nursel dilek

1.

aksiyon dergisi yazarlarındandır.

bu hafta 301 ile ilgili bir şeyler karalamış. hoş da olmuş.
buyrun;

türklüğü, cumhuriyeti veya türkiye büyük millet meclisi’ni alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. türkiye cumhuriyeti hükümetini, devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

“türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”

türk ceza kanunu’nun (tck) 301. maddesinin son hâli bu şekilde yer alıyor ceza yasasında. ancak maddenin halk arasında bilinen ve artık dillere pelesenk olan hâlini esas itibariyle şu iki kelime özetliyor: “türklüğü aşağılamak!” daha önce 159. madde olarak tck’da yer alan, 2005’te yürürlüğe giren yeni tck’da ise 301 olarak düzenlenen bu madde, tck’nın en tartışmalı maddelerinden biri hiç şüphesiz. 159. madde, devlet kurumlarının manevi şahsiyetine hakaret, bunları aşağılama suçunu öngörüyordu. yeni kanun daha da genişletilerek içine ‘türklüğe hakaret’ ifadesi eklendi. “türklüğü aşağılamak suçundan yargılanıyor” ibaresi onlarca aydının düşüncesinden, kimliğinden dolayı yargılanmasına, mahkûm olmasına yol açtı. hatta kimilerinin bu maddeden yaftalanarak hayatını dahi kaybetmesine zemin hazırladı. gazeteci, yazar, radyocu, yayıncı, avukat, dernek başkanı, savcı… her kesimden insanın yargılandığı davaların ardından 301. madde tartışıldı durdu. hrant dink, yazar elif şafak, adalet ağaoğlu, hasan cemal gibi ünlü isimlerin yargılandığı davalar sayesinde artık 301 hepimizin aşina olduğu bir hukuk maddesiydi.

son iki yılda iki bin 722 kişi, mahkeme koridorlarını bu madde nedeniyle aşındırdı. 745 kişi hakkında ise mahkûmiyet kararı çıktı. sayının bu kadar fazla olması, aslına bakılırsa biraz düşündürücü. türklüğü aşağılamaktan kastın ne olduğunun ucu açık çünkü. neyin türklüğe hakaret olup olmayacağı, bunu kimin tespit edeceği, böyle bir karardan dolayı hukukun siyasallaşacağı gibi endişeler mütemadiyen dillendirildi. bunu göz önünde bulunduran ak parti geçtiğimiz haftalarda maddeyle ilgili değişiklik teklifini meclis başkanlığı’na sundu. buna göre “türklüğü” ibaresinin, “türk milleti”, “cumhuriyeti” ibaresinin de “türkiye cumhuriyeti” olarak değiştirilmesi öneriliyor. ayrıca teklif, maddeye aykırı hareket edenlere verilecek cezanın üst sınırını da 3 yıldan 2 yıla indiriyor. böylece, 301’inci maddeden dolayı alınan cezaların ertelenmesine de imkan sağlanıyor. maddeyle ilgili bir diğer ayrıntı ise kovuşturma izninin cumhurbaşkanına bağlanması.

ancak cumhurbaşkanı abdullah gül, ‘meclis’in bileceği iş’ diyerek topu tekrar tbmm’ye attı. bu hengâmede işin asıl mağdurlarının fikri ise çok fazla sorulmadı. hrant dink’in öldürülmesiyle belleklere kazınan madde, aslında gün yüzüne çıkmamış isimleri de kapsıyor. aralarında radyocu da var öğrenci de. onlar, değişiklik fikrine sıcak bakmıyor. maddenin değiştirilmesinin yeterli olmadığı görüşünde birleşiyor; tamamen kaldırılması gerektiğine inanıyor. ismi ön plana çıkmayan; ancak 301’den yargılanan 301’in bilinmeyen mağdurlarına mikrofon uzattık.

esas değişim, zihniyette olmalı

belge uluslararası yayıncılık sahibi ve yazar ragıp zarakolu’na mayıs 2005’te dara zakayan’ın ‘bir ermeni doktorun yaşadıkları: garabet haçeryan’ın izmir güncesi’ kitabının türkçe çevirisini basmaktan dolayı dava açılmış. zarakolu, “türklüğü ve güvenlik güçlerini aşağıladığı” gerekçesiyle tck’nın 159. maddesinden, ardından da 301. maddeden yargılanıyor. zarakolu aleyhinde açılan bir başka davanın sebebi ise george jerjian’ın yazdığı kitabın türkçesini yayınlamak. bu davada da “devlet ve cumhuriyete hakaretten” tck 159, daha sonra 301’e çevrilerek “atatürk’ün hatırasına hakaret” suçlamasıyla yargılanıyor. 301 mağdurları arasında yer alan yayıncı ragıp zarakolu, maddeyle ilgili değişikliği yeterli bulmadığını dile getiriyor. yazar ve yayıncı örgütlerinin 301. maddenin tamamen kaldırılmasını talep ettiklerini belirten zarakolu, düzeltmenin bu maddenin sakıncalarını gidermediğini düşünüyor: “şimdi deniliyor ki artık 301 davaları adalet bakanlığı ya da cumhurbaşkanlığı’nın iznine tabi olsun. bu tamamen eski duruma dönülmesi gibi bir şey oluyor ve durumu değiştirmeyecek.”

yayıncı zarakolu, 301’i “millet ideolojisine karşı devlet ideolojisini savunan madde” şeklinde tanımlıyor. değişikliğin makyaj tarzı bir düzenleme olduğunu belirten yayıncı, şimdiye kadar açılan dava sayısının bu kadar fazla oluşunu da maddenin kötü düzenlenmiş olmasına bağlıyor. ona göre sorun sadece 301. maddeyle sınırlı değil. türkiye’deki yasal sistem içinde birçok benzeri maddenin olduğunu söyleyen yazar, “bir madde değiştirilse bile bunlar alternatif olarak kullanılabiliyor.” diyor. şimdiye kadar birçok madde değiştirildiğine değinerek asıl yapılması gerekenin zihniyet değişikliği olduğuna inanıyor: “yargı sisteminin derhal bir zihniyet değişikliğine ihtiyacı var. türkiye’deki yargı sistemi çok tutucu, bağımsız bir adalet kurumu olmaktan çok, kendini devlet ideolojisini savunmakla yükümlü sayıyor. bu çok tehlikeli. kökten bir anayasaya ihtiyaç var. 12 eylül anayasası kara mayın gibi hukuk sistemi içerisine maddeler yerleştirdi. birinden kaçsanız diğerine yakalanıyorsunuz.”

hrant’ın hem savunmasını yaptım, hem 301’den yargılandım

hakkında 301. maddeden dolayı dava açılan bir diğer isim, şeyhmus ülek. altı yıl mazlum-der genel başkan yardımcılığı yapan ülek, şimdilerde serbest avukatlıkla iştigal ediyor. dava, hrant dink’le aynı yerde yaptığı bir konuşma sonrasında açılmış ülek’e. 2004’te mazlum-der urfa şubesi’nin düzenlediği konferanstaki konuşmaları nedeniyle, ülek’in davası dink’le aynı dosyada yer alıyor. aynı panelde ali bayramoğlu, nuray mert, yılmaz ensarioğlu, fazıl hüsnü erdem gibi birçok isim de konuşma yapmış. ancak şeyhmus ülek konuşmasında türkiye cumhuriyeti’nin ulus-devlet kurma projesinin özellikle ülkenin güneydoğusunu etkilediğinden; hrant dink ise türk kimliğine dair resmî görüşle ilgili kişisel algılamasından söz ettiğinden dolayı ikisine dava açılmış. şeyhmus ülek, dink’in ve kendisinin konuşmalarının herhangi bir hakaret içermediğini savunuyor: “hrant, okullarda okutulan andımızı eleştirmişti. bir de istiklal marşı’nı en gür sesle kendisinin okuduğunu; ancak ırkıma ifadesine gelince sustuğunu belirtmişti. aşağılama falan yoktu.” ülek, o dönem hem yargılandığını hem de dink’in avukatlığını yaptığını söylüyor: “ölümünden kısa bir süre önce beraat kararını kendisine ilettim. o ceza alacağını sanıyordu, bu yüzden çok şaşırmıştı.”

şeyhmus ülek de birçok 301 mağduru gibi değişikliği yeterli bulmuyor. değişikliğin değil, uygulamanın önemli olduğunu belirtiyor. 301. maddeyle, kişilerin baskı altında tutulduğunu iddia ediyor. “mevcut hâliyle de savcılar, dava açmayabilirlerdi” diyor. maddeyle ilgili niyetin önemli olduğuna değinen avukat, avrupa insan hakları mahkemesi (aihm) sözleşmesini hatırlatıyor: “aihm, şiddet içermedikçe ve şiddeti teşvik etmedikçe her türlü düşüncenin serbest olmasını öngörüyor. bunlar neden görmezden geliniyor?”

301’den açılan davalarımın sayısını hatırlamıyorum

301. maddeden dolayı hakkında mahkûmiyet kararı çıkanlardan biri, gazeteci aziz özer. yeni dünya için çağrı gazetesi sahibi ve güney kültür sanat dergisi’nin sorumlu müdürü, bir yıl hapis, 720 ytl de para cezasına çarptırılmış. kendisi 301’den dolayı açılan dava sayısını dahi hatırlamadığını söylüyor: “galiba 20 falandı. çoğu yazımdan dolayı yargılanıyorum. artık sayısını hatırlamıyorum.” aziz özer tartışmalı maddeden ilk yargılananlar arasında. yapılan değişiklik özer’i de tatmin etmemiş. düşüncenin özgür olması gerektiğine inanan gazeteci, düzenlemenin kendisini etkilemeyeceğini belirtiyor. davaya neden olan ise özer’in gazete ve dergide kaleme aldığı yazılar. özer, yazıların içeriğinin genellikle kürt sorunu ve devrimcilerle ilgili olduğunu, haber ve yorum niteliği taşıdığını belirtiyor. bu davaların bazıları halen devam ediyor. yargıtay tarafından onaylanan üç dava için özer, aihm’e başvurmuş.

301. maddeden dolayı yargılanıp hakkında mahkûmiyet kararı verilen diğer bir isim de, dtp erzincan il başkanı hüseyin bektaşoğlu. iki yıl önce roj tv’de bir program sırasında ‘emniyet güçlerini aşağılamaktan’ hakkında 301. maddeyle ilgili dava açılan bektaşoğlu için 20 ay hapis cezası isteniyor. bektaşoğlu’nun dava dosyası bununla da sınırlı değil. teröre yardım, teröriste yataklık, örgüte üyelik gibi suçlardan yargılanıyor. terörist başı abdullah öcalan’a ‘sayın öcalan, 2,5 milyon kürt’ün iradesidir’ diyen bektaşoğlu’nun bu sözlerinden dolayı da 7,5 yıl hapis cezası var.

beştaşoğlu’nun 301’den yargılanmasının sebebi, demokrasi platformu ve sivil toplum örgütleriyle yaptığı bir basın açıklaması. konuşma sırasında güvenlik güçlerinin müdahale ederek olayın büyüdüğünü dile getiren bektaşoğlu, polis tarafından linç edildiğini iddia ediyor. sonrasında roj tv’nin canlı yayınına bağlanarak olay hakkında bilgi istediğini, durumu aktardığını ifade ediyor. bektaşoğlu diğer 301 sanıklarıyla hemfikir. o da değişikliğin hiçbir anlama gelmediğini söylüyor.

röportajın 301 sanığı

gazeteci yazar ve savunma sanayii uzmanı lale sarıibrahimoğlu, 301’den beraat edenlerden. davaya konu olan ise kapanan nokta dergisi’ne verdiği “asker iç güvenlikten elini çekmeli” başlıklı röportaj. “türkiye cumhuriyeti hükümetini, devletin yargı organlarını, askerî ve emniyet teşkilatını alenen aşağıladıkları” iddiasıyla hem kendisi hem de röportajı yapan ahmet şık hakkında geçen yıl 301’den dava açıldı. şık ve sarıibrahimoğlu’nun altı ay ile iki yıl hapis cezası isteniyordu. ancak geçtiğimiz günlerde ikisi de 301’den beraat etti. ibrahimoğlu, kurumu değil, kurum içinde illegal işlere karışan kişileri eleştirdiğini söylüyor. kurumu aşağılama kastı olmadığını, bunun beraat kararıyla ortaya çıktığını dile getiriyor.

301’den yargılanan, beraat eden ya da mahkûm olanlar… hepsi maddenin kaldırılmasından yana tavrını koyuyor. ancak siyasiler bu konuda ikiye bölünmüş durumda. kimi maddenin kaldırılmasını özgür düşünce ve demokrasinin kaçınılmaz gereği olarak görüyor. kimi ise yasa teklifini millete yönelik suikast olarak nitelendiriyor. son karar ise yine meclis’in…





agos gazetesi yazarı aydın engin: 301 mağduriyetinin kıyısından döndüm

agos gazetesi’ndeki yazımdan dolayı dava açılmadı, soruşturma açıldı. savcı, verdiğim ifadeden, 301’e karşı yükselen muhalif hareketten ve ifadeye gittiğimde medyanın gösterdiği olağanüstü duyarlılıktan etkilenerek dava açılmasına gerek kalmadığı kararını verdi. o yüzden tam bir 301 sanığı olmadım. ancak değişiklik kötü bir makyajdır bence. biraz da bizimle alay ediliyor gibime geliyor. çünkü “türklüğe hakaret” yerine “türk milletine hakaret” değişikliğini savunmak mümkün değil. 301’den dolayı ne gagavuz türklerine ne de yakut türklerine hakaretten dava açıldığını hatırlamıyorum.”



2.722 kişiye dava açıldı

2006 ve 2007 yılının ilk üç ayı içerisinde davalarda yargılanan kişi sayısı 2 bin 722. 2006 yılında toplam bin 533 kişi için açılan dava sayısı 835. yargılanan sanıklardan 12’si çocuk, 219’u kadın, bin 314’ü ise erkek. 2007’nin ilk üç ayında, toplam bin 189 kişi hakkında 744 dava açılmış. 2007 yılında bu maddeden yargılananların ikisi 18 yaşından küçük olmak üzere 164’ü kadın, bin 25 erkek bulunuyor.

   peynir gemisi   14.09.2008 17:23
   #1030241
 
reklamı kapat

yazdır