menemen olayi

1.

tarih 23 aralık 1930
mehmet adında giritli bir asrarkeş ve 5 arkadaşı menemene. gelir mehmet adlı şahıs elinde yeşil bir bayrakla mehti olduğunu ilan eder.ve müslüman olan bu bayrağın altından geçsin geçmeyen lılıçtan geçer der.

posta müdürü olayı ankaraya ve alaya bildirir,bunun üzerine 24 yaşındaki kubilay adlı genç asteğmen komutasındaki askerlerle bölgeye gelir.kubilay sungu tak emri verir ve elebaşları ile konuşmaya gider,"ne istiyorsunuz"diye sorar,"biz şeriat istiyoruz."derler.kubilay,"peki ben size şeriatı göstereceğim" der ve mehmet denen puşta tokat atar.mehmet denen ibnede kubilayı ayağından vurur.bunun üzerine askerler tüfeklerini doldurup ve mehmete ateş ederler ancak mermiler kurusıkıdır. gaza gelen it" ben mehtiyim bana mermi bile işlemiyor bakın"şeklinde anırır bunun üzerine halkta mehmet denen pezevengi destekler

o esnada sürünerek kaçmaya çalışan kubilayı isyancılar yakalar ve mehmet, paslı bıçağı ile kubilay'nı boğazını keserek kafasını gövdesinden ayırır kellesini sancağa asmak ister fakat ip bulamaz ip ihtiyacını bir esnaftan temin eder
sonrasında isyan makinalı tüfeklerle bastırılır. mehmet ve arkadaşları öldürülür.
150 kişi sorgulanır.37'si idam edilir.yaşları ufak olanlar hariç halka ibret olsun diye menemen'in ortasında asılır.asılanlar arasında mehmet'e ip vern esnaf da vardır

   ran   26.12.2006 14:48
   #157114
2.

1930 tarihinde gerçekleşmiş muhteviyatı konusunda çokça görüş ayrılıkları olan olaya verilen isimdir.zira olayın bir dinci ayaklanması mı yoksa çapulcuların sebep olduğu bir olay mı olduğu konusunda halen tartışmalar yapılır.ancak bunun bir dini isyan olduğunu iddia edenlerin tezleri zaten her ders kitabından ulaşılacak kadar bildiktir.ama bununla birlikte menemen olayının esrerkeşlerin taşkınlıkları neticesinde çıkmış bir olay olduğunu söyleyenlerin sesi pek duyulmaz.

zira rejimin hala insanlarıyla, farklı düşünenlerle sorunları, devamına dönük kaygıları vardır.bu kaygılar cumhuriyetin ilk yılları düşünüldüğünde anlaşılabilir.ancak cumhuriyet kurulduktan 80 küsür yıl sonra bile insanların aynı kaygıyla kabuslar görmesinin anlanacak akılla izah edilecek bir yönü yoktur.

efendim zira bağımsız kaynaklar ve bağımsız canlı tanıklar olayla ilgili resmi tarihin ezberini bozacak çk şey söylemektedir.

özetle bu olayın esrarkeşlerin sebep olduğu bir adli vaka olduğu, 2000 nüfuslu bir kasabada 6 kişinin neden olduğu olayların asla bir rejim sorunu,bir isyan gibi algılanamayacağını, serbest cumhuriyet fırkasının bu olaylardan sonra gücünü perçinlediği gibi gerçeklerin zaten resmi tarihçe sindirilmesi mümkün değildir.

son olarak; cumhuriyet korkulardan damıttığı bilinçle ayakta tutmaya çalışıyorken bu ülkeyi, resmi tarih resmi yalan olabiliyorken inanabildiğiniz kadar inanın diyorum.

   resul balay olmak   15.01.2007 00:16
   #181683
3.

her yıl 23 aralıkta dindar insanlara karşı kullanılan özellikle şişirilen olay cumhuriyetin ilk yıllarında meydana gelen birçok olay gibi içinde çelişkileri barındırır.

