kucuk dila vs kucuk ceylan

1.

milleti senin ölün/benim ölüm mertebesine getiren bir karşılaştırma. madımak'ı sorduğunuzda "ama onlar da başbağlar'da..." diye başlayan cümleler kuranların yaptığından bir farkınız kalmaz o zaman. kaçınmak lazım.

   estar abi   07.10.2009 20:50 ~ 21:01
   #1651849
2.

<bkz: ölümde bile coğrafi farklılık gözetmek>

   aquila   07.10.2009 20:52 ~ 20:52
   #1651856
3.

ikisi de çocuk. ikisi de ölü. ikisi de bazı takiyeci cahillerin prim ve duygu sömürüsü kaynağı. sırf bu yüzden ikisi için üzülüyorum.

   cay bardaginda ice tea   07.10.2009 21:09 ~ 21:11
   #1651907
4.

küçük ceylan eşek kadar oldu, evlendi boşandı. hele hele hele antepli diye çığırıyor. ama küçük dila'yı çıkaramadım. o ne zaman çıktı piyasaya yahu ?

   ramiz   07.10.2009 21:10
   #1651910
5.

ikisi de ahmak insanlar yüzünden ölmüştür. kimse kendini kandırmasın.

   sine qua non   07.10.2009 21:11
   #1651912
6.

hazin ve yürek parçalayan bir öykü bu…

kanın oluk oluk aktığı insanların gölgelerinden ürktüğü sokak başlarında enselere kurşunların sıkıldığı demlerdi. tarihin önemi yoktu, günün de…

zaten her gün bir diğerine benzerdi, faili meçhuller operasyonlara “terörün kökünü kurutacağız” larla insan avına çıkılırdı.

adaletin önemi yoktu hakkın ve hukukun da…

köyler boşaltılıyordu.

çil yavrusu gibi bir yatak- bir döşek, dört bir yana dağılıyordu tenleri güneşten kavrulmuş, yürekleri ise gördükleri zulüm, işkence ve haksızlıktan kor ateşlerde yanıp kül olmuş insanlar.

köyünden bir hırsız gibi gecenin karanlığına sığınarak ayrılanlardandı yaşlı kadın.

nicedir eşe dosta görünmeden, küçük kızının elinden tutup, uzak mekanlarda avuç açmaktaydı. ölünce kurtuluyordu insan ama açlığa iki gün, bilemedin üç gün dayanılıyordu. avucuna bırakılan her demir para yüreğine bir kurşun gibi işlese de, dileniyordu. dilenmek zorunda bırakılmıştı.

henüz dokuz yaşındaki kızının elini sıkı sıkı tutmuş, karınları tok, sırtları pek insanların vızır vızır kullandıkları arabaların akmakta olduğu caddenin kenarında durmuştu. az sonra mavi trafik lambası yanacak, kadın ve kızı caddenin karşısına geçecekti. bu şehirde bütün dünyanın kabul ettiği sarı kırmızı ve yeşil renklerin trafikte kullanılması yasaktı…

her şey yasaktı zaten…

dili, kimliği, adı, yaşaması bile yasak…

bir toplum polisinin hemen yanı başında olduğunu fark ettiğinde yüreği korkudan ağzından çıkacakmış gibi oldu. “teröristlere ekmek vermiş geceleri gizli gizli evine almışsın “ diyerek ona ne zulümler yapmışlardı. küçük kız da polisi fark etmiş annesinin elini sıkmıştı. ne zaman üzerinde üniforma olan birini görse kuş gibi oradan kanatlanıp uzaklaşmak isterdi hep.

önce o mu kendisini korku ile hızlan geçen arabaların önüne attı, yoksa annesinden daha çok polisten korkan küçük kız mı caddeye fırladı, hatırlamıyordu yaşlı kadın bunu.

küçük kıza hızla çarpan arabayla birlikte, trafik zınk diye duruvermişti.

kan içindeydi küçük kız, şaşkın, korku isyan ve acı doluydu yaşlı kadın.

birileri kızı hastaneye kaldırmak için bağrışıyor, kan içinde kalmış küçük kıza etrafta biriken insanlar dehşet içinde bakıyordu. hemen yanı başlarında onlar gibi karşıdan karşıya geçmek için dikilmekte olan toplum polisi, “çocuk kan kaybediyor ambulans gelene kadar ölecek arabayla hastaneye yetiştirelim” diye bağırarak, kolları iki yanında sallanan, kanı asfaltın üzerinde süzülen küçük kızın bir arabaya bindirilmesine yardımcı olurken, yaşlı kadın etrafta biriken insanların yüzünde tokat gibi patlayan cümleyi kurdu. “bırakın ölsün! biz zaten yaşamıyoruz… dileniyoruz, evimiz, köyümüz hiç bir şeyimiz yok. bırakın kızım ölsün ! yaşasa ya orospu olacak, ya tutuklanacak, yada dağa gidecek ve yine ölecek bırakın kızım ölsün.”

yaşamın önemi yoktu o an…

çaresizlikten, isyandan ,acıdan ruhu intihar ediyordu bir annenin…

neden bu hazin öyküyü yazdım…

ceylan önkol`un dehşet ölümü yürek mezarlığımda depreme ve isyana neden oldu


lice’de koyun otlatırken havan mermisiyle vurulan 14 yaşındaki ceylan önkol’un

nasıl sahipsiz kaldığını hepiniz okumuşsunuzdur. savcı ve doktor, can güvenliklerinin olmadığı gerekçesi ile otopsi için gitme zahmetine katlanmıyor…

ceylan`ın parçalanan cesedi ağaç tepelerinden ailesi tarafından toplanıyor.

ey her geçen gün daha çok kan kayıp eden insanlık ! bu nasıl bir zulümdür ?

hangi dine hangi mezhebe hangi adalete ve hangi vicdana sığdıracağız bunu?

bozacının şahidinin şıracı olduğu ülkede adına demokratik çözüm dense de, çözüm aranan kürt sorunudur.

isim değiştirerek, bin bir renge büründürerek, uzattıkça uzatmanın hiç kimseye yararının olmadığını görmek için daha kaç ceylan`ın ölmesi gerekiyor?

ey her geçen gün dibe vuran insanlık hangi devlete güveneceğiz şimdi…

ya doktora ne demeli, insan yaşamı kurtarmak, ırk, cinsiyet, milliyet, din ayrımı yapmadan insanlara şifa dağıtmakla görevli olan doktorun hipokrat yeminine nasıl inanmalı …

can güvenlikleri olmadığı için henüz ömrünün baharına adım atmamış ceylan`ın her biri bir tarafa dağılmış cesedine, otopsi bile yapmak için gitmeye gerek duymuyor doktor ve savcı.

sonra kalkıp kürtler neden devlet “babaya” ( üvey babalık bile yapamayan çakma baba) güvenmiyor kuşku ile yaklaşıyor diyorsunuz…

evet, kuşku duymak lazım. devletin güvenlik biriminde yıllarca çalışmış eski astsubay kasım çakan, itiraf niteliği taşıyan kitabının bir bölümünde şunları yazmış :” yanlarına geldiğimizde, özel harekât polisleri iki ölünün başındaydılar. erkeğin vücudu isabet eden mermilerle parçalanmış; kadınsa kafasından vurulmuştu. benim tim yanlarına gittiği zaman büyükçe bir taşın arkasında adanalı polis ramazan duruyordu. bizim bölük komutanı yüzbaşı mehmet özpolat sordu; ‘ne yapıyorsun’ diye. polis ramazan bağırdı; ‘gelme ben ölen teröristi hallediyorum”

iki kadın ve iki ölü çocuğun öyküsünün birbirine tren katarı gibi eklenmesinden oluşuyor bu yazı…

ölüm ve öldürülme şekillerinin farklı olmasının hiçbir önemi yok…

insanlığımız ölüyor görmüyor musunuz…

cesetlere tecavüz edecek kadar insanlığından çıkmışlar, kanınızı dondurmuyor mu?

“kızım ölsün” diyen anne sizi dehşete düşürmüyor mu?

havan topu ile bir çocuğun katledilişi karşısında isyan etmiyor musunuz?

o zaman siz insan değilsiniz, bırakın insan olmak hayvan hatta bir ot bile olamazsınız…

jiyan erdil.

   alegria   08.10.2009 11:06
   #1652848
 
reklamı kapat

yazdır