ilkokul anilari

1.

ilkokul yıllarınızda yaşadığınız, seneleeer seneler sonra hatırlayıp gülümsediğiniz, kimi zaman kendinizi tutamayıp kahkaha attığınız yaşanmışlıklardır. çok temiz, çok naif, pek sevimlilerdir. *

   psyche   30.08.2006 13:13
   #27494
2.

ilkokulda öğretmenimiz <"hoca" sonraları gelen bişeydir> çok seyrek din, müzik ve beden dersleri yapardı. ender yapılan din derslerinden birinde öğretmen bize "hadi, bakalııımm... üç semavi dini sayın" dedi. şipşişman, çilli ve normalde uslu sayılabilecek bi çocuk kalkıp "alaaddin" demişti saf saf. öğretmen kendine hakim olamayıp yamularak sınıftan çıkmıştı. ne şen bi dersti be heey hat...

   psyche   30.08.2006 13:18 ~ 13:56
   #27495
3.

ikinci sınıftayım ödevimi yapmamışım,öğretmen geldi "nerde defterin" dedi,uyanığız ya defter çanta da ama evde bırakmışım dedim,aradan zaman geçti kadın benim boş boş oturduğumu görünce geldi yanıma "aç bakalım çantanı defter bulalım sana" dedi ben yusuf yusuf bu açtı bütün defterlerime bakıyor en son aradığını da buldu "bu ne" demesine tam cevap veriyodum ki,orospunun tokadı suratımda patladı ulan el kadar çocuğuz,hala acısını yaşarım.

   gambit   30.08.2006 13:56
   #27514
4.

#23415

   ferro   30.08.2006 14:00
   #27516
5.

ilkokul birinci sınıfta öğretmenime 'öğretmenim gözünüzde çapak var' diyerek birisine sahip olduğum bitmeyen hikayeler.

   donmanoktasi   02.09.2006 00:00
   #28793
6.

ilkokul 2'ye gidiyordum ve kendimi ödüllendirmem gerektiğini düşündüğüm birgün annemin çantasından 5.000 lira çalmıştım.o zaman için çok deli paraydı ve muzlu süt 50 liraydı.akşam eve cebimde parayla giremeyeceğim için o parayı bi şekilde eve gidene kadar bitirmem lazımdı.belkide bitirmem gerekmiyordu ama ben öyle istiyordum.ilk tenefüs oldu 7-8 tane süt içmiştim ama baktım para bitcek gibi değil çünkü cebimdeki paraya 100 tane süt alabiliyordum.matematik olarak çarpım tablosunu yeni ezberlemiştim ama 100 tane sütü 5 tenefüste içemeyeceğimi bilecek kadar fizik bilgim vardı ki o yaşlarda fizik kurallarına bağlı bi çocuktum.
yatırım yaptım ve nasıl olsa başka bigün onlar bana ısmarlar düşüncesiyle arkadaşlarıma tenefüste 2şer 3er tane süt ısmarlamaya başladım.3.tenefüs bittiğinde cebimde hala en az 50 süt alcak para vardı.ben en az 15-20 tane süt içmiştim ve çatlamak üzereydim...
o hafta okulda okul aile birliği için öğretmenler para topluyordu ve karşı sınıfta okuyan arkadaşımın öğretmeni 5.000 lira kaybetmişti.öğretmen sınıftayken sormuş "çocuklar 5.000n lira kaybettim gördünüzmü sağda solda?" kimseden ses çıkmamış öğretmen şöyle demiş "bakın çocuklar bulduysanız yada bulan birini gördüyseniz söyleyin" sınıftan bi tane piç atlamış hemen "örtmenim karşı sınıfta bi çocuk var her tenefüs 10 tane süt içiyo..."
daha sonra karşı sınıfın öğretmeni bizim sınıfa geldi öğretmenimizden müsade istedi ve sınıfa sordu "bu sınıfta her tenefüs 10 tane süt içen bi çocuk varmış kim o?" * dedi ve sınıftaki bütün kafalar bana döndü.o ensada benim karnım şişmiş ölüyorum,çatlıyorum.herkes bana bakınca "beniim" dedim...
"ben okulda 5bin lira düşürdüm sende tenefüslerde çok para harcıyormuşsun.bu kadar para nerden geldi? yoksa düşürdüğüm parayı senmi buldun?" dedi
annem yada babam verdi diyemedim çünkü sınıf öğretmenim komşumuzdu ve kesin bu konu bizim evin gündemine gelecekti.annemden çaldımda diyemedim.evet ben buldum dedim.ihale bana kalmıştı.parayı kaybeden öğretmen bana "yarın velin okula gelsin" dedi.sınıf öğretmenim olaya müdahele etti ve o parayı babamdan çatır çatır aldı.babam o gece hayatımı siker diye düşünmüştüm ama beni dövmedi ve bana insanlık dersi vermişti...
bu hikayeden çıkarılacak bi sonuç yok fakat merak ettiğim bişey var.
o kaybolan 5.000 liraya ne oldu...**

   cavenaghi   01.03.2007 01:54 ~ 02.03.2007 02:50
   #242030
7.