   cuppeli beyaz pele   15.01.2007 00:20
   #181689
4.

okudukça ya da aklıma geldikçe hiç etmediğim kadar küfür etmeme gözlerimin yaşarmasına neden olan tarihin kara lekesi. ama kafalarımızın aydınlanmasını sağlamış ışığımız olması gereken, vatan toprağını içten bölmek isteyenlere icabında kelle vermenin gerektiğini anlamamızı sağlamış olay.

   okkes   15.01.2007 00:21
   #181690
5.

menemen yapma,menemeni masaya koyma ve menemeni yeme hadiselerinin tümüdür. *

   ikiekmekbimaltepe   15.01.2007 00:22
   #181692
6.

kubilay bir öğretmen. cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında izmir'in menemen ilçesi'nde askerlik görevini yapıyor. o sırada 24 yaşında.

23 aralık 1930 sabahı, bundan tam 76 yıl önce, menemen'de tuhaf bir şeyler oluyor. sabahın erken saatlerinde dördü silahlı altı kişi, belediye meydanında tekbir getirerek gezinmeye başlıyor. hepsi çember sakallı. başlarında sarık, sırtlarında cüppe var.

ortalıkta dolanan altı kişi, ‘‘biz şeriat ordusuyuz'' deyip müftü camii'ne giriyorlar. elebaşıları olan derviş mehmet, camide namaz kılanlara kendini ‘‘mehdi'' olarak tanıtıyor ve dini korumaya geldiklerini söylüyor. arkalarında 70 bin kişilik halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini tebliğ ediyor!

derviş mehmet isimli sapık ve arkasındaki yobazlar, camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya takıyorlar. yoldan geçen birine meydanda bir çukur kazdırıp bayrağı oraya dikiyorlar. yobazlar bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye başlıyorlar... ve bağırıyorlar:

‘‘şapka giyen káfirdir. yakında yine şeriata dönülecektir. bize kurşun işlemez''.

işin acı yanı, menemen ahalisinden bazıları bunlara alkış tutuyor!


olaylar ilçedeki askeri birliğe duyuruluyor. alay komutanı, yedeksubay kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderiyor. kubilay ve askerlerin silahlarında mermi yok. süngü takıp olay yerine gidiyorlar.

kubilay, askerlerini meydan girişinde bırakıyor ve yobazlardan teslim olmalarını istiyor. işte bu anda yobazlardan biri ateş ediyor.

kubilay yaralanıp yere düşüyor. ayağa kalkıp cami avlusuna doğru kaçıyor, ama orada tekrar yere düşüyor. çevredeki kalabalık paniğe kapılıp kaçışıyor.

derviş mehmet ve arkadaşları, işte o anda kubilay'ın başına çöküyorlar. mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkarıyor...

ve yaralı yedeksubay kubilay'ın başını orada kıtır kıtır kesip gövdesinden ayırıyor.

kin ve nefret gözlerini öylesini bürümüş ki, kesik baştan akan kanı içiyorlar. saçlarından tuttuğu kesik baş, şimdi derviş mehmet'in elindedir.

yeşil bayrağın sopasına kesik başı dikmeye çalışıyorlar, ancak bir türlü başaramıyorlar. bunun üzerine birileri kendilerine ip getiriyor. kesik baş, yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlanıyor.

bütün bunlar olurken yine tekbirler getirilmekte, ‘‘ey ahali, din elden gidiyor'' çığlıkları menemen'de yankılanmaktadır.

silah seslerini duyan bir mahalle bekçisi olay yerine koşarak yetişir. bekçi hasan ateş edip yobazlardan birini yaralar. hemen ardından yobazlar ateş edip hasan'ı orada şehit ederler. arkadaşının yardımına koşan bekçi şevki de yobazların açtığı ateş sonucu şehit düşer.

birkaç dakika içinde üç şehit verilmiş, bir baş kesilmiştir.

