kaan sezyum

1.

cevherdir kendileri! uykusuzda da yazıyor.mizahın ta kendisidir.çok yönlü bi insandır.sanırım radikalin cumartesi ekinde de yazıyor kendileri. o halde bir de link vereyim.
http://sezyum.deviantart.com

   sophomore   08.03.2009 21:35
   #1239041
2.

<bkz: oh-yes!>

   centurion   27.07.2009 14:29
   #1508108
3.

radyo programı yapıyor. bateri çalıyor. şahane yazıyor.
sezyum.com diye bi sitesi var mesela.

   herkes smokin giysin istiyorum   09.10.2009 20:26
   #1655758
4.

twitter'ın fatihlerinden. ama ya karşısına müjde ar'ı alıp da 'sezyum'un aslında bir element olduğunu anlatmaya çalışması?

   ceres   12.11.2009 20:28
   #1732362
5.

penguen ve radikal cumartesi'nde yazan, okan bayülgen'in programında house m.d'den bahsetmesiyle hep izlemek isteyip, üşenerek izlemediğim mükemmel diziye beni bağlayan güzel insan.
<bkz: klavyemi temizledim,içinden bi eski manitalarım çıkmadı>

   diedonau   12.11.2009 21:01
   #1732422
6.

nursel ölmüş... başı sağolsun. allah rahmet eylesin.

   kursad fhlmnv   03.03.2010 16:47
   #1966933
7.

nurselini kaybetmiş zeka küpü insan, o bu acıları haketmiyor, acısından güç alıp hayata daha sıkı bağlanması dileğiyle, içimiz burkuldu...

   ekinoksah   03.03.2010 20:13
   #1967146
8.

bu haftaki radikal cumartesi'de 'hayat ve anlamı' başlıklı yazısı çok fena:

http://www.kisaca.net/xız1b

   hamlet   14.03.2010 02:30
   #1980683
9.

