özellikle bizim iktidar anlayışımız, oy kullanma alışkanlığımız, devleti algılama biçiminiz bakımından önemlidir ve de ayrıca anayasa hukuku okuyan yeni yetme hukukçular , kamu hukukundan zerre anlamayan ama finale çalışan değme 4.sınıf hukuk fakültesi öğrencileri siz de kulak verin.lazım olabilir. sınavda geçirmez belki ama ışık yakar.( oy kaygımız yoktur sıkılırsanız bırakın) sonra hukukçu kimliğinize kalibre katar. o bakımdan gencine yaşlısına keline saçlısına, erkeğine kadınına bugününe yarınına, sağcısına solcusuna, halı saha topçusuna, düğün salonu popçusuna velhasıl herkese lazım olabilir.sabırla okursanız kutsal devlete giden yolu ışıklandıracağım (neden böyle salaklıklara soyunurum bilmem)

iki kılıç teorisi tüm iktidarlar tanrıdan gelir sözünün bir açılımı. bunun ne olduğunu anlamak için önce gelasius’un iki yol kuramına bakmak lazım. şimdi sene m.s.500,gelasius sahnede. bu papa ilginç bir adamdır. klise ve devletin iki eşit güç olduğunu kabul eder. ikisine de itaat gerekir. ama kilisenin ruhani işleri organize edebilmek için dünyevi gücü olmalıdır.neden? şöyle. mesela ayin yapacak adam, ama başını sokacak kilisesi bile yok. şarap dağıtacak olsa mahzen boş. alayım dese para yok.ne olacak? para lazım para.para için vergi salması lazım. ee roma imparatoru hadi len derse nasıl toplayacak vergiyi? soruyorum. evet nasıl toplayacak?o zaman papa diyor ki imparatora hocam alovv bi şey diim mi, biz ikimiz de kutsalız ha.sen dünya işine bak ben ahiret işine nası fikir? ''eyvallah'' deyince imparator, papazı buluyor devlet.iki ayrı iktidar sahnede şimdi. ikisinde de güç, ikisinde de paraysa para.bu 1.adım kutsal devlete giden yolun ilk ışığı belki.

   francisco de vitoria   18.04.2008 14:17
   #896243
3.

sonra geliyoruz tüm iktidarlar tanrıdan gelir sözüne.orcinali omnis potestat a deo .bu söz st. thomas ’a ait.kamu hukuku finalinde çıkar bu. anlat derler.bu söz sen thomas’a aittir dedin mi 1 -0öndesin daha maçın başında. neyse.bu tastamam romalıların iktidar anlayışının katolik teolojide yeniden formülasyonudur.romalıların res publica res populis tüm iktidar toplumdan gelir klişesinin iflası .elbette burada paradigmayı iflas ettiren aziz thomas’a edepsizlik etmek istemem.etsem de zaten bildiğimiz gibi thomas’a komaz.herneyse.thomas abimiz üstattır.hıristiyan teolojinin saç ayağı.tanrının varlığını kendi ölçeğinde ispat ettiği var sayılır.ama onu ünlü yapan aslında, bu tanrısal iktidar sözünde gizli anlayışıdır. bütün erkler tanrı’dan gelmekte ve kral, başında bulunduğu topluluğun mutluluk içinde yaşamasını sağlamak üzere erkini tanrı’dan almaktadır. şimdi soru şu; arkadaş kralın iktidarı tanrıdan geliyorsa, sen ne demeye tanrının adamını tahtan indiriyor, aforoz ediyor, hatta öldürüyorsun. dediğin ile yaptığın çelişkili. thomas ağabeymiz açıklasın durumu. şöyle; kaynağı tanrı’da olan siyasal iktidarı yeryüzünde kullanacak olanlar belirlenmemiştirki aslanım. toplum, iktidarı kullanacakları kendisi belirleyecektir. ya film koptu şimdi. tüm ortaçağ boyunca kutsanması ulan ne kral adam denmesi bundandır. çünkü kiliseyi gerçek bir güç merkezi haline getirir. gelasius’un gazını yiyen thomas işi abartır. kendimize konuşmuyoruz heralde toplum adına karar veriyoruz burada der. o güç bizde.devlet erki gücünü bize borçlu, o kılıcın birini biz emaneten verdik ona.diğeri zaten elimizde onu hiç vermeyiz. böyle dedin mi vergi toplarsın adam asarsın cadı deyü yakarsın kralı kesersin hattakralını kesersin hep bundandır iktidar tanrının hediyesidir.ee kime verilmiş bu hediye tanrının adamına tanrının adamı kim?kral mı ? hayır. papaz.bildiğin papaz.konu kapanır.avrupa koca ortaçağı böyle bir koltuk değneği ile yürüyecektir.ne zamana kadar? martin luther deyusu ortaya çıkana kadar. o zamana kadar bekleyelim bakalım.2.adım tamam.