ilkokul besinci siniftaydim. bugünki halimden o zaman da cok fazla bir farkim yoktu.** okul tüm gündü. biz de ögle yemegini yedikten sonra sinifa cikip oyun filan oynuyorduk. cogu evine gidiyordu, lakin benim annem calistigi icin ben okulda kalmayi yegliyordum. evi uzak olan bir iki arkadasla bir yandan oyun oynuyor, bir yandan da muhabbet ediyorduk. uzun esek oynamaya karar verdik. daha dogrusu verdiler..ben de oynayacak diye tutturdum. ama cinsiyet itibariyle asagiya almiyorlardi beni. o zaman da yaz mevsimi, karneler doldurlacak...ögretmenimiz sinifa bir girdi, ben o esnada tam "hoobaaa" diyerek ferit diye bir ilkokul arkadasimin üstüne atliyordum...adam sok bi halde bana bakti "ben de piskin piskin, ama ögretmenim ögle tenefüsündeyiz, oyun oynamamiza izin var degil mi?" dedim...adamcagiz bana kizmaya da kiyamazdi zaten hic*...tabi oynayin oynayin dedi...ben milletin sirtina hoplamaya devam ettim, o da karneleri doldurdu.*

   cemkirik limon dilimi   01.03.2007 02:22
   #242065
8.

ilkokul ikide olsa gerek en onde otururken hocanın hapsırmasıyla defterime yapısan sümügü, kimseye caktırmadan almaya calısmam hic unutamadıgım anılarımdan biri ikinciside;

gene ilkokul ikide,hava acayip fırtınalı diye okul tatil oldu, millet arkadaşlarıyla elele tutusup giderken cılız ben ağac ve direklere sarılarak gidiyordum eve gelesiye kadar ellerim cam sakızından gorunmez hale gelmisti birde anneme sarılıp aglamıstım
o zaman balon gibi havalanmadıgıma sukrettim... *

   punky sputnik   01.03.2007 03:18
   #242085
9.

hiç bir şeye değil de tek bir şeye yanarım. mehmet'lerle, ahmet'lerle bahçede kola kutusunu ezip maç yapacagıma, ezgi'lerle, begüm'lerle ip atlasaymışım çok daha iyi olacakmış. o sosyalleşmeyi yaşayamadım ya daha ilk başlardan şimdi kingden, bataktan, okeyden kendimi alamıyorum. etrafımda varsa yoksa recep'ler, semih'ler. nedir bu sap erkeğin çektiği buhranlar. ey çetrefilli hayat sen nelere kaadirmişsin.

- hopppp, bir iki , hoppppp, üç dort, ayşe atlar, mine bakar, hopppp

   mizrabin nefesi   16.03.2007 02:24
   #266474
10.

<bkz: ilkokulda bütün sınıfın aşık olduğu kız>

   painseeker   16.03.2007 02:26
   #266476
11.

ilkokulda topumuz yoktu , paralı bı velet kola ıctıyse , onu ezip top oynardık , yaklasık bı 25 35 kişi topun peşinden kosardı , kısmetın varsa tenefus boyunca 1 defa ayagına carpardı top , top dediğim teneke işte..

bı gun yıne oynuyoruz , nasıl hırs yapmıssam artık , yanda gozde macı ızlıyor dıye ,delı gibi kosuyorum , on dakıka vuramadım topa , lan bı deyeyım , bi kere lan .. kalecı topu tutuyor bızım uzuuun vuruyor ,fırvetteyım o zaman ,forvet olamayacagım cok acık .. top gelıyor ,aha kafayı vurucam lan bana gelıyor ,cok hakan ızlemısım , yukselıyorum vuruyorum kafayı , top auta gidiyor gerci ama gozde bana bakıyor hayranlıkla ..

sonra mı ne oldu ?

agladım ben basımın acısından , cok fena dalga gecti gozde.

   faten   16.03.2007 02:31
   #266482
12.

