nil karaibrahimgil in neset ertas a mektubu

1.

bir ozur niteligi tasiyan mektupmus. kendileri soyle yazmis.



----- alinti -----
"çok saygıdeğer neşet ertaş,bugün, yüzümü solgun gören babam sordu: “neyin var kızım...” “sorma baba” dedim, “neşet ertaş’ı üzmüş olabilirim. sözlerim yanlış anlaşıldı, o gerçek sanabilir. kelimeleri sevmiyorum, çok kayganlar...” babam, “neşet ertaş’ı babaannen çok dinlerdi. çok severdi. evde bir dolu plakları vardı” dedi.

son zamanlarda, kendi kendime söylediğim şeyleri herkese aktaramaz oldum. bu halime şaşırıyorum. çünkü demek istediğini söyleyebilen biri sanırdım kendimi. en iyisi yazmak yine dedim.

size sesleniyorum: her şeyden önce şunu bilmenizi isterim ki, ben, nil karaibrahimgil, sizin binlerce gönülle, kuşaklar boyu kurmuş olduğunuz o dostluk bağını, kendi adına kurmaya çalışan bir besteciden fazlası değilim. hayat yolunda, bir nevi yan yana yürüyen bu iki insanı karşı karşıya getirmeyi üç beş başlık beceremez. ben, sizin gibi büyük bir âşığın türküleriyle henüz tanışmamış olsam da, o mirasın bir küçük taşıyıcısıyım. size saygıda kusur etmem söz konusu olamaz. sizinle ilk karşılaşmam, bir radyo programında oldu. o programın kaydını bugün dinleme fırsatım oldu. ününüzü tabii ki duyduğumu, fakat türkülerinizi henüz dinleme fırsatım olmadığını söylemişim. bunun üzerine, “dinleyelim mi o halde tanışmış olursun” denilince, “evet çok isterim dinlemeyi” demişim. kucak açmaktan başka, öğrenmeyi istemekten başka bir şey yapmamışım. sonra her şey nasıl bu hale geldi bilmiyorum.

insan bazen, kelimlere basıp yuvarlanabilir. o “sayemde” kelimesini de, “vesile olabildiysem ne mutlu”yla değiştirmek isterim.babaannem saliha anıl’ı, ne yazık ki, hiç tanımadım. şairdi. şimdi bütün bu olayları, onun bana bir selamı olarak görüyorum. belki de babaannem, neşet ertaş türküleriyle gönlüne girip bakmamı istedi çok uzaklardan. ne güzel köprüler bunlar, gözleri dolduran. eminim siz bunlardan pek çoğunu inşa ettiniz. darısı başıma. bir kusurum olduysa affola.

nil"

----- alinti -----

neset ertas ta bir aciklama yapmis ve soyle demis : “olmadan oldum sanan birinin çocukça lafları. nil ham meyve,
kusuruna bakmam”.


http://www.hurriyet.com.tr/...er/12272807.asp?gid=229


*

   dandik insanlara pandik   14.08.2009 08:50 ~ 08:50
   #1538906
2.

nil'in neşat ertaş'a telefon etmesiyle demode olmuş adımdır.

   karantina   14.08.2009 13:43 ~ 13:46
   #1539059
 
reklamı kapat

yazdır