   francisco de vitoria   18.04.2008 14:54
   #896286
4.

martin luther kimdir? (bunu sınavda martin luther king olarak yazan çakar söyliim.böyle birini tanıyorum şu anda hakim) papaz.katolik kliseye ayarın kralını veren adam.aforoz kağıdını alın da.. diyebilecek kadar ileri gitmiş olduğundan orta ateşte pembeleşinceye kadar kızartılmış olduğunu ummak fazla iyimserlik olur.meğer halkın duygularına tercüman olmuş.meğer herkes bunu bekliyormuş.bu arkadaş diyor ki hocam bak iki kılıç işine varım.ama bu kılıçlar ayrılsın.papazın adamı aforoz etme yetkisi cennetten taşınmaz satma kudreti yok.papazın işi tanrısal krallığın kurulmasında başka değil.manevi hususlar bunlar.ha dünya işi dersen o devletin işi.kralın, soylunun işi.ayrılsın biz işimize bakalım kral da işine baksın..ne oldu şimdi?halk rahatladı.kolay kolayaforoz yok öyle kafaya göre ,cennetten mekan satma da yok.katolik kilisesinden ayrılan ülkelerde kilisenin malları toprakları da gitti. kime ? krala tabi.ama iş göründüğü kadar basit değil.luther, papazı tahtan indirdi insanlara dedi ki tanrıya aracısız iman edin sizi yargılacak olan o. engizisyon değil.tanrıya ulaşmak için ona koşulsuz teslim olmanız aczinizi idrak etmeniz şart.papazdan değil, acziniz sebebiyle tanrıdan korkun ha bir de söylemeyi unuttum dostlarım, krala da itaat edin.burası çok kritik işte.luther papazı indirdiği tahta kralı çıkarttı.eskisinden daha güçlü bir kraldır bu artık.karşısında kilise de yok.luther sizi zulümden kurtarıyorum derken halkı kralın zulmüne terk etti.kral toplumun iyiliği için birkaç kişinin kafasını kesebilir dediğinde film gene koptu.bu sefer zulüm aynı ama kaynağı değişti.ha insanlar neden isyan etmedi hacı derseniz, şundan bu eleman ne demişti insanlara ? aczinizi anlayın ve itiraf edin.ee aciz olduğunu sanan insan nasıl isyan etsin baba.e şimdi bu deyus değil mi? insanlara sen aciz bir kulsun deyip onu bu sefer dünyevi otoritenin kucağına atmıyor mu? krala da kes hocam kafalarını bunlar aciz kulların demiyor mu? ya işte böyle.insanlar buna isyan edene kadar böyle gitti bu iş.krala da isyan edilir ne tanrısal iktidarı ne kılıcı diyene kadar.

   francisco de vitoria   18.04.2008 15:34
   #896319
5.