yobazlar mutludur! kubilay'ın kesik başı, yeşil bayrağın sopası üzerinde sallanmaktadır. işte bu aşamada asker olay yerine yetişir. komutan ‘‘teslim olun'' diye bağırır. yobazların yanıtı kesindir:

‘‘bize kurşun işlemez.''

askeri birlik ateş eder. yobazlardan bazıları orada yere serilirken, bazıları kaçtı. daha sonra hepsi birden yakalandı.


menemen olayı, genç cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki şeyh sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır.

hükümet sıkıyönetim ilan etti. general mustafa muğlalı başkanlığında bir harp divanı kuruldu. olaya doğrudan veya dolaylı katılan bütün sanıklar menemen'de yargılandı. 18 gün süren yargılama sonunda karar açıklandı:

40 kişi sorumsuzluğu nedeniyle salıverildi, 27 sanık beraat etti, 41 suçlu çeşitli hapis cezaları aldı.

36 kişiye idam cezası verildi.

ancak bazılarının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi.

28 sanık, 3 şubat 1931 gecesi menemen'de idam edildi. yobazlardan bazıları, yedeksubay kubilay'ın başının kesildiği yerde asıldı.

bir sanık sehpaya götürülürken kaçtı. iki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. olayın hemen ardından menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve kubilay adına anıt dikildi. anıtın üzerinde şöyle yazar:

‘‘inandılar, dövüştüler, öldüler. bıraktıkları emanetin bekçisiyiz''.


atatürk menemen olayına çok kızdı. söylentiye göre, menemen'in haritadan silinmesini emretti. daha 10 yıl önce yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı.

o dönemde ortada kararlı bir devlet vardı. savaştan yeni çıkmıştık, güçsüzdük, olanaklar yetersizdi. ama devletin ve cumhuriyet rejiminin onuru, ilkeleri ve inancı vardı... çünkü ülkeyi mustafa kemal atatürk gibi bir devlet adamı ve onun devrimci kadroları yönetiyordu.

nitekim mahkeme derhal kuruldu, yargıladı ve gereken cezaları verdi.

şimdi bir düşünün bakalım, aynı durum bugün olsa acaba ne yapılır?

yılanın başı aradan geçen 73 yıla karşın ülke genelinde ezilmedi. unutmayın, yılan pusuda bekliyor.



*

   hagakure   15.01.2007 00:28
   #181696
7.

<bkz: hizbulkontra>

   mehmaemken   21.05.2007 11:08
   #411504
8.

erkek erkeğe yenen yemekir.
ingilizceden türemiş olup original yazılışı "man a man"dir.

   dikenlitel   21.05.2007 11:30 ~ 25.05.2007 13:29
   #411546
9.

meseleye birkaç esrarkeşe oynatılan şeriat oyunu nazarıyla bakmak ne yazık ki dar bir görüş ürünüdür. kubilay'ın başını kesenlerin bir kısmının esrar içicisi olması kubilay'ın kendi anlayışına göre şeriat istemcileri tarafından öldürüldüğü gerçeğini değiştirmez.

esrarı ayaklanmaya katılan herkes içmediği gibi şeriat isteriz diye halkı ayaklandıran birilerinin esrar kullanması da olayın niteliğini değiştirmez. nihayetinde olaya katılanlar şeriat istemiyle ayaklanmışlardır. ve kubilay olay mahalline geldiğinde bir esrar alemiyle değil elinde yeşil bayraklarıyla şeriat sloganları atan bir toplulukla karşılaşmıştır. topluluk oraya silah zoruyla esrarkeşler tarafından toplanmış falan da değildir. hatta eğer o topluluk bu işi yönetenlerin esrar içtiğini biliyorsa durum daha da ciddidir ki o zaman esrar içen şerefsiz iki kişinin arkasından bile şeriat istemiyle gidilebileceğini gösterir.
tabi şimdi bazıları çıkıp bunlar hakiki şeriatçı değil demiş de, ulan bu hakiki şeriatçıları biz niye bir türlü göremedik türkiye cumhuriyeti tarihinde çıkan onca isyanlarda diye bir soru da gelmiyor değil aklıma.

