liberalizm

1.

özgürlüğü birincil politik değer olarak ele alan bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır. genel anlamda liberalizm, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, din, devlet ve kimi zaman kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, hukuğun üstünlüğünü geçerli kılan şeffaf bir devlet modeli ve toplumsal hayat düzeni hedefler.

   enigmatic   11.12.2006 23:40
   #139808
2.

<bkz: liberal demokrat parti>

   exnihilo   11.12.2006 23:41
   #139810
3.

<bkz: bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler>
<bkz: adam smith>

   flam   06.01.2007 11:09
   #170889
4.

<bkz: liboş>

   kacinkurbaasiyim   06.01.2007 11:11
   #170891
5.

bırakınız aclıktan ölsünlerdir.

   crazy diamond   06.01.2007 12:27
   #170918
6.

insanın kendine yakışanı giymesidir. ne "komunizm"in herkese eşitlik vadeden ütopik söylemlerine sahiptir, ne de "faşizm"in insanları sınıflandırma girişimine. aslında esas eşitlik budur ve herkes zekasının yettiği bir noktaya eninde sonunda gelir. ha bir de şanslı döl olma mefhumu vardır ki onu da hiç bir sistem engelleyemez.

   asbb   06.01.2007 13:18
   #170954
7.

yaşam felsefesi itibariyle tüm endüstri ve işletme mühendislerinin dahil olması gereken , metodolojiyi adam gibi uygulayan tüm ülkelerin*** üst sıralara tırmandığı ideoloji.
türkiyedeki savunucuları da
http://www.tpe.org.tr/
http://www.liberal-dt.org.tr/
http://www.liged.org.tr/
http://www.liberalhareket.org/
http://www.yaziyaz.com/forum/forum253.html

bu adreste de liberal ekonomi hakkında harika karikatürler bulunmakta:
http://www.mises.org/trts.htm

   6sigmamaster   23.01.2007 20:29 ~ 20:29
   #189820
8.

.gerek ekonomi felsefesinde gerekse siyaset felsefesinde devlet, toplum ve birey arasındaki tüm ilişkilerde bireyin hak ve özgürlüklerini öne çıkaran; her bireyin vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünün tanınması gerektiğini savunan ekonomik ve siyasal öğreti. bu bağlam- da, devletin ekonomiye müdahalesinin en alt düzeye çekilmesi gerektiğini savlayan, daha ideal olanın ise devletin bireyler, sınıflar ve uluslar arasındaki ekonomik ilişkilere hiçbir şekilde karışmaması olduğunu öne süren ve somut anlatımını "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" "laiseez faire laisez passer” savsözünde bulan öğreti,iktisadl liberalizm diye adlandırılırken; devlet yetkesinin her anlamda ve her alanda kısıtlanması, bu yetkeyi elinde tutanların toplumun yapıtaşları bireylerin yaşamlarını nasıl yönlendireceklerine herhangi bir gerekçe ileri sürerek hiçbir şekilde karışmaması gerektiğini savunan, devletin toplumsal ve kültürel yaşamın düzenlenmesinde hiçbir belirleyici rol üstlenmemesi gerektiğinin altını koyultarak çizen ve somut anlatımını "en iyi hükümet en az hükümet edendir" sav- sözünde bulan öğretiye ise siyasal liberalizm denmektedir. *
(kızıl.org)

   gajo   17.04.2007 11:25
   #329673
9.

liberalofis.org'dan copy paste:


liberalizm, gelenekselleşememiş ya da tam anlamıyla kavranamamış bir ideoloji olarak türk siyasi tarihinde, bir türlü hakettiği yerini alamamıştır. peki, küreselleşmenin ne denli yoğun olarak yaşanmakta olduğuna hep beraber şahit olduğumuz bu bilgi ve iletişim çağında, kıta avrupası’nda ve anglo-sakson dünyası’nda bu kadar popüler olan ve bahsettiğim coğrafyanın iktisadi, siyasi ve sosyal anlamda gelişmesinde en temel rolü oynayan bu düşünce sistemi nasıl olur da türkiye’nin siyasi sahnesinde başrolde olamaz?? acaba, liberalizmi bizler mi abartıyoruz yoksa ortada türkiye’li siyasi aktörlerin farkında olmadıkları büyük bir cehalet mi sözkonusu??

liberalizm’in türkiye’deki durumunu tartışmadan önce kendisinden kısaca bahsetmekte yarar var. zira, türkiye’deki eksikliğinden bahsediyorsak, ortada büyük ölçüde bilgi noksanlığı olduğu durumunu da göz önünde bulundurmamız gerekir.

