patronlar tedirgin

1.

arzuhan doğan yalçındağ: köşk seçimiyle başlayan süreçte, araba düz yolda şaştı. mustafa koç: siyaset sahnemizde bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız

radikal - istanbul - türkiye'de seçim süreciyle başlayan dönemi bir halk deyimi olan 'arabayı düz yolda şaşırtmak' şeklinde nitelendiren türk sanayicileri ve işadamları derneği (tüsiad) başkanı arzuhan doğan yalçındağ, genel seçimlerin ise kutuplaşmayı artıracak duygusal değer ve kimlik çatışmalarıyla geçmemesini önemsediklerini açıkladı. milli eğitim alanının mevcut kutuplaşmayı besleyen en önemli kaynaklardan biri haline getirilmesini de eleştiren doğan yalçındağ, "imam-hatip liseleri dışındaki bütün liseleri ahlaksızlık yuvası olarak gören bir zihniyet milli eğitim camiası içinde hâlâ kendine yer bulabiliyor" diye konuştu.
tüsiad yüksek istişare konseyi (yik) sabancı centre'da toplandı. tüsiad başkanı doğan yalçındağ, toplantıdaki konuşmasında seçimler ve ab konularına ağırlık verirken hem türkiye'de hem de yurtdışında kasımda yayımlancak avrupa komisyonu raporunun olumsuz çıkmasına bel bağlayan kesimler olduğunu duyduklarını açıkladı. tüsiad başkanı doğan yalçındağ, "bu yaklaşımın temelinde türkiye'de demokrasinin zayıflamasının ab içindeki türkiye'nin üyeliğine destek veren kesimlerin gücünü zayıflatmak amacı bulunuyor. beklenti, birkaç kışkırtıcı tavırla karşılaşan türkiye'nin kendisini ab rotasından ayırması ve alternatif seçeneklere doğru sürüklenmesi. bu sinsi planı bozmalıyız. eylülde yeni hükümet ab'yle uyum çerçevesinde reform sürecine ivme kazandırmalı. tck'nın 301. maddesinde yapılabilecek değişiklikler bu ivmenin başlangıç noktası olabilir" diye konuştu. yalçındağ'ın konuşmasından diğer satır başları şu şekildeydi:
ab gündemden düşmüş gibi görünüyor: dış politikamızın en önemli ayaklarından biri olan ab ile ilişkiler sanki türkiye'nin gündeminden düşmüş gibidir. bir tarafta müzakere süreci kendi dinamiğiyle ilerlemekte, öte tarafta konu adeta toplumdan uzak tutulmaktadır.
türkiye cumhurbaşkanını seçememek durumunda kalmamalı: her demokraside gerilimler yaşanması doğaldır, ama biz siyaset sahnesinde hükümetiyle, muhalefetiyle, kurumlarıyla son derece karmaşık bir tablo yaratmayı elbirliğiyle başardık. önümüzdeki seçimler bu karmaşıklıktan kurtulmak için iyi bir fırsattır. ancak bu fırsatı değerlendirebilmemiz seçim sürecindeki tavrımıza bağlı. türkiye bir kez daha uzlaşma eksikliği yüzünden cumhurbaşkanını seçememek durumunda kalmamalıdır.
partiler meclis'te işbirliği yapabilmeli: işadamları olarak siyasete bu kadar önem vermemiz, ekonomik ve sosyal gelişmenin anahtarının siyasette olmasındandır. icraatçı bir iktidar, yapıcı, denetleyici bir muhalefet türkiye'nin önünü açacak bir siyasi tablodur. dört yıl süreyle özellikle ekonomide önemli yol kat eden türkiye, son iki üç ayda siyasi sorunlarıyla dünya manşetlerinde yer alan bir ülke oldu.
çok anlamlı bulduğum bir halk deyimi vardır: 'arabayı düz yolda şaşırtmak!'. cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle başlayan dönemi maalesef bu hale dönüştürdük. yapılacak en doğru şey, geçmiş kazanımları konsolide etmeye özen göstermek ve önümüzdeki süreçleri iyi yönetmektir. bu süreçlerin başında ise genel seçimler geliyor. siyasi partilerin meclis'te işbirliği yapabilecekleri yapıcı bir tutum içinde olmalarını bekliyoruz.



--------------------------------------------------------------------------------


'türkiye'nin güvenliği öncelikli'
kuzey ırak'a sınır ötesi operasyon düzenlenmesi konusunda tüsiad, finansal piyasalar etkilenebilir uyarısı yaparken, "ama türkiye'nin güvenliği her şeyin önündedir' mesajını verdi. kuzey ırak'a yönelik bir operasyon konusunda tüsiad başkanı arzuhan doğan yalçındağ, 'ümit ediyorum ki türkiye bu duruma itilmez, böyle bir şey yapmak zorunda olmaz. umarım böyle bir gelişmeyle karşı karşıya kalmayız, bunu yapmak zorunda kalmayız" derken, "bu bir güvenlik sorunudur. iş dünyasının bu konuda bir fikir beyan etmesine gerek olduğunu düşünmüyorum. türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren askeri bir sorundur. bu çerçeve açısından bakılıp karar verilecektir. önceliğimiz türkiye'nin güvenliğidir. burada ekonomiyi düşünmek anlamsız diye düşünüyorum" açıklamasını yaptı. yalçındağ, genelkurmay başkanlığı'nın gece yarısı yayımladığı açıklamaya ilişkin ise "özellikle milletimizin teröre karşı tek yürek olması ve tepki vermesinden yanayız. içimiz yanıyor, masum insanlarımız, evlatlarımız, dağlarda ölüyorlar. tabii ki de toplum buna tepki gösteriyor. acı bir olay, umarım bir an önce çözümlenir" dedi.


'baykal ve bahçeli zor'
yik toplantısı öncesi ve sonrasında soruları yanıtlayan arzuhan doğan yalçındağ, genelkurmay başkanlığı ve kuzey ırak'a sınır ötesi operasyona ilişkin açıklamalar hakkında, "bugün itibarıyla devletin tepesinde daha büyük uzlaşma olduğunu görüyoruz değerlendirmesini yaptı.
yatırım bankası morgan stanley'in 'kuzey ırak'a girmesi durumunda türkiye'nin notu düşer' açıklamaları hakkında yalçındağ, bu tür gerilimlerin ekonomi piyasalarını olumsuz etkileme olasılığının yüksek olduğunu belirtti. doğan yalçındağ, recep tayyip erdoğan, mehmet ağar ve erkan mumcu'nun ardından deniz baykal ile devlet bahçeli'nin tüsiad'ın toplantılarına gelip gelmeyeceklerine yönelik soruyu da "bu zaman diliminde zor görünüyor" şeklinde yanıtladı.



--------------------------------------------------------------------------------


koç'tan siyasette 'akıl tutulması' eleştirisi
tüsiad yik başkanı mustafa koç'un gündeminde de seçimler ve ab vardı. birkaç ay içinde türkiye'de tartışılan konulardan ve sergilenen yaklaşımlardan rahatsızlığını dile getiren mustafa koç, "siyaset sahnemizde adeta bir akıl tutulmasıyla karşı karşıyayız" dedi. oy istemek için halkın karşısına çıkanlardan, meydanlarda sorumlu siyaset yapmalarını beklediklerini de vurgulayan koç, "çocuklarımızın geleceği seçim meydanlarının basit siyasi mücadele taktiklerine veya ideolojik gösterilerine feda edilemez" diye konuştu.
mustafa koç, şöyle devam etti:
"türkiye'de iktidarda kim olursa olsun, ülkenin yüzünün batı'ya dönük olmasını temin etmek, ab ile tam üyelik sürecinin gereklerini yerine getirmek, piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla egemen olduğu, laik-demokratik, dışa açık bir türkiye için çalışmak zorundadır. türkiye'yi küresel gelişimin dışına çekmeye, yeniden içine kapalı devletçi bir çizgiye oturtmaya, yüzünü batı'dan başka yönlere çevirmeye çalışmak onu yalnızlaştırmak ve geri kalmaya mahkûm etmekle eşdeğerdir.
bunu ulusal çıkar söylemiyle cilalayarak veya dini ideolojilerle soslayarak, geçerli bir politika seçeneğiymiş gibi sunmak akla ve sağduyuya sığacak anlayışlar, yaklaşımlar değildir." mustafa koç'un konuşmasında avrupa birliği (ab) sürecine yönelik vurguladığı konular ise şunlar:
yurtdışındaki türkiye düşmanlarıyla aynı amaçta buluşuyorlar: ab'ye tam üyelik idealine dört elle sarıldık. oysa bugün bakıyoruz ki, birtakım siyasi partiler, kimi kuruluşlar ve kesimler, türkiye'yi batı dünyasından koparmayı bir siyasi alternatif olarak ülkenin önüne koymak için büyük çaba harcıyorlar. bizi kesinlikle geriye götürecek olan bu görüşlerini seçim vesilesiyle ülke genelinde yayma gayreti içindeler. bunun en somut örneğini de türkiye'yi ab dışında tutmaya çalışarak gösteriyorlar. üstelik de yurtdışındaki yeminli türkiye düşmanları ile aynı amaçta buluşma pahasına. bu kapsamda sağ ve sol ideolojiler dahi aynı potada buluşabiliyor.
ab sürecinde ilerleyen güçlü bir türkiye daha etkilidir: ab'ye tam üyeliğin gereklerini yerine getiren ama aynı zamanda da tarihsel ve kültürel hinterlandı ile sağlam ilişkiler geliştiren bir türkiye, avrupa nezdinde güçlenecektir. bu ülkelerin de ulusal çıkar hesaplarında ab öncelikle konumdadır ve ab sürecinde ilerleyen güçlü bir türkiye daha etkilidir.
aşırı duygusallığımızı bilip bizi ab üyeliğinden vazgeçirmeye çalışıyorlar: bir süper güç olan abd bile, ab'yle 'transatlantik ekonomik alan' hedefli bir kurumsal çerçeve içinde, mevzuat ve politika uyumu sağlamaya çabalıyor. böyle bir ortamda, ab dışında kalan bir türkiye, fiilen özel statülü bir ülke durumuna düşebilir ve ab'nin etrafında uydulaşabilir. bu söylediklerimiz asla, 'ne pahasına olursa olsun ab üyesi olalım', biçiminde yorumlanmamalı. ab içinde de önemli görüş ayrılıkları var. bir grup hızla değişen dünyadan tedirgin oluyor, içine kapalı bir avrupa istiyor. bunlar türkiye karşıtı söylemlerin kısa vadeli getirilerine odaklanmış durumda. aşırı duygusal olarak bildikleri türk toplumunu caydırarak ab üyeliğinden vazgeçirmeyi umut ediyorlar.
bu kesim türkiye'nin eksiklikleri yüzünden ab üyeliği sürecinden kendi kendine kopacağını umuyor. amaçları türkiye'yi ab'nin siyasal karar sistemine ortak etmeden özel bir statüyle etki alanları içinde tutmak. 'ayrıcalıklı ortaklık' gibi bir konuma fiilen mahkâm ederek türkiye'yi uydulaştırmak istiyorlar.



--------------------------------------------------------------------------------


130 yılın en çetin sınavı 22 temmuz'da


1 mart'ta düzenlenen tüsiad yik toplantısında gündeme getirilen ve üyelerin görüşleri doğrultusunda şekillenen '1 ocak 2014 tarihinde avrupa birliği'ne tam üyelik hedefine doğru: güçlü demokrasi, güçlü sosyal yapı, güçlü ekonomi' raporu da kamuoyuna sunuldu. raporda, türkiye'nin 1876-2006 yıllarını kapsayan 130 yıllık demokrasi tarihindeki belki de en çetin sınavını 22 temmuz 2007'deki seçimlerle vereceği vurgulanıyor. raporda, "bu sınav, sonuçlar kadar süreçlerle de ilgili. çünkü geçer notu alabilmemiz için toplumsal uzlaşma içinde, siyasal istikrarımızı güçlendirerek, küresel ekonomik rekabet gücümüzü artırarak, sosyal dengesizlikleri giderecek adımları atmaya başlayarak bu dönemi geride bırakmamız gerekiyor" denildi. ab'ye tam üyelik hedefinin ocak 2014 olması gerektiği belirtilen raporda, tam üyelik hedefinin partiler üstü bir anlayışla ele alınmasının önemine vurgu yapıldı. raporda, siyasetçilerin cevap araması gereken temel 12 soru da yer alıyor. gündeme getirilen sorular arasında, büyüme stratejileri, enerji darboğazı, sosyal politika, makroekonomik istikrar, ab'yle müzakere süreci, cumhurbaşkanlığı seçim süreci gibi maddeler bulunuyor.

dün gerçekleşen yik toplantısı diğerlerine göre oldukça kısa sürdü. üyeler öğlen yemeğine kalmadan toplantının bitimiyle sabancı center'dan ayrıldı.

toplantının basına kapalı olarak gerçekleştirilen bölümünde beş-altı üyenin konuşmak için söz aldığı, laiklik, cumhurbaşkanlığı seçimi, seçimler ve toplumsal kutuplaşmanın önlenmesi konularında görüşlerin açıklandığı öğrenildi. bu toplantıda toplumsal uzlaşmanın ve tüsiad'ın popülist politikalardan uzak durmasının gerekliliğinin de vurgulandığı belirlendi.


<bkz: radikal>

   tiki avcisi   09.06.2007 16:46
   #458460
 
reklamı kapat

yazdır