----- spoiler -----
geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. yok yani. işin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. çat! şimdi evde iki kişi kaldık. kedimiz tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. kısa sürede çok üzüldüm.
üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. insan çok sevdiği birisini kaybedince (bence) birkaç şeyden dolayı üzülüyor. ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm. kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. çok yalnızım. ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt, çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. geceleri uyumak çok zor. içki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum.
gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en sıradan şeyi yapı tv’ye bakarken ekran karşısında sızıyorum. sabah kalkış kısmı daha fena. uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok. zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. sabahın köründe kargalarla birlikte oturup bok yemeye başlıyorum ben de. ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa. ‘hayat devam ediyor’ filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar. neyi devam etsin? benim için hayat yeniden başlıyor şu anda sanırım. hem de sıfırdan.
sevindiğim şeyler de var. son bir yılı reklam acansındaki işimden ayrılıp evde nursel’le birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden biri. ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk son bir yıl içinde. evde sabahtan akşama oturup, ağaçlara bulutlara, tortor’a bakıp gülüyorduk. çok mutluyduk, gerçekten. çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede. ne yazık ki mutluluk da elektrik gibi bir yere istiflenmesi zor bi duygu. şimdi o mutluluk anları anı olarak suratıma kapanıyor. yalnızlığın bir başka karanlık tarafı da ortaya çıkıyor böylece; karşılaşmalar.
sabahtan akşama çevremdeki birçok şeyde birlikte yaşadığım, eğlendiğim ve mutlu olduğum insanı görüyorum ister istemez. neyse ki şimdi kendisini heybeli’ye bıraktık. bir süre sonra o da adanın bir parçası olacak, heybeli’ye her gittiğimde belki de enseme konan bir sinek, topraktan çıkan bir çiçek, ağacın tekinde ekşi bi erik ya da peşimden gelen yavru bi kedi olacak. şimdilik beklemekte yarar var. hiçbir şey kaybolmuyor, bu da bir gerçek.
hep çok şanslı olduğumu düşünürdüm. hâlâ da düşünüyorum galiba. hep istediğim işi yaptım, beni sıkan protokollere, ıvıra zıvıra bulaşmadım, zora gelmedim, her işim iyi gitti... ama geçen haftaki bomba biraz fena patladı bende. şu anda evrensel şans skalasında eksilere düştüm sanırım. bundan sonrası yukarı çıkış olabilir sadece.
‘küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım’ gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik. küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. dolaptan kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi. susadığı zaman götürdüğüm bi bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip “şimdi mükemmel olduk” diye salak salak sevinirdik. bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. insan burnuna çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş. şans işi işte.
bir yandan da birbirimize hiç benzemezdik. zevklerimiz çok farklıydı ama bana her zaman yeni bir şeyler gösterirdi. insan olmayı, çevremi sevmeyi nursel’den öğreniyordum, daha da alacak çok dersim vardı. krediler tamamlanmadan kaçtı gitti, bizim krediler de yandı badem oldu. daha öğrenecek çok şeyim vardı.
beni hayata bağlayan şeydi kendisi. o gidince iyice saçma sapan bir insan olacağım gibi hissediyorum. bana kızacak, yaptıklarıma laf edecek ya da beni çekip çevirecek birisi yok şimdi. dımdızlak kaldım evde, bir de kucağımda tortor var, mal gibi salonda kanepede oturuyoruz, ağaçların gölgelerine bakıyoruz işte.
durum böyle olunca hayatın da anlamını görmeye başlıyorum ağırdan. hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş,
bi kere daha ayılıyorsunuz. ama narkozdan hızlı çıkmak da bi kafa yapıyor. anlamsızlık içinde buluyorum kendimi sık sık. evinde oturan ve yaşadığı hayatın bomboş olduğunu gören bir emekli gibiyim. tek farkım çok güzel yaşadım, geçen haftaya kadar da kazasız belasız geldiydik. naapalım, piyango bu sefer bana çıktı, yarın başkasına çıkacak, sonraki gün de bir başkasına. çekiliş hep devam edecek.
bi fotoğraf filan koymak istiyordum ama hiçbir şeye bakamıyorum. zaten tüm fotoğraflar benim aklımda. zamanla çıt çıt açılıyorlar. şimdi onlara bakmak için çok erken.
karşılaşmalar, eşyalar ve yerler en fenası. ama her şey ilk seferinde çok acıtıyor insanın içini. aynı yerden ikinci geçişinizde sadece içinizde bi sıcaklık kalıyor. bakalım ne olacak? hayatımın en büyük darbesinden sonra ne kadar sıcak beni kurtaracak bilemiyorum. yalnızlık sıcak bi şey değil, onu çok iyi biliyorum.
geçen hafta tam da şu satırları yazdığım sırada yanımdan gitti, artık yok. yani var ama, yok. üzücü ama gerçek, ne yapalım?
şimdi arkadaşlarla daha fazla zaman geçirilecek, onlarla da güzel anlar paylaşılacak, mutlu yaşamaya devam edilecek. mutlu olmaktan başka yapacak bir şey yok. yani var ama, yok.
----- spoiler -----

ağlamamak elde değil. sabırlar diliyorum.

   antichrists   15.03.2010 19:25
   #1982866
10.

günümüz insanın yeni değeri; kaan sezyum. son yazısıyla fena çuvalladı.

   sylvia plath   19.05.2010 11:23 ~ 11:35
   #2065813
11.

sevginin gücü'ne yine aç karınla çıkmış kişidir. az sonra programı kapatıp iskenderciye gitmesi olası. az önce "netten 3d iskender resmi mi indirsek" demiştir.

   sorry i make you lush   07.06.2010 20:00 ~ 20:00
   #2084708
12.

23 yaşındayım. minimum bu kadar daha yaşarım; ama bu adamın bu gece interaktif sözlükleri nasıl savunduğunu o yaşadığım süre içinde unutmayacağım. ulusal bir kanalda pornoma ve özgürlüğüme dokunma deyişini de, hakkı bulut'a (hakkı devrim demiyorum devrim bir soyad olarak ile kirletilmemeli) ayar verişini de.

   escritor   10.06.2010 01:06 ~ 01:13
   #2086380
13.

ssg'den çok daha çılgın savundu ekşi'yi.

   antichrists   10.06.2010 01:32
   #2086399
14.

an itibariyle ntv de ssg ve avukat yaman akdeniz le birlikte ekşi sözlük ün kapatılması olayını konuşuyorlar. süper giydirmekte bu arada. helal.

   guadalupe hidalgo   04.05.2011 21:31
   #2349461
15.

http://pornomadokunma.blogspot.com/

de haydin girip bakalım, ne demiş kaan reyiz... tespitlerini aşırı beğendiğim ve bir davranış bilimci olmasından şüphelendiğim olağan üstü oluşuk!

   vae victis   05.05.2011 17:18
   #2349980
 
reklamı kapat

yazdır