kendini bitirmek

1.

yok, onu demiyorum ben. illa ki su bardağından çay içilebilir. bittabi arada "her şey" olur. ve fakat bu bir buhran değil.

sağlıcakla.

karşı ofisin karanlık odalarında dolaşan adamın güvenlik görevlisi olduğunu anladığımda başladı her şey. ben karanlıktan çok korkuyorum. gel gör ki, güneşten de pek hazzetmiyorum. "çelişik kavramları bir arada kullanıyorum çünkü bu yazdıklarımı daha çekici kılıyor". kendime hastanızım.

"ah monşer! zordur yazarken kelimeleri irdelemek; kendini "suçlanırsın" bunu yapar iken! kavramlar o kadar sarmıştır seni, "olmakta olan"ın dahi büyük bir kavram olduğunu göremeyecek kadar sığınaklara yağmışsındır kahverengi kaçırımlarda! (buradabirgöndermeyokturolsadahibendenbilmeyiniz.edu.tr)

olmakta olan. sessiz ol monşer; yeterince uyku çaldın, uyandırma artık kimseyi!"

bertaraf edilen her sıkıntıdan, tiksinti yoklaması peyda oluverir. bu bir kesinlemedir. haydi bakalım. çocuk kesinlemeyi çok sevmek ben. belki benim oğlum olmak.

güvenlik görevlendirilmesi (orta okul matematik feylezofu böyle derdi), odaya çıkagire halden hale hallenirken, yatışıyorum.

"monşer! sevdiğin bir insanla aynı yatağı paylaşmaya yeni bir isim buldum: yatışma'ş'k!"

yaratarak tükenmiyorum. yaratarak tükenmiyoruz. yaratmak kimseye mahsus değil. tanrı münezzeh olabilene kadar böyle. tanrı henüz kendini sevmeye başlayamadı. kişisel gelişmekte.

köprü altları da evden sayılabilmelidir. her gün biraz daha. doğuştan (şans+akıl)lı olmak diye bir şey yok. salt olmakta olan, olagelen...

"monşer, yiyeceksin dayağı artık! zırvaların canımızı sıkmaya başladı, lûtfen!!"

hiç bir kafada var olmak istemiyorum bundan kelli. kimsenin kafasında hiç bir "başkalık" yahut "aynılık"ın var olmasını istemiyorum. herkesin düşündüğü -ki herkes her şeyi düşünür, kimileri unutmaz sadece düşündüklerini- ve fakat kimsenin bir diğerinin ne düşündüğünü bilmediği bir varoluş düzlemi istiyorum. ağaçlar gibi işte. ne bileyim. ne konuşuyorsun o zaman der iseniz, hiç bilmiyorum. ne istediğim umurunuzda değil, bundan büyük bir keyif alıyorum.

benim artık bir evim yok ise ve buna ben sebep olmuş isem eğer, bu başlıktaki olgunun tanımı olmuş olur.

"tamam monşer, haydi, gidin artık. koltuk değneklerinizi unutmayın."

rûyamda gördüm, bacaklarımı kaybetmiştim.

her iki diz kapağım fena halde kabuk acısı içinde.

tüm tanıdıklarım bir bacaklarını verseler bana, bir sürü bacağım olur.

"mon-şer!! kavra; hastasın sen!"

"kendi"ye öfkeliyim. bu da bir tanım olmalıdır.

   justagoodfella   21.10.2010 06:29 ~ 06:32
   #2213205
 
reklamı kapat

yazdır