rabindranath tagore

1.

6 mayis 1861'de kalküta'da dogan, 7 agustos 1941'de ayni sehirde ölen, 1913'te gora adli romaniyla nobel edebiyat ödülünü, 1915'te de ingiltere'de "sir" ünvanini alan hintli sair.

nehru*, "glimpses of word history"i kendisinden alintiladigi su misralarla tamamlar:

"düsüncenin her korkudan azad oldugu bir ülke,
bir ülke ki insanlari dimdik,
dünya duvarlarla bölünmemis,
kelimeler gönlün derinleriklerinden fiskirir,
emek kemale uzatir kollarini,
aklin irmagi aliskanliklarin karanlik cölünde kuruyup gitmemis,
ne olurdu tanrim! benim yurdum da böyle bir ülke olsa!"

   klartext   22.03.2007 06:10
   #278207
2.

şairin su mısraları günümüz türkiyesi için birebirdir;

fikrin korkusuz olduğu ve başın dik tutulduğu yerde
bilginin serbest olduğu ve dünyanın özel duvarlarla dar bölmelere ayrılmadığı yerde
sözcüklerin, doğruluğun derinliğinden meydana çıktığı yerde
berrak aklın nehrinin, ölmüş âdetlerin hazin çölünde yolunu kaybetmediği yerde
zekanın sürekli olarak genişleyen fikir ve fiile senin tarafından sevk edildiği yerde
tanrım, sen benim memleketimi, işte bu özgürlük cennetinde uyandır.

tagore
amin..
bravo, bravo...

   ronin   17.05.2007 13:32 ~ 13:35
   #401521
3.

şiirleri, düşünceleri onun olsun ama çok karizmatik adam, allah var. ismi de oturaklı. o olmasın da ben mi olaydım einstein'in yanında fotoğraf çektiren.

http://tinyurl.com/y9cfx5k

   ceres   21.01.2010 15:05
   #1874305
4.

“ne güzel bir laf tanrım. düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız. ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.

istiridyeler, deniz minareleri, midyeler. kirpiler ve kaplumbağalar gibi. sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk? kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize. hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi? duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?

eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak. ne çıkar ateşböceği sansalar beni. belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz? güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi, korkaklığımı, sevgi isteğimi en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce. anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine. o da çözülecek belki.

samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince. oysa bir görebilsek bunu. kalmadı böyle insanlar demesek. güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. kırılmaktan korkmasak. incinsek, yaralansak. ne olur bir darbe daha alsak. yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu. denesek. risk alsak. yanılsak. fark etmez. tekrar, tekrar bıkmadan denesek. ve kucaklaşsak yeniden. tıpkı eskisi gibi. ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi. o zaman fark edeceğiz. ne kadar özlediğimizi birbirimizi. neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.

beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. vakit az, paylaşmak, sarılmak için. yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır. yüreği daha fazla küstürmemek lazım. sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. ve koşullar bir türlü düzelmeyen. sevgiye çok ihtiyacımız var. ufukta kara bir kış görünüyor. ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri. kırın o sert, o ağır kabuklarınızı. kurtulun bu yükten. korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize. yalnızlığa mahkûm ediyor bizleri. hem hepimiz bir yıldızız. ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.

rabindranath tagore

   in neverland   10.12.2010 04:01
   #2252958
5.

kurtulduk dostlarım, çalışma korkusundan
çalışmak oyundur biliriz çünkü
yaşam oyunu
oyundur, vuruşmak, döğüşmek
yaşam ölüm arası
oyundur, ışığın gülüşünde parlayan
sonsuz gönül içre
rüzgarda kükreyen
ve kabaran denizde

   in neverland   11.12.2010 22:44
   #2253916
6.

önemli eserleri:

şiir:
bahçıvan 1914
büyüyen ay 1915
ruhların fısıltısı 1951

dram:
postahane 1918
karanlıkların kralı 1919

roman:
ev ve dünya 1920

hikâye:
hikâyeler 1920
hint ruhundan 1930

   in neverland   11.12.2010 22:47
   #2253921
7.

alışma bana, ne yapacağım belli olmaz..
bugün varım yarın birden yok olurum..
doku...nma bana,kapanmamış yaralarla doluyum..
canımı acıtma, bir yarada sen açma..
sevme beni yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun..
isteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum..
çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum..
anlama beni, ben kendimi bilirim,ben böyle mutluyum..
aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum.. güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına..
sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki..!
vazgeçemezsin tutkun olurum..
yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni..
tüm tutkularım ve gücümün arkasında..
hala minik bir çocuğum..
büyütemezsen kaybolurum...

   in neverland   11.12.2010 22:50
   #2253929
 
reklamı kapat

yazdır