ogrenci evindeki kahvaltilik

1.

idam sehpasındaki mahkumdur. ama mahkumdan tek farkı asla son isteği sorulmaz hemen darb ile infaz edilir.

kah ev sahibi, kah ev sahibinin arkadaşı kah yoldan geçen bir adam kah ibnenin biri yani her dönemde birileri daha yeni aldığınız kahvaltılıkları sizden koparmak ister. hele de öğrenciyseniz bu istek daha bir fazladır. zira devrimizde düşene tekme atmak mübah sayıldığından ve insanlara büyük zevk verdiğinden boşalmış dolapta tek dolu duran kabı içerisindeki protein deposunu mideye indirip evdekileri aç bırakmak her ipnenin rüyasıdır.

halbuki o kahvaltılık, o tereyağ, o kaşar, o kalıp beyaz peynir, hele hele o domatesler... nasılda insanın yüzüne gülerler her zaman. asla haketmemişlerdir zalim ellerde küçük parçalara bile bölünmeden ısırılarak hunharca katledilmeyi en azından saygıyı, bıçak kullanılmasını hak etmişlerdir; ama kader ağlarını örmüştür bir kere, ilk oksijeni soludukları, memeden firar ettiklerigün daha dün gibidir halbuki, o ve mahalleden arkadaşları bir kamyona bindirilmiş, bir tesise getirilmiş ve çeşitli aletler yardımı ile façaları düzeltilmiş, adam edilmişlerdir.

o günde bu işte bi puştluk olduğunu sezmişlerdir ama sessiz kalma zaruriyetlerini sike sike kullanmışlardır. geçen zamanda aslında kader onlara hepte somurtmamıştır. akranları tezekler arasında iken onlar küresel ısınmadan izole edilmiş, serin dolaplarda adeta ince bir güneş kremi katmanı gibi üzerlerine koyulmuş plastikimsi* paketten dünyayı izlediklerinda dünyanın en şanslı kahvaltılıkları olduklarını düşünmüşlerdi. ama sonu iyi olmamıştı.

öyleydi onlarında hikayesi ta ki o ayı onları metabolizma faaliyetlerinde atp yapıp ezinceye kadar. dallarından erken kopartılmış güller gibi, kuyuya atılmış küçük bir çocuk gibiydiler, sıradan değillerdi ama hayatlarının en güzel çağlarını yaşadıkları yere 10 dk ara ile asit yağmurları yağıyordu.

ve son, onlarda hayatlarının sonbaharının akabinde kışa gireceklerdi. fakat kış, onlarıçok üzen sonbahardan daha acımasızdı. çıktıkları gün bembeyazdırlar ama hayat onları artık kahverengi hale getirmişti, artık yolculuk vakti idi bir sifonla son yolculuğuna uğurlandı kahvaltılık ardında gözü yaşlı ev sahibini bırakarak.

işte böyleydi öğrencinin kahvaltılığının hikayesi, üzücü, hazin ve doyurucu.

   tosbaa   19.07.2008 19:16 ~ 19:23
   #979378
2.

haşlanmış yumurta, çay, ekmek, karper.

   yekteran baymedir   19.07.2008 19:17
   #979382
3.

<bkz: dunden kalmıs soslu makarna>

   masaimara   19.07.2008 19:27
   #979387
4.

ü$enmedim baktımda geldim $imdi , biraz kırmızı biberli zeytin , çay , bibersiz menemen . bu saatte kahvalti olur mu demeyin bizzat öğrenci konu$uyor.

   nick altima giren her entrye arti   19.07.2008 19:36
   #979394
 
reklamı kapat

yazdır