şimdi hocam elimizde ne var? muazzam krallık ve karşısında kuyruğu titretmek üzere olan kilise.rönesansın akılcı yaklaşımı ve luther darbesi kiliseyi iyiden iyiye salladı belki ama kralın elindeki kılıç daha da keskinleşti.kral oldu sana astığı astık kestiği kestik bir güç.evvela hobbes kıllandı duruma.resim şöyle.bir devlet var ortada ama bu halkın yararına çalışmıyor.halk sefalet içinde ama kralın karnı tok.hobbes basitçe şöyle düşündü.doğa durumunda insan insanın kurdudur. (oku;doğal hukuk doktrini) eyvallah bu sebeple güvenlik önemli. güvenliği sağlamak için üst yapı denen devlet lazım. halk kendi güvenliği için özgürlüğünden vazgeçiyor. devlet diye bir yapıyı güvenlik sebebiyle inşa ediyor. amabir dakika devlet onu kuranı onu yaratanı yiyor.(leviathan) insan doğa durumunda bile bazı haklara sahip,devlet yokken bile bu haklara sahip. yaşama hakkı mesela mesela mülkiyet bunlar elinden alınamaz.bu hakkı ona devlet vermedi ağa ama bu hakları kaybetmemek için kurduğu devlet bu hakkı elinden alabiliyor,asıyor kesiyor.neden? çünkü kılıç onun elinde. nasıl iş bu ? bu çok can sıkıcı durum hobbes’u gerdi hobbes da kilise ve devleti gerdi.ama sonuç değişmedi hafif hafif bir kıllanma durumu oluşmaya başladı ama netice henüz yok.locke piyasaya çıkıp duruma az müdahale etti tabi hocası hobbes gibi.kuvvetler ayrılığı dedi.güldüler.devlet ve tabi kral hala kutsal kılıç hala kralın elinde.taki russo ağabeymiz meydana çıkana kadar.geliyoruz kılıcın kırıldığı yere.

   francisco de vitoria   18.04.2008 18:11 ~ 18:13
   #896573
6.

rousseau 'ya göre, insanın kurtuluşu, yeniden doğal yaşam haline dönmekte yatar; ancak, bu artık olanaksızdır; çözüm ne ?, örgütlü toplumsal yaşama geçmek onun için de toplumsal sözleşme imzalayacağız.(contrat sociale) .ne olacak bunu imzalayınca? bu sözleşme ile, ilkel insan, doğal yaşam halinde sahip olduğu hakların bir kısmını topluma devredecek ve buna karşın, bir yandan güvenliğini sağlayacak, diğer yandan doğada sahip olduğu diğer tüm haklarını toplum içinde korumaya devam edecek. çünkü kemerleri bağlayın “insanlar özgür ve eşit doğarlar”; “insan, doğuştan özgür ve bağımsızdır ve doğadan gelme haklara sahiptir”.bu hakları gasbeden ben tanrının adamıyım diyen kilise de kral da babayı alsın.bu zorbaların gasp ettiği hakların geri alınması içinyani ‘doğal hakların’ kurtarılması için, -ki russo ya göre bu insanlık onuru meselesidir-harekete geçmek gerekir.russo bu hareketi göremeden ölmüştür ama yalnızca 1 sene sonra gelsin hocam hoopp fransız devrimi böylece kılıç kırılmıştır. soyluların ve rahiplerin derebeylik döneminden kalma bütün haklarına ve ayrıcalıkları öldü. herkes eşit. sonra gelsininsan ve vatandaş hakları bildirisi. bu eşittir = egemenlik halktan gelir. tanrıdan değil.devlet vatandaş içindir. vatandaş devlet için değil. devlet uhrevi değil dünyevidir. senin benim yaptığım kurduğum bir yapıdır. bana hizmet eder. çünkü varlığını bana borçludur. kılıç mı ? kılıç bin parçaya bölünmüş, her parçası senin benim elimdedir. bir araya gelebilirsek, doğrultup başımızdaki zorbaya hesap sorarız yoksa öyle bakarız. (hikaye henüz bitmedi doğu toplumlarının kılıcına bakıcaz yarın.beklerim)

   francisco de vitoria   18.04.2008 18:35
   #896596
7.

