muhammed bin eslem tusi

1.

horasan taraflarında yaşayan büyük velîlerden, tefsîr, kelâm ve hadîs âlimi. ismi, muhammed bin eslem bin sâlim, künyesi ebü'l-hasan'dır. tûsî nisbesiyle meşhûr olmuştur. insanlar arasında "resûlün lisânı" ve "horasan serdârı" diye tanınmıştır. tûs'da doğdu, doğum târihi bilinmemektedir. 856 (h.242) senesinde nişâbur'da vefât etti.

   ramiz   25.03.2008 12:47
   #879067
2.

zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsîl eden muhammed bin eslem tûsî, ya'lâ bin ubeyd ve kardeşinden, câfer bin avn, yezîd bin hârûn, ubeydullah bin mûsâ, el-mukrî ve başkalarından hadîs-i şerîf rivâyetinde bulundu. hadîs, tefsîr ve kelâm ilminde yüksek bir âlim oldu. zamânındaki hadîs âlimleri onun sikâ, güvenilir bir zât olduğu husûsunda görüş birliğine vardılar. muhammed bin eslem tûsî hazretleri hâfız yâni yüz bin hadîs-i şerîfi, râvilerinin hal tercümeleriyle birlikte ezbere bilirdi. kendisinden de ibrâhim bin ebî tâlib, hüseyin bin muhammed el-kubânî, ibn-i huzeyme, ibn-i ebî dâvûd, muhammed bin vekî' et-tûsî ve başka zâtlar da ondan hadîs-i şerîf rivâyet ettiler.

   ramiz   01.05.2009 18:08
   #1353295
3.

muhammed bin eslemtûsî hazretleri bütün ömrü boyunca peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesine tam bir bağlılık içinde yaşadı.

haram ve şüphelilerden sakınmakta ve hattâ şüphelilere düşmek korkusuyla mübahların çoğunu terketmekte çok dikkatli idi. bütün ömrü islâmiyete uymakla geçti. riyâya düşmek ve parmakla gösterilmek korkusuyla, nâfile ibâdetlerini evinde gizli yapar ve; "sizde bulunmasından en çok korktuğum şey, şirk-i asgara yakalanmanızdır. şirk-i asgar, riyâ demektir" hadîs-i şerîfini okurdu. bir defasında yerden bir taş alıp; "bu, taş değil mi?" diye sordu. "evet" dediler. "şu yüksek kaya da taş değil mi?" dedi. "evet" dediler. "işte bunun büyüğüne de küçüğüne de taş denildiği gibi, riyânın azı da çoğu da tehlikelidir." buyurdu. yaptığı ibâdetlerin gizli kalması ile ilgili olarak; "mümkün olsa, günah ve sevaplarımı yazan sağımdaki ve solumdaki meleklerden de gizlerdim." buyururdu. allah korkusu ile çok ağlardı. bu hâli komşuları da farkederler, kendisine acırlardı. sadece arpa ekmeği yer, fazlasına lüzum yok derdi. hiçbir zaman kahkaha ile gülmezdi. bir ara nişâbûr'a geldi. herkes, feyiz ve bereket kaynağı olan sohbetlerinden istifâde edebilmek için can atıyordu. onun vesilesiyle elli bin kişinin tövbe edip hidâyete kavuştuğu rivâyet edilmektedir.

   alzheimer   08.11.2009 03:24
   #1722816
4.

zaman zaman nişâbûr'dan tûs'a, tûs'dan nişâbûr'a gidip gelerek insanlara islâmiyetin emir ve yasaklarını anlatan muhammed bin eslem tûsî hazretleri pekçok kimsenin kurtuluşuna vesîle oldu. onun sohbetine gelenler çok istifâde ederek döndüler. ondan duâ isteyen hastalar, duâsı bereketiyle ve allahü teâlânın izniyle şifâ bulup, sıhhatlerine kavuşup geriye döndüler.

   ramiz   22.12.2009 18:01
   #1809654
5.

muhammed bin eslem hazretleri, geceleyin muhtac olanların ne ihtiyaçları olduğunu gizlice tesbit eder, sonra da başkalarından borç alıp, ihtiyâcı olanlara gönderir ve götüren şahsa, kimin gönderdiğini söylememesini tenbih ederdi. bir gün yahûdînin birisi gelip, kendisinde bulunan alacaklarını istedi. o anda muhammed bin eslem'in cebinde hiç para yoktu ve kalem açmakla (yontmakla) meşgûldü. yerde kalem açılması ile çıkan ufak parçalar (yongalar) bulunuyordu. yahûdîye; "onları al." buyurdu. yahûdî yongaları eline aldığında hepsinin altın olduğunu görüp, hayret etti; "böyle bir zâtın hürmetine, ufak ağaç parçaları altın oldu. şuna inandım ki, bu zâtın mensub olduğu din, hak dindir, bâtıl olamaz." dedi ve müslüman oldu.

   ramiz   29.01.2010 13:30
   #1899659
6.

muhammed bin eslem tûsî hazretleri, yanlış ve eğri yollara sapmamayı tavsiye eder, hak ve hakikatı insanların anlayabileceği şekilde geniş olarak anlatırdı. bu hususta şöyle rivâyet ettiler. abdullah ibni mes'ûd radıyallahü anh şöyle anlatıyor: resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem doğru bir çizgi çizdi ve; "bu allah yoludur." buyurdu. sonra bu çizginin sağından ve solundan çıkan çizgiler çizip; "bu yolların herbirinde şeytan vardır ve kendine çağırır." buyurdu ve; "doğru yol budur. bu yolda olunuz! fırkalara bölünmeyiniz" (en'âm sûresi: 53) meâlindeki ayet-i kerîmeyi okudu.

   ramiz   28.01.2011 13:21
   #2289601
7.

resûlullah efendimiz; "benî isrâil (isrâiloğulları), yetmiş bir fırkaya ayrılmıştı. bunlardan yetmişi cehennem'e gidip, ancak bir fırkası kurtulmuştur. nasârâ (yâni hıristiyanlar) da, yetmiş iki fırkaya ayrılmıştı. yetmiş biri cehennem'e gitmiştir. bir zaman sonra benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılır. bunlardan yetmiş ikisi cehennem'e gidip, yalnız bir fırka kurtulur." buyurdu. eshâb-ı kirâm (radıyallahü anhüm); "yâ resûlallah! kurtulanlar kimlerdir?" diye sorunca; "cehennem'den kurtulan fırka, benim ve eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir." buyurdu.

   ramiz   06.07.2012 12:11
   #2531684
 
reklamı kapat

yazdır