mitokondriyal dna dan hz havva ya ulasmak

1.

mitokondri deki dna insana direk olrak annesinden miras kaldığı için pek kolay yapılacak eylemdir.herhangi bir insanın mitokondrisindeki dna örneği alınarak dünyadaki ilk dişi insanın nasıl birşey olduğu pekala anlaşılabilir.adını ister hz havva ister başka birşey koyun farketmez.

   kayser sozer   07.09.2007 17:20 ~ 18:12
   #657308
2.

<bkz: hz havva nın mitokondriyal dna sından hiç bir şeye ulaşamamak>

   vampir tavsan   07.09.2007 17:22
   #657311
3.

mitokondrinin kendine has dna'sının olması, her hücrede sayıca çok fazla olması, sadece anneden miras kalması ve rekombinasyon'a uğramaması gibi özelliklerinden dolayı öne sürülen tez.

fakat bu özelliklerine rağmen, şu anki teknoloji kesin bilgiye ulaşmamıza (biz kim lan?) izin vermiyor. mitochondiral dna'nın yüksek mutasyon oranı, üzerinde araştırma yapmak ve karşılaştımaya dayalı analizler yapmak için elverişli olsa da aynı zamanda bioinformatik bilgilerin oluşturulmasında engel teşkil ediyor.

populasyon genetiği ile ilgilenlenerin öne sürdüğü ise ilk insanın afrika kökenli, bir kadın oluşudur. bu hipotez mtdna'nın yüzde 7'sini oluşturan d-loop adı verilen kısmı üzerine yapılan araştırmalar sonucu ortaya atılmıştır. fakat bu bölgedeki polymorphism'ler dışında milyonlarca bölge olduğundan, istasitiki bilgi yetersizliğinden bu hipotez eleştirlmektedir ve eleştirilmeye devam edecektir. bilim dünyası bu ilk insana eve* adını tamamen sembolik nedenlerden dolayı koymuştur. eve'in hz. havva ile aynı kişi olup olmadığını da ancak allah bilir...

not: bu entry çok fazla teknik bilgi içerse de elden geldiğince basitleştirilmştir.

   spatzle   07.09.2007 18:10 ~ 18:13
   #657361
4.

mutasyon gibi faktörlerden dolayı zor olsa büyük benzerlikle bilim adamlarını bu düşüncede yoğunlaştırmıştır.

----------------------------------------
bilimin henüz çözemediği sırlar listesinde üst sıralardaki konulardan biri tarihöncesi insan göçüdür. insanlar yeryüzüne nasıl dağıldı? kim nereye, ne zaman gitti? anatomik açıdan modern insanın evrimi ilk olarak afrika'da mı başladı? amerika kıtasında ve büyük okyanus adalarında insan ne zaman gruplar halinde yaşamaya başladı?
fosil kayıtları en iyimser tanımlamayla darmadağın. amerikan doğa tarihi müzesi antropologlarından ıan tattersall, “kayıtlar, kabaca genelleme yapmaktan fazlasına olanak tanımıyor” diyor.
paleontologlar, kemik ve dişlerden oluşan parça parça bir metinden kapsamlı bir öykü çıkarmak zorunda. ancak son on yıldır, erken tarihimize ilişkin ipuçları yepyeni bir kaynaktan geliyor: mitokondriyal dna.

genleri fosil olarak düşünün.hücrelerde, bilinen dna dışında, mitokondri denilen enerji motorlarında ayrı bir dna halkası var. mitokondriyal dna (mtdna), bilinen –çekirdekte bulunan ve eşeyli üreme sırasında parçalanıp yeniden birleşen– dna'dan farklı olarak, anneden çocuğa bir bütün olarak geçer.

mtdna mutasyonları, bilim adamlarının farklı popülasyon gruplarının (örneğin, eskimolar ve aborjinler) ne zamandır birbirlerinden ayrı olduğunu hesaplarken kullandığı şablonlar oluşturur. yaşayanlardan alınan mtdna örnekleri, modern insanları anne tarafından soyağacı izlenerek en çok 200.000 yıl önce olasılıkla afrika'da yaşamış ortak bir dişi ataya bağlayabilir. bu çıkarım, fosil kayıtlarıyla da uyuşuyor.maryland üniversitesi'nde mtdna üzerine çalışan genetik uzmanı sarah tishkoff, “paleoantropologlar, doğrudan zamanda geriye giderek kemiklerin kendisine ulaşıyor” diyor. fakat mtdna ile araştırma yöntemi, çok uzun zaman öncesi için varsayımda bulunmayı gerektiriyor. “bugünün verilerinden hareket ederek geçmişle ilgili çıkarım yapmak durumundayız” diyor tishkoff.

mtdna yöntemine karşı çıkan fransız evrim biyoloğu lounès chikhi ise, “aynı mtdna modeli o kadar farklı şekillerde açıklanabilir ki insanın hoşuna giden öyküyü kabul ettirmesi mümkün” görüşünde. kaldı ki mtdna, yalnızca dişilerin tarihini anlatıyor. çok nadir görülen birkaç vaka dışında, erkek mtdna'sı döllenme sırasında yumurtaya girmediğinden kaybolup gidiyor. bir erkek dünyanın öbür ucuna gidip bir çocuk sahibi olsa bile mtdna kayıtlarında bu kişisel göçün izine rastlanmıyor.

hem fosil hem de gen araştırmalarında açmazlar var. peki bu yöntemler birleştirilebilseydi? mtdna tarihöncesinden kalma kemiklerden alınabilseydi? ne yazık ki araştırmacılar böyle bir mtdna'yı bulacak kadar şanslı olsa bile örnek hasarlı oluyor; ancak bu alanda bazı gelişmeler kaydedildiği bildiriliyor. tattersall, “bunu çözmenin çok yolu var, ama kapıyı açan altın anahtarı henüz bulamadık” diyor. şu kemiklerin dili olsaydı...

—joel achenbach

washington post yazarı
http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/kimbilir/0312/

   dediydi dersin   07.01.2008 01:07
   #805443
 
reklamı kapat

yazdır