evet sevgili dostlarım geldik kendi meselemize.doğu toplumlarının kılıç teorisine bakacaksak öncelikle türk devletlerine bir bakmak lazım.sonra da elbette islam devletlerine.eski türk devletlerinde (ortaasyada ve müslüman değil) devlet aslında bir kabileler federasyonudur.ya da başka bir deyişle devlet büyük bir kabiledir.öyleyse doğru anlaşılması gereken şey devletin ne olduğundan çok, kabilenin ne olduğu.bir kabile büyük şefin emri altında yaşayan bir birliktir.uzak yakın akrabalık bağları ile kenetlenmiş sosyal, canlı bir yapı.eğer göçebelilikten de bahsediyorsak, kabile için önemli olan ilk şey en hayati mesele hayatta kalmaktır.bunun altını çizelim çok lazım olacak. yaşam stili açok arazide bir yerden bir yere göç olarak özetlenenbu ufak topluluk, her zaman bilinen alışkanlıklarını takip etmek zorundadır. zira göç yolunda olası bir değişiklik ,konaklanan mevkinin farklılaştırılması, güvenlik tedbirlerinde ufak bir ihmal tüm kabilenin hayatını tehlikeye atabilir.diğer yandan kendi içinde örgütlü bu yapının tüm bireyleri grubun diğer üyesini açık veya gizli her türlü tehliken korumak zorundadır. bu korumacılık kabilenin kutsalı olup bireyin şerefine referans yapar.bu korumacı birlik anlayışı ve alışkanlıkları takip etme güdüsü temel normlardır.(bunlar bize hemşericiliği ve muhafazakarlığı açıklayacak birazdan.)
sonra şu gelir 1.asli kural: ne pahasına olursa olsun hayatta kalmalıyız. göçüyoruz ağa.kolay değil,vahşi hayvan var.(ayu çıkabülü daş düşebülü)düşman kabile var.gıda temini zor iş.işte büyük şef burada devreye girer.strateji,sinerji ve siyaset.şef ne pahasına olursa olsun kabileyi yaşatmalı.düşmanlarla ister anlaşır ister savaşır.içerde isyan çıkarsa bastırmalı.gıda sıkıntısı olursa bir başka kabileyi basmalı.sürek avlarına çıkmalı.böyle dirayetli böyle kudretli olmalı.kimin şef olacağına doğal seleksiyon karar verir aslında.mücadelede hayatta kalan en iyi, en gözüpek,en karizmatik ve asil savaşçı.ama bu işi kabile nasıl okur?doğal seleksiyon aga bu diyecek kadar zeki adam yok.o zaman olsa olsa bu iş gök tengri’nin işidir.gök tengri seçmiş ve yüceltmiştir lideri.herkesin yapamadığını yapan adam olsa olsa tanrının adamıdır.işte tanrı o adama, bilinen anlamıyla kut vermiştir.lider artık kutludur. kut özünde yönetme hakkıdır. kutadgu bilig’de şöyle anlatılır. “kutun tabiatı hizmet şiarı adalettir. fazilet ve kısmet kuttan doğar. hükümdarlığa yol ondan geçer. her şey kutun eli altındadır. bütün istekler onun vasıtası ile gerçekleşir. tanrısaldır. dünyada tam bir iktidar kuşağı bağladı, kurt ile kuzu bir arada yaşadı. bey bu makama sen kendi gücün ve isteğin ile gelmedin, onu sana tanrı verdi. hükümdarlar iktidarı tanrıdan alırlar” işte bu yüzden sevgili kardeşlerim cengiz tanrının kılıcı atilla tanrının kırbacıdır. oğuz kağan tengri’nin yüzüne baktığı adamdır. bumin tengri’nin kutladığı önder.

   francisco de vitoria   19.04.2008 12:05 ~ 13:52
   #897178
8.

şimdi tanrısal iktidarı ile karizmatik liderimiz ve kabilemiz var. kabiledeki her birey aidiyet duygusu ile yaşar. aidiyet kabileye ait olma ve şefe itaat etmekle ilgilidir. neden? bu açık bozkırda bunca tehlike içinde bir kabilem olmazsa ölürüm boru değil. 1.kuralı hatırla ; hayatta kalmalıyım.ama tehlike çok. beni kim koruyacak? hangi kabilendensin deseler ne cevap vereceğim? demek ki neymiş; kabile olmazsa ben de olmam. beni var eden kabiledir. kabileyi var eden kimdir? şef. neden? çünkü tanrısaldır onun iktidarı. bakalım şimdi şehirli ile arasındaki farka. kabilenin üyesi varlığını kabileye borçlu olduğuna inanıyor. kabile o olmadan da mevcut bir yapıdır. zannediyor ki kabile olmazsa o olmayacak ama o olmasa da kabile var olacak. şehirli ise tam aksini düşünür şehri, şehir yapan, orada yaşayan insanlardır, o insanlar olmazsa, şehir dediğin yer ıssız bir mekan olur. ne kadar farklı.ee durum böyle olunca ne yapmalı bizim kabile üyesi? kabileyi canı pahasına korumalı. gerekirse ölmeli onun için çünkü o ölse bile kabile yaşayacak. kabilenin güçlü olması ve güçlü kalması için ne lazım? savaşçı güçlü bireyler. delikanlı güçlü gözünü budaktan esirgemeyen insanlar. değer ölçüleri ne? yalnızca fiziksel güç. düşünsel güç gerekir mi? hayır. filozof lazım değil hoca bize. düşünülecek şeyleri şef düşünür.(bu filozoflar neden hep şehirden çıkıyor arkadaş?) benim yapmam gereken direnmektir. ota boka kafa yormaya gerek yok. iş basit , kabile namına her türlü güçlüğe direnmek. çünkü kabile - beni var eden kabile- kutsaldır. kabileyi var eden şef haydi haydi kutsaldır. işte karizmatik liderin otoritesi adım adım örülüyor.her şeyi yapan kabile üyesidir. liderin hiçbir şey yapmasına gerek yok.otorite semboller ve söylemler eliyle kitle tarafından içselleştirildi ve kutsandı.devlet algısı kabile algısına göre yavaş yavaş şekilleniyor.

   francisco de vitoria   19.04.2008 13:50
   #897228
9.

temel parametreler hazır madem şimdi geliyoruz islam düşüncesinin siyaset fikrinim etkisine.(eski türklerin yaşantısına benzeyen kabileler memleketi mekke’ye gidiyoruz) bakalım kılıç kimin elinde ve kim vermiş o kılıcı.7.yy dayız. yer mekke .muhammed adlı bir yetim peygamber olduğunu ilan etti.hızlı geçelim sonuç.kitlenin kabulü.hz muhammed bir peygamberdir.eyvallah.önermeyi weber’in yaptığı gibi normatif olarak değerlendirsek o artık toplumunun karizmatik önderi.hem dinsel hem dünyevi iktidarı tek elde topladı.dahası var, iktidarı adına allah dediğimiz tanrı tarafından verildi.tartışma yok şüphe yok.sorun şu; o ölünce yerine geçecek halifeye de aynı iktidar tanrı tarafından mı verildi? en netameli konu bu.he ya diyenler de var ama islam siyasal tarihi bunu bir oylama (şura) olarak sunacaktır ilk etapta.tanrısallık yok burada.kur'an istişare edin kullarım diyor.doğrudur.seçimse seçim yapılmıştır.ilk 3 halife de sorun yok.sorun 4.halifede.ali’ye isyan eden kim? muaviye. hangi kabileden hocam ? dikkat dikkat : ya… kabile çıktı gene.ümeyyeoğulları. biz onlara sonradan kısaca emeviler diyeceğiz.3.halife osman hangi kabileden?aa o da ümeyye oğullarından muaviye ile aynı kabileden.şimdi kabilenin bir bireyi, hem de halife, hem de ilk müslümanlardan, biri olan aziz osman öldürüldü.kabilesi bunun kanını dava edecek? neden bkz yukarda kabileci korumacılık.katilleri kim bulacak? kim sorumlu adeletten? ben değilim herhalde yeni halife ali.al sana kabilecilik ekseninde bir kırılma.karizmatik liderin ölümünden yalnızca 30 sene sonra, evet 30 kısacık sene sonra canımiktidar çatladı.aynen kısa zamanda yıkılan türk devletleri gibi.iç karışıklık kabile taassubu ve ayrılıklar.bunlar kilit hadiseler.örgütlü bir yapının neden kurulamadığının ve neden kolayca dağıldığının izahı.karizmatik lider ölürse birlik dağılır.karizmatik iktidar çabuk gelir çabuk gider.lider öldü konu kapandı yeni bir lider, yeni bir devlet, önümüzdeki mücadelelere bakıcaz artık .o zaman kural basit kabile toplumunda iktidar yaşamak istiyorsa yasal ve ussal olmalı.bunu not edelim.geleceği okuyalım: bence bu hikayede yasal ve ussal iktidara ulaşan ilk kişi uzun yıllar hükümdar olacak.

   francisco de vitoria   19.04.2008 14:28
   #897242
10.

şimdi benim anladığım islam düşüncesinde iki kılıç yok. devlet başkanı ayrı din başkanı ayrı değil. dünyevi iktidar, dini iktidar ayrımı da yok. öyle din işine aracılık eden papaz da yok. ama ne var. iktidarı yasal zemine oturtma şartı. bunu yapabildin mi iki kılıç da senin elinde. peygamberin iktidarı tanrıdan geliyordu, sorun yok. 3 halifenin iktidarı ise halktan.sorun gene yok. muaviye aliye isyan ettiğinde ali’nin iktidarı artık halktan gelmiyor demektir.halk isyan ediyor,(cemel vakası,sıffın savaşı,hakem olayı okunabilir) hem de önemli bir kısmı .muaviye'ye de tam bir itaat yok.ne olmalı? iktidarı yeniden tanrıya bağlamalı kişi. nasıl? nasıl? şimdi sıkı duralım film başlıyor.4 halife dönemi sona erdi.hz.ali öldürüldü.bir tarafta şia ali taraftarları bir tarafta ümeyyeoğulları ve bir tarafta her ikisini de reddeden hariciler siyasal kamplaşmanın tarafları oldu.ali’nin oğlu (hasan)hilafetten kendi arzusu ile çekilip yerini muaviye’ye bıraktığında, muaviye çok önemli bir sorunla karşılaştı.halkın tamamı onun iktidarını istemiyordu.halkın teveccühü yok, ayaklanmalar hala mevcut. e bu adam peygamber de değil.çözüm lazım acil çözüm.kemerleri bağlayın.çözüm bulundu.muaviye halkın önüne çıkıp şunu dedi.ey müslümanlar sizinle neden savaşıyorum.namaz kılmadığınız ya da hacca gitmediğiniz için mi? hayır biliyorum ki bunları yapıyorsunuz.benim sizinle savaşmam ve sizi yönetmem allah’ın takdiri iledir.allah dilediğini yapar.evet.bu muhteşem buluş, yasalotorite sağlar.temelini kur’an dan alıyor.ussal.akla uygun değil mi ?allah için söyleyin.kader işi bu.allah’ın işi işte.herşey önceden çok önceden belirlendi.muaviye şimdi iktidarda ise, bu allah’ın takdiridir. daha söylenecek bir şey var mı?işte bu kader ve kaza öğretisini iyice anlamamız gerekecek bir sonraki bölümde.iktidarın nasıl allah’a bağlandığını ve kutsal devlet anlayışının ve kutsal sultanın nasıl oluşturulduğunu,şuranın danışmanın halkın seçiminin nasıl gümbürtüye gittiğini anlamak için.sıkı durun.

   francisco de vitoria   19.04.2008 15:57
   #897293
11.

muaviyenin kendi iktidarının allah’ın işi olduğunu söylemesi kafaları karıştırmıştır.ama emeviler bu mevziyi kolay kolay terk etmeyecekler.muaviye oğlu içinhaklktan biat talep ederken medine valisine yazdığı mektupta şöyle diyecek,(oğlu) "yezit’in halife olması, kaza ve kaderdir, kulların başka seçeneği yoktur.'' kader düşüncesi eşari kelam okulu tarafından sistemlendirildiğinde iş bitti.şimdi sultan allah’ın adamıdır.canı kutsaldır.hatta onlar için kalem cari değildir.(onlara günah yazılmaz) sultan allah’ın yeryüzündeki gölgesidir.(zillullah) muaviye’den asırlar sonra bu kemikleşmiş yapı için ibn haldun *şunu söyleyecektir.islam’a göre hanedana itaat allah’tan gelen değiştirilemez ve aksi düşünülemez ilahi bir ferman gibi telakki edilir.böylece halk hanedanlar için savaşırken allah için savaştıklarını zannederler….ki zaman içerisinde islam toplumlarında sultan allah’ın yeryüzündeki gölgesidir.zayıflar ona sığınır.mazluma o vasıta ile yardım olunur.kim dünyada sultanına ikramda bulunursa allah ta kıyamette ona ikramda bulunur.
bütün faturalar kader kısmet formülasyonu ile allah’a havale edilecek bu siyasi alışkanlık yıllar sonra sosyal alanlara sıçrayacak ve müslüman coğrafyada birey başına gelen her musibetten allah’ı sorumlu tutacaktır. peki her şey bu kadar kolay mı? adına halife denen bildiğin kral ya da sultan her türlü zulmü yapacak ben de seyredecek miyim? .uzun süre böyle olmuştur.yok yere öldürülenler,devlete isyan edecek diye öldürülenler hep bu hikayenin kurbanlarıdır.islam düşüncesi batının zalim kralına benzer bir yapıyı böyle oluşturmuştur.daha ağırı batıdakinden farklı olarak onun elinde iki kılıç bulunur.hem dünyevi hem dini iktidarın kılıcı.türk-islam siyasi tarihi çoban-koyun,padişah-kul ayrışması ile özetlenebilir.

   francisco de vitoria   19.04.2008 16:43
   #897342
12.

böyledir çünkü din zalim de olsa sultana itaati öğütler.çünkü aksi ihtimal islami terminolojinin adına fitne diyeceği anarşiyi doğuracaktır.fitne çıkaranın (iktidara başkaldıranın, karşı çıkanın) katli helaldir.bu nedenle iş, kader doktirini ile devam eder.başa gelen her şey önceden takdir edilmiştir.takdire de isyan edilmez.ayıp denen bir şey var.aynı yapı osmanlı devletinde de aynen korunacaktır.halk tektir, padişahın kulları. dünya iki kısımdır.sultan ve tebaa. allah’ın adamı,kutsal sultanın var ettiği devlet beni de seni de var edendir.al sana bir kabile mantığı.devlet yoksa ben de yokum dağarcığı.sonra padişahım çok yaşa nidaları. biri söylesin şimdi.sivil toplum çıkar mı? osmanlıda bir tane filozof yok.yunan filozoflarının alayı eşcinsel diyenleri okuduk.herşey kader kısmetse neyi düşünücem. nerede bu yanlış ağa diyen adam.nerede yönetime baskı yapabilecek aykırı tipler ? türkiye’de dindar kesimin kendini sağcı olarak isimlendirmesi , geleneği ve mevcut sosyal yapıyı korumaya amade olması tesadüf mü? vatanına milletine bağlı,(diğerleri vatan haini) milliyetçi, muhafazakar klişesini ben mi icat ettim?önce insan diyenin, devlet benim hizmetimdedir diyenin ötelenmesi tesadüf mü? bu muhafazakar kesimin devlet vatandaş tercihinde tercihini devletten yana kullanması tesadüf mü? sosyal hak talepleri ile ortaya çıkan sol kesimin nispeten dini duyarlılıktan uzak olduğunu varsayan algı tesadüf mü? sosyal devlet,bireysel haklar hep devletin bekasını tehlikeye düşürecek normlarmış gibi algılandıysa tarihsel kabullerin buna katkısı yok mu? işte bu da bizim hikayemiz.şimdi hangi partiye neden oy verdiğini düşünsün insan. kutsal devletin nereden kaynaklandığını, karizmatik lidere (yakışıklı,delikanlı vs sebeplerle) neden teveccüh gösterdiğini,türkiyede siyasal ve sosyal gelişimin neden lidere endeksli olduğunu ,memlekete fayda sağlayan üç adam heykellerini (atatürk,menderes,özal) ve o liderler ölünce ivmenin neden kaybolduğunu, bir nizam bir hukuk idaresinden çok lider yönetimine endeksli olduğumuzu.komünizm de gelecekse onu da devletin getireceğini icat çıkarmamak gerektiğini vs.

   francisco de vitoria   19.04.2008 16:57 ~ 17:10
   #897354
13.

şimdi sosyal yapımızı düşünelim.nerelisin sorularımızı. hemşericiliğimizi. bizdendir değildir sohbetlerimizi. a ilinin b ilçesinin c köyü derneğini. kabileler gibi yaşıyoruz hala. büyük kente göç eden adam hala köyünü özlüyor. şehre adaptasyon sorunu yok çünkü adapte olma kaygısı yok.almanya acı vatan ve büyük şehirden intikam alma duygusu.istanbul sen mi büyüksün ben mi klişesi.şehre gıcığız. dağ havası pınar şırıltısı. geldiğin yeri unutmanın ağır ezikliği. neden? aslını inkar eden bizden değildir. sen şehirde yaşayan adam,sen buranın insanısın ve şehri sen var ettin.kabileni unut.sosyal bir yapı ancak bireylerden kurulur.kendi varlığının farkında olan ve onu sadece kendi potansiyeline borçlu olduğunu bilen bireylerden.yığınlardan değil.sen bu şehre aitsin.onun her sorunu seni ilgilendirir. başka bir yerden göçüp gelmiş olman bu şehrin meselesine kulak tıkamanı gerektirmez. bunu artık kabul et. elinde kılıç var.belediye başkanına,valiye,muhtara vs.gerekiyorsa sor bu neden böyle oluyor diye.tüm insanlar eşit doğar.kimse senin efendin değil sen de kimsenin kulu değilsin.o adamı oraya sen diktin inandığın tanrı değil.bize russo lazım bunları söyleyecek.oturup düşünecek.şimdi git sevgili kardeşim ve kankalarının entirileri artıla.ve kızdığın adamların entirileri eksile.ne söyledikleri önemli değil kabilene sahip çık yoksa şu sözlükte de hayatta da ölürsün .ya da değişik bir şey yap.ne söylediğine bak adamın.bir şans ver.bir düşün.ne bileyim bir şeyler yap.birey ol korkma.
hikaye burada biter ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.

   francisco de vitoria   19.04.2008 17:33
   #897392
 
reklamı kapat

yazdır