ilkokul arkadaşım olan ahmet türk'ün torununa lafmacun vesilesiyle seslenmek istiyorum. seviyordum ulan seni. o yüzden her tenefüs kafana taş atar, eteğini çekiştirirdim. yanyana oturduğumuzda sırf senle konuşmak için yanlış yazıp silgini istedim. henüz 8 yaşımdaydım ama gözlerinde kaybolmak için dedeni sorardım sana, pek salladığımdan değil ki zaten ne anlattığını bile hatırlamıyorum, zaten hatırlamak için dinlemiyordum anlattıklarını...

not: aklıma geldi, "dur lan taşak geçerim" diye yazdım ama içim bir garip oldu.

   vito andolini   22.03.2007 16:26
   #278864
13.

ilkokuldaydım ve 4 yaşından beri gözlük takan biri olarak gözlüklerle oldukça sevimli olduğumu düşünür ve bütün kızların beni sevdiğini zannederdim.bu fikri bana annem aşılamıştı aslında .o sınıfa 1.sınıfın 2.yarısında gelmiştim ve pek arkadaşım yoktu. öğretmenimiz selim isimli bir çocuğun yanına oturttuktan sonra beni sınıfa takdim etti ve ''hoş geldin'' dedi.teşekkür etmem gerektiğini biliyor ama utanıyordum hiçbir şey söylemeden mal mal yerime oturdum.öğretmenim aldırmadı.yanımda oturan selim'di bana ''dörtgöz senin adın neydi'' dedi.şaşırdım, ismimi söyledim ''bana dört göz deme'' dedim.aldırmadı.ders boyunca hiç konuşmadık ,kızgındım.teneffüs zili çalınca bana ''dört göz '' dedi tekrar ama bu defa bir şey söylemedim. bu tabiri ilk kez o zaman duymuyordum, mahallede bu tür denyo ağabeyler vardı ama sıra arkadaşım selim bunu yapmamalıydı.nihayetinde 5 sene yüzyüze bakacaktık. gene de sesimi çıkarmadım çünkü çocuk beni havada karada götürürdü. ilk dersin sonunda teneffüste sınıftaki çocuklar kendi grupları ile aktivitelerine başladı.koridorda bozuk para ile futbol oynayanlar mı yakalamaca oynayanlar mı bağırıp çağıranlar mı ne ararsanız vardı.ben hiç kimseyi tanımadığımdan öylece onlara bakmakla yetiniyordum.ilk teneffüsü böyle geçirdim ama 2.teneffüste futbol oynayan gruba dahil oldum derse girince selim bana hiç gereği yokken, eğilip yavaşça ‘’ döörtgööözzzz ’’ demeye devam etti.gün böyle bitti .eve giderken o çocuğun bana niye ismimle değil de dörtgöz diye hitap ettiğini sorgulamaya başladım.aslında diğerleri iyi çocuklardı , ismimi söylüyorlar en kötü ‘’len’’ diyorlardı.yazlızca selim gıcıktı. ne yapmalıydım? anneme söylesem okula gelir ortalığı birbirine katardı.hem ispiyoncu olmak da vardı çocukların anzarında,o zaman beni aralarına hiç almazlardı.bu durum yaklaşık 1 hafta sürdü.selim bana bazen eğilip dörtgöz diyor bazen de ismimi söylüyordu.sonunda dayanamadım.anneme ‘’anne selim bana dörtgöz diyor’’ dedim.annem selim kim? dedi.sıra arkadaşım olduğunu söyledim.annem önce çocuğu gıyabında ayıpladı sonra bana üzülmememi söyleyip neden gözlük takmam gerektiğini falan anlattı ki bu gerekçeleri zaten en az 50 kere dinlemiştim.bana söylemediği şeyi ertesi gün derste öğrendim.annem okula gelmiş durumu öğretmene anlatmıştı.öğretmen derste beni ayağa kaldırdı.sınıfa dönerek ''çocuklar arkadaşınıza dört göz demeyin'' dedi.ama selim’i tahtaya çıkarıp ayar vermedi.ben kafasını gözünü patlatmasını istiyordum aslında ama, olmadı.selim’in yanına gitti:hiçbir şey söylemeden kulağını çekti yanlızca.selim mosmor vaziyete kaldı.yerine oturdu kafasını öne eğdi.ben gene de, mesele hallolmuştur artık bu selim gıcığı bana nah dörtgöz der diyerek seviniyor pis pis suratına bakıyorsum.selim benden tarafa bakamıyor kafasını hiç kaldırmıyordu.teneffüs zili çaldı kendimden emin gene futbol oynayan grubun yanına koştum.grup beni görünce döndü ve birden ve hep bir ağızdan dörtgöz dörtgöz diye tempo tutmaya başladı.o zaman anladım ki annemin okula gelişi hiç de iyi olmamıştı.

   etson arentesto   19.07.2007 15:33
   #555402
14.

saçma salak anılardır.
gereksiz üzen dışlanmışlıklar, popüleritenin ne olduğunu anlamadan yaşamaya çalışmaktır...
en acımasız yerdir.
onun yerine varoş zenci mahalleri tercihimdir.
anne babaya söylesen bir derttir söylemesen bir derttir.
ve
dayağı ilk ve son kez yaşayacağınız yerdir.

   anathema   19.07.2007 16:42
   #555427
15.