liberalizmin temel ilkeleri

liberalizm, modern iktisadi ve siyasi teorilerin en eskilerinden bir tanesidir. klasik liberalizmin temel unsurlarını şöyle sıralayabiliriz;

1- her türlü kollektivizme karşı olan bireycilik;
2- bireysel hak ve özgürlükler
3- serbest piyasa ekonomisi
4- hukukun hakimiyeti ve sınırlı devlet

bu unsurları biraz açıklamakta yarar vardır diye düşünüyorum…

bireycilik:
liberalizm’de birey sosyal teorinin temel noktasını teşkil etmektedir. birey, bazı düşünürlerce ondan daha yüksek bir varlık olduğu varsayılan “toplum” veyahut “sınıf” gibi herhangi bir bütünün amaçlarını gerçekleştirme aracı değildir. liberalizm’de, bireye, toplumdan veya herhangi başka bir kollektif bütünden daha fazla ahlaki bir değer atfedilir. çünkü, birey, teorik olarak toplumdan önce var olmuştur ve dolayısıyla bireyin hakları toplumdan daha önce de vardır. ne kadar “asil” veya “rasyonel” olduğuna inanılırsa inanılsın, bireyin amaçları dışındaki varlıkların amaçları için, bireyler “araç” olarak kullanılamaz…

liberalizm, “toplumun iyiliği” ya da “kamunun çıkarı” gibi kollektif bütünlüklere atfedilen kavramların ne olduklarının çoğu zaman belirsiz olduğuna inanır. iyilik, bireylerin iyiliğidir. muğlak ve nasıl belirleneceği belli olmayan “ortak iyi” için bireyin kurban edilmesi düşünülemez…

bireysel hak ve özgürlükler:
liberal düşünce geleneğinde, özgürlük, hemen hemen her düşünürün önemle vurguladığı değerlerin en başta gelenlerindendir. kuşkusuz, özgürlük, sadece liberalizmin sahip çıktığı bir değer değildir. nerdeyse, bütün sosyal teorilerin hepsi özgürlüğü benimsemiştir. bu yüzden, liberalizmdeki özgürlüğün ve diğer teorilerin savunduğu özgürlüklerle arasındaki farkın ne olduğunu belirtmekte fayda vardır.

özgürlük, diğer teorilerde belirtildiği gibi, bireylerin özgür olmaları için, devletin bir takım müdahalelerde bulunması ve böylelikle toplumsal yaşayışı düzenleme görevini üstlenmesi gerekliliğini getiren bir kavram değildir. ya da bir başka deyişle, özgürlük “sınıflar” adına belirlenmiş bir takım “rasyonel” hedeflerin izlenmesi adına sürü halinde hareket etmek de değildir.

özgürlük, bireyin, dışardan gelen keyfi bir zorlama olmaksızın, serbestçe hareket edebilmesidir. özgürlükte esas olan şey “birşey” sağlanması değil, onun dış baskı ve zorlamalara maruz bırakılmamasıdır.

düşünce ve ifade özgürlüğü, mülk edinme özgürlüğü; ekonomik ve siyasal anlamda ilk akla gelen özgürlük çeşitlerinden yalnızca birkaçıdır.

serbest piyasa ekonomisi:
klasik liberalizmin temel unsurlarından biri de kuşkusuz, kendiliğinden doğan serbest piyasa ekonomisidir. liberal düşünce, insan aklını mükemmeliyetçi kabul ederek ideal bir sosyal sistem kurma çabalarından uzak durur. bu yüzdendir ki, aklın, beşeri ilişkileri ekonomik yahut siyasal anlamda önceden belirlenmiş kurallara bağlayacak düzenlemeler gerçekleştiremeyeceğine inanır. bu amaçla, kendiliğinden doğan düzen olan piyasa sisteminin ortak amaçlara değil, tarafların karşılıklı yararların uzlaştırılmasına dayandığını kabul eder.

piyasa ekonomisinde herkes kendi adına davranır; fakat kendi ihtiyaçlarını elde etmek için uğraşan bireylerin eylemleri aynı zamanda diğer insanların ihtiyaçlarını gidermelerine hizmet eder. bu karşılıklı yarar için işleyen sistem piyasa tarafından yönetilir.

piyasa düzeninin işleyişinde zorlamanın yeri yoktur. insanlar istedikleri şekilde işbirliği yapıp yapmamakta yahut birbirleriyle ilişkiye girip girmemekte serbesttirler. bir zorlama aracı olarak devletin görevi de piyasaya ve bireylerin piyasa tarafından yönlendirilen faaliyetlerine müdahalede bulunmak değildir. aksine, bireylerin, piyasa ekonomisinin korunmasına ve düzgün işlemesine zararlı olacak eylemlerini önlemektir.

hukukun hakimiyeti ve sınırlı devlet:
liberal düşünürler, insan ilişkilerinde zorlama yahut baskının bir araç olarak kullanılmasına her zaman karşı çıkmışlar ve bu ilişkilerin gönüllü oluşuna büyük önem vermişlerdir. liberal düşünceye göre, zor kullanmak suretiyle insan haklarını ihlal etmeye kalkışacak iki aday vardır.

bunlardan ilki bireylerdir. bir bireyin, başka bir bireye zor unsurunu kullanması durumunda, mağdur bireyin korunması, ancak hukukun üstünlüğü ile mümkündür. hukukun hakimiyetinin sınırlığı olduğu alanlarda, liberalizmin temlede savunmuş olduğu hak ve özgürlüklerin ihlali kaçınılmaz olacaktır.

bununla birlikte, insan haklarını ihlal edebilecek ikinci ve üstelik birincisinden daha da tehlikeli olan varlık devlettir. sınırlandırılmamış, kurallara bağlanmamış bir devlet, insanın özgürlüğüne en büyük tehdittir. bu bakımdan, liberalizmin öngördüğü devlet, vatandaşlar üzerinde sonsuz otoriteye sahip olan, onlardan ayrı ve üstün bir varlığı bulunan devlet değildir. devlet, temelde insan içindir, bunun aksi düşünülemez.

türkiye’de liberalizm

liberalizmi özetle anlattıktan sonra, türkiye’deki geçmişine kısaca bakabiliriz. türkiye’de liberalizm düşünce olarak prens sabahaddin veya mehmet cavid bey gibi düşünce adamları tarafından benimsenmiş olsa da , ideolojinin pratik anlamda somutlaştığı ilk zamanları demokrat parti yıllarında görebilmekteyiz. tam anlamıyla liberalizm olmasa da, çok partili siyasi sisteme geçiş ve özel teşebbüslerin arttırılması gibi gelişmeler ile liberalizmin ancak birer ufak pırıltıları yaşanmışsa da, bu yıllarda ülke savaş yıllarından sonra yeniden kalkınmaya başlamıştır.

1960-1980 yılları arasında yaşanan iki darbe ve bir muhtıra, ülkenin demokrasi yaşamına büyük zararlar vermiş ve bu yıllarda istikrarlı ve özgürlükçü siyasal veyahut ekonomik geişmelerden bahsetmek neredeyse imkansız olmuştur.

türkiye’de liberalizm deyince akla gelen ilk politikacı şüphesiz turgut özal olmuştur. özal’ın 80’li yıllarda dünyada yaşanan neo-liberalizm rüzgarını türkiye’ye yönlendirdiği su götürmez bir gerçektir. gerçekten de, ekonomik anlamda uygulamış olduğu politikalar, halkın refah seviyesinde bir takım iyileşmelere mahal vermiş ve türk halkı yaşadığı onca siyasi ve askeri baskı ve ekonomik zaruretten sonra, özgürlüğün tadına özal sayesinde biraz da olsa varabilmiştir. ama, özal’ın liberalizmi tam anlamıyla yaşatamadığı veya türk siyasi hayatında içselleştiremediği de çok açıktır. bunun nedeni de, yazının başında da belirttiğimiz gibi, liberalizmin salt ekonomik bir argüman olmaması ve kendisinin siyasi ve hukuksal boyutunun da göz ardı edilmemesi gerçeğidir. şöyle ki, eğer özal yapmış olduğu ekonomik reformları, siyasal ve hukuki zeminlere de taşıyabilseydi, liberalizm şu an 1990’lı yıllarda çıkan ekonomik krizlerin sorumlusu değil, müreffeh ve istikrarlı bir ülkenin asli bir unsuru olarak bilinecekti.

1994 ve 2001 krizlerinden sonra, para politikalarına yeniden önem verilmesi, bir takım kurumların özerkleştirilmesi yahut devlet işletmelerinin özelleştirilmeye başlanması, yeniden liberal kıvılcımların ülke içinde yanmış olduğuna dair sevindirici işaretler olarak görülebilinir. ama liberal zihniyet, bu ülkede kendini düşünce ve ifade hürriyetinde, hukuka olan güvenin korunmasında veyahut gelişimi engelleyen bürokratik zihniyetin kırılmasında da kendisini gösterebilmelidir.

sonuç

hali hazırda yukarda bahsettiğim ilkelere sahip çıkacak yahut saydığım sorunlara liberal perspektiften çözüm arayacak herhangi bir siyasi geleneğin olmaması düşündürücüdür. bizim de zaten bu oluşumu kurmamızın en temel ve en uzun vadeli amaçlarından bir tanesi de, halihazırda yaşamış olduğumuz ya da ilerde karşılaşacağımız problemlerin çözüm yollarının aslında hiç de zor olmadığını, liberalizmi bireyler arasında benimsenmesini sağlayarak gösterme isteğimizdir.

alper akalın

   exnihilo   02.05.2007 14:44
   #367297
10.

türkçe karşılığı erkincilik olan ideolojidir.

   drciwan   19.05.2007 03:09
   #406142
11.

ekonomide kisisel hareketlerin serbestligini ve kisisel davranısların ozgurlugunu savunan sistem.

   ricardo diaz   20.05.2007 23:19
   #410706
12.

herkesin sonuna kadar faydalaabileceği sistem.ancak parası olanlar bu maça 5-0 önde başlar giderek fark açılır zenginleri zenginleştirir fakirler sefalete sürüklenir
bu ideolojinin en iyi işlediği ülke abd de bile 35 milyon insan açlık sınırı altındadır.

<bkz: eşitlik>

   egebal   28.07.2007 16:41 ~ 22:49
   #576423
13.

liberalizm, çok farklı yönlere sahip bir sistemdir. kimileri sol düşünceler için kullanırken genelde sağ ideoloji kitlesinin kullandığı sistem olmuştur. liberalizm, çok geniş bir perspektife sahiptir.
öncelikle şunu belirteyim ki george washington un kendisi bile, iki devlet arasında kurulacak ilişkiden büyük olanın daha karlı çıkacağını ifade etmiştir.
devletlerarası ilişkilerin görmezden gelinemeyeceği günümüzde, serbest piyasa ekonomisi şarttır. bunun birçok sebebi vardır. mesela, kimi hammaddeler dünyanın çok sınırlı yerlerinde bulunurlar. bir uçak parçası sadece x bölgesinden alınan hammadde ile yapılabilir ve o madde olmazsa, uçak üretilemez hiçbir yerde. petrol ve doğalgaz örnekleri en bildiklerimiz, petrol yüzünden savaşlar çıkıyor. 1 damla petrol 1 damla kandan değerli bulunuyor maalesef ama durum böyle.
devletler kendi paralarını korumak için savaşlar yapıyor, kendilerine pazar yaratabilmek için. özellikle abd bunu yapar. savaş yapmasının sebebi, kendine pazar yaratmaktır. 2. körfez savaşı nı hatırlarsınız, saddam; petrolü usd üzerinden satmaktan vazgeçmişti.
bu konuda hasan koni hocamızın sağlam görüşleri mevcuttur ayrıca.
ha, şimdi bu pazar derdindeki büyük güçlerin pazar yaratmaları durumuna rağmen; dostane ilişkiler gelişiyor ülkeler arasında. nasıl ki erasmus gibi programlarla ülke insanları kaynaşıyorsa, serbest piyasada da öyle. sen malını irandan alacaksan, ona savaş açmıyorsun. ama mesela, iran şu an abd ye petrol satıyor hala. savaşacaklar belki yakında ama satıyor işte. satmasa, siz o zaman görün halini. demek istediğim açık, bu sisteme girdin mi üretmeye bakacaksın kardeşim, yoksa ezilirsin.
türkiye' nin piyasaları kırılgandır. grafik bir yükselir bir düşer, dengesizdir yani. peki imkb ne durumda? amerikan ve alman etkisi altında. şimdi sen devletçilik politikandan vazgeçip tamamen serbest piyasaya geçersen bu iş olmaz. emekçi kesimin işçi sınıfın ezilir. onları da koruyan tedbirler alırsan, o zaman sosyal devlet olma özelliğini koruyabilirsin. liberalizmin, sosyal liberalizm çeşidi de vardır çünkü.
liberalizmi, görünmeyen el teorisiyle sınırlandırmak hatalıdır, onun üzerinden çok sular akmıştır çünkü. keynesyen olmuştur, devletin müdahalesini gerektiren durumlar olmuştur falan da filan..
liberalizmin özgürlükçü felsefe ile de ilişkisi sağlamdır.
siyaset felsefecisi thomas hobbes, yararcılığın kurucusu john stuart mill , benjamin franklin , görünmez eli söyleyen ahlak felsefesi profesörü adam smith , tanrı ve özgürlük hakkında düşünceleri ve yargı hakkındaki düşünceleriyle liberal özgürlük düşünürlerine dahil edebileceğimiz immaeul kant .. uzar..
liberalizmde, bilindiği gibi devlet minimum olmalı, iç- dış güvenlik, sağlık, eğitim harici konulara elleşmemelidir. devletin minumum olmasının sebebi ise, devletin insanları kısıtlayarak en kutsal şey olan bireye müdahale etmesinin önlenmesi isteğidir. devlet kurumları ne kadar hakim olursa, vatandaşına o kadar müdahale edebilir.
özgürlük anlayışı negatif özgürlüktür bu sistemin. negatif özgürlük, başkasına zarar vermeden dilediğini yapabilme özgürlüğüdür. mesela, ldp nin sitesi var orada da anayasaya alternatif diye sundukları birşey vardı, kısa bir içeriği var.
askerin siyasete karışmasına kesinlikle karşıdır ve bu kesinlikle doğrudur. mustafa kemal' in ifade ettiği gibi asker kışlada durmalı, siyasete karışmamalıdır. darbe çığırtkanlığına karşıdır.