nitekim kubilay olayı şeriat fikrinin radikalleştiğinde neler yaptırabileceğine ve içinde barındırabildiği yeri geldiğinde şiddet kullanarak isteğini kabul ettirme potansiyeline güzel bir örnektir.
bu şiddete meyyal oluşun en büyük sebebi ise şeriat fikrinin tartışılamaz, tartışılması teklif edilemez, en küçücük bir söylem bile hakaret kabul edilecek bir nitelik taşımasıdır. bu durumda kişinin kendisini allah adına hizmet inancıyla herkese karışmaya yetkili görmesi kadar doğal birşey olamaz. haliyle şeriat isteyen bir kişinin "şeriat isterükçü zihniyet”e kapılması son derece olağandır.
buna karşı durabilecek tek anlayış insanların dinin allah'la kendileri arasında bir mesele olduğunun bilincine varmasıdır.
dün kubilay'ı katledenler ne kadar dine hizmet ettiklerine inanıyorlarsa şeyh said isyanına katılanlar da, sivas'ta otel yakıp onlarca kişiyi diri diri yakanlarda, maraş’ta alevi avlayanlar da aynı derecede huzurla bu işi yaptılar.
irandaki din polisleri de aynı huzuru duyuyorlardır.
bundan sonra yapanlarda aynı huzurla yapacaklardır.
meseleyi sadece esrar içmekten yada 3-5 çapulcudan ibaret görmeyiniz.

bazı yazarlar saklanan birşeyler olduğunu iddia etmişler. zaten burada sorun halkın esrar içenlerin mahiyetine bile bakmadan şeriat ismini duyar duymaz peşine takılmasıdır. sorun şeriat isteminin şiddete meyyal oluşudur. farkı anlayabiliyor musunuz?
sanmıyorum...
iyisi mi siz engin tarih bilginizle 1925 yılında kapatılan terakkiperver cumhuriyet fırkası ile 1930 yılında olan menemen olayını birleştiriverin de yine komplo teorilerini beslemek için atatürk karşıtlarına malzeme çıksın, siz de gönül rahatlığıyla şerefisizleri aklayıverin*. tıpkı vahdettin'de yaptığınız gibi, said nursi'de yaptığınız gibi, tcp'de yaptığınız gibi...

   yanessar   21.05.2007 12:12 ~ 22:36
   #411617
10.

seriatcilar tarafindan katledilen devrim sehidi.

   tommy vercetti   21.05.2007 12:32
   #411670
11.

kubilay olayı, 23 aralık 1930 günü, izmir'in menemen ilçesinde, öğretmen-yedeksubay mustafa fehmi kubilay'ın ve yardımına koşan bekçiler hasan ve şevki'nin bir grup yobaz tarafından öldürülmesiyle başlayan, ardından kurulan divanı harp'te de olayın failleri olarak yargılanan sanıklara çeşitli cezalar verilmesiyle sonuçlanmış bir olaylar zincirini içerir.

olaylar menemen'de cereyan ettiği için menemen olayı da denmektedir, ancak çoğu menemen dışından belli bir grubun faili olduğu olay için ilçenin bütününün isminin kullanılmaması daha doğrudur.

siyasi bağlamda da kubilay olayı, 1930'da ali fethi okyar tarafından atatürk'ün tavsiyesiyle kurulmuş olan ve 17 kasım 1930'da kendi kendini fesheden, türkiye cumhuriyeti'nin ikinci ana muhalefet partisi serbest fırka'nın 99 günlük varlığı ile bir arada değerlendirilmektedir.

mustafa fehmi kubilay 1930 yılında menemen'de yedeksubay sıfatıyla askerlik görevini yapmaktaydı. 23 aralık 1930 sabahı menemen'de cereyan eden hadiseler genel anlatıma göre şu seyri izlemiştir: sabahın erken saatlerinde, çember sakallı, başlarında sarık, sırtlarında cüppe, manisa'dan o gün gelmiş dördü silahlı altı meczup, belediye meydanında tekbir getirerek gezinmeye başladı. bazı kaynaklar içki ve uyuşturucu tesirine atıfta bulunmakta iken, sanıklardan sütçü mehmet emin sonradan ifadesinde nakşibendilik tarikatına mensubiyet göndermelerinde bulunmuş, manisa'da vaazında bulundukları hocaları saymıştır. grup "biz şeriat ordusuyuz" diyerek menemen müftü camiine girmiştir. elebaşı, giritli derviş mehmet, yanında da şamdan mehmet, sütçü mehmet emin, nalıncı hasan, küçük hasan vardı. derviş mehmet camide namaz kılanlara kendini "mehdi" olarak tanıttı ve dini korumaya geldiklerini söyledi. arkalarında 70 bin kişilik halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyledi. camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya taktılar ve menemen şehir meydanında kazdıkları bir çukura diktiler. bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye ve "şapka giyen kafirdir! yakında yine şeriata dönülecektir." diye bağırmaya başladılar. bayrağın altından ahaliden bazı kişileri (bir fabrikada çalışan hayimoğlu jozef de dahil) geçirdiler. kasabaya halife ordusunun geleceği iddiası saf insanları korkuttu.

olayların ilçedeki askeri birlikte duyulmasıyla, bir bilgiye göre; alay komutanı, yedeksubay kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderdi, başka bir bilgiye göre ise kubilay sadece meydandan geçmekteydi. askeri birlik sevki senaryosunda kubilay ve askerlerin silahlarında mermi bulunmamakta olup, süngü takmışlardı. kubilay, askerlerini meydan girişinde bırakarak, göstericilerden teslim olmalarını istedi. o anda gruptan açılan ateş sonucu yere düştü. meydandan geçmekte olduğu senaryosunda, kubilay üniformasının kendisini koruyacağına güvenerek tahrikçilere tek başına yaklaşmış ve derviş mehmet ile tartışmaya başladı, hatta ona bir tokat atmış ve bunun üzerine derviş mehmet tarafından vurulmuştu. görgü tanıklarının genellikle doğruladıkları üzere, kubilay yaralı halde cami avlusuna sığındıysa da, derviş mehmet ve arkadaşları peşisıra geldiler. derviş mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkardı ve yaralı yedeksubay kubilay'ın başını kesti. (dervis mehmet denilen kişinin bülent arınç'la hiç bir alakası yoktur.) kesik başı yeşil bayrağın sopasına dikmeye çalıştılar ancak başaramadılar. birisi ip getirdi ve kubilay'ın başı yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlandı. olay yerine yetişen bekçi hasan ateş edip gruptan birini yaraladı. ancak açılan ateş sonucu o da öldü. arkadaşının yardımına koşan bekçi şevki de açılan ateş sonucu öldü.

bu aşamada askeri birlik yetişir. komutan "teslim olun!" diye bağırır. ancak olay çatışmaya dönüşür ve askeri birlik ateş eder. göstericilerden derviş mehmet de dahil bazıları yere serilirken, bazıları kaçar. daha sonra hepsi birden yakalanır.

kubilay olayı, genç türkiye cumhuriyeti'nin 1925'deki şeyh said isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır.

devlet sert tepki gösterdi. 27 aralık 1930 günü dolmabahçe sarayı’nda mustafa kemal paşa’nın başkanlığında bu konuda bir toplantı yapıldı. kaynakların ifadesine göre, atatürk, kubilay olayına çok kızmıştı. daha birkaç yıl önce yunan işgalinin acısını tatmış bir muhitte bu olayın meydana gelmesi üzerine, bazı kaynaklara göre, ilçenin haritadan silinmesini emretti. ertesi gün de, "böyle emirler verirsem, uygulamayın, sonra bir daha sorun", dedi. 28 aralık 1930'da orduya gönderdiği başsağlığı telgrafında, "mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise" olduğunu belirtti.

31 aralık 1930 günü menemen ilçesi ile manisa ve balıkesir’in merkez ilçelerinde 1 ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile fahrettin altay komutasında sıkıyönetim ilan edilmiş ve 1. kolordu komutan vekili general mustafa muğlalı başkanlığında bir divanı harp kurulmuştur. 7 ocak 1931'de bu kez izmir'de yine mustafa kemal paşa başkanlığında ikinci bir toplantı yapıldı. olaya doğrudan veya dolaylı katılan 105 sanık (anayasayı cebren tağyir, eyleme iştirak, azmettirme veya mehdi mehmedin mehdiliği için harekete geçtiğini bildikleri halde zamanında hükümete haber vermedikleri ve tekkelerin seddinden sonra ayini tarikat icra ettikleri suçlamalarıyla) 15 ocak 1931'den itibaren divanı harp’te yargılanmaya başlandı, 24 ocak 1931 günü iddianame okundu ve 29 ocak 1931 günü mahkeme 36 (ölmüş olan bir sanık ile 37) kişinin idama mahkum edilmesine, 40 kişinin sorumsuzluğu nedeniyle salıverilmesine, 27 sanığın beraatine, 41 kişiye çeşitli hapis cezaları verilmesine hükmetti ve karar meclis’in onayına sunuldu. idam hükümlülerinin 6'sının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi. t.b.m.m. adalet divanı ayrıca iki idamlığın cezasını 2 yıl hapse çevirdi.

kalan 28 sanık, 3 şubat 1931 gecesi menemen'de idam edildi. bazıları kubilay'ın başının kesildiği yerde asıldı. mahkumlardan biri idam sehpasının önünden kaçabildi. iki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. olayın hemen ardından menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve kubilay adına anıt dikildi. anıtın üzerinde şöyle yazar:

"inandılar, dövüştüler, öldüler. bıraktıkları emanetin bekçisiyiz."

sıkıyönetim, 28 şubat 1931’de manisa ve balıkesir’den, 8 mart 1931'de de menemen’den kaldırıldı.


wikipedia'dan alıntıdır.

   sepulfly   25.05.2007 11:59
   #421268
12.

bir kaç esrarkeşin , menemendeki camiye gelerek camideki yeşil bayrağı alarak 'bunun altından geçmeyen herkes kılıcımdan geçecektir' demesiyle patlak veren olaydır. halkın büyük bir bölümü o bölgede kalabalık oluşturmuş ancak bir çoğu da bayrağın altından geçmemiştir.

ardından kubilay ve askerleri gelir , ne istediklerini sorar ve 'şeriat istiyoruz' yanıtını alır , bunun üzerine 'ben sana şeriatı gösteririm' diyerek bir tokat atar , ardından da sütçü mehmet isimli liderleri kubilayın bacağına ateş eder. kubilay da ateş emri verir ancak silahlar kurusıkıdır ve bu esrarkeşlere mermiler işlemez , işte bu dakikadan sonra olaylar iyice kopar 'ben mehdiyim , bana mermi işlemiyor' diye bağırır ve bunu gören halk da şaşırarak onların arkasında yer alır.

olaylar mustafa kemal'e ulaştığında , mustafa kemal müthiş derecede sinirlenir , şayet kurmak için herşeyini feda ettiği ülkesi birkaç esrarkeşin ayaklanmasıyla tehlikededir ve bir halkın bunu desteklemesini kabullenemez. 'menemeni haritadan silin !' emrini verir , ancak emri uygulanmaz ve sakinleşmesi beklenir. ardından da idam cezaları , hapis cezaları dağıtıldı.

   what dreams never come   10.08.2007 02:21
   #599739
13.

adı bende kalsın , sağ görüşlü bir gazetenin * zamanında bunu yapanların esrarkeş takımı gibisinden birileri olduğunu iddia etmişti de götümle gülmüştüm..

   nickyforenko   10.08.2007 02:24
   #599742
14.

birilerinin planladıkları katliamları yapabilmeleri için tezgahlanmış ve müslümanlar'ın üzerine atılmış olaydır.

   m0ll4   23.04.2008 21:44
   #902144
15.

devrim sehidimiz kubilay ogretmen'in (ve subaydi) 23 aralık 1930'da sehit edildi. bugun onun sehit edildigi gunun 78.yili.

   alon so good   23.12.2008 20:00
   #1133265
16.

ne menem olaydır. dedirten olay

   mezarkazici   24.12.2008 20:37
   #1134419
17.

an itibariyle 79.yıl dönümü anılmaktadır.

   sontez   23.12.2009 13:11
   #1811199
18.

kubilay’ı kim vurdu?
fahrettin altay’ın anılarında geçer. olayın hemen ardından ankara’da toplanan bir toplantıda, atatürk, inönü, kâzım özalp, şükrü kaya ve savunma bakanı zekai bey alınacak tedbirleri görüşürler. inönü burada ilginç bir ayrıntıdan bahseder. der ki:

“...bir tertip olduğu aşikârdır. köylüler bir jandarma karakolunun basılmasını teklif ediyorlar, bunlar [mürteciler] “jandarma ile işimiz yoktur” diyor. kuvvete çarpmak istemiyorlar, sonra bir subayı vuruyorlar, irticaî bir hareketle büyük bir halk kitlesini elde etmek istiyorlar, askeri de tabiatı ile alacaklar... rovelverle vurulmuş olması ahali tarafından vurulduğunu gösteriyor. tetkili lazımdır.” (bkz. altay’ın on yıl savaş ve sonrası adlı hatıraları.)

bu notların profesyonelce alınmadığını göz önünde tutsak bile inönü’nün sözlerinden savcı’nın iddianamesinde dahi bulunmayan birkaç ayrıntı öğrenmek mümkün oluyor. mesela tertipçilerin köylülere değil, tam tersine, köylülerin tertipçilere jandarma karakolunu basmayı teklif etmiş olmaları ve buna karşılık ele başıların “jandarma ile işimiz yoktur” demiş olmaları.

kubilay’ın rovelverle ve ahali tarafından vurulduğu iddiası üzerinde daha sonra nedense hiç durulmamıştır. nitekim savcının mütalaanamesi’nde geçen bir ifadede, ilk mermi atıldıktan sonra “ağır bir surette” yaralanan kubilay’ın hükümet konağının arka kapısına doğru gitmek için cami avlusuna girdiği ve kurşunu sıktığı söylenen giritli mehmet’in “her nasılsa” onun avluya yıldığını haber aldığı ifade edilmektedir.

ilk kurşunu giritli mehmet sıkmışsa yaraladığının mı farkında değildir? boğaz boğaza bir kavga sırasında tabancasını çekip karşısındakini vurduktan sonra onun kaçışını görmemesi ve takip etmeyerek kubilay’ın cami avlusunda düştüğünü “her nasılsa” haber alması epeyce garip değil midir? bu durumda mermi, giritli mehmet tarafından değil, inönü’ye gelen istihbaratta olduğu gibi, kalabalıktan birisi tarafından mı atılmıştır? eğer böyleyse bu kişi kimdir ve bu konu neden mahkeme sırasında bir daha gündeme getirilmemiştir? (genelkurmay’ın bir yayınında geçen, “ahalinin üçte ikisinin üzerinde tabanca bulun”duğu ifadesi, dikkatlerden kaçmayacak kadar nettir.)

m. armağan-küller altında yakın tarih

   efulim   23.12.2009 13:26
   #1811216
19.

uzun zaman önce yazmıştım yine söylüyorum genç türkiye cumhuriyetinin ilk düzmece olayıdır bu.nasıl ki şeyh said olayı kullanılarak doğuda istenilen zulümler yapılmışsa menemen olayı ile de gereken yerlerde gereken zulümler yapılmıştır. laiklik elden gidiyor cemaati kızsa da gerçek bu.

   katerina   24.03.2010 00:25
   #1993042
 
reklamı kapat

yazdır