öğretmen suni teneffüsü anlatırken beni kobay olarak kullandı.
<bkz: bu da böyle bir anımdır>

   memento   19.07.2007 16:51
   #555455
16.

ikinci sınıfta öğretmenimiz bizi geziye götürmüştü sonrada bizi tansaşa sokmuştu kendi kendimize niye girdik demiştik. derdi sonradan anlaşıldı yetkililerin geziye geldik diye bişeyler vermesini bekliyormuş vermedikleri içinde dışarıya çıkınca baya söylenmişti.

   tencarto   19.07.2007 16:56
   #555473
17.

çok sinirli bir hocamız * vardı. dördüncü sınıftayım bende.öğlen tenefüsü olmuş yemek saati. o gün de hocanın dışarı çıkmayacağı tuttu. konuşmayın dedi "ama hocam tenefüs" filan desekte susun lan diyerek bizi susturdu. ben sesimi çıkarmadan susamlı çubuk krakerlerimi çatır çutur yiyordum. baktım yanda ki arkadaşım ıslak gözlerle ağzından salyalar akarak susamlı çubuk krakerimin ağzımda çatır çutur çıkan seslerini dinleyerek izliyor. acıdım bir tane susamlı çubuk * uzatarak sadece "al istiyorsan" dedim. hocanın aniden fırlayıp bana tokat atması bir oldu. sarsıldım ağzımdan tükürükler fırladı hatta kanla birlikte. hani rock abimiz ilk başlar da dayak yerde ağzı yüzü dağılır aynen öyle. sonra yerine oturdu hoca. ama benim burnum kanıyordu. öyle böyle de değil sanki musluğu sonuna kadar açık unutmuşsun gibi. ben içimden "amnadamna kodumun hocası" "şerefsiz it huruspu çocuğu" diyerek selpakla kanı siliyordum. hoca konuşmayın dedi diye kanadığını da söyleyemiyordum. yaklaşık on dakika boyunca kanla boğuştum resmen. artık dayanamayacak hale geldi yanımda ki arkadaşım ve bütün gücünü toplayarak "hocam kanıyo!!" dedi. saece bunu söyleyebildi ve olduğu yere yığıldı korkudan. ben bir yandan arkadaşımı ayıltmaya çalışırken diğer yandan da 3 başlı ejderhayla uğraşıyordum. napıcağımı şaşırmış halde amuda kalktım. iki üç parende attıktan sonra mp5 i çıkartıp taradım hepsini.
* *

   prezantablotesi   19.07.2007 17:20
   #555491
18.

10 yaşındayım. sınıftaki herkes 10 yaşında. günlerden cumartesi, bir nisan, şaka günü..

cumartesi ama okulda kurs var, sınıf olarak tüm faaliyetlere zeybeğe katıldığımız gibi toplu halde katılırız. en fazla bir iki fora verilir.

ama bugün 1 nisan.. en cin şakaları kim yapacak, örtmene ne şaka yapacağız, beyin fırtınası yapmaktayız. ve süper bir öneri gelir; yıldıray'dan "tuvaletlere saklanalım, hoca bizi bulamasın." bak sen! şimdi ne kadar boktan bir fikir gelse de o zaman için macera dolu saatler geçireceğimizi bilmeden öne sürülen masum bir fikir. yıldıray itin tekiydi gerçi, silgilerimi çalarken yakaladım kaç kere..

tuvaletler okulun binasından ayrı küçük bir tuğla yığınımsı şeklinde. çeşmelere bitişik. saklandık bekliyoruz salak salak. ama bizden salak olanlar da var, serra..
serra; hocadan ders alan, güzel bir ismi, güzel bir cismi, mimar bir babası olan
salak kız. hocaya gammazlamış anında bizi.. sınıfa bir gittik örtmenimiz meydanda yok. bahçede kucağını açmış bizi bekliyor, hadi çocuklar toparlanın parka gidiyoruz..

toparlandık hatta gençlik marşı'nı söylemeye başladık "dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi doğar yürüyelim arkadaşlar dım dırı dım dırı dıt dıt.." çevredekilerin şaşkın bakışları bizim üzerimizde, acaba bugün hangi bayram bu veletler nerden çıktı, diye..