daha anlamlısı şöyle;
anarşizme, komünizm kadar yakın bir sistemdir. ikisinin de sonunda devlet, ortadan kalkar denebilir. ( ütopik olarak)
liberal insan hakları gayet güzeldir, bu hakların önündeki tek engel ' devlet' olarak görülürse, elbette devlet en aza indirgenmek istenecektir. halbuki, devleti bir kenara dışlamak mümkün değildir. yani insan haklarının sağlanabilmesi için devletin illaki küçültülmesi gerekmez. önemli olan devlet- piyasa güçlerini birbiriyle rekabet eder hale getirebilmektir. karma ekonomi dir.
özel mülkiyet gayet güzel bir haktır. gerçekten de devlet birey için vardır; birey devlet için yoktur, mantıksal olarak.
bugün kopenhag kriterleri bu konuda bir yoldur. bu kriterlerin sağlanması da önemlidir bizim için, ama hangi topluluktur ki bizim yararımıza bir şeyler yapsın ve de bundan çıkarları olmasın? bu çok açıktır. bu hususta bilincimiz ve savunma mekanizmalarımız açık, dış politikamız kararlı olmalıdır çünkü, biz bir isviçre değiliz.
liberal ekonomi uygulaması ne zaman nasıl yapılmalıdır? kanımca, devlet üretebildiğini üretmeli, açık olduğu konularda serbest piyasadan faydalanmalıdır. dys- doğrudan yabancı sermaye; yatırım yapmalıdır. misal; savunma, iletişim, eğitim öğretim, sağlık... bizim elimizde, lastik sanayii, elastik ve plastik sanayii yabancı şirketlerde olabilir. tabii bunları yaparken de devlet çıkarı gözetilmelidir. cargill ler için kayırmalar yapılmamalı, ülke üreticisi gerek tarımda, gerek hayvancılıkta, genel olarak sanayii ve endüstride desteklenmelidir.
bu noktada, şeffaflık önem kazanır, şeffaf ihaleler, güvenilir seçimler, tekellerin engellenmesi, zayıf sınıfın korunması..
devletin denetimcisi olarak serbest piyasa sağlanmalıdır.
zamanında ismet inönü başbakanlıktan alınıp, yerine celal bayar getirilmişti. celal bayar, liberal biriydi, velhasıl başarılıydı da. ülke, savaştan yeni çıkmıştı ve fakirdi üstelik. ama unutmamalıyız ki o zamanlar bir öğretmenin aldığı maaş da yaklaşık ( günümüz parasıyla) 1500 ytl idi. hani bugün?
çin de doğusu ve batısı arasındaki zenginlik farkını gidermek için çok yatırım çekiyor, yalnız 2030' lardaki çin ekonomisinin geleceği hale bakarsak; belki de sosyalist yapılarını tasviye edecek ve küresel emperyalizm- kapitalizme liderlik yapacak bir çin olacaktır. türkiye' de bu, söz konusu değildir.
kimse, ütopyaların peşinden koşmasın. emre kongar , yorum farkında iyi değinmişti bu ' otoyol bağımlılığına' hatırlarsanız. küresel şirketlerin güdümüne girmemeliyiz, küreselleşme dikkat edilmesi gereken bir şeydir. bilgi anlamında tamam, eyvallah dünyada çok imkanlarımız oldu. yalnız dikkat edelim ki; ülkeler kendi iç dinamiklerini korumak için ' ekonomik- faşist' davranıyorlar. faşist derken, kendi çıkarını aşırı gözeten anlamında.
japonlar da dememiş miydi, amerikalılar faşist davranıyor diye. o 2. dünya savaşında berbat ettikleri ülke, şimdi amerika' yı korkutuyor. şu da dikkatimizi çeksin,
bugün bir fransa, danone yi satmıyor, diyor ki;
- efendim, o benim milli gururum satmam.
amerikan iletişim şirketi satılığa çıkarılıyor. az sonra bir karar geliyor;
- durdurun satışı!
her ülke kendi çıkarını gözetirken, bizdeki liberallerin yapmaya çalıştıkları nedir?
ayrıca fethullahçı- liberaller arasındaki bağlar; bize uluslararası dönen tezgahları bir nebze olsun göstermiyor mu hala?
liberalizm, doğru anlaşılmalıdır çünkü sağlam bir sistemdir ama kesinlikle doğru anlaşılmalıdır.

tek cümleyle şöyle ifade edeyim;
sosyal reformlar ile desteklenirse, güzel; desteklenmezse kapitalist sistemdir.

   demokrat   18.08.2007 11:44
   #618404
14.

afyon misali şey. ilkesizlik. mao zedung’un çok sert eleştiriler getirdiği görüş.

mao, ’liberalizmle mücadele’ başlıklı yazısında, şu değerlendirmede bulunmuştur: ’’liberalizm, ideolojik mücadeleyi reddeder ve ilkesiz barıştan yanadır; bu yüzden yozlaşmış ve bayağı bir tavra yol açar, parti ve devrimci örgütler içindeki bazı birimlerde ve bireylerde siyasi soysuzlaşmayı doğurur. liberalizm, kendisini çeşitli biçimlerde gösterir...

bütün sadık, dürüst, faal ve açıksözlü komünistler, aramızdaki bazı kimselerin gösterdiği liberal eğilimlere karşı koymak için birleşmeli ve onları doğru yola getirmelidir. bu, ideolojik cephemizdeki görevlerden biridir.’’

   oraklacekicledevrime   21.03.2008 16:05 ~ 16:09
   #875844
15.

işte zengin daha zengin olur. fakir genital organını tersten görür. böyle bir şey işte. tam anlamını bulamayan bütün kavramlar gibi bu kavramında eksikleri vardır. hukukun üstünlüğü derler mesela. üstündür de cinsel pozisyon olarak üste geç kimse dememiştir. ama geçirmişlerdir. ekonomiyi düşünmezler. hukuk üsttte olsun yeter ki! bize de koyun sürüsü repliği düşer. sağlık olsun!

   darkleon   21.03.2008 16:20 ~ 16:21
   #875853
16.

dünya üzerindeki bütün ülkelerin .ike .ike uyguladığı siyasi görüş.ekonomik versiyonu kapitalizm`dir.

   hadigari   21.03.2008 16:27
   #875857
17.

şu anki hükümetimizin uygulamaya çalıştığı ilke denilebilir.deniz baykal isimli beyfendinin bu konuda hükümetimizi atatürkün ilkelerinden olan devletçiliğe karşı olduğu gerekçesiyle topa tuttuğunu hepimiz görüyoruz.

   gamyoncu   02.06.2008 20:08
   #935655
18.

peygamberi olduğum din. tebliğe bugün başlıyorum, vatana millete hayırlı olsun.

   exnihilo   06.06.2008 14:29
   #939081
19.

din olduğu ilan edilmiş. allahı kitabı para olur sanırsam. inkar ediyorum. inkarcı bir kollektifperest * olarak kalacağım.

   mezarbekcisi   06.06.2008 14:31
   #939084
20.

peygamberi olarak allahının kitabının para olduğunu ilan ettiğim din.
<bkz: parasız yazarlar siktirsin gitsin>

ironi yapıyorum demezsem yanlış anlarsınız, dersem esprinin tadı kaçar. arada kaldım baby, neyleyim?

   exnihilo   06.06.2008 14:33
   #939086

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır