kis kelebegi

1.

erkeklerle uyuyamaz, nefes alamaz, boğulurdu o. üstüne üstüne gelirdi öküzlükleri. bir ton öküz tanımıştı. genelde kışları aşktan yana şanslı olurdu. neden ki? bilmiyorum.

soğukumsu oda, gece lambalı sokak, dolaba bitişik yatak mıydı bunları yazdıran yoksa küçücük, minicik uzun zamandır beklenen 'huzur damlacıkları' mıydı? bilmiyorum.

bir şeyin sonundan çok da korkmamak ilk defa, kağıda dökebilecek cesareti bulmak, en önemlisi düşünürken birini kalp sıkışması yahut herhangi bir kin beslememek. çünkü çoğu kez kinle sever, kinle sevişirdi.

en önemlisi uyuyabilmek. nefessiz kalmadan, boğulmadan uyuyabilmek. sabahki ilk kahve kokusunda telefon çalışları...ne güzel, ne sevimli görüştükten 1 saat sonra sesinin duyulmak istenmesi.

otuz yaş üstü ruhu çocuk ama azıcık pas tutmuş kadınlar, otuz yaş altı 'çıtır' ama hafiften 'yorgun' çocuksu, saf kalabilmiş erkekler. gözü zamanından önce açılmış, böylece doymuş, böylece 'öküzce' davranmayan erkekler.

galata'da tek başına bira+balık ekmek yeme cesareti ve huzurunu bulabilecek kadar şevkate doyabilmek. ama daha tam doymamak. huzur. sadece huzur. sıkmayan, pembe huzur.

istanbul yalnızken daha yalnız yapıyor insanı. londra'dan daha yalnız kendi bildiğin kalabalığın içinde yabancı olmak. yabancı bi memlekette duydugun yabancılıktan daha yabancısın burada, kendi dilini konuşan insanlarla sırt sırta, dip dibe, kıç kıça binip gittiğin metrobüslerde.

metrobuslerde insanlar 'öküz'. sen de öküzcük olabiliyorsun kimi zaman, sinirli sabahlarda. oysa boşalan koltuğa hemen gömülmeden gülümseyip paylaşabilmek şansını, ayakta ama huzurla yolculuk etmek. işte huzur bu.

aşk, sevgi, ümit, heyecan, ilişki falan değil bahsettiğim. sadece insanca uyutabilmek bi kadını. yaptığın şeylerin sıralaması değil, niteliği önemli kimi zaman. yoksa uzun süren sözde sevgi alışverişlerinin sonunda, şevkatle sevişip sırtını dönen yüzlerce 'öküz' sayabilirim sana. sürecin, sıralamanın önemi yok aslında. küçük ve basit şeyler benim istediğim.


seni yazmıyorum, sana, ona, buna yazmıyorum. seni anlatıyorum ama anlatmıyorum da biraz. içte kalan eksiğin, o eksik doyunca ne olduğunu keşfetmenin yazısı bu.


bu kış 'çok' soğuk geçecekmiş. üşür müyüm, baharı bile atlatır mıyız bilemem çok da kurmamalı zaten insan bazen. ama benim içim bi kaç kış için ısındı bile '...lim'.

   bosveeer   09.11.2009 19:08 ~ 05.08.2010 00:53
   #1726474
 
reklamı kapat

yazdır