ve şok edici, göz yaşartıcı an.. nimet hoca'nın dudaklarından dökülen kelimeler,
"nihohahoaha bir nisaaaaaann, hadi dönün doğru okula.."
hayatın ne kadar ibne olduğunu o zaman bile anlamışım. neyse, devam..

nimet hoca; orta yaşlı, gri tayyörlü, koyu renkli ten çoraplı bir kadın. ayı kadın gibi. korkutucu.. olayın geçtiği yer ise nazilli, aydın'ın şirin (yalan) bir ilçesi. sıkıcı mı sıkıcı bana göre, üç tane parkı, bir tane tarihi sineması var.. bunalgül ve sıkılgan modunda çocuklar. biz yani..

"peki, hocam siz burdan gidin biz üst sokaktan geliriz." hala örtmen buna nasıl inandı, anlamış değilim. ama yedi işte. örtmen hızlıca arkasına taktığı yedi-sekiz kurbanla okula dönerken, diğer grup olan biz hızlıca uzun çarşıdan yukarı yöneliyoruz, bilmediğimiz yerlere ve macera başlıyor..

git.. git... düz.. ve park!
erkekler futbol, kızlar istop oynuyor. on beş kişi civarındayız. ve ibne bekçi görünüyor "sittirin len kafamı şişirdiniz böcükler" diye bizi kovuyor. boynumuz bükük ilerlemeye devam ediyoruz, bakalım nereye varacağız..

yepyeşil ve sakin bir yer! durun olum..
me-zar-lık..

annecim, ben korkarım. alican atılıyor ben sizi korurum, hadi içeriye girelim..
ama ben hiç mezarlığa gitmedim ki.. birçoğumuz ilk kez burayla tanışıyoruz, birer tarihi eser titizliğinde bakıyoruz mezar taşlarına.

ve erden ege ağlamaya başlıyor.. o zamanlar ona aşığım. üzülmesini istemiyorum.
öğreniyoruz sonra annesi ve kardeşi burada yatıyormuş, yani ölmüşler. şimdi anlıyorum onun şu şarkıyı söylerkenki hüznünü;

anamız başımızda, her öğün aşımızda, ananın emeği var, her iyi işimizde
gelin çiçek derelim yollarına serelim sevgi dolu türkülerle annemize verelim
çocuğa bakar anne evine tapar anne gece gündüz çalışır yarını yapar anne..

herkes ağlıyor ama ben ağlayamıyorum bir yumru var sanki boğazımda, yapamıyorum.

vakit geçiyor, çıkış kapısına yöneliyoruz, o da ne! nimet örtmen arabada, yanında müdür, sigtir..
kulağımızda bir ton azar, ayaklarımızda kara sular eve sağ salim varıyoruz. annem soruyor; "nasıldı bir nisan, ne şaka yaptınız öğretmeninize?"

ben sadece ağlıyorum..

   cerise   27.11.2007 06:41 ~ 06:42
   #742859
19.

yılbaşı yaklaşmaktadır. hoca yılbaşı için resim çizmemizi ister. hocam ne çizelim sorusuna hoca işte yılbaşı deyince aklınıza ne geliyosa, ev çizin kar çizin *, şen şakrak aile çizin der. herkesler ev çizer, ama öyle evki içerdeki lamba tavandan asılmış gözüküyo. içerisi alenen ortada. yemek masası, çam ağacı vs. mahremiyet ihlali hat safhada yani. bunun ne kadar saçma olduğunu gören shakabiyana bir ev çizer, evin dışına da karla kaplı bir ağaç. evin için görünmemektedir. hoca yanına gelir ve sorar:

- oğlum bu ne?
- resim hocam.
- onu görüyorum evladım. burda bir ev ve bir ağaç birde yağan kar var. hani yılbaşı resmi çizcektik?
- hocam yılbaşı resmi işte.
- yılbaşıysa nerde insanlar peki?
- içerdeler hocam. hiç evin dışından insanlar görünür mü?

   shakabiyana   28.11.2007 00:44 ~ 00:50
   #744117
20.

sevgili günnük;
buğün ceren'in pıtısını gördüm.anasınıfındaki bütün kızları elliyorum pipim mermer gibi oluyo.yazı yazmayı yeni öğrendim tüm kızlara yazıyorum.efruz ibnetorunda 30 misket üttüm öğlen tenefüsünde onlar 2-c den selin'e verip onuda bi yokladım.sümük yedim.bu kadar bitti.
*

   beniyiyim   28.11.2007 00:50
   #744121

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır