mahalle kavgasi

1.

bir mehmet akif ersoy şiiri.

...................................................................
çamurlu bir kapı, üstünde bir değirmi delik;
önünde tahta mı, toprak mı? sorma, pis bir eşik.
şu gördüğün yer için her ne söylesen câiz;
ahırla farkı: o yemliklidir, bu yemliksiz!
zemini yüz sene evvel döşenme malta imiş...
"imiş"le söylüyorum, çünkü anlamak uzun iş.
o bir karış kirin altında hangi maden var?
tavan açık kuka renginde; sağlı sollu dıvar,
maun cilâsına batmış tütünlü nargileden;
duman ocak gibi çıkmakta çünkü her lüleden.
dikilmiş ortaya boynundan üstü az koyu al.
vücudu kapkara, leylek bacaklı bir mangal.
kenarda, peykelerin alt başında bir kirli
tomar sürükleniyor, bir yatak ki besbelli:
çekilmiş üstüne yağmurluğumsu bir pırtı,
zavallının güveden hep liyme liyme sırtı.
kurur bir örtünün üstünde yağlı bir mendil:
ki "ben tependen inersem" diyen hasır zembil

onun hizasına gelmez mi? bir döner şöyle;
sicimle kulpuna ilmikli çifte mestiyle!
duvarda eski ocaklar kadar geniş bir oyuk,
içinde camlı dolap var ya, raflarında ne yok!
birinci katta sülük beslenen büyük kavanoz;
onun yanında kan almak için beş on boynuz.
ikinci katta bütün kerpetenler, usturalar...
demek ki kahveci hem diş tabibi, hem perukâr,
inanmadınsa değildir tereddüdün sırası;
uzun lâkırdıya hâcet ne? işte mosturası:
çekerken etli kemiklerle ayrılıp çeneden,
sonunda bir ipe, boy boy, onar onar dizilen
şu kazma dişleri sen mahya belledinse, değil;
birer mezâra işaret düşün ki her kandil!
.......................................................................
seyirciler mütefekkir, güzide bir tabaka;
düşünmelerdeki şiveyse büsbütün başka:
kiminde el, filân asla karışmıyorken işe,
kiminde durmadan işler benân-ı endîşe!
al işte: "beyne burundan gerek" demiş de "hulûl"
tahharriyat-i amîkayla muttasıl meşgul!
mühendis olmalı mutlak şu ak sakallı adam!
zemine, daire şeklinde yaydı bir balgam:
abanmış olduğu bir yumru yumru değnekle,
mümâslar çizerek soktu belki yüz şekle!

   wunderbar   20.10.2007 23:17
   #683647
2.

şimdi nerden başlasam...

250 milyon sebep sayabilirim. uzmanı olduğum bir konudur. evin önünde anneeeee diye bağıran bir çocuğu tartakladığım için annesi kapıya gelir, üst kat komşumun bacaklarını kırmak isterim çok sert yürüyor diye.
kıza gıcık olmuşumdur, ifitira atarım, kapıya niye yaptın diye gelir. böyle sebeplerdir. yapılacak ilk iş,

öncelikle onu uzun zamandır takip ediyor, açıklarını iyi biliyor olmanız lazım.
onları sayarsınız, daha sonra zaaflarına hücum edersiniz, çocuğunu boğmakla tehdit eder, karısının peşine adam takarsınız. kaynar suyla kavgaya gitmek en esaslı çözüm. çünkü göz korkutur, tırsıtır.

elde etmek istediğiniz her ne ise, bu kurallar dahilinde elde edebilirsiniz. ben denedim, işe yaradı, az zorladım, uzmanı oldum!

   anathema   19.08.2008 19:23
   #1010686
3.

kavganın kahramanlarından birisi olmadığın sürece izlemenin her daim anlatılamaz bir haz verdiği bir olaydır. böyle bi yandan korkarsın, bir elinde telefon olur polisi aramak için hatta titrersin belki de. ense kökünden bir korku dalgası yayılır, bir de utandığın için ya da 'kavga bana da sıçrar' korkusuyla perdenin kenarcığından bakılır. geceyse ve de polis arabalarının o acı sireni ve mavili kırmızılı ışıkları sokağı aydınlatınca finale varılır aslında asıl keyf buradadır, polis gelince milleyetçi bir damar kabaradururken, gökten üç elma düşmez. kavga aslında kötü bir şeydir.

   stresella   22.07.2009 19:10 ~ 19:12
   #1502026
 
reklamı kapat

yazdır