rakibalikayvalik

1.

lafmacun.org yazarı, ho$ gelmi$. anlaşılan mutluluğun formülünü çözmüş.

<bkz: lafmacun bando takımı>
<bkz: rakı>
<bkz: balık>
<bkz: ayvalık>

   pul koleksiyoncusu   30.05.2007 18:26 ~ 18:27
   #435871
2.

<bkz: üçlü>

   ceaser   30.05.2007 18:32
   #435883
3.

hep çocuktu...
yine çocuk...
saçları siyah...
dümdüz...
ıpıl ıpıl parlıyan bir çocuktu...
yine çocuk...
uyurken dudaklarının kavuştuğu kenarından, gerdanına doğru uyku suyu akan...
üzerindeki yeşil battaniyesinin birazı yere doğru uzanan bir çocuktu...
telaşsız...
umarsız...
kirli...
kuruyunca griye çalan çamurları; suratında, ellerinde, dizlerinde taşıyan bir çocuktu...
gecenin bir yarısında ateşi çıkan...
kusan...
üşüyen...
anasının baş ucunda sabahladığı bir çocuktu...
babası işe gidince, ne gereği varsa,sevinen...
akşam olup da dönünce hayala kırıklığı yaşayan...
yağmur birikintilerinde kağıt kayıklar yüzdürmüş...
keskince katladığı her bir uçağı yere düşmüş...
ayağına, paslı olup olmadığı ebeveynleri tarafından merak edilen, çiviler batmış...
pasın neden önemli olduğunu kavrayamamış...
kanamış bir çocuk...
yine çocuk...
sigara görünümlü sakızlar çiğnemiş...
en berbat, mikrop dolu pembe gofretleri yemiş...
leblebi tozu boğazında kalmış...
niyet çekmiş...
fruko gazozu bir dikişte içebilmiş...
uçan balonu olmuş...
siyah okul önlüğü giymiş...
mavi biyanki bisikletine rahatça binebilecek, geniş sokaklara sahip olmuş,
bisikletinin mavisinden utanan bir çocuk...
yarısı apartmanlarla, yarısı dükkan önlerinde çalınmış...
çocukluğunun üzerine a, b, c blok diye kategorize edilerek, havuzlu siteler yapılmış bir çocuk...
üzerinde masmavi gökyüzünün, yaninda marmaranin mavisinin olduğu bir çocuk...
peçeteyle, kağıt havluyla değil; elbeziyle ağzı silinmiş...
anne tarafından iyice bastırılınca daha iyi paklar diye düşünülen elbezi dokusunun ağzını acıttığı bir çocuktu...
elbezinin sabun tadının hala dudaklarında olduğu bir çocuk...
yine çocuk...
anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?..
seni bize götürelim, bizim oğlumuz olur musun?..
ve benzeri aptalca sorularla dimağı yoklanmış...
misafirliğe gidildiğinde misal muzdan, kendisine düşen adetten daha fazlasını yiyince evde olsa yemez, bir yere gidince hep böyle oluyor ana-baba utancını duymuş...
ev sahibi kişi bir an için uzaklaştığında kaş göz işaretleriyle uyarılan, yediği muz zehir zıkkım edilmiş bir çocuktu...
nalbura gidip bilmemkaçnumara boya almış, sonra bir ton açığı olsa iyi olur tespitiyle nalbura bir kez daha gönderilmiş, yolda giderken küfretmiş...
evde badana yapılırken mutlu olsun diye eline küçük bir fırça verilmiş, onun boyadığı yerler badanacı kişi tarafından umursanmadan tekrar boyanmış...
bu güvensizliğe anlam verememiş bir çocuktu...
alışverişi gönderilirken verilen paranın üstüyle kendine istediğin bir şeyi alabilirsin özgürlüğü sunulmuş, eve gelindiğinde illa ki kendine ne aldın merakıyla karşılanmış...
sen dururken annen mi gitsin ekmek almaya siteminden etkilenip, televizyondaki filmi yarım bırakarak bakkala ekmek almaya gitmiş...
evin ekmek ihtiyacı hep seyrettiği en güzel filmlere denk düşmüş...
bakkal ev arasındaki mesafede ekmeğin ucunu ısırarak gıda etmiş bir çocuktu...
yine çocuk...
evden çıkarken,paran var mı? sorusuna "hayır yok" yerine, seri şekilde "var var" diyen, tam kapıyı kapatacakken,"şunu da al bulunsun, lazım olur"büyük baba sıcaklığıyla karşılaşmış bir çocuktu...
parayı utana sıkıla alırken, paraya bakmıyormuş gibi yapan...
"valla param var yaaa" sahtekarlığına sığınmakta ısrar eden çulsuz...
içten içe "ulan büyük baba ne kadar anlayışlısın, sağol be ya" sessizliğinde sevinen bir çocuktu...
yine çocuk...
***
bir çocuk cihan...
tüp arabalarının, kamyonetlerin arkasına takılmış...
arkadaşları tarafından "abi takılan var, takılan var" diye gammazlanmış...
minibüslerde, otobüslerde midesi bulanınca annesi tarafından "aklına getirme midenin bulandığını" öğüdüyle yüzleşmiş...
bu öğüdü ciddiye alıp "aklıma getirmiycem, getrimiycem işte" diye mücadele etmiş ve bunu başaramamış bir çocuktu...
yazları çay bahçesinde komilik yapmış sonra büyük kumpirci olmuş...
ebe tura bir ki üç, yerden yüksek, japon kale, dokuz aylık... gibi oyunlara doymayan...
hava kararmadan evde olması gerekmiş bir çocuktu...
yine çocuk...
evdeki terliklerin salon, mutfak, banyo, balkon terliği şeklinde ayrılmasına anlam veremeyen...
balkon terliğiyle odalarda, diğer terliklerle balkonda dolaştığında azarlanmış bir çocuktu...
yine çocuk...
banyo yapmayı sevmeyen...
taşa oturunca gerçekten karnı ağrıyan...
acıkınca eve şöyle bir uğrayıp ekmeğin arasına domates destekli bir şeyler koydurarak evden bir çırpıda çıkan...
evden çıkarken ayakkabıların giyilmesi esnasında ekmeği yanından dişleyerek ağzında tutan...
çıtalı uçurtma yapmayı asla öğrenemediğinden, marangozdan yalvar yakar aldığı çıtaları mahallenin abilerine gözü kapalı teslim eden bir çocuktu...
***
bir çocuk cihan...
ağlamaktan utanmayan...
akşama köfte, patates kızartması yapıldı mı sevinçten deli olan...
köfteleri, patatesleri yerken yarına kalma ihtimalini düşünen...
ertesi gün buzdolabını açtığında bir tane olsun köfteye rastlayamayan...
tek tük kalmış, pörsümüş patateslere tenezzül etmeyen bir çocuktu...
yine çocuk...
bütün spor ayakkabılarına garezi olan...
ayakkabı bağlamayı iyi bellemiş...
kış günlerinde pantolonunun altına zorla kalın bir pijama giydirilen...
arabaların şoför tarafındaki camlarından içeriye dikkatlice bakarak "arabanın kaç yaptığını" öğrenmekten keyif alan...
"kızların içinde kızılcık bebek" küçümseyişini fazlasıyla tatmış bir çocuktu...
yine çocuk...
***
bir çocuk cihan...
düğünlere nefret etmiş...
düğünlerde mahalli sanatçının "anneler babalar çocuklarınızı yanınıza alın" uyarısıyla sahneden küfretmiş...
sonra tekrar sahneye fırlamış...
adını bilmeyenlerin "küçüüüükkkkkkk... şişşşştttt küçüüüükkk" seslenişine maruz kalmış bir çocuktu...
bir çocuk...
kocaman kocaman sevdaları olan...
ama daima karşındakinin onu sevebilme ihtimali seven...
hep en kudretli kendisinin aşık olduğunu sanan, öylesine bir çocuktu...
yine çocuk...
***
o işte...
o...
daha ne olsun...
nasıl söylesek?..
nasıl anlatsak?..
pasaklıdır mesela...
dağınık...
hep dağınık...
kendisini dağıtacak sevdaları kolay bulması bundan belki...
belki bundan iflah olmaz bir gönül adamı...
dağınık...
ruhu... beyni... mekanı...
her yeri dağınık... öyle biri...
yalancı...
kendisini kandıracak kadar yalancı...
hayalleri olan...
asabi...
ama sabırlı...
ama en çok da dağınık...
ruhu... beyni... mekanı...
her yeri dağınık... öyle biri...
öylesine yaşıyor...
öylesine...
öyle..
bir çocuk cihan...
yine çocuk...
hep çocuk...
hep...
herkes kadar çocuk...
herkes...
*

   rakibalikayvalik   30.05.2007 22:48 ~ 03.11.2007 19:31
   #436417
4.

