iran seriati baglamaz aldatmacasi ve seriati aklama cabalari

1.

çağımızda bir çok düşünce ve fikirler hakimdir. bunlar içinde bazıları bir takım genel yanılma, yanılsama ve kasten yanıltmalar barındırır. bunlar tabii ki objektividen uzak kişinin savunduğu fikre zeval gelmemesi adına yaptığı yanlış yönlendirmeler ve savunma mekanizmalarının bir uzanımıdır.
bütün toplumu etki altına alan, toplumsal nevrozun bir etkisi olan bu yanıltmalardan bazılarını doğal olarak sözlükte de görmek mümkündür. mesela bazı yazarların şeriatı aklamak adına “iran’daki dini yönetimin şeriat olmadığı”nın iddia edip öyle olduğunu düşünenlerle alay etmeye çalışması, aksi şekilde düşünenleri salak yerine koymaya çabalaması gibi…

peki gerçekte durum böyle midir? doğru olan, fikirler tartışılırken uygulamaların ne olduğunu bir kenarı bırakıp sadece fikirsel bazda tartışmak mıdır?
mesela yıllarca özellikle şeriatla yönetilen ülkelerdeki bağnazlık, haksızlıklar ve keyfi uygulamalar söz konusu olduğunda; “bu uygulamalar şeriatı bağlamaz” denilmiş şeriat=islamdır fikri empoze edilerek, şeriat uygulamalarıyla değil her zaman en güzel sözler ve verdiği iddia edilen güzel ahlakla anılmıştır. ancak ne gariptir ki bu güzel anne, sürekli özürlü çocuklar (şeriat devleti idareleri) doğurmaktadır. bu çocuklardaki özrü göremeyen ya da görmek istemeyenler ise şeriata zeval gelmesin diye çocuklarını acımasızca harcamakta, “onlardakini şeriat mı sanıyorsun ulan” şeklindeki bilimsel savunmalarıyla birlikte, “şialık ayrı bir din zaten, onlar müslüman değiller” diyerek bilimselliklerini kendilerince ispat etmektedirler.

tarih şeriatla yönetilen sünni devletleri de görmüş ve o ülkelerde yapılan katliamları, mezhep baskılarını, sünni islam aristokrasisini de yaşamıştır. ancak bunu bir kenarı bırakıp biraz daha deşmek istiyorum ben bu savunma mekanizmasını.
tüm dünyada hatalar da olsa insanlık bireysel hakları kabul edip gün be gün daha ileri doğru giderken iran’daki bu rezalet şeriat yönetimini onlar müslüman değil diyerek savunmak doğru mudur? gerçekten şialar müslüman değil midir? (sadece şiiler değil, vahhabiler, caferiler, aleviler vs.de mi müslüman değildir) o halde müslümanlık nedir? birkaç soru sorup yanıtlayalım bakalım hakikaten müslüman değiller mi?
şialar kelime_i şehadet getiriyor mu? evet
şialar namaz kılıyor mu? evet
şialar hacca gidiyor mu? evet
şialar zekat veriyor mu? evet
şialar şialar oruç tutuyor mu? ona da evet.
islamın şartları tamam yani. ayrıca şia öğretisi “vergi verme, cihad , iyiliği emretmek, kötülükten sakınmak, ehl-i beyti ve onların takipçilerini sevmek”i de islamın şartları arasında sayar. zaten imanın şartları, islamın şartları madde madde kuran’da yazıyor değildir. daha sonra islam alimlerince derlenmiştir. bir de imanın şartlarına bakalım:
şialar allah’a inanıyor mu? evet
şialar hz. muhammed’e peygamber olarak inanıyor mu? evet
şialar kuran’a inanıyor mu? evet
şialar meleklere inanıyor mu? evet
kadere inanıyor mu şialar? evet
şialar ahiret gününe inanıyor mu? evet, evet, evet…. bir de ilaveten “adalet ve imamet”i de imanın şartları arasında sayarlar.
bütün bu sorular evet’ken şiaların müslüman olarak kabul edilmesi için bir de imam hanefi-şafii-hanbeli ya da maliki’ye mi inanması gerekiyor bilemiyorum ancak buna devam edip 32 farza, 54 farza da yanıt aradığımızda cevap hep “evet” oluyor. o zaman sorun nerde sorusu aklıma takılıp kalıyor tabii.
bu durumda şeriat uygulamasının sürekli yobaz çocuklar doğuran bir anne olduğu göz önüne alınırsa “hakiki şeriat o değildir, zaten onlar müslüman bile değil” demek ne derece inandırıcı bir şeriat savunması oluyor sorusu da bir diğer soru olarak aklıma takılıp kalıyor.

hadi kabul edelim ki şiiler müslüman değil. peki tarihteki sünni şeriat devletleri yönetim olarak sütten çıkmış ak kaşık mıdır? yani huzur şeriatta mıdır?
ona da verilebilecek çok fazla yanıt yok. yukarıda da söylediğim gibi tıpkı şia şeriatı gibi sünni şeriatı da özürlü bir sürü çocuk doğurmuştur. hatta sünni şeriatı, şia şeriatından çok daha aristokrat ve baskıcı bir tutum sergilemiştir. zamanında batıya göre iyi bile olsalar sonrasında batılı devletlerin geliştirdiği özgürlükçü yönetim ve ekonomik anlayışa uyamamaları; baskıcı, otoriter ve dogmatik anlayışı devam ettirme çabaları çökmelerine sebep olan etkenlerden biri olmamış mıdır?
ee o zaman daha neyi savunulmaktadır bu şeriatın anlaşılamamaktadır. ama savunucuları anlamış olacak ki her seferinde yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi bir takım savunma mekanizmalarıyla birilerini hala inandırabilmektedir.

daha başlangıçtaki not: haa şimdi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, bir gunde yetismis radyoaktif sera hiyarinin baslik acip entry girmesi gibi son derece bilimsel ve aydınlatıcı bkz.’lar verecek arkadaşlar keşke bizi biraz aydınlatsalar da biz de aslını anlasak şu işin diye düşünmeden edemediğimi de belirtmek isterim.

   yanessar   15.07.2007 19:16 ~ 16.07.2007 09:13
   #545843
2.

harun yahya tadında bir başlık ve şeriatın ne olduğunun bilinmemesinden kaynaklanan kavramsal karışıklık...

şeriat: yol, mezhep, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol..
islam dinindeki terimsel karşılığı: ilahi emir ve yasaklar bütünü. kur'an'daki ayetlere, hz. muhammed'in sözlerine dayanan islam kanunu, islam hukuku.*
aklamak: suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek..*

islam dininin emrettiği ve o dine mensup şahısların uymasını beklediği kurallar bütünü şeriattır. lakin bu kurallar 14 asır önce ne yapıldıysa aynısının şu an da yapılması değildir. şeriat kanundur, hukuktur; günün gereği ne ise ona göre değişim süreci geçirmektir. çünkü aslolan dirlik düzen, toplumun huzuru ve bekâsıdır. 1900'lü yılların başında avrupa hukukunun neredeyse aynısı uygulanmaktaydı, icmâ diye adlandırılan islam bilginlerinin görüş birliği içinde karar alması bu değişimin temel sebebidir...

şeriat kelime manası olarak kanun, hukuk demektir. toplum neye ihtiyaç duyuyorsa, en güzel nasıl dirlik düzen içerisinde yaşıyorsa şeriat odur. anadolu'da hala kanuna şeriat denir. meselâ yine türk dil kurumundan alıntı yaparsak;

<bkz: şeriatın kestiği parmak acımaz>

tdk'nın tanım ve cümle içinde kullanımı:

"kanunların uygun gördüğü cezaya katlanmak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

"ben şeriatın kestiği bir parmak gördüm".... değil tabi,

"ben bir şey yapamam, şeriatın kestiği parmak acımaz, ne yapayım, allah acısın."- m. ş. esendal.

şeriat halk arsında kullanılan kanunla eş anlamdadır. iran'daki uygulama islam dinine gönül vermiş ve inanmış beni bağlamaz. iran'daki kurallara türkiye'de riayet etmediğim için allah beni taş yapmaz...

şeriat toplumun ihtiyaçlarına göre yıllardan beri şekil almıştır. mesela şeriatte hapis yoktur. el kesme, ayak kesme, diyet vardır. ama zamanla ihtiyaç icabı hapis de yatılmıştır; el ayak kesme kaldırılmıştır. mesela nikahı iki kişinin bilmesi yeterli iken ihityaçtan dolayı kayıt altına alınma zorunluluğu getirilmiştir.

örnekleri çoğaltabiliriz. lakin bu örnekleri türkiye cumhuriyeti'ne şeriat getirmek için değil, şeriatı sadece 4 kadınla evlenmek, zina yaptığı için taşlanmak olarak algılayıp, islam dininin yüceliğine laf atmak isteyenlerin art niyetlerinin önüne set çekmek için çoğaltırız. sorun türkiye'nin laiklik veya hukuki uygulamalarında değil vatandaşlarının yani bizlerin bizden olmayana tü, kaka gözüyle bakmasıdır. yıkılması gereken tabular vardır, bir umut belki yıkılıcaktır.

selâmetle,

   spatzle   15.07.2007 19:57 ~ 23:23
   #545913
3.

ayrıca bunu okuyanlar şunu da okudular. #545941

   yanessar   16.07.2007 08:51
   #546914
 
reklamı kapat

yazdır