ocean dream

1.

o her müzikten hoşlanırdı, bense metalden. yemek yemek için lüks görünümlü ve müşterilerine kendilerini önemli hissettiren türde yerleri seçerdi parası oldukça. benimse böyle takıntılarım yoktu. bir ayaküstü dönerci ya da her hangi işçi lokantası… ne fark eder ki. önemli olan karnımın doyması.
izlediği filmler duygusal olmalıydı. hareketli olacaksa da ille de korku. ben daha eğlenceli şeylerden hoşlanırdım. mesela rockstar fena olmazdı, ya da olağan şüpheliler, komplo teorisi, şöhrete bir adım… bilmiyorum işte bu tür şeyler. dövüş kulübü benim için bambaşkaydı… forever young da onun için.

ama biz, tüm bunlara rağmen beraber müzik dinlerdik. diğerimizin acıkmasını beklemek pahasına beraber yemek yerdik ve tahmin edileceği üzere aynı filmleri izlerdik. o zamanlar uyumak için farklı odalara da ihtiyacımız yoktu. sekiz renkli salonumuzda beraberce yaşardık… yarısı siyah, yarısı gök kuşağı. onun duvarında ünlü erkekler ve güzel kızların fotoğrafları olurdu... benimkinde şarkı sözleri.

sabahlara kadar otururduk hep. kasetçalarda fade to black çalarken susar, önce kendimizi, sonra birbirimizi dinlerdik. o coşkuyla elindeki kola şişesini duvara fırlattığında yaptığım tek şey bir sigara yakıp eline tutuşturmak olmuştu. aşık olurdu hep. aşka karşı farklı bir bakış açısı olduğunu düşünürdü, anlatırdı. dinlemezdim çoğu zaman… “safsın oğlum sen” derdim ama o bunu umursamaz, inatla anlatmaya devam ederdi. çünkü biliyordu ki her ne olursa olsun ben hep yanındaydım. ve biliyorduk ki zaten küçük olan okuduğumuz, yaşadığımız ilçe daha da küçülüp bir oda kadar kalsa yine ikimiz için yeterince geniş olacaktı.

ben pek konuşmazdım. arada sırada bir şeye sinirlendiğimde bağırır dururdum. o da bana bakıp gülümserdi. “o gülümsemeni suratından yok et. sinirimin tadını çıkaramıyorum” diye bağırmıştım bir kez. kahkaha atmıştı. “bahane arama. kızgın olduğun şeye bir bak. senin sebebin olabilecek bir şey mi? gel seninle bir tur atalım” demişti. o mart sabahın 4’ünde dere kenarına gidip iliklerimize kadar üşümüştük. ve o gün bir kat daha sevmiştim bu adamı.

sadece bir kez küsmüştük. küsmüştük diyorum çünkü bunun için ‘kırıldım’ diyemem. ısrarla bir şeyler anlatmama rağmen anlamamıştı beni. zaten karnım aç, param da yok sayılır. cd çalarımı alıp, yürüyerek 40 dakikalık mesafede olan bir tepede, kayalıkların arasındaki küçük bir mağaraya gittim evden çıkıp. yaklaşık 3 saat sonra, gece 2 sıralarında çalan telefonuma uyandım. oydu.

“n’apıyosun?”
“hiç. uyumuşum”
“nerdesin?”
“bizim mağarada”
“iyi…”
“… iyi”

o kadar.

tekrar uyuyamadım. zaten uyumayacak kadar da korkmuştum. gecenin 2’sinde en yakın insana yarım saat uzaklıkta, bir başıma sigara içiyor, müzik dinliyordum. bir müddet sonra crematory “fly” diye bağırırken ve ben kaçıncı sigaranın bilmem neresindeyken çıkageldi. oturdu. bir sigara da o yaktı. gün ışıyana kadar konuştu. anlattı… anlattı. hiç sözünü kesmedim. sadece dinledim… ve barıştık.

her güzel şey gibi okul da bitti bir süre sonra. o, aşık olmaya ve bir şeyleri sürekli anlamlandırmaya devam etti. ben de bir iş buldum kendime. sonra ‘motorsuz motorcu’luktan emekli oldum siyah bir canavarla. alıp bir yerlere götüremeden o’nu, asker oldu. hiç de şafak sayacak bir tip değildi aslında ama, bir gün telefonda söyledi “25 kaldı” diye. ve fark ettim ki birilerini özlemek, bir anlamda buna değer güzellikte bir arkadaşın olduğunu gösteriyormuş… ve bu çok güzelmiş!

bu herif gerçekten mükemmel bir adam.

   infinitedreams   10.04.2008 14:03
   #890571
2.

hoşgelmiş...

değişim rüzgarından nasibini almış 3.nesil.

bir anı için;

<bkz: thelordoflaf>

kendisiyle bazen kavgalarımız oluyor ama severim yine de keratayı. huzurlu,mutlu,sağlıklı bir hayat varken sadece action olsun diye her şeyi bir kenara koyabilir. yeter ki; geriye dönüp baktığında, çoğu yenmiş azı kalmış otluk görmesin. anlatacak bir hikayesi olsun da bazen geleceğin sıkıntılarını geçmişe dönerek giderebilsin.

bazı zamanlar bakarsın; sanki çizgi filmden çıkmış bir karakter, bazen bakarsın; duygusal bir filmin kameramanı, bazen de; rehineyi kurtarmaya çalışmış bir kahraman. -mış çünkü en sonuncusu rehineyi kurtarırken yanlışlıkla ateşlenmiş bir silahla vuruldu.denemek güzeldi en azından...

kolay sever, kolay sevilir ama biraz zor herif. bazen atışıyoruz işte.

şimdilik bu kadar...

   ocean dream   10.04.2009 17:28 ~ 25.04.2009 15:46
   #1307921
3.

sosyal sorumluluk projesi.bir görev aldı mı sonuna kadar giden ne olursa olsun yolundan dönmeyen adamlar vardır ya imrenerek bakarsınız.işte ocean dream
benim için bu demek.üstelik yazıyor , araştırıyor , uyarıyor..başka sözlüklerden transfer teklifi gelebilir kendisine üstelik yılın transfer bombası olur.bir elinde laptop öbür elinde sözlük hayal ediyorum basına mensuplarına poz verirken.

   1ronin   18.04.2009 12:00
   #1323027
4.

gammaz mammaz ama iyi adamdır.

: (bu bölüm daha sonra doldurulacak)

   tbrntb canisi   18.04.2009 17:53
   #1323701
5.

michael askill ve ömer faruk tekbilek'in ortaklaşa kotardığı fata morgana albümünden bir şarkı.

   estar abi   18.10.2009 21:15
   #1680167
6.

yazdığı her üç entryden ikisi kadınlarla, diğer ikisi de yemeklerle ilgili.

edit: matematiksel sazan dalında oscar adayım. favorim.

   1afmacun yenir mi   29.10.2009 19:40 ~ 19:41
   #1699523
7.

kendi isteğiyle yazamaz oldu.
yine bir şeye yorulmuş, belli. sıkılmış-üzülmüş değil ama. yorulmuş.
ben anlarım.
en iyi ben anlarım.

   infinitedreams   24.11.2009 20:18
   #1755487
8.

"hoşçakal" diyemediğim, "görüşmek üzere" dediğim yazar...

   truly madly deeply   01.02.2010 21:05
   #1908534
9.

nedense ocean dream'ı görünce knockin' on heaven's door aklıma geldi. esti böyle yüzüme yüzüme.

   anathema   01.02.2010 21:31
   #1908575
 
reklamı kapat

yazdır