kullar ve efendiler

1.

"romanın işlevi değişmektedir" diyor doris lessing, golden notebook adlı kitabında; şimdi artık romanları, hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmediğimiz yerler hakkında bilgi edinmek için okuyoruz ve bunun farkında bile değiliz. yunanistan'ın güneyinde küçük bir köyde doğmuş olan, ama 1965'den beri isveç'de yaşayan ve isveç dilinde yazan theodor kallifatides'in kullar ve efendiler'i de bu tür romanlardan biridir.
birbirinin devamı olmayan bir trilojinin ilk kitabı olan kullar ve efendiler'de ikinci dünya savaşı'nda almanların bir yunan köyünü nasıl işgal ettiklerinin hikâyesini okumuyoruz sadece. kitabın otobiyografik olduğu ortada: kallifatides'in babası sol eğilimliydi ve alman işgalinde hapse alıtmıştı. aynı zamanda, mizahi bir kalemle çizilmiş çok hoş bir dizi portre sunuluyor bize ve neredeyse traji-komik pek çok olayı izlerken, kendisiyle yüzyıllarca bir arada yaşamış olduğumuz ama hemen hemen hiç tanımadığımız bir halkın dünyasında buluyoruz kendimizi."

deyü bir arka kapak'a sahip olan theodor kallifatides romanı.

(orijinal adını bilmemek, araştırmaya da üşenmek, evet)

roman, alexis zorbas ile kombine edildiğinde, yirmilerini de yarıladığı şu günlerde hâlâ daha validesiyle yaşamakta olan, ömrü hayatında bir kerre olsun sirtaki'nin o onulmaz ve doyulmaz tadına banamamış birtakımzatların, ege'nin öteki yakası özlemine merhem olacaktır sanırım. (bir cümle kurdum ama allah hayretsin. asdjsalkd)

bulunmuyor değil bi' de. beyazıt sahaflar çarşısında var imiş. bulamadık da o nedenle de bilmezük demeyiniz.

-bitti.

sanırım.

aslşdkşlasd

   king of the tawn   02.04.2011 19:21
   #2328495
 
reklamı kapat

yazdır