benim gibi bir çocuk,hep çocuk olduğunu anladığım,kanımca cok güzel bir giriş yapan yeni yazar.hoşgelmiştir.

   rakicoglu   30.05.2007 22:55
   #436425
5.

güvercin yollamasa haberim olmayacaktı, sj tarikatı'nın en asil üyelerinden olduğundan!*
yaş ortalamasına + olarak katkısı olmasa da, mantık, saygı ve sevgi unsurlarına aşırı oranda katkısı olan, yazar olmayı başarabilmiş arkadaşlarımdan 2. si.
kendisi ingiltere'nin londra kentinden yazılarıyla, lafmacun'a katkıda bulunmakta.
biliyorum, tekrar hoşgeldin yazılmaz karşılanan yazara ama; ben diyim olsun.*

   sj   31.05.2007 01:52
   #436890
6.

nickiyle gönülleri fetheden ; insanda istanbul dan kaçıp ayvalık ta rakı balık muahabbetiyle coşma isteği uyandıran yazar. hoşgelmiş.

   nickyokmsnversem   31.05.2007 01:55
   #436894
7.

31 mayıs 2007 karnımın acıkması olayının azmettiricisidir. *

   tomberk   31.05.2007 02:03
   #436905
8.

ben londraya londra demem karsi komsum bana 1 kase asure vermedikten sonra. onun herzamanki serzenisidir.

   rakibalikayvalik   31.05.2007 02:04
   #436907
9.

hayatta yeri doldurulamayacaklar vardır ya... benim için onlardan birtanesidir. nickiyle yine ve yine beni altüst etmiştir. kendini özletmiş kardeşim dostum, yeni ismiyle hoşgelmiştir...

   marque   01.06.2007 03:34
   #439464
10.

<bkz: şiir gibi nick>

   nobelsport   01.06.2007 03:35
   #439468
11.

güzel üçlü. e daha ne olsun!

   siirsel   01.06.2007 03:37
   #439469
12.

sacma sapan * bir yazara verdigi ayarlarla beni kendisine hayran bırakmıs yazardır. * hala gülüyorum...
tebrikler...

   halilemre   07.06.2007 23:53
   #455057
13.

pırlanta gibi genç bir çocuk..yazılarını,ayarlarını şevkle ve heyecanla takip ediyorum.her söylediği veya her yazdığına katılmayabilirim ama kesinlikle yazıdıklarıyla insanda bir saygı duyarım intibası bırakıyor.inşallah bozulmaz ki hiç sanmıyorum bozulacağını.severek okuyoruz yazılarını ailecek.***

   estarfin   19.06.2007 09:34
   #480405
14.

yeni yazarımız hoş gelmiştir .

rumuzuyla değişik bi kişilik olduğunu tescillemiştir .

   halidov   19.06.2007 09:37
   #480407
15.

sorayim sana
kufur ogretsene bana
super kafiye
londrada bulusmak uzere gotumu kaldirabilirsem bulusacagim kucuk kardes.

ayvalikla pek bir alakasi yokmus efendim.
serhos kafalarimiz arada bulusur msn de, bana kul kedisi, gurbet kedisi muamelesi yapar. bak abla bir seye ihtiyacin olursa neyim hemen ara.
ing cok ayip kelimeler ogretiyor sagolsun. onun walla sucu yok ben kasindim! *

   bosveeer   22.06.2007 00:48 ~ 00:48
   #489928
16.

sanki sanki yeni bir ramiz doğuyor ? *

   nickyforenko   23.10.2007 23:05
   #688250
17.

<bkz: yapma canım yapma kardeşim>

   muselem   23.10.2007 23:06
   #688256
18.

ramiz in alt kümesi.

   wunderbar   23.10.2007 23:33
   #688308
19.

nick dünyasında tek ve benzersiz bir buluş.

   son yahudi   07.12.2007 17:52 ~ 17:53
   #760322
20.

radyo caydemliğin sessiz diceylerinden. ama sessiz olsa da çok şey anlatmıştır şarkılarıyla, zira o yayında olduğu zaman radyo caydemlik tarihinde bir rekora imza atılmıştır. rekor online açısından ters olsa da iyidir güzeldir, kafa adamdır, abk ile kafayı bozmuştur bu aralar, bir de "mina kii" şeklinde bir sözcük katmıştır lügatıma, yazarlığının-yazılarının devamını, diceyliğinin sona ermesini dileyerek yazıma son veriyorum.

   yazamaz   13.12.2007 00:49 ~ 00:49
   #767422

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır